Guardian Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Guardian Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Haziran 2026 Salı

Elzem-Leyla Gecesi//Hümeyra Kitap Yorumu^^

 Selamlar^^
Mahalle kurgularını seviyorum, ne zaman böyle bir kitap bulsam hemen okumak istiyorum. Varsa önerileriniz, ben çok sevdim sen de seversin dediklerinizi öğrenmek isterimm^^
Kitabımız ilk duyulduğunda çok ilgimi çekti. Konusunun yanından kapak tasarımı, renkleri harikaydı. Yani konusundan sonra sırf bu tasarımın kitaplığınızda olmasını istersiniz. :)
Yazarla ilk tanışma kitabımü ilk defa okudum. Kalemi güzel, beğendim ama öğrendiğime göre bu kitabı bir tık eh işteymiş, diğerleri daha güzelmiş. Merak ettim doğrusu. :)
Kitabımız dediğim gibi mahalle kurgusu ama beklediğim gibi değildi. Ben böyle curcuna olan mahalle kitaplarını seviyorumü bütün mahalle sakinlerinin aile gibi olduğu ama burada işler farklıydı. Nedeni devamındaa :)



"Leyla!"
Günlerin yer değiştirdiği o saatlerde, gecenin en karasında, bir ruhun kilitli kalmış sokaklarındaydık.
"Burada ne arıyorsun?"
Başkası için kül olan bir yüreğin yeniden yanacağını düşünmezdim ona kadar.
"Seni tanıdığım o günden beri açılan kapıların, çıktığım yolların sonu hep sana varıyor." Bir tebessümün kıyısında var olup orada yok oldum. "Belki benim de çıkmazım sensin. Leyl`im, Leyla`m, gecemin karanlığı, çıkmazım..."
Onun kurduğu anlamların benim cümlelerimin üzerini örttüğünü hissettim.
O çıkmazda onunla kalmaya gönüllü gibi, "Benden ne istiyorsun?" diye sordum.
"Seni," dedi.

Konuya Not: Başka açıklayıcı konu bulamadım. Konu için karakter tanıtımlarını okuyabilirsiniz. :)



Leyla atanamadığı işi yüzünden evde annesine yardım etmektedir. Evlilik konusundan çok baskı olmasa da annesi illa ki görücü vs söylemektedir. Yine öyle bir zamanda annesinin söylediği isime çok takılmıştır ama onundan geçmişte başından geçen ilişki yüzünden bütün mahalle gibi Leyla'da haberdardır.
Bir gün yakın arkadaşı Merve'nin yanına gittiğinde Akın ile karşılaşınca hem şaşırır hem de istemsizce aklı onda kalır. Sonrası ise kader. Bir de bakmış ki Akın ile evlenme arefesinde ama bu süreç o kadar zor ve meşakkatli olur ki çiftimiz yine de aşkından vazgeçmez.
Leyla tatlı bir karakterdi, tabii öyle tatlı dediysek o klasik iyi karakterlerden değildi. Bu tavrını çok beğendim. Dişe diş, kana kandı. lafının altında kalmaması en sevdiğim yönüydü. Biraz böyle dişli karakterler okuyalım ya. Böyle karakterler yazmaları istek değil ihtiyaç. :D Ama böyle durduk yere tripli değil. Okuyanlar anladı beni. :)


Akın, yıllar önce herkesin dilinde olan sevdası yüzünden evlilik konusunu hiç açmaz ama bir gün beklediği ismi duyduğu an annesine olur der. Tabii o kabul etmeden sonra hemen işler isteme vs. olmaz ama yine de Leyla'dan uzak duramaz.
Akın tam hayallerdeki erkek ama işte hayaller diyoruz. Böylesi var mıdır? Varsa yorumlara yazııınnnnnnn :D
Geçmiş yüzünden Leyla'nın sürekli diken üstünde durmasını o kadar iyi anladım ki. Tam mutlular, hoop bir tane abuk subuk şey çıkıyor güven yerle bir. O yüzden hak verdim.
Yine de o kadar güzel sevdi ki bebek gibiydi. :) Bu yüzden kitabı gerçekten çok sevdim. 


Diğer önemli karakterlerden doğru düzgün ortada kimse yoktu. Leyla'nın yakın arkadaşı Merve çok uyduruk mu desem, destekçi mi desem bilemiyorum çok garip yazılmıştı. Hani genelde kitaplarda kızın ya da erkeğin yakın arkadaşı aklı başından olur ya yazar Merve karakterini bir garip yazmış. Doğrusu o Akın'ın kuzeniyle olan mevzu hoşuma gitmedi. Yani neden böyle bir karakter yazar ki? Ve tamam kitabımız mahalle kitabı ama neden çok fazla mahalle sakinleri yoktu. Bu kitabımız mahalle kitabından çok bir çiftin görücü usulü ile tanışması, görüşmesi, aşık olması ve evlenmesini konu alıyordu. Haa 478 sayfalık dolu dolu bir kitaptı ama genel mahalle kurgularına bakınca çok fazla mahalle kurgusu değildi diyebiliyorsunuz.
Aileler çok iyiydi, yaptıkları ve söyledikleri şeyleri düşününce mantıklıydı. Tam bir Türk ailesinin vermesi gerektiği tepkilerdi.
Mesela Akın'ın Leyla sebebiyle olan mevzusunda Akın'ın annesinin tepkisine haklı diyorum. Tabii Leyla'nın babasının geçmiş yaşananlar yüzünden söyledikleri de o kadar haklıydı ki. Sonradan annesinin falan. Yani dediğim gibi aileler tam bir Türk ailesiydi, beğendim.
Sadece Akın'ın kız kardeşi mevzusu aşırı uzatılmıştı, sonradan aklı başına geldi mi? Tartışılır. Sevmedim onu ama kitabı heyecan katmıştı. :D


Kitap ilk önce watty'de yayımlanmış, ben de geceleri okumak için oradan okudum ama kitapla kıyaslanınca çok fazla değişimler vardı. Üzerinden çok oynanamamış, konular aynı ama kitap genel okurken watty'de yayımlanan kitapta yetişkin içerikler vardı. O yüzden kitabı genel okura, watty'yi +18 yaş üstüne öneririm. :D Ve böylece yazarın yetişkin içerik yazdığını öğrenmiş oldum. Gerek var mı? Hayır. Basılmış halinde güzeldi, o aşkları, masumlukları çok tatlıydı. Yani yetişkin içerik yazmadan her türlü yazılabiliyormuş diyorsunuz. Hazır yazar demişken kaleminden bahsedeyim. İlk okumama rağmen sevdim ben. Akıcı, merak edilesi bir kaleme sahip.

Mahalle kurgusu değil de, tatlı, akıcı, güzel bir aşk hikayesi okumak isterseniz öneririm. Ne kadar beklediğimi bulamasam da çiftimizin o bakışmaları, buluşmaları, sonrasından olanlar falan derken ben çok sevdim. Hatta öyle bir heyecanla, merakla okumaya devam etmiştim ki sabah namazını kıldım, hava aydınlandı öyle bırakabildim kitabı.
Masum, güzel aşk kitapları sevenlere öneririm ama mahalle kurgusu olarak okumak isterseniz öyle bir beklentiye girmeyin. :)




Kitaba Puanım 5/4^^




Alıntılar^^



"Çünkü Leyla..."
"Seni görene kadar sana ihtiyacım bilmiyordum. Öylece yaşayıp giderim sanıyordum ama sen bir ihtiyaçmışsın."


*****


Ona geç kalışım, bana geç kalışı neden dedirtti. Ah dedirtti, diz dövdürttü. Akın'ın beni böyle güzel seveceğini bilsem Gözde'den kalan o seneleri de ne kendime ne de ona heba ederdim.




"Elimden geleni yapıyorum, yemin ederim. Ama yapamadıklarım yüzünden seni kaybetmeyi de yüreğime anlatamıyorum."



*****


"Öyle başkasın ki seni sadece bana saklayasım geliyor. Sonra da diyorum ki herkes görsün Leyla'yı. Görsün ki bir hayat nasıl yaşanır öğrensinler. İkilemimsin sen benim."







Diğer yeni yazılarımda görüşmek üzere sevgiyle kalın^^








9 Nisan 2026 Perşembe

O Çocuk Beni Aşar//Mishelov Kitap Yorumu^^

 Selamlar^^
Ramazan'dan dolayı fazla blogla ilgilenemedim, başlarda yine yazı vs yazmıştım ama sonlara doğru bu fırsatı yakalayamadım. Ondan sonrada bayram, benim bir türlü geçmeyen(arada geçiyor şükür) diş ağrım derken bayadır bitirmeme rağmen sonunda bu kitabın yorumuna geçtim. :)
İlk duyurulduğu zaman konusuna, kapağına hayran kalmıştım. Hemen gelince okumak istedim ama başka kitaplar okuyordum. Bunu da yine Ramazan'a denk geldiğinden birazcık elimde sürünmüş olabilir. Neyse ki akan, eğlenceli, güzel bir kitaptı. Yazardan okuduğum ilk kitap, kalemini beğendim. Biraz öncede dediğim gibi akıyor olması kitabı daha sevmeme neden oldu.


Üniversiteye adım attığı ilk andan itibaren kalbini kampüsün göz alıcı çocuğu Güner’e kaptıran Melina, onun hareketli, afili ve tamamen erişilemez dünyasına girebilmek için kendini Güner’in en yakın arkadaşı Dora ile yaptığı sahte bir sevgililik anlaşmasının ortasında bulur. Sahte gülüşler, yanlış anlaşılmalar ve beklenmedik yakınlaşmalar arasında sıkışan Melina, her şeyin kontrolden çıktığını fark eder. Üstelik kalbi hiç planlamadığı birine kayarken nefretle başlayan bir ilişkinin kendi kurallarını sessizce yazdığını görür. Melina, hoşlandığı çocuk ve onun en yakın arkadaşını kapsayan mantıksız bir aşk üçgeninde sıkışıp kalmıştır. Peki ya kalbinin sesine kulak vermek tüm kuralları altüst edecekse? Günümüz masallarında sihir yok. Ama hâlâ büyü var.


Melina okula başladığından beridir hoşlandığı platonik aşkını hep uzaktan bakmaktadır. Onun yanından bir de hoşlandığı çocuğun en yakın arkadaşı da nefret ettiği biridir. Bir gün hiç ummadığı kişiden yardım alınca başta kabul etmez ama sonradan kabul etmek zorunda kalır.
Başlarda hoşlandığı çocukla sık sık görüşeceğini düşünür ama sonradan yavaş yavaş gerçek yüzünü görmeye başlar.
Melina iyi hoştu ama hoşlandığı çocuğun gerçek yüzünü görmesine rağmen halen daha onu düşünmeye devam etmesi, ne bileyim kızlara davranışından sonra hemen ondan soğuması lazımdı. Bu mevzu canımı sıkmadı değil, yani bu sebeple Dora'ya üzüldüm ya. Şimdi o da bir şey diyemez ki, bu sefer senin yüzünden böyle hissediyorum vs diyecek olmayacaktı. Bu yüzden sevmedim ne yazık ki. Dora'dan nefret etmesi ona karşı olan düşüncelerini çok değiştirmedi, çabalamadı bile. Birazcık daha farklı şeyler olabilirdi.


Dora ilk gördüğü andan beri aşık olduğu kızla bir şekilde konuşmak ister ama nedenini çözemediği bir soğukluk hisseder. Bir gün hiç yapmayacağı bir şey yapar ve Melina'ya bir teklifte bulunur. Kabul etmeyeceğini düşündüğü zamanda ondan mesaj alınca gecenin bir vakti buluşup sahte sevgililik için anlaşma yaparlar.
Dora çok tatlıydı, Melina'nın tripli, nefret dolu hallerini bile bir şekilde alt etti. Zaten o sonra kısımda cesaret edip yanına gitmeseydi bence Melina zor ikna olurdu. :D Yine de Dora'cım çevreni bir değiştirsen mi? Yazık senin o aklına, o arkadaşınla görüşmezsen sevinirim. :P


Kitabımız seri, o yüzden devamında diğer arkadaşları göreceğiz. Çok bahsetmesem de olur. Sadece merak ettiğim Melina'nın arkadaşları. Tabii diğer merak ettiklerimde var ama bunları okumak isterdim. Son kısımda devamında kimin kitabı olarak öğrendik ama nasıl olarak çok anlayamadım.
O yüzden çıksın bakalım tam olarak kimi anlatacak öğreniriz. :D
        
Başta da dediğim gibi yazarın kalemi güzel, akıcı. Sadece çok hızlı yazıldığı için oldu bittiye gelmiş kitap. Mesela Melina'nın Dora'ya trip attığı sahne vardı, neden attı?
Son kısımda Melina kabullenmesine rağmen uzatması ve kitabın orada bitmesi(En azından bir şeyler oldu) saçmaydı. Ben okudum, okudum şak kitap bitti. Tamam yine azıcık bir yakınlaşma falan okuduk, güzeldi o kısım ama ben daha fazla okumak isterdim. 
Devam kitapta başkasını anlatacağı için acaba onda da okumayız diye düşünüyorum ama bakalım.


Genel olarak güzel, eğlenceli bir kitaptı. Her ne kadar yazar Türk olsa da biraz amerikavari bir kitap olmuş. Öğrencilerin lüks evlerde olması, partilerin baya bir içkili, tozutma halinde olması tam bir gençlik amerikan filmi izliyormuş hissi verdi. Yani artık burada da bu tarz şeyler oluyordur, aksini sanmam ama okuduğunuzda ne demek istediğimi anlayacaksınız. :)
Yorumum böyleydi, devamını merak ediyorum. Kitabı sevdim de. Hem anlaşmalı sevgililik hem ilk görüşte aşk hem de erkek ilk seviyor. Daha ne olsun. Bir de erkek kız için neler neler yapıyor.
Bu yüzden bile okuyabilirsiniz. :) 
Not: Söylemeyi unuttum, kitabın bütün bölüm başlangıçlarından  diğer kitaplardan çok güzel alıntılar vardı. Bayıldımmm^^




Kitaba Puanım 5/4^^





Alıntılar^^


Yeni dönem başlayana kadar onunla en ufak bir iletişime dahi geçmemiş olmak ise kelimenin tam anlamıyla bana kafayı yedirtecekti.


*****

"Zift gibi bir kişiliğin var, Lina," diye mırıldandı sabırla.
"Bırak da kahven yumuşak olsun."


*****


"Seni heyecanlandırıyor muyum?"
"Milyon kez hayır."
Ve belki milyonda bir kez evet.


*****


"Sebebi hep kendinde arıyorsun. Arama. Sen..." Derin bir nefes verdiğini duydum.
"Sen zaten yeterince fark ediliyorsun."


*****


"Bir gün de normal biri olmayı dene. Zor bir şey değil."


*****


Seni düşünmemek için çok uğraştım. Başarısız oldum. Bu toplantıya deldiğimi merak ediyordun, nedeni bu.






Yeni yazılarımda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^








26 Şubat 2026 Perşembe

Karanlığın Durduğu Yer//A.B. Apotek Kitap Yorumu^^

 Selamlar^^
Geçen sene çok fazla fantastik okumamıştım, bu senede ona inat daha ikinci ayda ikinci fantastik kitabımı bitirdim bile. Şimdi ise üçüncü fantastik kitabımı okuyorum. Normalde üst üstte hem aynı yayınevi okumam hem de aynı tarz okumazdım ama şu an okuduğum kitap aşırı ilgimi çekti ve kısa sürede okumam lazım. :D Yani kısacası prdan geldiğinden okumam gerek. :)
Bu kitabımız bir sürü periler, vampirler ve büyülerle alakalı. Ama hepsi yasak ya da tehlikeli. Böylece başlıyor kitabımız.
Farklı bir mitolojiyi barındırıyor ve yazarın ilk kitabı olmasına rağmen hem akıcıydı hem de açıklayıcı yazmış. Ama yazarın ve kitabın büyük bir sıkıntısı vardı.



Liska büyünün korkunç bir şey olduğuna inanır ve büyücülerin canavardan farkı yoktur.Kendi içindeki büyü yeteneğini bastırmak için elinden gelen her şeyi yapmıştır fakat bu çabası felaketle sonuçlanmıştır. Artık tek isteği vardır: Büyü yeteneğinden sonsuza dek kurtulmak. Büyü yeteneğinden tamamen kurtulmak isteyen Liska, küçük köyünden kaçarak tehlikeli ve iblislerle dolu ruh ormanına girmiştir. Amacı; efsanevi eğreltiotu çiçeğini çalmaktır. Eğer eğreltiotu çiçeğini koparabilirse dileğini kullanarak büyü yeteneğinden sonsuza dek kurtulacaktır. Fakat çiçeğe ulaşamadan, ormanın kadim muhafızı Leszy tarafından yakalanır. Ölüm yerine, tehlikeli bir anlaşma yapar: Eğreltiotu çiçeği karşılığında bir yıl boyunca Leszy’ye hizmet edecektir. Ancak Liska kısa sürede bu anlaşmayı yapan ilk kişi olmadığını, ondan önce gelenlerin tüm büyücü gizeminde ortadan kaybolduğunu öğrenir. Eğer bir yıl dayanıp kurtulmak istiyorsa Leszy’nin lanetli malikânesinin karanlık sırlarını çözmek zorundadır. Çünkü ormanın derinliklerinde bir şey uyanmıştır.


Liska sürekli dışlanan ailesi ve kasabasında yaşadı büyük olaydan sonra içindeki büyüyü yok etmek için ormandaki yılda bir kere açan çiçeği bulmayı kafaya koyar. 
Bulduğu anda ortaya çıkan garip geyiğin teklifini duyunca kabul eder ve öğrenirki kendisi orman koruyucu iblis Leszy’dir.
Bir yıl boyunca onun çırağı teklifini kabul eden Liska gittikleri evinde sihirli olduğu gördükten sonra Leszy’yi daha iyi tanımak ister.
Başlarda büyüsünü kullanamayan Liska leszy’nin yardımıyla bir şekilde büyüsüne ulaşır ama onunla beraber gelen tehlikede yakındır.
Liska’yı sevdim, cesur oluşu, baskılara rağmen elinden geleni yapıp, çevresine yardım etmesi çok güzeldi tabii yakalanmamak şartıyla. Bu bile ne kadar cesur olduğunu gösterir. Sadece bazı şeyleri öğrendikten sonra o saf kızı sorgulamaması aşırı komikti. Demek ki yazar o kadar olağan yapmaya çalışmış ki karakter sorgulamıyor bile. -_-



Leszy hakkında çok bir şey yazmak istemiyorum, zaten çok fazla okumuyoruz kitapta. Sadece herkes tarafından korkulan biri olsa da aslında insanlar için kendini feda eden biri olmasını okumak çok güzeldi. Bu konuda karakteri çok sevdim ama Liska ile olan sahneleri daha fazla olabilirdi. Sonuçta kız sürekli senin yanında, senin çırağın ama neredeyse yan yan gelmeleri sadece bazen. Ve başlarda o kadar sertken bir anda yemek yapan, kıza iyi davranan birine dönmesi çok inandırıcı değildi. Yine de okurken takdir edip, sevdiğim bir karakter oldu.

Kitapta daha fazla karakter yoktu, sadece evlerde olan ev cinleri vardı. Bu evde de kedi kılığında olan bir ev cini vardı. Leszy’nın hakkından gelen bir karakterdi, severiz böyle karakterleri. Liska’ya da iyi davranıyordu. Sonradan gelen bir karakter daha vardı, onu tam anlayamadım ve neden kitaba dahil oldu onuda anlamadım. En azında son kısımda bir işe yarasaydı diyorsun. :D
Kasaba halkına aşırı kıl oldum ama geçmişten bu güne herkes kötülerse eğer ne diyeceklerdi ki başka?
Ama bunu sonuçta başlarındaki din adamları da yapıyor, bilmesine rağmen yapıyor. Bu kısımda Liska’nın annesine dediklerine katılıyorum. Dışlamak yerine sahip çıkabilirlerdi.

Şimdi gelelim kitabın en sevmediğim kısmına.
Bakın kitabın fantastik olayı, yazarın bunu duru bir dille ve yormadan yazması çok güzeldi En azından bu bu neydi demiyorsunuz okurken ama yazarın sapkın zevkleri ne yazık ki güzelim kitabın içine etmiş.
Şimdi leszy’nin belli zamanlarda yine çırakları olmuş ve bu çıraklarla bazı duygusal anlar olmuş. Çoğu kızken biri erkek. Burada baştan yanlış anladığımı düşünerek okudum ama sonradan bu karakter bir şekilde ortaya çıkıyor ve Liska’ya yardım ediyor. Ama bu olayın güzellemesi yapılacak ya nasıl iyi, melek, yakışıklı diye yazmış yazar anlatamam.
O saniyeden sonra kitabın sonu hakkından tahmin ettiğim şey olursa hiç üzülmem dedim ve oldu. Hiçte üzülmedim, bu kitap her şeyi hak etmiş bir kitap olarak hafızamda kalacak.
Eğer bu sapkın düşünce olmasaydı kitaba tam puan vermezdim ama düşük puanda vermezdim.
Artık yan karakterlerin, karakterin arkadaşının, kardeşinin abuk subuk oluşlarına bir yere kadar katlanabiliyoruz ama erkek karakteri her yollu yapmak nedir ya. Şey gibi, yüz yıllardır yaşadığı için her çiçekten bal almış.
Ve bunu öğrenen Liska’nın hiç umurunda bile değil. Sonra gittim yazarın kitaplarını inceledim, zaten görünce şaşırmıyorsunuz. Eeee daha böyle yazacaksın ne diye bu kitabı neden yarı normal yazdın?
Artık kendiside mi bunlardan, yoksa koyu destekçisi mi bilemiyorum ama iğrendim.


Öneriyi es geçiyorum, fantastik yönü olarak cidden güzelken, akıcıyken böyle abuk subuk şeyler inanın bütün güzelliğini alıp götürdü. Ya ben bir kitapta kadın karakterin kız kardeşi ve onun karısı! biz çocuk istiyoruz ama senin patronunun genleri iyi(detayları anladınız) git ondan iste diyen kitabı bıraktım. Bu kadar iğrençleşemezlerdi ki o isteme şekillerini görseniz daha da kötü. Dayatmaya yönelik bir isteme. Yani bunların hiçbiri iyi değil, sadece aile yapısını bozma derdindeler.
Bu yüzden, Allah rızası için çocuklarınıza gerekli ahlakı, terbiyeyi, dini eğitimi verin. Ne okuması gerektiğini, neyin yanlış olduğunu öğrenmeli. Bunlar normal şeyler değil ve bunu eğer müslümanım diyen biri de desteklerse hiç şansları kalmaz, çok kötü yollara giderler toparlayamazsınız.
O yüzden aklı selim olmayan, neyin ne olduğunu bilmeyen çocuğunuzun ne okuduğuna, izlediğine dikkat edin olur mu?



Kitaba Puanım 5/3,5^^



Alıntılar^^


Bunlar, çocukluğunun hayat bulmuş, kabuslardan gerçekliğe dönüşmüş hikayelerdi.


*****

"Etkilendim mi?" diye sordu, eğlenerek.
"Sanırım şoka girmek üzereyim."
"Kadınlar üzerinde öyle bir etkim var,"


*****


İblis acı acı güldü. "Evet önemsiyorum. Bu seni şaşırttı mı tilki? Ben, zalim, canavar iblis; insan krallığını önemsiyorum."
"Neden?"
"Çünkü birinin önemsemesi gerekiyor."


*****

"Eğer oraya ait değilsem, o zaman ben nereye aidim?"



*****


"Neden aslında insan değilmiş gibi yapıyorsun?"
"Eğer bir canavar gibi görünürsem,"
"O zaman korkunç şeyler yaptığımda hiç kimse şaşırmaz."


*****


"Şunu söylemem gerekir ki, sevgili tilkim," dedi Leszy.
"Benden çok daha iyi birini hak ediyorsun. Ama yine de..."
"Yine de ve yine de ben bencil bir yaratığım ve seni bırakmak istemiyorum."








Bir yorum daha biter, yeni yorumlarımda görüşmek üzere^^
Sevgiyle kalın, Hayırlı Ramazanlar^^











26 Kasım 2025 Çarşamba

Ölü Şeyler Bize Aslında Çok Daha Yakın //Robin Wasley Kitap Yorumu^^

Selamlar^^
Uzun zaman sonrasından sonra güzel bir fantastik kitap yorumuyla karşınıza geldim. İlk kapak duyurusu yapıldığında hem konuya hem de kapağa hayran kalmıştım. Sonra yayınevi tiktoktan yazınca neden olmasın dedim. Bakın açık açıkta söylüyorum.
Şimdi sırf yayınevinden geldi siye abartacak değilim. Kitap güzeldi, ilginçti ve merak edilesiydi.
Veee eğer değişmezse en bomba haberi veriyorum, kitap tek kitap.
Ha yazar sevildi diye devam eder mi, eder. Ucu açık bir kitap, konuda öyle ama şu anlık her şey bitmiş gibi duruyor.
Bu arada ben buna yorum yaptım diye biliyordum, fotoğrafları ekler tamamlarım dedim ama yorum yazmamış yaa. :/


Büyülü bir kıyametle uğraşmadan da lise hayatı yeterince zordur. Sid Spencer, tuhaf kasabanın en sıradan kızıdır. Büyünün dünyadan mühürlendiği fay hatlarından birinin üzerine kurulu bu turistik kasabada Sid’in tek derdi saçını mahveden nem, bitmek bilmeyen sakarlıkları, kasabadaki dört Asyalıdan biri olmak ve tarihin en utanç verici reddedilişlerinden birini yaşadıktan hemen sonra en yakın arkadaşı ile hoşlandığı çocuğun sevgili olup onu terk etmesiydi. Derken her şeyi değiştiren o olay meydana gelir: Muhafızlar’dan biri öldürülür, mühür kırılır ve hapsedilen büyü serbest kalır. Yeraltından canavarlar fırlar, kimse kasabaya girip çıkamaz ve bütün bu karmaşanın arkasındaki adam, şiddet yanlısı kanunsuzların çetesiyle birlikte sokaklarda gezinmeye başlar. Sid’in sıradan hayatı bir gecede değişir. Kayıp ağabeyinin de bu olaylarla bağlantılı olduğunu öğrenince onu bulmak ve fay hattını sonsuza dek mühürleyebilmek için diğer Muhafızlar’a katılır. Yaşayan ölüler sürüleriyle, kontrolsüzce büyüyen ormanlarla ve türlü tehlikelerle mücadele eden Sid ve küçük kahraman ekibi, kasabaları ile bildikleri dünyanın sonu arasında duran tek şeydir. Büyünün, katillerin ve filizlenen aşkların arasında Sid, kusursuz derecede normal bir kız olarak kendini mükemmel derecede anormal bir kıyametin ortasında bulur. Peki, böylesine sıradan biri, bu kadar olağanüstü bir dünyada hayatta kalmayı başarabilecek midir?

Sid gizemli ve turistlerin ilgisinin çektiği kasabada sıradan bir şekilde hayatına devam etmektedir. Çocukluk arkadaşından ihanete uğrayıp, onunla daha konuşamamak onu derinden yaralasa da kardeşleri ona yetmektedir.
Bir gün evde sadece kendisi kalınca o gece bütün hayatı değişir. Muhafızların koruması gereken fay hattının biri açılmıştır ve büyük bir deprem olup, büyü serbest kalınca kasabada farklı ve tehlikeli şeyler dolaşmaya başlar. Kardeşinin gelmesini beklerken ona yardım etmeye gelenlerle iş birliği yapmak durumunda kalır ve bir anda kendisini büyük bir mücadelenin içinde bulur.
Sid çok cesur bir karakterdi. Hiçbir şey bilmeden bile muhafızlara yardım etmesi, onlarla savaşması ve mücadele etmesi çok güzeldi.
Ve tabii yazarın aile kavramı, kendi yaşadıklarını kitaba yansıtması baya üzdü.
Kitap yazmasının amacı da buymuş. O yüzden kitap daha anlamlı oldu.

Diğer karakterlerden bir şeyler söylersem ne yazık ki spoiler olur, o yüzden şöyle ufacık bahsedip geçeceğim.
Muhafızlara bayıldım, hem güçlerine hem muhafız olma olaylarına ve sonrasına. Tabii bazı şeylere baya üzüldüm, kızdım ama son kısımlarda olanlar çok güzeldi.
Ve bu büyü işleri çok akıllıca yazılmış, okurken hayran kalmamak elde değildi. Tabii bazı şeyler çok tanıdık geldi. 


Kitabın güzelliğinden bahsettiğimize göre birazda eksi yönlerini yazalım. Şimdi ya yazardan ya da çeviriden bilmiyorum kitap çok karışıktı. Kitaba odaklanmak zordu, karışık olması acaba burada ne okuyorum sorularını getirdi.
Bazı yerleri atladım ya da geri dönüp tekrar tekrar okudum ki anlayayım. Bu sıkıntı olmasaydı kitaba tam puan bile verebilirdim.
Kitaptaki aile bağları bunu hak ediyordu çünkü. Ama bu hatalar beni benden aldı, bir yerden sonra saldım gitti. :D
Sonrasından illa ki abuk subuk çiftler yapacaklar ya, o da eksik kalmamıştı.
Ve kitabın ilk sayfasından, son sayfasına kadar her sayfanın aksiyon, heyecanla geçmesi hem güzeldi hem de bir yerden sonra boğdu.
Yani biraz nefes alsa karakterlerimiz ne olur ki yani dedim. Bir de o kadar sihirli güçleri var ama hep bir şeyler eksik. Tam anlamıyla güçlerini gösteren karakterler azdı ve hepsinin böyle olmaması, kullandıktan sonra hemen yorulmalar vs olması bazen sıkmadı değil. Hayır yani hazır muhteşem güç varken neden sorunlu olsun ki?
Yazarın kalemi güzel olduğu kadar çok farklıydı.


Kitabın eksileri, artılarını yazdım. Okumak isterseniz keyifli bir fantastik kitabı okursunuz. Fantastik severseniz ve bu tarzdan başka okumam diyenlerdenseniz kesinlikle öneriyorum. Farklı bir evren var kitapta ve yukarıda yazdıklarım dışından gerçekten çok güzeldi. :)




Kitaba Puanım 5/3,5^^



Alıntılar^^


İnsandı, kabuk değildi. Ama insanlar da canavarlaşabiliyordu.


*****

Nell'in ruhunun şimdi nerede olduğunu sormak istedim. Ama bazı şeyleri kimse bilmez.


*****


"Senin için ne yapabilirim, Spencer?"
Gözleri kısa bir süreliğine benimkilere kaydı. Masmaviydi ve doğruca bana bakıyordu.
"Senin için ne yapabilirim, Spencer?"


*****


Belki de o ve ben hep öyleydik. Çünkü bizi birbirimize bağlayan şey asla kan bağı olmamıştı. 






Diğer yeni yorumlarımda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^








22 Temmuz 2025 Salı

Bir Adım Arkanda//Mark Edwards Kitap Yorumu^^

 Selam^^
Bu sefer çok farklı bir kitapla geldim. Normalde ben ne gerilim ne de polisiye okuyan biriyim. Beni aşırı gerer ve psikolojik olarak çok tercih ettiğim bir tür değil ama yayınevinden okumak için gönderilince arada gerilim okumak lazım deyip kabul ettim. Yani psikolojik olarak beni çok germese inanın ben gerilim okuruyum. Okumam falan dedim ama bir türlü kitabı elimden bırakamadım. İkiz sürekli gelip, beni kitap okurken görünce yeter bırak şu kitabı ya da çok sevdin herhalde bırakamadın elinden deyip durdu.
Bir evet sevdim, iki kitap o kadar akıcıydı ve heyecanlıydı ki devamından neler olacak diye gerçekten çok merak ettim.


 Avrupa'yı trenle dolaşmaya karar veren Daniel ve Laura çifti için başta her şey bir rüya gibidir. Bu yolculuk, ilişkilerini daha da güçlendirecek, onlara unutamayacağı güzel anılar bırakacaktır. Ta ki yanlış trene binip yanlış durakta inene kadar... Geri dönüş yolunu aradıkları ormanın derinliklerinde şahit oldukları o korkunç olay, yalnızca tatillerini değil, tüm hayatlarını paramparça eder. Gerçek karanlık onları ele geçirmiştir. Evlerine bir şekilde geri dönmeyi başarırlar ama o geceden kimseye ama kimseye söz etmezler. Geçmişi arkalarında bırakmak ve tüm bu olanları bir an önce unutmak istiyorlardır. Oysaki geçmiş arkalarında kalmamıştır. Tüm o vahşet, kapının arkasına saklanmış bir hâlde, evlerinde onları beklemektedir. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. 

Karakter yorumlamamı ayrı ayrı yapmayı düşünmüyorum, buradan detaylı yorum yazarak devam edeceğim. 
Başlangıçta çiftimizi avrupa seyahatinden görüyoruz ve çok heyecanlılar. Bindikleri treni ne yazık Daniel yatılı vagon almadığı için işler karışıyor ve trenden atılıyorlar. Burası spoiler olur diye geçiyorum.
Gecenin bir vakti, her yer karanlık ve tek gidiş yerleri tren rayları. Bazı sebepler yüzünden ormanın içine girip, terk edilmiş bir ev ve çığlıkları duyunca cesaret edip bakmaya giderler ama o günden sonra hayatları eskisi gibi olmaz.
Buradan sonra gerçekten hayatları hiç önce ki gibi olmuyor, çünkü gördükleri şey çok hayatlarının her alanını etkileyecek türde ve bize bir yere kadar ne gördüklerini bilmiyoruz.
Bu kısmı çok merak ettim, Daniel bir şekilde kafasını toplasada Laura'nın çok kötü olması acaba ne gördü, oradan neden hiç bahsetmiyorlar ve neden bu haldeler?
Bu kısımlar gerçekten çok merak edilesiydi. Daniel ne kadar çabalasa da Laura'nın adım atmaması ve garip davranması daha da gerdi beni.


Kitabı hem birkaç karakterin gözünden okuyoruz ama en çok Daniel'in. Bir karakterin gözünden okumamız beni çok üzdü ve bir yerlerde, bizim bilmediğimiz, görmediğimiz şekilde bunların olduğuna çok eminim.
Yakınımızda çoluk, çocuk demeden öld*renleri görüyoruz, Allah bilir arka planda neler neler var. Benim bazı insanlar için ümidim hiç kalmadı, o tür insanlarından bunlar beklenir ki zaten olaylar ortaya çıktığından nereden geldiğini, neden böyle olduğunu anlıyoruz. 
Kısacası olma olasılığı çok yüksek olan şeyi yazmış yazar.

Genel olarak sevdim, yazdığım gibi çok heyecanlıydı ve belli bir yere kadar acaba karakterler hayal mi görüyor falan dedim. Genelde travma sonrası stres bozukluğu nedeniyle kafalar karışabilir dedim.
Peki öyle miydi? İşte onun cevabı kitapta, çünkü iki karakterlerimizin de çok farklı duygusal çöküntüsü vardı.
Birkaç karakter için çok üzüldüm, bir de en son öğrendiğim sırdan sonra o mevzu olmamalıydı. Karakterlerimizin en baştan beri sıkıntısı olaylara kendilerinin durup inanması.
O kısmı yazar daha farklı yazabilirdi mesela. Buralar çok fazla üstünde durulmamış gibi yazılmış geldi bana, basit kalmıştı. Bu yüzden sürekli gerilim okuyan okurlar için birazcık basit kaçabilir ama genel olarak heyecanlı olması onlarında ilgisini çekebilir tabii.


Kısa, hemen okunan ve akan bir kitaptı. İlk elime aldığımda hemen okumayı düşünmüyordum ama o sıra çay için abimleri beklerken baya bir okumuş oldum ve elimden bırakamadım.
Gerilim tarzı kitapları sevenlere öneriyorum ama beklentinizi çok yüksek tutmayın. Daha iyi gerilim kitapları okumuşsunuzdur, o yüzden çok beklentinizi karşılamaz ama kendini de okutur. ;)
Kitapta yetişkin içeriz azdı ama bazı durumlardan dolayı yetişkin içerik ibaresi konulmuş. Ona göre okumanızı tavsiye ederim. ;)



Kitaba Puanım 5/4^^



Alıntılar^^


Ama anlamayacakları bir şey vardı; kendimi bir denizde boğuluyor gibi hissediyordum ve tutunabileceğim tek şey Laura'ydı.


*****


"Gerçekten biraz dışarı çıkmalısın, Dan. Berbat görünüyorsun. Ayrıca biraz delirmiş gibi davranıyorsun. Bir şeyleri de unutuyorsun."
"Belki de öyleyim."
"Belki de, ne?"
"Deli."






Diğer yorumlarımda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^



23 Nisan 2025 Çarşamba

Bronz 1//Özge Naz Kitap yorumu^^

 Selamlar^^
Sosyal medyada gördüğüm ve okuyan herkesin genel olarak beğendiği seriyi ben de okudum ve bitirdim, yani birinci kitabı. Kitap hakkında hiçbir şey bilmiyordum, çok ilgimi çekmiyordu açıkçası tarzı ama yayınevinden mesaj gelince ve okuyan arkadaşıma danışınca oku dedim. İyi ki okumuşum. Tamam benim tarzım değil, içerik olarakta çok kafam karıştı ama zekice yazılan kitapları seviyorum, araştırılıp, bunun üzerine çok düşünerek çıkmış kitapları. İşte bu kitapta onlardan biriydi. Kitap daha ilk sayfasından sırlarla bezeli ve son sayfasına kadar herkes şüpheli ya da olayların daha yüzde biri anca ortaya çıkıyor, hatta o kadar bile çıkmıyor.
Bir de ne derler bilirsiniz, ilk kitabın, ilklerin günahı olmaz. İlla ki eksiklikler, kafaya oturmayan şeyler olacaktır. Bir de kitabın sonu öyle bir bitti ki dedim tamam, demek karakterimiz bu yüzden böyle davranıyor. Onu da devamında anlayacağız gibi.



“Kartlar yeniden dağıtıldı. Kartlar kaderimizdi. Kimse kaderinin dışına çıkamadı.”
Karanlık örgütün kurduğu düzen için doğmuş bir kız çocuğuyken ona verilen en büyük ceza sevgisizlikti. Kaderini kabullendi ve kartını oynadı.
O kim miydi?
Hisar Alatav. Hayır, sil. His Alatav.
Karanlık düzenin kıyameti olmak üzere.
O ise Bronz. Karanlık örgüte başkaldırıp kartları yeniden dağıtan adam. Ona Bronz derler… Onların tohumları el bebek gül bebek değil; el bebek öl bebekti.


His talihsiz bir ailede doğmanın acısını şimdiki yaşına kadar yaşamıştır ama onun getirdiği avantajlarda vardır. Zeki olmak ve kendi kendine yetebilmek. Ailesinin başına gelenlerden sonra hayatına piyanist olarak devam eden His annesinin kendisinden neden nefret ettiğini öğrenmek için onun günlüğünü bulmak ister. Şu an en istediği şey günlük ama kimsenin görmediği, bilmediği Bronz'u da tanımak ister.
İkisi içinde hiç bilmediği şeylere bulaşır ama gerçekten her şeyi bilmiyor mu?
His çok farklı bir karakterdi, zaten yaşadıklarını henüz hiç bilmiyoruz, parça parça öğreniyoruz ki zaten doğru düzgün bir şeyde öğrenmedik o da ayrı. Serinin devamında illa ki ortaya çıka mevzular ama bakalım neler olacak. Aklımda bir şeyler var ama olur mu bilemiyorum.
His'in yaşadıklarına çok üzüldüm, ailesinin kendisini sevmemesi çok kalp kırıcıydı. Hatta annesinin bunu günlüğe yazması ki bir her bölüm başı okuduk yazdıklarını(His'ten önce yani). Ben çoğunu okumadım, kadının nefreti okunu gibi değildi, her ne kadar karakterde olsa.
O yüzden His'e günlüğü okuma dendiği zaman okumaması daha hayırlı bence ama bakalım neler olacak.
Bazı yaptığı mantıksız hatalar vardı, hatta okurken beynimi yakan cinsten ama onunda bir sebebi olacağını düşünüyorum, yani kitabın sonunda olanlardan sonra onu düşünüyorum. O yüzden o kısımların çok üstünde durmama kararı aldım.


Bronz hakkında çok bir şey diyemeyeceğim. Sadece bu kadar aranan, kimsenin görmediği adamın nahif oluşu, hatalar yapması(son kısımlarda) beni şaşırttı. Ama onlarında açıklaması olacağını düşünüyorum. Ama Bronz'u okumak, His'le olan davranışları falan çok tatlıydı. Umarım devam kitaplarda daha çok sahnelerini görürüz.

Diğer karakterlerin hepsi kendine özgüydü. Hepsinin yaşadıkları çok zordu ve bu hale neden geldiklerini okumak hem üzdü hem de neden olduğunu öğrenmek güzeldi. Herkes hakkında az çok bir şeyler öğrendik ama esas karakterin halen daha sır küpü olması. Bence bu kitabı heyecanlandırıyor.
Çok karakter var ama hepsinden emin olmak için devam kitaplarda okumak istiyorum açıkçası. Yani ne kadar az çok tanımış olsakta son kısımlarda bazı şeylerin olması kafamı karıştırmadı değil.
O yüzden bu kısmı fazla uzatmadan geçiyoruz. :D

Kitabımız kartlar üzerinden başlıyor, yani dünyayı yönetenler var ve bunlarında ellerinde isimleri, özellikleri olan kartlar var. Yazar bunları tarot kartlarından yola çıkarak yazmış. Ben tarottan anlamam, o yüzden okurken fantastik ögeler gibi geldiği için çok dikkat etmedim ama bir takipçim ben tarot sevmiyorum kitapta geçiyor mu dedi. Şimdi böyle yaklaşınca bilenler ve sevmeyenler için hoş olmayabilir ama zaten kitapta bundan yola çıkarak yazıyor. Baştan hayal ürünü olduğunu bildikten sonra çok üstünde durulacak bir şey değil ama His'in her gün bir kart seçmesi, bir mum söndürmesi falan bunlar kitabı ilginç hale getiriyordu. Ve yine anlayacağınız üzere hiçbir şey bilmiyoruz.
Bu kısımlar dışında öyle vurmalı krımalı şeyler beklemeyin. Ben daha çok mafya kitabı sandım ama eğer kıyaslama olamayacaksa örnek olarak Bülbül Kapanı'nın daha çok mafya ve şiddet içerdiğini söyleyebilirim. Bu kitap biraz daha zeka üzerine yazılmış gibi, yani akıl oyunları gibi. Bu daha uydu bence.


Yazarın kalemiyle ilk defa tanıştım, bir tane asker kurgusu var. Onu da çok övüyorlar, almayı düşünüyordum ama ilk bu kitapla tanışmak kısmet oldu. Yazarın kitabın üstünde çok durduğu, araştırdığı ve ince eleyip sık dokuduğu belli. Puan verirken beynimin yanmasından dolayı puan kıracaktım ama oturup düşününce kitap o kadar zekice yazılmış ki o puanı verirsem ayıp etmiş olurum açıkçası. Bu yüzden hak ettiği puanı verdim.
Bir de fark ettim ki ben zekice yazılan kitapları daha çok seviyorum. Üstünde çok durulan, araştırılan kitapları. Yani akıcı, kafayı yormayan kitapları da seviyorum ama bu tarz kitaplarda daha bir akıcı ve sevilesi oluyor gibi hissettim. O yüzden zekice kitapları seviyorsanız okuyabilirsiniz.


Kitabı okurken sürekli beynimi yaktı, neden böyle oldu ki falan gibisinden sürekli yorumlarda bulunuyordum. Sonra final son bölümü okudum ve her şey yerine oturur gibi oldu. Tabii bu sadece benim tahminim ama öyleyse mantıksız şeylerin neden böyle olduğunu anlam verdim ama yukarıda da dediğim gibi ilk kitabın günahı olmaz arkadaşlar, o yüzden devamına bakalım nasıl olacak.
Bunların yanında akıcı olması da kitaba artı puan veriyordu. Hem bu tarz olup, hem akıcı olması güzel bence. Kısacası benim önyargımı yıkıp, sevmeme neden olan bir kitaptı. Ben de merak ediyorum diyorsanız bir şans verebilirsiniz. Ve duyduğuma göre ikinci kitap daha güzelmiş, heyecanlandım. :)
Tasarımı çok güzeldi ve bir anlamının olması hoş. Bu yayınevinden okuduğum ilk kitaptı. içinde şeffaf ayracı ayrıca güzeldi.
Kitabın bu ikinci farklı basımı, ilk başka bir yayınevinden çıkmış ve anladığım kadarıyla yazar bu yayınevinden çıkan kitapta eklemeler yapmış, yani okumak isterseniz bu yayınevinden almaya özen gösterin derim. :)



Kitaba Puanım 5/4^^



Alıntılar^^


"Sen öyle her çağırana gelir misin?" diye sordum, sesimdeki alaycı tonun farkında olarak.


*****

"Suçsuz olduğunu kanıtlamak istiyor musun?" diye sordu.
"Evet!" diye sağır edecek şekilde bağırdım. "Evet! Evet! Evet!"
"Nikah masasında değiliz, o sesini alçalt biraz," dedi.


*****


"... Hisar, inanmıyorum sana. Gözyaşlarını boş yere akıtma, yanakların ıslanınca kurulamak zorunda kalıyorum ve bunu istemiyorum."


*****


"Çok gerçekçi fakat bir o kadar sahteydi. Biz de öyleydik zaten.


*****


"Kimse daha önce bana ne çaldığımı sormamıştı. Hem de hiç kimse."
"Kimsenin ilki olmamıştım," dedi.
"İlk olmak değişik bir şeymiş. Ne hissetmem gerekiyor?"
"Pişmanlık," dedim.







Başka yorumlarda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^




Buralarda da varım^^