Ben Prenses Değilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ben Prenses Değilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ocak 2026 Cumartesi

Ben Prenses Değilim//Kübra Nur Kitap Yorumu^^

 Selamlar^^
Her sene bu zamanlarda Kübra Nur'un bir kitabını okuyorum. Yazarın elimde okunacak birkaç kitabı vardı ama artık bununla beraber daha da kalmadı ve son kitabın güzelliğiyle güzel bir veda oldu. Aslında sıfır, hiç okunmamış kitaplarına veda bu yoksa yazarın diğer kitaplarını sürekli okurum ben. Mesela Bin Bela Bir Karanfil kitabını 123456 kez okurum. Ve o seriyi. Benim için sıkıntı yok ama keşke yazmaya devam etse. Yazarın kendisi ile konuşunca devam etmeyeceğinden bahsetti. Yazarlık kariyerini şu anlık akademik kariyeri için bıraktı. Sonradan devam etmesini çok isterim ama belki de yazmaz(İnşallah yazar ama :D) 
Böyle güzel, eğlenceli kalemlerin sevdalısıyız, tamamen bırakırsa cidden üzülürüm. :/



Bir varmış, bir yokmuş. Zamanın birinde, masallara inanmayan bir cadı yaşarmış ve bir gün, öpüldüğünde kurbağaya dönüşecek bir prensle karşılaşmış.
Bazen, beyaz atlı prens aynı zamanda bir şeytan olabilir. Bal kabağından bozma at arabanız bazen sizi ummadığınız yerlere götürebilir. Bazen cadılar aşka inanıp ondan korkabilirler.
Hayat bir masal değilse bile çoğu zaman ona çok yakın bir şeydir. Bilinenin aksine, kendinizi bir masalda bulmanız için mutlaka prenses olmanız gerekmez. Bazen sıradan bir köylü kızı, bazen bir cadı, bazen bir savaşçı…
Yaşayacak cesaretiniz olduğu müddetçe kendi masalınızı yazmaktan asla mahrum kalmazsınız.
Ben Naz Atalay. Ve bu, benim masalım. Ve inanın, ben prenses değilim.

 
Naz babasının arkadaşının şirketinden çalışmak için yaşadığı şehirden ayrılıp sıfırdan yeni bir hayata başlamak için başka bir ile gider. Havaalanında onu bekleyen şoförü beklerken çok nemrut bir adamla karşılaşınca ilk dakikada nerelere düştüm ben der.
Meğer asık suratlı şoför şirketin başkanının oğludur. İlk başlarda bu adama sinir olan Naz torpille değil çalışkanlığıyla buralara geldiğini kanıtlamak için elinden geleni yapar ama adamla da yüz göz olmamaya çalışır.
Bir gün kendisine atılan bir mail sonucu gizlenen sırları öğrenince işler tersine döner ve huysuz adam Naz'a borçlanır. Bu borcu da nasıl ödeyeceğini iyi bilen Naz zamanla aslında huysuz adamın çok eğlenceli, kafa dengi biri olduğunu öğrenir.
    Naz o bildiğiniz karakterlerden değil, prenses olmamak için kendi ayaklarının üzerinde durmak zorunda kalması, ailesiyle yaşadığı problemler ve hayal aleminde yaşamayan güçlü bir karakterdi. Kendisi huysuz, erkek karakterde huysuz olunca tadından yenmiyor. Zaten diyorum ya kendisi prenses değil, öyle narin bir karakter değil anlayacağınız. O yüzden huysuz olması çok tatlıydı. Zamanla bir şeylerin değişmesi ise yavaş yavaş olması kitabı daha da güzel yapmıştı. :)


Atlas babasının emriyle gidip havaalanından alacağı kızı ilk görüşte sevmemişti, çünkü tam bir huysuzdur. Onunla baş etmek ise çok zordur çünkü söylemesinin aksine Naz torpille değil başarılı oluşuyla gelir.
Saçma hayalleri, kendi sırrını öğrenmesi derken bir anda kendini Naz ile arkadaş olarak bulur ama artık duygular arkadaşlıktan çok başka yerlere gider.
Şimdi detay veremeden karakter anlatmak çok zor ama Atlas'ta Naz gibi farklı bir karakterdi. Bir kere iki karakterimizde ilk görüşte aşık olmuyor, ciddili bir huysuzluk var ikisinde de. Atlas'da patron görevliğinin verdiği avantajla ona cidden kötü davranıyor. Mesela kendisi kapı komşusu ama huysuzlukları devam ediyor.
Her sabah işe beraber gitseler bile. :D
Atlas'ın baştaki o huysuz ve umursuz hallerine kıl olsam da sonradan Naz'a olan davranışları, onu anlaması ve ona göre davranması. Tam bir centilmen erkek karakter. Ama öyle herkesin bayılan türünden değil. Bu çok farklı. Ne demek istediğimi okuyanlar anladı. ;)


Naz Çirkin Ördek Yavrusu kitabından tanıdığımız Meriç'in yeğeni. Hatta o kitapta da Naz'ı okuduk. Meriç'ten akıllı olan yeğeni diyeyim anlayın. :) Tabii Meriç'i ve o inat hallerini, Damla'yı hep okuyoruz bu kitapta. Özlemişim ikisini de. <3
O kitabı da çok severim, aslında olayları çok farklı ama son kısımda yaşananlar ve duygular çok güzeldi. Bayılmıştımmm. Yorumu okumak isterseniz tık tık^^
Sonrasında dedim Naz'ın babası ve Atlas'ın babası anlaşıp çocukların arasını yapmak istedi falan ama bununla ilgili bir şey yazılmamıştı. Demek öyle değil. :)
Naz'ın öyle dertleşeceği bir arkadaşı yoktu, zaten aile sıkıntıları ile anca baş ediyordu.
Zaten o da başka konuydu.
Yani bazı şeylerin olmamasına anlam yüklüyordu en azından.
Bu kısımda Naz'ı anladım ama yine de o balkon kısmına aşırı üzüldüm ya, çok kalbim kırıldı...


Çok sevdiğiniz kitapları neden sevdiğinizi düşündüğünüzde ila ki bir sahne, olay, tanışma ya da unutulmaz karakterler dersiniz değil mi?
Ben bir süre bu kitabı neden sevdiğimi düşündüm. Unutulmaz olaylar yoktu, her kitapta olan olaylar vardı ki dediğim gibi kitabın başında beri karakterlerimiz birbirlerinden hoşlanmıyorlar ama şimdi, şöyle bir alıntılara bakayım dedim neden sevdiğimi buldum...
Naz'ın iç sesi ve karakterlerimizin birbirilerine olan itirafları, yavaş yavaş yeşeren o aşkı.
Mesela ufak bir kıskançlık olmasına rağmen aman aman değil ama yine de kitaba güzellik katmıştı.


Yazarın karakterlerinin bu kadar güzel ve unutulmaz olması yazmayı bırakmasına daha üzülmeme sebep oluyor. Çünkü karakterleri her zaman en farklısı, en güzeli ve gerçekten unutulmazı.
Yukarıda da dediğim gibi karakterlerin daha ilk sayfadan aşık olmaması, daha çok birbirlerinden hoşlanmaması diğer kitaplardan farklı yapmış. Bu da kitabı daha da güzelleştirmiş.
Başta dediğim gibi Atlas'a sinir oldum ama sonradan Naz için söyledikleri var yaaa, al çıktısını as duvara. Çok iddialı ama alıntıları okuduğunuzda ne demek istediğimi anlayacaksınız.
Ve son kısımda sırf Naz için bir yere gitmesi, gitmesine rağmen Naz'ı düşünmesi...
BA YIL DIMMM...
Kız Naz nasıl uzak durdun bu adamdan yaaaa, bizim yüreğimize oturdu. :D


Kitaba neden tam puan verdiğimi, neden bu kadar çok sevdiğimi yorumda istediğim gibi yazamıyorum ama okuduğunuzda ne demek istediğimi gerçekten anlayacağınızı düşünüyorum.
Yazarın bütün kitaplarını öneriyorum ama ilk defa okuyacaksanız ilk bunu okuyun. Sonra Sonsuz Düşler serisi var, onlardan devam edip Üç Yapraklı Ahududu'dan devam edebilirsiniz.
Bin Bela Bir Karanfil serisindeki karakterler bu kitaplardaki çiftlerin çocukları. İlk bilseydim Sonsuz Düşler Serisinden başlardım.
Tabii bu ayrı okunmayacağı anlamına gelmesin, hepsini ayrı ayrı okuyabilirsiniz ama seri takıntınız varsa böyle okumayı unutmayın. :)
Yorum istediğim gibi olmayabilir ama olsun, bu şiddetle önermeyeceğim anlamına gelmiyor. :)
Yılın ilk tam puanlı kitabını okuyun, okutun^^
Not: Kitabımız genel okurdur. :)




Kitaba Puanım 5/5^^




Alıntılar^^


Kendimi aniden şapşal gibi gülümserken buldum. Tam bu sırada Atlas'da bana baktı. Yüzünde yine o çapkın gülüş vardı. Ve tuhaf bir biçimde kalp atışlarımı hızlandırmıştı.


*****


Cahit Atlas Karahan, tam anlamıyla bir beyaz atlı prensti.


*****


"Arabayla gidiyorduk. Sana Altın Diyar davetiyesini cevapladığımı söyledim. Gözlerinde öyle bir neşe parladı ki, kalkıp dans edeceksin sandım. Arabayı kenara çekmek istedim. Sen neşeni doyasıya yaşa diye. Dans et diye."


******


"Nihayet bunu söyleyebildiğim için çok mutluyum. Seni seviyorum, Naz. Muhtemelen beni öpersen bir kurbağaya dönüşeceğim ama prens olmaktan sıkılmıştım zaten."


******


"Sana, daha önce hiç olmadığım gibi aşığım, Naz. Sana, şiir okumak isteyecek kadar aşığım ama ezberimde hiç şiir yok. Sana o kadar aşığım ki, eğer zamanda geri gidebilseydim, sırf sana okuyabilmek için onlarca şiir ezberlerdim."






Alıntılara Not: Bazı alıntıları eklemek spoiler olacaktı diye onları es geçtim, onlar bana ait artık. :D









Bir yorumda böylece biter, başka yorumlarda görüşmek üzere^^
Sevgiyle ve aşkla kalın^^