Romantik-Duygusal Kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Romantik-Duygusal Kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2026 Çarşamba

Merhaba Yabancı//Katherine Center Kitap Yorumu^^

 Selamlar^^
Yılın kitap hedefini tamamlamanın verdiği güvenle başladığım kitabı yeni yılda da okurum kafasıyla rahatça okuyordum. Yarıya bile zar zor geldiğim kitapta dün gece birkaç saatte resmen iki yüz sayfayı okudum. Ben dün gece dedim ama yorumun düzenlenmesi ve yayımlanması baya bir geç olacak gibi. :D
Kitabın başlangıcı biraz sakindi, anca kitabın içine giriyorsunuz zaten.
Bu sebeple okumaya başladığınız zaman eğer tam olarak kitaba girmedim, bırakacağım falan demeyin ve devam edin.
Bir yerden sonra öyle şeyler oluyor ki, yukarıda son iki yüz sayfayı bu yüzden bir gecede okudum işte. :)



Sadie Montgomery, hayatının en büyük başarısını kutlayacakken talihsiz bir olay sonucu kendini hastanede bulur. Yüz körlüğü olarak bilinen bir hastalığı vardır artık. Baktığı her yüz birbirinden bağımsız parçalardan oluşan karmakarışık bir yapboz gibidir.
Sadie bu hastalıkla baş etmeye, ailevi sorunlarını halletmeye ve sevgili köpeği Peanut’la ilgilenmeye adamıştır kendini. Bir de annesinden miras kalan portre ressamlığını devam ettirmeye… Kendi ayaklarının üzerinde durmaya çalışırken tepetaklak olan hayatını yaşanabilir kılmak için üstün bir çaba gösterse de bir noktadan sonra yardım istemek zorunda kalacaktır ve işe bakın ki kapı komşusu tam bir Yardımsever’dir.
Bir tarafta ön yargıları bir tarafta sıkı sıkıya bağlı olduğu hayalleri olan Sadie’nin hayatında hiçbir şey net değildir çünkü zaten herhangi bir şeyi net görmesi imkânsız gibidir. Fakat hayat, bakmasanız da görebileceğiniz onca güzellikle doludur. Sadie’nin hiç beklemediği anda karşısına çıkan insanlar gibi… Üstelik, görmenin her zaman başka yolları da vardır. Tıpkı Sadie’nin denediği yollar gibi… 


Sadie babasının karşı çıkmalarına rağmen okuduğu güzel sanatlardan sonra portre konusunda çok iyidir ama para konusunda ve sürekli katıldığı yarışmadan bir türlü istediğini alamaz.
Bir gün gelen haberle o çok istediği yarışmadan dereceye girmiştir ve birincilik için potre çizmesi gerekiyordur ama kader bu ya, annesinin yaşadıklarının aynısını yaşayacaktır.
Beynindeki sıkıntıdan sonra yüz körü olan Sadie bir süre ne yapacağını bilemez.
Babası, üvey annesi ve üvey kız kardeşi de sürekli karşısına çıkınca işler daha da karmaşık hale gelir.
Bunların üstüne bir de köpeği rahatsızlanınca hayatı daha da zorlaşır ama bunun en iyi tarafı ilk defa tanıştığı karizmatik veterinere vurulur.
Bunların yanından yarışma için çalışması lazımdır ama işler çokta istediği gibi gitmez.
Sadie çok garip bir karakterdi. Çok çabuk her şeye anlam yüklüyordu. :D Mesela hemen veteriner aşık olması çok komikti. Sonrasında sadece duyduklarından çıkarımlar sağlaması. :D
Ama güçlü bir karakterdi ve yardım almak istememesi cidden hayatını cehenneme çeviriyordu.
Yine de acılarla bir şekilde başa çıkması, yalnızlığı falan çok kötüydü.
Sadie için ağladığım yerler çok oldu, o yalnızlığı, gururuna ve yardım istememesine rağmen bir şekilde yalnız kalmaması için yalvarma noktasına gelmesi derinden üzdü beni. Bu kısımları gece okuyordum ve iç çekmemek için zor durdum resmen.
Bu mevzuyu azıcık spoiler olarak yazacağım bu arada, içimi dökmem gerek.


Erkek karakter için bir şeyler yazsam spoiler olur. O yüzden bu kısmı es geçiyorum, zaten okuduğunuz üzere Sadie için baya bir yazdım. :)
Sadie'nin Koreli arkadaşı ve onun ailesi çok tatlıydı. Sadie'ye manevi bir aile gibiydiler resmen. Tabii sonradan arkadaşının bazı mevzuları oldu. Bence Sadie başta kötü falan dese de çok iyi olmadı mı?? :D
Okuyanlar ne demek istediğimi anladığından bayıldılar, bayıldıııı :D
Bu kadar iyinin yanından bir de nalet bir karakter vardı. Sadie gerçekten sen nasıl dayandın bu kardeşe? Bir de üstte çıkmıyor mu, çıldırırsın!!
Yani Sadie zaten zor zamanlar geçiriyor, bir de gelip sürekli Sadie ile uğraşması, hakaretler etmesi beni benden aldı. Hayalde olsa tam bir kaşık suda boğmalık bir karakterdi. Tahammül sınırlarımı tamamen aşa bir kötü karakterdi ve neyse ki Sadie olması gereken yerde iyi cevaplar verdi.


Ben yazarın önceden Özel Koruma kitabını okumuştum. Hem çok akıcıydı hem de konusu vs güzeldi. Romcom gibi dursa da içinde üzücü şeylerde vardı ama güzeldi.
Orada da kalp kırıcı şeyler vardı ve o zamanda çok üzmüştü beni kitap.
Ama buradaki daha da fenaydı.
Ve Özel Koruma'nın filmi geliyor, hatta oyuncular çok tanıdığımız oyuncular. Sadece ben yaş olarak daha genç oyuncuları seçmelerini isterdim.
Oyuncularımız Leighton Meester ve Jared Padalecki. Olmuş mu? Bir de siz yorumlayın!^^

Spoiler kısma geçmeden önce hazır yüz körlüğü ile alakalı kitap okumuşken harika bir kdramada önereyim^^
The Secret Life of My Secretary tam da bu kitap gibi olan bir dizi. Tabii ikisinin de konusu farklı ama yüz körlüğü vs hepsi aynı. İzlemenizi tavsiye ederimm.
Yorumuma da buradan ulaşabilirsiniz^^



-Spoiler başlangıcı-

Sadie'nin yarışma sergisinde tek başına kalması ama Joe'ya yalvarmasına rağmen onu yalnız bırakması. Sergide resmini en kötü yere asmaları ve kötü yorumlar. Kız kardeşinin tam bir yelloz olması ve yaptığı bütün zorbalıkları Sadie'nin üstüne atmasına aşırı sinir oldum. Bu kız sana ne yaptı şerro karı dfghjklş Çizgimden de çıkarıyor beni resmen.
Joe ve Veteriner olayını hemen çaktım tabii ki. Sadie ben başkasını seviyorum dediğinden Joe'nun geri kaçması ve ona imalarda bulunması dedim tamam bu Joe ve o ilk gerçekleri öğrenme sahnesini okuyayım diye gecenin dördü, beşine kadar kitap okudum ve okuduğuma inanın değdi. <3
Sadie'nin kıskandırması, Joe'nun fena halde kıskanması ve onu pür dikkat izlemedi. Offff ne sahnelerdi beee, işte böyle sahnelerle gelin arkadaşlar. Ben böyle şeylerin hastasıyımdır. Bayılırım kıskanan ve kıskandıran sahnelere.
Ve mutlu son.
BAYILDIMMM

-Spoiler Sonu-


Spoiler kısmı yazarken inanın açıp bir kez daha okuyasım geldi, o kadar muhteşem bir kitap. Ve itiraf edeyim bu kitap elimde birkaç gün dolandı durdu. Dedim yılın son günleri, daha kısa bir kitap okuyayım ama baktım akıyor kitap devam ettim.
Bu yorumdan sonra daha ne diyeyim canlarım???
Şu an yazardan elimde olmayan sadece iki kitap kaldı, onları da en kısa zamanda kitaplığıma eklemek istiyorum inşallah. Eğer yazarın bir sürü kitabı varsa hemen çıkabilir mi lütfennnn!!!
Bu kadar beğendikten sonra neden bir puan kırmamım sebebi ise çok fazla gereksiz detaya girmişti yazar. Yani Sadie sürekli bir şeyler düşünüyor ya da bir sürü detaya giriyordu. Buralar sıktı ki zaten başlarda böyledi. Yine de siz oralarda sabırlı olun ve okumaya devam edin. :)





Kitaba Puanım 5/4^^



Alıntılar^^


Sık sık olduğu gibi bütün emeklerim, dışarıdan gelen tamamen alakasız bir güçle heba oldu. Ama her şeye rağmen, ne olur ne olmaz diye dışarıdan gelen kişiye bir film yıldızı gibi gülümsedim.


*****


“Sana kim olduğunu söylememi ister misin?” diye sordu. Transa girmişim gibi dudaklarını izlerken başımla onayladım.
Sonunda, “Sensin,” dedi.
Bunu söylemesini ummuştum.
Ama sırf teyit etmek için sordum: “Ben miyim?”
Son zam anlarda dünyayı okumak iyice zorlaşmıştı. Hani sanki kahve dükkânındaki Hazel bile diyebilirmiş gibi geliyordu.
Ama benmişim.


*****


İkimiz için bir umut varsa şayet, bu çaresizliğimi, ona gerçekten ne kadar çok ihtiyaç duyduğumu hisseder ve beni son bir kez kurtarırdı.


*****


“Benim de sana hayatımı kurtardığın için içtenlikle teşekkür etmem gerek.”





Alıntılara not: Aslında çok güzel alıntılarım vardı ama spoiler olmasın diye yazamadımm :(








Yeni yazarımda görüşmek üzere^^
Sevgiyle kalın^^





30 Aralık 2025 Salı

Tek Dileğim Sensin//Lauren Asher Kitap Yorumu^^

 Selamlar^^
Geçenlerde BCP yazısından 2025 yılının enlerini yazdım, onu yazarken okuduğum kitapları bakınca çokta ahım şahım kitap bulamadım, bu da beni üzdü açıkçası. Sonra şöyle tam zamanına uygun, kısa bir kitap ararken buna denk geldim. İlk çıktığından okuduğum bir yorumda çokta güzel olmadığı söylenmişti ama ilk satırları okurken neden olmasın dedim ve o gece başladım. Kitap 220 sayfa ve ben o gecesi tam tamına 110 sayfa okudum. :D Buna mı övünüyorsun diyebilirsiniz. Arkadaşlar ben günde elli sayfa kitap okuyorsam öüpü başıma koyuyorum, bu benim için çok güzel bir gelişme. :D
O yüzden konamayalım lütfen :D
Çok fazla geç olunca bıraktım ama kitapta aklım. İkinci gece kitabı direkt bitirdim ve bayıldımmm


Eski sevgilimle evleniyor olsa bile kız kardeşimin nedimesi rolüne bürünmek kolaydı.

Ama sağdıcıyla iyi geçinmek? Geçmişimizi düşününce bu neredeyse imkânsız görünüyordu.

Elbette, Luke Darling inanılmaz derecede yakışıklı, inadı inat biriydi ama onun kibar ve yardımsever hâlleri bende şüphe uyandırıyordu.

Her ne kadar beni aksine inandırmak için elinden geleni yapsa da buna kanmayacaktım.

Ona, eski sevgilimin yakın arkadaşı olduğunu hatırlatmak gerekiyordu.
Kendime de içten içe onunla ilk tanışan kişi olmayı dilediğimi…
Luke
Sağdıç olarak görevim epey basitti.

Fakat küçük bir sorun vardı.

Gelinin nedimesi Catalina Martinez’den köşe bucak kaçarken bir anda onun yanında olmayı isteyeceğimi hiç düşünmemiştim.

Kardeşinin düğünü sebebiyle bir aylığına Wisteria’daydı ve yeni yılla beraber buradan gidecek olması onu elde etme planlarıma taş koyuyordu.

Onu benimle çıkmaya ikna etmek için bir Noel mucizesi gerekse de benim hedefim daha büyüktü.

Onu kendime âşık etmeye kararlıydım.

Noel âşık olma mevsimiydi… Bu konuda risk girmeyi göze alan tek kişi ben olsam bile.


Catalina, kısacası Cat gezgin hemşiredir. Kasabasına kardeşinin düğünü için gelince bir süreliğine de burada çalışmak durumunda kalır. Aslında düğüne katılmak ona zor gelecektir, çünkü kardeşinin müstakbel nişanlısı Cat'in eski sevgilisidir. Kardeşi ile aralarında ne yazık ki soğukluk vardır ve Cat'i üzmektedir.
Düğün için hazırlıklar yaparken bir de damadın en yakın arkadaşı Luke ile uğramak zorunda da kalacaktır. Cat'in mizacı sert olduğu için kimse yanına yaklaşmaz ve sürekli yalnızdır. Buna rağmen Luke'un tavırları onun o sert halini yumuşatırken beraber bir yola girebilecek midir?
Cat yazdığım gibi çok soğuk bir karakter ve eski sevgilisi yüzünden nasıl davranırlar diye sürekli diken üstünde olması beni üzdü. Annesi de destek olmayınca tek kalan Cat bu yüzden gezici hemşire olmuş mesela. Bu arada bu eski sevgili mevzusu çok abartacak bir şey değil. Sadece ufak bir flörtleşmeden ileri gidilmemiş bir şey olduğunu zaten arada söylüyor yazar. Bu yüzden bu tarz tabularınız varsa bu kitap çok abartacak kadar değil, o yüzden rahatlıkla okuyabilirsiniz. :)


Luke arkadaşının sağdıcı olduğunda her şeyin rahat geçeceğini hiç düşünmemiştir, çünkü ona sürekli sert davranan, onunla atışan Cat gelinin ablasıdır.
Ne zaman onunla konuşsa iş atışmalara kadar gitmektedir, bu seferde işi ne kadar zor olsa da yine de Cat'in büyüsüne kapılmaya devam eder.
Luke çok tatlı bir karakterdi, hem arkadaşını düşünüp hem de Cat ile nasıl randevulaşır onu çözmeye çalışırken ki çabaları çok tatlıydı. En çok şu lego mevzusu beni benden aldı.
Sırf Cat ile beraber lego yapmak için çok pahalı ve büyük bir lego alır.
Yani arkadaşlar seven insan her türlü çabalayıp, sevdiği belli ediyor.
Sonrasında da zaten Cat için çok fazla şey yaptı. Bir de sırf görüşmek için dinlenme odasına kahve makinesi olması>>>>>
Daha ne olsun arkadaşlar, DAHA NE OLSUNNN!!!! <3


Kitaba ilk başladığım zaman dedim kız kardeşi sevmeyecek gibiyiz belli ki. Çünkü konuyu okuyunca sanki ablasından sevgilisini çalmış gibi geldi, neyse ki öyle değildi. Yukarıda da dediğim gibi tam adam tam kız kardeşle olacakken tesadüfler derken Cat ile oluyor ve yine dediğim gibi aralarındaki ilişki uzun boyutluda değil zaten. Bu yüzden kız kardeş ve nişanlı beyi çok sevdim. Zaten Cat'in sürekli tetikte kalması ve onları gözlemesi ve sonunda onların aslından birbirlerini nasıl sevdiğini görmesi hem kendisini hem de bizim içimizi rahatlattı. :D
Bu yüzden önyargılı başlamamanızı öneririm^^

Yazarın diğer serilerini ve diğer serinin ilk kitabını okudum. Milyarder serisini severim, kalemi o kadar akıcı ki düşünün 500 küsurluk sayfası kısa sürede okumuştum. O yüzden bu kitabı da iki günde bitirmiş olabilirim. Zaten geç olmasaydı zaten bir günde bile biterdi kitap, o derece akıcı aa dostlar. :D
Tabii yazarın diğer serisini sevmediğim. Dedim F1 kitabı, güzel olur falan ama yok ya beğenmedim.
Ama Dreamland Milyarderleri serisi güzeldir. :)
Burada da ilk defa bu tarz bit kitap yazmış, smut falan yazmayacakmış ama yine yazmış. Yazmasaydı daha tatlı olurdu ama azıcık var işte. Ona göre okuyun derim. :)


Tam puanlık bir kitap değildi ama çok sevdim. İlk kötü yorum okudum dedim ya, gittim 1000 kitaptan yorumlara baktım, çoğu okuyan hiç sevmemiş. Pardonda ne bekliyordunuz? :D Yaa tamam yılbaşı kitabı ama kitapta o tarz yok, ondan sevmediniz ama adamın aşkı için yaptıkları, hiç olmasın o lego mevzusuna var yaa bayıldımmm. Neden sevmediklerini cidden anlamayacağım. :D
Bu kadar yorumdan sonra alırsınız artık. Ve itiraf ediyorum, kitabı ilk e kitap olarak okudum, sonra hemen ikinci elde uyguna bulup aldım. :) Sonra gittim bir takipçime sıfırını aldım ve hediye ettim. :D Canı sağ olsun, keyifle okusun^^
Not: Neden bir puan kırdım diye sorabilirsiniz. Sebebi çiftimizi daha fazla yazabilirdi, ben onları daha böyle lego yaparken, beraber randevuya çıkarken okumak isterdim. Çok çabuk o kısımlar geçti. :/




Kitaba Puanım 5/4^^




Alıntılar^^


“Bana hayranlık duyduğunu tahmin etmiştim.”
“Öyle olmayan biri var mı ki?”
Evet. Sen.


*****


Bu gece Catalina Martinez’i sadece bir kez değil iki kez gülümsetmiştim ve bunu tekrar yapabileceğim zamanı iple çekmeye başladığıma göre hapı yutmuşum demekti.


*****


“Bu kötü bir fikir mi?”
“İlk buluşma için yedi yüz dolarlık bir LEGO seti mi aldın?”


*****


Hiç tereddüt etmeden, “Ben de katılabilir m iyim ?” diye sordum. Bu parranda denilen şey Catalina’yı böylesine mutlu ediyorsa sırf onun için bunun bir parçası olmak isterdim.







Başka yazılarımda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^








27 Haziran 2025 Cuma

Revista//Gamze Çelik Kitap Yorumu^^

 Herkese selam^^
Size bol entrikalı, bol kaoslu, eğlenceli ve romantik bir kitapla karşınızdayım. Ayrıca harika, tatlı ve bir o kadar sinir krizleri geçirten bir kitaptı.
Keşke 30 Olsam, Şeytan Marka Giyer filmlerini seviyorsanız buna bayılacaksınız!!
İlk çıktığı an işte kitap budur dedim, okumalıyım bunu dedim. Çünkü kitabımız dergide geçiyor. Tabii ki bir dergi falan dendi mi kaos, rekabet, arkadan iş çevirmeler falan bolca oluyor. Bunda da onlar oldu işte.
Bayıldım kitaba, tabii bazı kısımlar beni benden aldı, o son neydi derken kitapta bitti zaten ve heyecanla ikinci kitabın yolunu gözlemeye başladım. 


Moda dünyasının en prestijli dergisi Revista’nın göz alıcı kapaklarının perde arkasında ihanet, entrika ve güç savaşlarıyla dolu karanlık bir oyun dönüyor.
Feris Doğan, yıllardır emek verdiği derginin genel yayın yönetmeni olacağına inanırken her şeyin kontrolünde olduğunu sanıyordur.  Ta ki derginin kuruluş yıldönümü partisinde, hayalini kurduğu koltuğun başkasına verildiğini öğrenene kadar…
Güvendiği insanların sırt çevirdiği, çarpık ilişkiler ve skandallarla sarsılan bu dünyada, Feris yalnızca iş hayatında değil, kalbinin derinliklerinde de sarsıcı bir mücadelenin içine çekilir fakat her sırrın bir sonu, her oyunun bir bedeli vardır.
Feris kendini güç savaşının içinde bulduğunda bir gerçekle yüzleşecektir: Güven en büyük lüks, aşk ise en tehlikeli tuzaktır.
Revista’da kural nettir: Ya manşetlere zaferini yazarsın ya da yenilginin haberini okursun.


Feris yıllarca emek verdiği dergide artık yayın yönetmeni olacağını inandığı bir gün koltuğunun başkasına gitmesinden sonra bütün ümitleri tükenir ama bu koltuk için savaşmak zorundadır.
Revista için elinden geleni yapmaya çalışan Feris'i zorlu zamanlar beklemektedir.
Kitapta Feris'e o kadar çok hak verdiğim yerler oldu ki, ben olsam neler yapmazdım dedim. Mesela çıkardım dergiden o sinirle ve gururla ama Feris tam tersi yapıyor ve koltuğu için savaşmak istiyor.
En iyisini yapıyor çünkü neler neler oluyor.
Tabii bazı yaptıklarına sinir oldum, çok fazla kibirli ve o kibir başını baya yakacak gibi. Ve şu inadı. Yani mevzu ortaya çıktıktan sonra birilerinin mevzuyu hemen kabul etmesi olmadı, azıcık sürünmesi lazımdı asdfghjk
Başarı konusunda kendisinden örnek almak lazım cidden.
Son kısımda yaptığını ne yazık ki mantıklı buldum, aksini yapmazdı Feris zaten, bakalım devamında neler olacak merak ediyorum.


Mayıs ve Nesli.
Editör ve sosyal medya müdürü. İkiside Feris'in yakın arkadaşlarından. Dergide ne olursa olsun hemen toplanıp dedikodu yapan o grup. Nesli ne kadar sakin ve mantıklı düşünsede Mayıs tam askine aklı bir karış havada. Aklı fikri flörtte olan Mayıs Feris'in ilişkileri hakkında da çok fazla söz sahibi oluyordur.
Nesli'nin gruba dahil olması çok farklı oldu ama güzel oldu. Böyle beklemiyordum açıkçası, aynı Feris kadar başka çok fazla önyargılı olduk ama neler oldu neler.
Sonrasında Mayıs, kadın resmen izlediğimi yabancı filmlerde o hoppa kızın ta kendisi.
Yabancı bir kitap okusam, yaptıkları ve söylediklerini garipsemem ama bu flört mevzusu ne yazık ki garip geldi. Yani bu kadar olacağını düşünmemiştim. Yani kitap Türk yazardan ve mekanlar Türkiye'de olsa da kitabın içeri tam bir yabancı gibi geldi bana. Ama biz görmesekte belki de bizim ülkemizde de aynıları oluyordur, bilemeyiz ki. :D Yine de garipsedim işte. :D Ve bakalım Mayıs'ın aklını çelecek kişi kim olacak, merakla bekliyorum. ;)
Tabii ikinci kitapta Nesli'ninde olayları var, onlarıda ayrıca okuyacak gibiyiz. Burada sadece Feris vardı, o kitapta bir kaç karakteri daha ayrıca okuyacak gibiyiz.


Kitapta iki erkek var, ikisinide yazmak istemiyorum çünkü spoiler olur. Sadece biri var ki evlere şenlik. İşte bu kısımda Mayıs'ın bu adamı övmesi çok yerinde bir olaydı. :D Diğer içinde çok haklıydı ama. Tam bir kaşık suda boğmalık adamdı. -_-
Kitabın son kısmında bazı şeyler oldu, burada Feris'e çok kızdım. Adam gibi açıklasa ya, bir de akıllı ve mantıklı geçinen biri diyeceğiz. :D Burada aklı uzaya uçtu, işte kitaplarda karakterleri böyle yazmaların ayrıca sinir oluyorum. O mevzu başka devam edebilirdi, ne öyle bıraktılar. :D Neyse, okuyanlar anladı beni bence. ;)
Feris'in yerini almak isteyen kişi ve diğerleri. Cansel'e aşırı kıl oldum. Feris o kadar haklı ki kitabın içine girip hepsini şöyle bir sirkelemek istedim. :D
Umarım kitabın devamında bizi sinir etmez. -_- Ki kesin edecek gibi. -_-


Spoiler olur diye çok detay vermek istemedim. Yukarıda da dediğim gibi eğlenceli kısımlarda vardı. Mesela bir taksi olayı, o kadar iyiydi ki hak etti birileri. :D
Yazarın okuduğum ilk kitabı, kalemiyle ilk defa tanıştım. Ne yazık ki ne kadar beğensem de bazı yerlerde sürekli tekrar etmesi ki bunu ilerleyen sayfalardan çok hemen alt satırda olması sıkıntıydı. Mesela Feris bir yerde işiyle ilgili yaptığı şeyi söylüyor, birkaç paragraf geçiyor ayını şeyi bir daha söylüyor. İşte bunlar birkaç kez tekrarlandı. Bu mevzuları editörler ya da son okuma yapanlar karışmıyor mu acaba çok merak ettim. İnşallah yazar bunlara dikkat ederde devamında böyle hatalar olmaz. Bir de Feris inşallah kibrinden dolayı başı fazla yanmaz. :D


Ben bu tarza bayılıyorum, Türk yazarın yazması ise bence artı puan. O yüzden hatalarıyla falan çok sevdim ben ve devamını çooook merak ediyorum. Hatta dedim bir yerde yayımlanıyorsa gidip okuyayım ama yoktu.
Artık kısa zamanda çıkması için dua edeceğiz, edeceğim. :)
Kitabımız hızlı okunuyor, bir oturuşta bitebilir bile ama benim öyle yeteneklerim yok. :D
Ve kitabımızda yetişkin içerik yok, gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz. :)





Kitaba Puanım 5/4^^




Alıntılar^^


"Zor olacak," dedim kırılgan bir sesle. "İnsanların söylediklerini duymazlıktan gelmek, onların yargılarına karşı durmak..."


*****


Gözlerini kıstı ve nazikçe, "Ben her zaman centilmenim," dedi.
"Yalnızca sen o tarafımla tanışmadın. Henüz."


*****


Telefon ekranını kapadığımda Hazar'ın gözlerindeki hayal kırıklığımı gördüm. O bakışlarda düşüncelerinin yansıması vardı. Konuşmadı ama sessizliği, en yüksek çığlıktan bile daha keskindi.






Bir kitabın daha yorumu biter, diğer yorumlarda görüşmek üzere^^
Sevgiyle kalın^^





Buralarda da varım^^













31 Mayıs 2025 Cumartesi

İlk Kitapta Aşk//Jenn McKinlay Kitap Yorumu^^

Selamla^^
Yine ve yeniden kitap yorumuyla kaşınızdayım^^ Bu seferki kitabım o kadar güzeldi, o kadar tatlı ve kalp kırıcıydı ki son zamanlarda okuduğum en güzel kitaplardan biriydi.
Bir kere kitabımız kitapçıda ve kitaplar arasında geçiyor. Yani aynı biz. Sonra İrlanda'ya gidiyor karakterimiz, G*zze olayında İrlanda çok destek verdi ülke olarak, halk olarak. O yüzden avrupaya gitme şansım olsa ilk İrlanda'ya giderdim.
O yüzden bolca İrlanda ve kitap olunca kitabı daha çok sevdim. Bir de tabii karakterlerimiz vardı ki tamamdır, on numara kitap. :)



Hayatını kitaplara adamış bir kütüphaneci... En sevdiği yazarın yaşadığı o tatlı İrlanda köyüne taşınır ve huysuz patronuna kalbini kaptırır. Beklemediği şey ise romanlarda okuduğu o çetrefilli aşkın bu sefer onun için yazılacağıdır!
Martha's Vineyard'da kitaplarla çevrili bir yaşam süren Emily Allen, en karanlık günlerinde ona ışık olan yazar Siobhan Riordan’dan beklenmedik bir iş teklifi alır ve İrlanda'ya davet edilir. Emily için bu teklif, hayallerine dokunma fırsatıdır ve hiç düşünmeden kabul eder. Siobhan Riordan ise on yıllık bir aradan sonra, herkes tarafından büyük beğeni toplayan serisinin final kitabını yazmaya karar verir. Ona bu süreçte yardımcı olmak Emily için her şeye bedeldir ama hiç hesapta olmayan bir şey vardır: Patronu Kieran Murphy. Bu aksi ve huysuz kitap kurdu, Emily'nin varlığından pek hoşlanmaz ve bunu net bir şekilde belli eder. Günler tatlı-sert atışmalarla geçerken Emily, hem bu yeni hayata hem de Kieran’a giderek daha fazla bağlanır.
Ta ki Kieran'ın bu zorlayıcı tavırlarının altındaki asıl sebebi öğrenene dek.
Siobhan hikâyesine son noktayı koymaya hazırlanırken Emily de kendi hikâyesinde bir sonraki sayfayı çevirmek zorundadır. Cesaret, aşk ve yeni başlangıçların heyecanıyla işlenmiş bu masalda Emily'nin kendi mutlu sonunu yazmayı öğrenmesi gerekecektir. Her sayfası umut ve aşkla dolu bu hikâye, kalbinizin en derin köşesine dokunacak!


Emily babasının onları terk etmesinden sonra annesinin sorunlarıyla baş etmekten büyük sıkıntılar yaşamaya başlar. İş hayatında da kütüphaneci olarak devam eden Emily gençliğinde hayata tutunmasını sağlayan serisinin son kitabını on yıldır beklemektedir. Bir gün serisinin yazarına yazdığı mektuptan sonra kendini annesinin baskısından koparıp İrlanda'da bulur.
Hastalık hastası olmasıda hayatını etkiler ama İrlanda'ya gelme kararı verirken her şeyi geride bırakmakta kararlıdır.
Her şey yolunda gitmiş, çok sevdiği yazarıyla da anlaşmıştır ama daha ilk dakikadan ona kötü davranan patronu ve yazarın oğlu çıkmştır.
Emily çok tatlıydı, annesine yıllar sonra karşı çıkması, hastalık hastası olmasına neden olan mevzu çok kalp kırıcıydı. Yine de herkese rağmen karar verip, ülke değiştirmesi takdiri hak ediyordu.
Sonralardan da gururlu çıkışları falan kitaptaki en sevdiğim karakter oldu.


Kieran, ismi zor olduğu için Kier diyeceğim.
Annesinin yıllar önce bıraktığı kitabın yazılmasını istemediğinden yeni gelen çalışanına çok iyi davranmak istemez ki hemen gitsin diye ama karşısındaki kişi vazgeçmeyince hislerine engel olamaz.
Kier için başta dedim Emily'yi tanıyor falan, ondan böyle ama işte iş başkaymış. Gerçekleri öğrendiğim zaman hak verdim kendisine. Onunda çocukluğu zor geçmiş.
Son kısımda yaptıklarına da ne yazık ki hak verdim. Yani burada kimse haksız değildi ama Kier aralarındaki en haklısıydı bence ve tavrı olması gerekendi.

Diğer karakterlerde kitapçıdakiler çok tatlıydı, sonradan Emily'ye sürekli mesaj atmaları tatlıydı. Tabii yabancı kitapların olmazsa olmazı saçma karakterler yok değildi. Neyse ki göze sokulacak kadar değildi de okumayı çok etkilemedi.
Bir de yazarımız var tabii, Kier'in annesi, Emily'nin en sevdiği insan.
Emily annesinden görmediği şefkati bu yazardan görüyor ve okuyunca o kadar mutlu oluyoruz.
Ben çok sevdim o kısımları okurken.
Tabii bir de Emily'nin annesi. Çok kötüydü ve öyle insanların gerçekte de var olması, çevrisindeki insanların hayatlarına kara bulut gibi çökmesi çok kötü.
Tabii o anneden kaçtığı kişide arkadaşı Samantha. Kier Sam olarak tanıyor ilk başta ve erkek zannediyor, o kısımdaki kıskançlığı çok tatlıydı. :)


Her anlamda güzel bir kitaptı. Aşkı da, aileyi de, çocukluk travmaları da o kadar güzel yazmış ki yazar kalbimize dokunup, içimize işliyor. Keşke olmasa dediğimiz şeyler ne yazık ki kaçınılmaz olarak oluyor. Tabii kitap diyoruz, hayal ürünü her şey değişebilir falan ama bence böyle olması gerekiyor bazen. Burada öyle bir mevzu vardı.
Kapak ve konudan daha çok aşk dolu bir kitap bekleyebilirsiniz, evet beklentiniz bu yönde olursa hayal kırıklığına uğramazsınız ama yanında üzücü şeylerde vardı.
Ben bu yüzden sevdim.
Aşk konusu da çok tatlıydı, çiftimiz atışmalarında bile kitaplardan alıntı bulup söylemesi ve hemen kitap adının bilinmesi kitabı üstü düzey bir şeye çevirmiş. :D Çok tatlıydı oralar.
Bir ara kitaplarla ilgili bir oyun oynadılar, okurken çok eğlendim ve ilerdeki müstakbel eşimde kitap kurdu olursa tam oynanacak oyun. :D

Hem akıcı, hem tatlı, bir yönden kalbe dokunan kitapları seviyorsanız kesinlikle öneriyorum.
İrlanda'da da olduğunuz hissediyorsunuz o anlatımla. Tamam sürekli bir tarihi yer vs. anlatılmadı ama okurken diyorsunuz ki tamam ben İrlanda'nın bir kasabasında, o güzel evlerin olduğu sokakta geziyorum. Bu yüzden de çok sevdim.
Kısacası çok sevdiğim, okuyun diyeceğim, bol kitaplı, bol aşklı, azıcık duygusal bu kitabı öneriyorum. :)
Kapağı da çok güzeldi, anlamlıydı da.
Tabii yetişkin içerik vardı, bunu bilerek okumanızı öneririm. :)




Kitaba Puanım 5/5^^



Alıntılar^^


Kaşları çatılmış  ve ağzının köşeleri aşağı doğru kıvrılmıştı. En sevdiğim romanlardan biri olan Jane Austen'ın Gurur ve Önyargı kitabında hayal ettiğim Fitzwilliam Dacry'ye ne kadar benzediğini fark ettim.


*****


Kendi kendime, önlüklü bir adam hayal etme, dedim. Ama dinlemedim. Adam yemek pişiriyor ve bu da çekicilik seviyesini arşa çıkarıyordu.


*****

Tüm İrlanda maceramın sadece bir rüya olduğunu keşfetmekten korkuyordum.


*****


"Senin için, Kızıl, istediğin her şeyi değiştiririm. Sadece eve gel ve ait olduğun yerde benimle ol."






Bir yorumun daha sonuna geldik, başka yorumlarda görüşmek üzere^^
Sevgiyle kalın^^





Buralarda da varım^^








7 Mayıs 2025 Çarşamba

Aramızdaki Yedi Yıl//Ashley Poston Kitap Yorumu^^

 Selamlar^^
Yine çok severek okuduğum bir kitabın yorumuyla geldim. Geçen aylarda aldığıma ama bir türlü okumadığım kitaplardan biri kendisi. Instada yorumu görünce almak istedim çünkü konusu çok farklıydı.
Evet denildiği kadar güzeldi, farklı konusu ve yazılışını sevdim ama illa ki bazı hataları vardı. Onları devamında söyleyeceğim ama kısa ve akıcı(çoğu yeri) kitapları seviyorsanız eğer yorumumun devamını okumanızı öneririm^^



Ya âşık olduğunuz kişi yedi yıl geçmişte yaşıyor olsaydı?
Clementine West geleceğini titizlikle planlamıştı: Çok çalışmalı, âşık olacak düzgün birini bulmalı ve sürekli büyük bir hayalin peşinden koşmalıydı. Bu, çok sevdiği teyzesini kaybettikten sonra kalbini güvende tutmak için hazırladığı, kusursuz bir plandı. Ancak aşk, en iyi planları bile karmaşık hâle getirebilirdi ve Clementine kalbinin bunu kaldırabileceğinden emin değildi.
Ama bir gün, merhum teyzesinin mutfağında yakışıklı bir yabancıyla; kibar gözleri, Güneyli aksanı ve limonlu turtalara karşı açıklanamaz bir düşkünlüğü olan bir adamla karşılaştı. Bu adam âşık olabileceği, ikinci şanslara inanmasını sağlayacak o kişi olabilirdi. Ama bir sorun vardı: Bu adam tam yedi yıl geçmişte yaşamaktaydı.
Clementine, teyzesinin tuhaf dairesinde kendini kalp kırıklığının eşiğinde bulduğunda bugünde yaşamayan birine âşık olmanın her şeyi mahvedebileceğini biliyordu. Oysa zaman hiçbir şekilde aşka engel değildi, asıl sorun her daim zamanlamaydı.


-Karakterimizin adı çok uzun ve karmaşık olduğu için Clem diye geçeceğim-
Clem sevdiği teyzesini kaybettikten sonra onun bıraktığı evde yaşamaya başlar. Aylarca sadece eve gidip geldikten sonra bir gün evde yabancı biriyle karşılaşınca teyzesinin verdiği sırrın gerçekleştiğinden emin olur ama söylediği diğer şey yüzünden yabancıyı evden göndermek ister ama işler çokta istediği gibi gitmez.
Clem kafası karışık bir karakterdi. Sürekli teyzesinden bahsetmesinin sebebini tabii ki de sonradan öğrendik ki hak verdim ama belli bir yerden sonra sürekli teyzesinden bahsetmesinden gına geldi. Anladık teyzenle çok gezdin, çok eğlendin ama yeter yani.
Ben diğer detayları öğrenmek istiyorum dedim durdum sonra bölümlerde.
Bu yüzden çok sevemedim ama verdiği kararlar doğrultusunda sevdiğim bir karakter oldu.


Şimdi erkek karakterimizden bahsedeceğim ama spoiler olma ihtimali o kadar yüksek ki o yüzden sevip, sevmediğimden bahsedip geçeceğim.
Çok tatlıydı, bazı yerlerde Clem'e seslenmesi beni benden aldı(Okuyanlar anladı. Limon)
O yüzden bu kısımlar çok hoşuma gitti. Daha çok okumak isterdim, o yüzden şu teyze mevzusunu bu kadar uzatmaları hoşuma gitmedi.
Yine de bu karakteri okumak çok hoşuma gitmenin yanından çok sevdim de :)
Şeflere olan ilgimiz tekrardan nüksetti. :D 


Diğer karakterlerden Clem'in arkadaşlarına bayıldımmm
Bir kez bile Clem'i yalnız bırakmamaları çok hoştu. Ve Clem'in de onlara yardım etmesi, destek olması, işleri yoldan çıkınca onlara yardım etmesi çok çok tatlı ve hoştu.
Diğer karakterlerden anladığınız üzere teyze mevzusunu hiç sevmedim, zaten illa ki işin içine abuk subuk şeyler soktular. Onda da saçmaladılar. Yani okuyan arkadaşlar bana hak verin, çocukları öğrense ne olacaktı?
Bazı şeylerin havada kalması, niye böyle detaylı saçmaladı anlamadım ve değişikti. O kısımlar kitabın güzelliğine gölge düşürmüş ama evin sihri, çiftimizin mevzusu kitabı güzelleştirmiş. Bu da bunları arka plana atmama sebep oldu ama yine diyorum, o gereksiz şeyleri koymadan da güzel bir kitap yazabilirdi.

Akıcıydı kitap ama yine teyze mevzusuna gelince sanki kitap ağırlaşıyordu. Yani genç kızı alıp bilmediği ülkelere götürüp ve sonradan çokta ilgilenmemesi(Clem kendisi anlatıyor) komikti ya. Kitap olmasa teyze kesinlikle güvenilmeyecek listenin en başında yer almalı. :D
Detayları veremediğim için yorumu çok fazla uzatmak istemiyorum, oysa ki ne çok yazacağım şey var. Spoiler olarak yazmakta istemiyorum açıkçası, okuyun siz öğrenin.
Farklı bir konu, farklı birer hayatlar ve karakterler.
Gerçekten okuduğum en ilginç kitaplardan biriydi ve ben çok sevdim. :)


Sonu beni tatmin etti, olması gereken gibi bitti.
Bir an yazar hop diye bitirecek diye ödüm koptu ama neyse ki güzel devam ettirmişti. Bu yüzden kafanızda soru işaretleri varsa onları geri plana atın ve bir şans verin derim.
Bu arada ilk başlarda bazı şeyler oluyor ve okuduğum anda aklıma bir şeyler geldi ve bumm, oldu dfghjkl
Baştan böyle detaylar verilmesi güzel ama şaşırtması daha hoş olurdu bence. :)
Yazarın yine böyle farklı kitapları basılırsa okumayı düşünürüm ama bu teyze mevzusu gibi saçma bir mevzuyu orada da uzatırsa belki de başka okumam. :)
Kitapta yetişkin içerik mevcut, onu bilerek okumanızı öneririm. :)




Kitaba Puanım 5/4^^



Alıntılar^^


Kendimi tuttum. "Seni yemin ederim ki daha önce dans ettim."
"Ama benimle etmedim."



*****

"Patates kızartması yüzünden hayatın değişti?"
"En ummadığın şeyler hayatını değiştirir."


*****


Düzenine sıkı sıkıya bağlı, kaygılı ve psikolojisi bozuk bir keşmekeştim. Etrafıma ördüğüm duvarlar öyle yüksekti ki bu duvarları neye karşı ördüğümü bile unutmuştum.


*****


Kitaplarda insana güven veren bir şey vardı. Başlangıçları, ortaları ve sonları vardı ve eğer bir kısmı beğenmezseniz, bir sonraki bölüme geçebilirdiniz. Eğer birisi ölüyorsa, o ölmeden önceki son sayfada okumayı bırakabilirdiniz ve böylece ı kişi sonsuz dek yaşardı. Mutlu sonlar kesindi, kötüler yenilirdi ve iyiler hep baki kalırdı.


*****

Düzeltilmeye ihtiyacım yoktu. Tek ihtiyacım olan şey... bana insan olduğumun hatırlatılmasıydı.


*****


Geriye dönüp baktığınızda aklınız, kalbinizin hatırlamak istediği şeyleri hiçbir zaman hatırlayamaz.






Bir yorum daha biter, başka yorumlarda görüşmek üzere^^





Buralarda da varım^^






5 Mart 2025 Çarşamba

Aşk İnsanları için En Güzel Romcom Kitaplar// Blogları Canlandırma Projesi Şubat Ayı^^

 Selamlar^^
Yılın ikinci BCP ile sizlerleyimm^^
Bu ay sevgililer günü dolayısıyla romantik-komedi temamız vardı, şu an elimde bu tarz bir içerik olmadığı için böyle bir öneride bulunmak istedim^^
Çok tatlış, okurken hem eğlenip, hem romantik sahnelere düşüp hem de hayattan bir şeyler öğreneceğiniz kitapları derledim. :)
Umarım beğenirsiniz^^
Bu arada BCP olarak Şubat ayında sadece Romantik, Komedi, Aşk, Sevgi, Yalnızlık ve İçsel Dönüşüm gibi temalarımız var. Eğer sizde yazmak isterseniz katılabilirsiniz. :)



Eski sevgili.
Aynı şirkette rakip olma.
Ve yapılması gereken listeler. :)



Türk Sophie Kinsella diyebiliriz.
Tam bir citlik tarzında kitap. :)



Historical.
Platonik bir aşk.
Ortaya çıkan sırlar, bolca eğlence ve aşk^^



Yoğunluktan ve baskıdan sıkılan popstar.
Bu sebeple kafa dağıtmak için bilmediği kasabaya gitme.
Kasabanın erkek turtacısı.



Patron-Çalışan ilişkisi.
Birbirlerini tanımadan yardım etmeleri.
İlk görüşte aşk.
(Bu aslından romantik-dram kitap, komedi yanı da var ama ben dram yanını daha çok sevdim)



Lise aşkı.
Sahte sevgililik.
Gönderilmemiş mektuplar.
(Bu kitap ikinci kitap, yazdıklarım birinci kitabı anlatıyor. Fotoğraf bulamadım)



Kız kardeşiyle bilmedikleri kasabada tatil.
Editör savaşları.
Hiç tahmin etmediği kişinin kasana sakini oluşu.
 Ve nefretten aşka.



Mahalle kurgusu.
En yakın arkadaşın kız kardeşine aşık olma.
Bursa'nın tarihi ve mahalledeki absürt olaylar.





Kitapların detaylı yorumlarını blogumda bulabilirsiniz^^
Daha bir sürü önerim var ama şu anlık yeterli, istek gelirse yine böyle öneri yazısı yazarım. :)
Hepsi sevdiğim kitaplar, bazısının basımları yokturdur ama ikinci el bakabilirsiniz. :)



Mart ayı BCP temamız Kadın Hakları, Kadınlar, Kadın Yazarlar ve Bahar Mevsimi olacaktır. 
Ama ben sadece BCP yazılarını okumak istiyorum derseniz buradan! bakabilirsiniz^^







Başka yazılarımda görüşmek üzere, hayırlı Ramazanlar^^
Sevgiyle kalın^^




Buralarda da varım^^