Romantik-Duygusal Kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Romantik-Duygusal Kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mayıs 2026 Pazar

Aşkın Pratiği//Sarah Adams Kitap Yorumu^^

 Selamlar^^
Kasaba kitaplarını seviyorum ve o ortamları, kasaba halkını, küçük ama şirin evleri vs okumayı çok seviyorum. O yüzden izlediğim ya da okuduğum yerler kasabada geçiyorsa artı bir puan benden alıyor.
Bu kitabımızda Roma Tatili kitabımızın ikinci kitabı. Karakterlerimiz farklı burada. Ve şunu söyleyebilirim ki birinci kitabı sevdim ama buna bayıldımm.
Karakterler, çiftimizin anlaşması, ilişkiler, birbirlerini anlamaları vs vs çok güzeldi.
Yazarın kalemini zaten çok seviyorum, bir de böyle akıcı ve harika kitaplar yazması daha da çok sevmeme sebep oldu.


Roma kasabasına yeniden hoş geldiniz!
Küçük bir hatırlatma: Burası hâlâ Kentucky, İtalya değil.
Ama konu romantizm olunca bu kasabadan hareketlisi yok.
Bu sefer sahnede kasabanın sessiz ve utangaç çiçekçisi Annie var. Kardeşlerinin ve kasabanın 'melek' timsali Annie'nin en büyük hayali anne babasınınki gibi mutlu bir evlilik kurabilmek ancak görünüşe göre tarihi aşk romanlarından edindiği bilgileri pratiğe dökmekte zorlanıyor. Kasaba halkının gündeminde Annie'nin, abisiyle evlenmeye hazırlanan Amelia'nın koruması Will'le kurduğu yakın ilişki var ancak kimse bu ilişkinin gerçek doğasından haberdar değil. Will'in flört konusundaki dillere destan becerilerinden faydalanmak isteyen Annie'nin planlarının hiç beklemediği yerlere gideceği, Will'in de romantik ilişkilerine dair verdiği kararları sorgulayacağı kesin.
Zaten en güzel aşk hikayeleri, en beklenmedik olanlar değil midir?


Annie artık evlenip çocuk sahibi olmak ister. Bunun içinde bir eş bulması lazım ama ondan önce randevulara çıkıp, bunların üstesinden gelmeli. Tabii bu çok zordur. Tam istediği adamla randevuya çıkmıştı ki akşamı mahveder ve adamın arama numarasından gitmesine şahit olur.
Bu sırada abisinin müstakbel eşinin korumasını görünce heyecanlanır ama onunla her zaman rahat konuştuğundan bir anda morali düzelir ama o da tek değildir.
Kız kardeşlerinden çok yengesine açılan Annie sadece ona duygularını açar. O da Annie’ye yardım edecek tek adamın koruması Will olduğunu düşününce bir şekilde ikisini yan yan getirir.
Annie çok tatlıydı. Tam olarak kasabanın sessiz, sakini ve en sevilen kızıdır ama kız kardeşlerinin bile çok fazla kendisini narin görmesi onu derinden üzmesine çok üzüldüm açıkcası. Yani okurken kitaba girip kardeşleri tokatlıyasım geldi.
Şükür sonradan konuşuyorlarda herkes eteğindeki taşları döküyor ama bu süre gerçekten Annie’ye üzüldüm.
Ama bu üzülmenin sonunda Will gibi biriyle tanışması da piyango vurmuş gibiydi şimdi. Aferin kız sana asdfghjkl


Will, uzun yıllarca bir çok ünlü, siyasetçi kişilerin korumalığını yapmıştır ama aralarından en sevdiği kasabaya taşınan ve arkadaş canlısı olan Amelia'dır. O yüzden başka iş çıkana kadar tekrardan Roma kasabasına gelir ama İtalya'da olana değil. 
Burada kısa kalacağını her daim söylese de bir gün hiç tahmin etmediği kişiyle hoş bir sohbet edince aklından çıkaramaz. O kişide Amelia'nın nişanlısının kız kardeşi Annie'dir.
Amelia yüzünden bir anda Annie'ye randevu dersi verince işler hiçte istediği gibi gitmez.
Hem Annie'den ayrılmak istemez hem de her an başka işe gitmek için bekler.
Will çooook tatlıydı, bayıldım kendisine.
Annie'nin yaşadıklarını anlaması, onu kendine güvenmesini sağlaması, o istemeden hiçbir şey yapmaması o kadar güzel, okunulası ve harikaydı ki o yüzden daha çok sevmiş olabilirim.
Ve Annie'nin Will'in yanından daha rahat olması hep Will'in sayesinde. Daha ne olsunn??? <3
İlk kitaptaki Noah'da çok iyiydi ama bence Will ondan daha da iyi.
Çünkü Noah ilk baştan Amelia'yı çok sevmemişti ama Will ilk dakikadan Annie'den hoşlanmaya başladı. :)

Kitapta diğer karakterlerden Annie'nin kız kardeşlerinden çok Amelia'yı çok sevdim. Çok destek oldu Annie'ye. Hatta kardeşlerinden çok destek oluyor. Tamam Annie çok sessiz, içine kapanık bir karakterdi ama yine de söyledikleri Annie kadar beni de üzdü açıkçası.
Son kısımda işler iyiyye gitti ama ne bileyim bu kadar gerçekçi konuşmalar, iç dökmeler çok güzeldi.
Bir de sinir olduğum şey kasaba haklı oldu. 
Ya zaten kız içine kapanık, bir şey söyleyemiyor size bir de onun hakkında hükümler veriyorlar. Will'i uyarmalarını bir yerde anlarım ama imza kampanyası nedir arkadaş.
Yine de onları son kısımda sevdim.
Devam, yani üçüncü kitap iki öğretmenin gizliden yazar olmasını ve birbirlerine yardım etmelerini okuyacağız. Konuyu çok beğendim bunu ama Madison'u da çok merak ediyorum ve henüz yayınevinden ses seda yok. :/


Benim gibi romantik komedileri seviyorum, kasaba kitapları olunca daha da harika oluyor. Bir de buna yazarın akıcı kalemi, tatlı çiftleri ve gereksiz şeyleri yazmaması herkese önereceğim bir kitap.
Gereksiz karakterin olmaması ki beni anladınız zor bulunan bir şey.
Bir de yetişkin içerik yoktu. Tamam yetişkin bir kitap olduğundan bazı şeyler vardı, öpüşme vs ama smut yoktu. Genel okur diyemem ama yine de smutsuz kitap olduğundan bir tık daha gençler okuyabilir diyorum. :)
Son kısmı sevdim ama biraz daha okumak isterdim.
Yaa fark ettim de ben ne kitaba ne de çifte doyabilmişim yaa :D


Seri ama bence ayrı ayrı okunabilir. Tamam ilk kitaptan azıcık spoiler yersiniz ama kitabı komple anlatmıyor sonuçta. :D O yüzden bu kitaptan başlayabilirsiniz ya da ilk kitaptan okuyun. Çünkü o da güzeldi.
Yazarı keşke daha çok yazsa, bizim yayınevi de hemen çıkarsa.
Çok sevdiğim yazarlar arasına girdi bile.
Kesinlikle size öneriyorum, eğlenceli, romantik kitapları seviyorsanız kaçırmayınn^^





Kitaba Puanım 5/5^^





Alıntılar^^

Ailemde sessiz olan bendim. Her zaman elinde bir kitap olan kişiydim, çünkü diğer insanlarla etkileşime girmek zorunda olmadığım dünyaları tercih ediyordum. İlişkileri okumak, onları yaşamaktan çok daha kolaydı.


*****


James boğazını temizledi. "Neden önemli bir fırsatı kaçırmışım gibi hissediyorum?"
Çünkü kaçırdın. Şimdi kaybol, o benim.


*****

"Will Griffin kesinlikle ihtiyacım olan türden bir erkek değildi. Ancak tam da istediğim gibi bir adam olma yolunda hızla ilerlemesi ne kötüydü.


*****

Geldiğimi fark ettiğinde gözlerinde beliren pırıltıyı hayatımın sonuna kadar unutmamaktan korkuyordum.


*****


Şu anda beni kimin daha çok üzdüğünü karar veremiyordum. Bir kez daha bana kim olduğumu ve ne istediğimi söyledikleri için ablamlarım mı, yoksa onlar söylerken gülümseyip başımı salladığım için kendim mi?


*****


"Lütfen. Sadece burada olmama izin ver. Neden bilmiyorum am başka bir yerde olamam. Denedim ama ayaklarım beni sürekli buraya, senin kapına getiriyor."


*****


Özgürlüğün canı cehenneme. İhtiyacım olan her şeyin şu anda kollarımın arasında olduğunu düşünüyordum.




















31 Ocak 2026 Cumartesi

Ben Prenses Değilim//Kübra Nur Kitap Yorumu^^

 Selamlar^^
Her sene bu zamanlarda Kübra Nur'un bir kitabını okuyorum. Yazarın elimde okunacak birkaç kitabı vardı ama artık bununla beraber daha da kalmadı ve son kitabın güzelliğiyle güzel bir veda oldu. Aslında sıfır, hiç okunmamış kitaplarına veda bu yoksa yazarın diğer kitaplarını sürekli okurum ben. Mesela Bin Bela Bir Karanfil kitabını 123456 kez okurum. Ve o seriyi. Benim için sıkıntı yok ama keşke yazmaya devam etse. Yazarın kendisi ile konuşunca devam etmeyeceğinden bahsetti. Yazarlık kariyerini şu anlık akademik kariyeri için bıraktı. Sonradan devam etmesini çok isterim ama belki de yazmaz(İnşallah yazar ama :D) 
Böyle güzel, eğlenceli kalemlerin sevdalısıyız, tamamen bırakırsa cidden üzülürüm. :/



Bir varmış, bir yokmuş. Zamanın birinde, masallara inanmayan bir cadı yaşarmış ve bir gün, öpüldüğünde kurbağaya dönüşecek bir prensle karşılaşmış.
Bazen, beyaz atlı prens aynı zamanda bir şeytan olabilir. Bal kabağından bozma at arabanız bazen sizi ummadığınız yerlere götürebilir. Bazen cadılar aşka inanıp ondan korkabilirler.
Hayat bir masal değilse bile çoğu zaman ona çok yakın bir şeydir. Bilinenin aksine, kendinizi bir masalda bulmanız için mutlaka prenses olmanız gerekmez. Bazen sıradan bir köylü kızı, bazen bir cadı, bazen bir savaşçı…
Yaşayacak cesaretiniz olduğu müddetçe kendi masalınızı yazmaktan asla mahrum kalmazsınız.
Ben Naz Atalay. Ve bu, benim masalım. Ve inanın, ben prenses değilim.

 
Naz babasının arkadaşının şirketinden çalışmak için yaşadığı şehirden ayrılıp sıfırdan yeni bir hayata başlamak için başka bir ile gider. Havaalanında onu bekleyen şoförü beklerken çok nemrut bir adamla karşılaşınca ilk dakikada nerelere düştüm ben der.
Meğer asık suratlı şoför şirketin başkanının oğludur. İlk başlarda bu adama sinir olan Naz torpille değil çalışkanlığıyla buralara geldiğini kanıtlamak için elinden geleni yapar ama adamla da yüz göz olmamaya çalışır.
Bir gün kendisine atılan bir mail sonucu gizlenen sırları öğrenince işler tersine döner ve huysuz adam Naz'a borçlanır. Bu borcu da nasıl ödeyeceğini iyi bilen Naz zamanla aslında huysuz adamın çok eğlenceli, kafa dengi biri olduğunu öğrenir.
    Naz o bildiğiniz karakterlerden değil, prenses olmamak için kendi ayaklarının üzerinde durmak zorunda kalması, ailesiyle yaşadığı problemler ve hayal aleminde yaşamayan güçlü bir karakterdi. Kendisi huysuz, erkek karakterde huysuz olunca tadından yenmiyor. Zaten diyorum ya kendisi prenses değil, öyle narin bir karakter değil anlayacağınız. O yüzden huysuz olması çok tatlıydı. Zamanla bir şeylerin değişmesi ise yavaş yavaş olması kitabı daha da güzel yapmıştı. :)


Atlas babasının emriyle gidip havaalanından alacağı kızı ilk görüşte sevmemişti, çünkü tam bir huysuzdur. Onunla baş etmek ise çok zordur çünkü söylemesinin aksine Naz torpille değil başarılı oluşuyla gelir.
Saçma hayalleri, kendi sırrını öğrenmesi derken bir anda kendini Naz ile arkadaş olarak bulur ama artık duygular arkadaşlıktan çok başka yerlere gider.
Şimdi detay veremeden karakter anlatmak çok zor ama Atlas'ta Naz gibi farklı bir karakterdi. Bir kere iki karakterimizde ilk görüşte aşık olmuyor, ciddili bir huysuzluk var ikisinde de. Atlas'da patron görevliğinin verdiği avantajla ona cidden kötü davranıyor. Mesela kendisi kapı komşusu ama huysuzlukları devam ediyor.
Her sabah işe beraber gitseler bile. :D
Atlas'ın baştaki o huysuz ve umursuz hallerine kıl olsam da sonradan Naz'a olan davranışları, onu anlaması ve ona göre davranması. Tam bir centilmen erkek karakter. Ama öyle herkesin bayılan türünden değil. Bu çok farklı. Ne demek istediğimi okuyanlar anladı. ;)


Naz Çirkin Ördek Yavrusu kitabından tanıdığımız Meriç'in yeğeni. Hatta o kitapta da Naz'ı okuduk. Meriç'ten akıllı olan yeğeni diyeyim anlayın. :) Tabii Meriç'i ve o inat hallerini, Damla'yı hep okuyoruz bu kitapta. Özlemişim ikisini de. <3
O kitabı da çok severim, aslında olayları çok farklı ama son kısımda yaşananlar ve duygular çok güzeldi. Bayılmıştımmm. Yorumu okumak isterseniz tık tık^^
Sonrasında dedim Naz'ın babası ve Atlas'ın babası anlaşıp çocukların arasını yapmak istedi falan ama bununla ilgili bir şey yazılmamıştı. Demek öyle değil. :)
Naz'ın öyle dertleşeceği bir arkadaşı yoktu, zaten aile sıkıntıları ile anca baş ediyordu.
Zaten o da başka konuydu.
Yani bazı şeylerin olmamasına anlam yüklüyordu en azından.
Bu kısımda Naz'ı anladım ama yine de o balkon kısmına aşırı üzüldüm ya, çok kalbim kırıldı...


Çok sevdiğiniz kitapları neden sevdiğinizi düşündüğünüzde ila ki bir sahne, olay, tanışma ya da unutulmaz karakterler dersiniz değil mi?
Ben bir süre bu kitabı neden sevdiğimi düşündüm. Unutulmaz olaylar yoktu, her kitapta olan olaylar vardı ki dediğim gibi kitabın başında beri karakterlerimiz birbirlerinden hoşlanmıyorlar ama şimdi, şöyle bir alıntılara bakayım dedim neden sevdiğimi buldum...
Naz'ın iç sesi ve karakterlerimizin birbirilerine olan itirafları, yavaş yavaş yeşeren o aşkı.
Mesela ufak bir kıskançlık olmasına rağmen aman aman değil ama yine de kitaba güzellik katmıştı.


Yazarın karakterlerinin bu kadar güzel ve unutulmaz olması yazmayı bırakmasına daha üzülmeme sebep oluyor. Çünkü karakterleri her zaman en farklısı, en güzeli ve gerçekten unutulmazı.
Yukarıda da dediğim gibi karakterlerin daha ilk sayfadan aşık olmaması, daha çok birbirlerinden hoşlanmaması diğer kitaplardan farklı yapmış. Bu da kitabı daha da güzelleştirmiş.
Başta dediğim gibi Atlas'a sinir oldum ama sonradan Naz için söyledikleri var yaaa, al çıktısını as duvara. Çok iddialı ama alıntıları okuduğunuzda ne demek istediğimi anlayacaksınız.
Ve son kısımda sırf Naz için bir yere gitmesi, gitmesine rağmen Naz'ı düşünmesi...
BA YIL DIMMM...
Kız Naz nasıl uzak durdun bu adamdan yaaaa, bizim yüreğimize oturdu. :D


Kitaba neden tam puan verdiğimi, neden bu kadar çok sevdiğimi yorumda istediğim gibi yazamıyorum ama okuduğunuzda ne demek istediğimi gerçekten anlayacağınızı düşünüyorum.
Yazarın bütün kitaplarını öneriyorum ama ilk defa okuyacaksanız ilk bunu okuyun. Sonra Sonsuz Düşler serisi var, onlardan devam edip Üç Yapraklı Ahududu'dan devam edebilirsiniz.
Bin Bela Bir Karanfil serisindeki karakterler bu kitaplardaki çiftlerin çocukları. İlk bilseydim Sonsuz Düşler Serisinden başlardım.
Tabii bu ayrı okunmayacağı anlamına gelmesin, hepsini ayrı ayrı okuyabilirsiniz ama seri takıntınız varsa böyle okumayı unutmayın. :)
Yorum istediğim gibi olmayabilir ama olsun, bu şiddetle önermeyeceğim anlamına gelmiyor. :)
Yılın ilk tam puanlı kitabını okuyun, okutun^^
Not: Kitabımız genel okurdur. :)




Kitaba Puanım 5/5^^




Alıntılar^^


Kendimi aniden şapşal gibi gülümserken buldum. Tam bu sırada Atlas'da bana baktı. Yüzünde yine o çapkın gülüş vardı. Ve tuhaf bir biçimde kalp atışlarımı hızlandırmıştı.


*****


Cahit Atlas Karahan, tam anlamıyla bir beyaz atlı prensti.


*****


"Arabayla gidiyorduk. Sana Altın Diyar davetiyesini cevapladığımı söyledim. Gözlerinde öyle bir neşe parladı ki, kalkıp dans edeceksin sandım. Arabayı kenara çekmek istedim. Sen neşeni doyasıya yaşa diye. Dans et diye."


******


"Nihayet bunu söyleyebildiğim için çok mutluyum. Seni seviyorum, Naz. Muhtemelen beni öpersen bir kurbağaya dönüşeceğim ama prens olmaktan sıkılmıştım zaten."


******


"Sana, daha önce hiç olmadığım gibi aşığım, Naz. Sana, şiir okumak isteyecek kadar aşığım ama ezberimde hiç şiir yok. Sana o kadar aşığım ki, eğer zamanda geri gidebilseydim, sırf sana okuyabilmek için onlarca şiir ezberlerdim."






Alıntılara Not: Bazı alıntıları eklemek spoiler olacaktı diye onları es geçtim, onlar bana ait artık. :D









Bir yorumda böylece biter, başka yorumlarda görüşmek üzere^^
Sevgiyle ve aşkla kalın^^













7 Ocak 2026 Çarşamba

Merhaba Yabancı//Katherine Center Kitap Yorumu^^

 Selamlar^^
Yılın kitap hedefini tamamlamanın verdiği güvenle başladığım kitabı yeni yılda da okurum kafasıyla rahatça okuyordum. Yarıya bile zar zor geldiğim kitapta dün gece birkaç saatte resmen iki yüz sayfayı okudum. Ben dün gece dedim ama yorumun düzenlenmesi ve yayımlanması baya bir geç olacak gibi. :D
Kitabın başlangıcı biraz sakindi, anca kitabın içine giriyorsunuz zaten.
Bu sebeple okumaya başladığınız zaman eğer tam olarak kitaba girmedim, bırakacağım falan demeyin ve devam edin.
Bir yerden sonra öyle şeyler oluyor ki, yukarıda son iki yüz sayfayı bu yüzden bir gecede okudum işte. :)



Sadie Montgomery, hayatının en büyük başarısını kutlayacakken talihsiz bir olay sonucu kendini hastanede bulur. Yüz körlüğü olarak bilinen bir hastalığı vardır artık. Baktığı her yüz birbirinden bağımsız parçalardan oluşan karmakarışık bir yapboz gibidir.
Sadie bu hastalıkla baş etmeye, ailevi sorunlarını halletmeye ve sevgili köpeği Peanut’la ilgilenmeye adamıştır kendini. Bir de annesinden miras kalan portre ressamlığını devam ettirmeye… Kendi ayaklarının üzerinde durmaya çalışırken tepetaklak olan hayatını yaşanabilir kılmak için üstün bir çaba gösterse de bir noktadan sonra yardım istemek zorunda kalacaktır ve işe bakın ki kapı komşusu tam bir Yardımsever’dir.
Bir tarafta ön yargıları bir tarafta sıkı sıkıya bağlı olduğu hayalleri olan Sadie’nin hayatında hiçbir şey net değildir çünkü zaten herhangi bir şeyi net görmesi imkânsız gibidir. Fakat hayat, bakmasanız da görebileceğiniz onca güzellikle doludur. Sadie’nin hiç beklemediği anda karşısına çıkan insanlar gibi… Üstelik, görmenin her zaman başka yolları da vardır. Tıpkı Sadie’nin denediği yollar gibi… 


Sadie babasının karşı çıkmalarına rağmen okuduğu güzel sanatlardan sonra portre konusunda çok iyidir ama para konusunda ve sürekli katıldığı yarışmadan bir türlü istediğini alamaz.
Bir gün gelen haberle o çok istediği yarışmadan dereceye girmiştir ve birincilik için potre çizmesi gerekiyordur ama kader bu ya, annesinin yaşadıklarının aynısını yaşayacaktır.
Beynindeki sıkıntıdan sonra yüz körü olan Sadie bir süre ne yapacağını bilemez.
Babası, üvey annesi ve üvey kız kardeşi de sürekli karşısına çıkınca işler daha da karmaşık hale gelir.
Bunların üstüne bir de köpeği rahatsızlanınca hayatı daha da zorlaşır ama bunun en iyi tarafı ilk defa tanıştığı karizmatik veterinere vurulur.
Bunların yanından yarışma için çalışması lazımdır ama işler çokta istediği gibi gitmez.
Sadie çok garip bir karakterdi. Çok çabuk her şeye anlam yüklüyordu. :D Mesela hemen veteriner aşık olması çok komikti. Sonrasında sadece duyduklarından çıkarımlar sağlaması. :D
Ama güçlü bir karakterdi ve yardım almak istememesi cidden hayatını cehenneme çeviriyordu.
Yine de acılarla bir şekilde başa çıkması, yalnızlığı falan çok kötüydü.
Sadie için ağladığım yerler çok oldu, o yalnızlığı, gururuna ve yardım istememesine rağmen bir şekilde yalnız kalmaması için yalvarma noktasına gelmesi derinden üzdü beni. Bu kısımları gece okuyordum ve iç çekmemek için zor durdum resmen.
Bu mevzuyu azıcık spoiler olarak yazacağım bu arada, içimi dökmem gerek.


Erkek karakter için bir şeyler yazsam spoiler olur. O yüzden bu kısmı es geçiyorum, zaten okuduğunuz üzere Sadie için baya bir yazdım. :)
Sadie'nin Koreli arkadaşı ve onun ailesi çok tatlıydı. Sadie'ye manevi bir aile gibiydiler resmen. Tabii sonradan arkadaşının bazı mevzuları oldu. Bence Sadie başta kötü falan dese de çok iyi olmadı mı?? :D
Okuyanlar ne demek istediğimi anladığından bayıldılar, bayıldıııı :D
Bu kadar iyinin yanından bir de nalet bir karakter vardı. Sadie gerçekten sen nasıl dayandın bu kardeşe? Bir de üstte çıkmıyor mu, çıldırırsın!!
Yani Sadie zaten zor zamanlar geçiriyor, bir de gelip sürekli Sadie ile uğraşması, hakaretler etmesi beni benden aldı. Hayalde olsa tam bir kaşık suda boğmalık bir karakterdi. Tahammül sınırlarımı tamamen aşa bir kötü karakterdi ve neyse ki Sadie olması gereken yerde iyi cevaplar verdi.


Ben yazarın önceden Özel Koruma kitabını okumuştum. Hem çok akıcıydı hem de konusu vs güzeldi. Romcom gibi dursa da içinde üzücü şeylerde vardı ama güzeldi.
Orada da kalp kırıcı şeyler vardı ve o zamanda çok üzmüştü beni kitap.
Ama buradaki daha da fenaydı.
Ve Özel Koruma'nın filmi geliyor, hatta oyuncular çok tanıdığımız oyuncular. Sadece ben yaş olarak daha genç oyuncuları seçmelerini isterdim.
Oyuncularımız Leighton Meester ve Jared Padalecki. Olmuş mu? Bir de siz yorumlayın!^^

Spoiler kısma geçmeden önce hazır yüz körlüğü ile alakalı kitap okumuşken harika bir kdramada önereyim^^
The Secret Life of My Secretary tam da bu kitap gibi olan bir dizi. Tabii ikisinin de konusu farklı ama yüz körlüğü vs hepsi aynı. İzlemenizi tavsiye ederimm.
Yorumuma da buradan ulaşabilirsiniz^^



-Spoiler başlangıcı-

Sadie'nin yarışma sergisinde tek başına kalması ama Joe'ya yalvarmasına rağmen onu yalnız bırakması. Sergide resmini en kötü yere asmaları ve kötü yorumlar. Kız kardeşinin tam bir yelloz olması ve yaptığı bütün zorbalıkları Sadie'nin üstüne atmasına aşırı sinir oldum. Bu kız sana ne yaptı şerro karı dfghjklş Çizgimden de çıkarıyor beni resmen.
Joe ve Veteriner olayını hemen çaktım tabii ki. Sadie ben başkasını seviyorum dediğinden Joe'nun geri kaçması ve ona imalarda bulunması dedim tamam bu Joe ve o ilk gerçekleri öğrenme sahnesini okuyayım diye gecenin dördü, beşine kadar kitap okudum ve okuduğuma inanın değdi. <3
Sadie'nin kıskandırması, Joe'nun fena halde kıskanması ve onu pür dikkat izlemedi. Offff ne sahnelerdi beee, işte böyle sahnelerle gelin arkadaşlar. Ben böyle şeylerin hastasıyımdır. Bayılırım kıskanan ve kıskandıran sahnelere.
Ve mutlu son.
BAYILDIMMM

-Spoiler Sonu-


Spoiler kısmı yazarken inanın açıp bir kez daha okuyasım geldi, o kadar muhteşem bir kitap. Ve itiraf edeyim bu kitap elimde birkaç gün dolandı durdu. Dedim yılın son günleri, daha kısa bir kitap okuyayım ama baktım akıyor kitap devam ettim.
Bu yorumdan sonra daha ne diyeyim canlarım???
Şu an yazardan elimde olmayan sadece iki kitap kaldı, onları da en kısa zamanda kitaplığıma eklemek istiyorum inşallah. Eğer yazarın bir sürü kitabı varsa hemen çıkabilir mi lütfennnn!!!
Bu kadar beğendikten sonra neden bir puan kırmamım sebebi ise çok fazla gereksiz detaya girmişti yazar. Yani Sadie sürekli bir şeyler düşünüyor ya da bir sürü detaya giriyordu. Buralar sıktı ki zaten başlarda böyledi. Yine de siz oralarda sabırlı olun ve okumaya devam edin. :)





Kitaba Puanım 5/4^^



Alıntılar^^


Sık sık olduğu gibi bütün emeklerim, dışarıdan gelen tamamen alakasız bir güçle heba oldu. Ama her şeye rağmen, ne olur ne olmaz diye dışarıdan gelen kişiye bir film yıldızı gibi gülümsedim.


*****


“Sana kim olduğunu söylememi ister misin?” diye sordu. Transa girmişim gibi dudaklarını izlerken başımla onayladım.
Sonunda, “Sensin,” dedi.
Bunu söylemesini ummuştum.
Ama sırf teyit etmek için sordum: “Ben miyim?”
Son zam anlarda dünyayı okumak iyice zorlaşmıştı. Hani sanki kahve dükkânındaki Hazel bile diyebilirmiş gibi geliyordu.
Ama benmişim.


*****


İkimiz için bir umut varsa şayet, bu çaresizliğimi, ona gerçekten ne kadar çok ihtiyaç duyduğumu hisseder ve beni son bir kez kurtarırdı.


*****


“Benim de sana hayatımı kurtardığın için içtenlikle teşekkür etmem gerek.”





Alıntılara not: Aslında çok güzel alıntılarım vardı ama spoiler olmasın diye yazamadımm :(








Yeni yazarımda görüşmek üzere^^
Sevgiyle kalın^^





30 Aralık 2025 Salı

Tek Dileğim Sensin//Lauren Asher Kitap Yorumu^^

 Selamlar^^
Geçenlerde BCP yazısından 2025 yılının enlerini yazdım, onu yazarken okuduğum kitapları bakınca çokta ahım şahım kitap bulamadım, bu da beni üzdü açıkçası. Sonra şöyle tam zamanına uygun, kısa bir kitap ararken buna denk geldim. İlk çıktığından okuduğum bir yorumda çokta güzel olmadığı söylenmişti ama ilk satırları okurken neden olmasın dedim ve o gece başladım. Kitap 220 sayfa ve ben o gecesi tam tamına 110 sayfa okudum. :D Buna mı övünüyorsun diyebilirsiniz. Arkadaşlar ben günde elli sayfa kitap okuyorsam öüpü başıma koyuyorum, bu benim için çok güzel bir gelişme. :D
O yüzden konamayalım lütfen :D
Çok fazla geç olunca bıraktım ama kitapta aklım. İkinci gece kitabı direkt bitirdim ve bayıldımmm


Eski sevgilimle evleniyor olsa bile kız kardeşimin nedimesi rolüne bürünmek kolaydı.

Ama sağdıcıyla iyi geçinmek? Geçmişimizi düşününce bu neredeyse imkânsız görünüyordu.

Elbette, Luke Darling inanılmaz derecede yakışıklı, inadı inat biriydi ama onun kibar ve yardımsever hâlleri bende şüphe uyandırıyordu.

Her ne kadar beni aksine inandırmak için elinden geleni yapsa da buna kanmayacaktım.

Ona, eski sevgilimin yakın arkadaşı olduğunu hatırlatmak gerekiyordu.
Kendime de içten içe onunla ilk tanışan kişi olmayı dilediğimi…
Luke
Sağdıç olarak görevim epey basitti.

Fakat küçük bir sorun vardı.

Gelinin nedimesi Catalina Martinez’den köşe bucak kaçarken bir anda onun yanında olmayı isteyeceğimi hiç düşünmemiştim.

Kardeşinin düğünü sebebiyle bir aylığına Wisteria’daydı ve yeni yılla beraber buradan gidecek olması onu elde etme planlarıma taş koyuyordu.

Onu benimle çıkmaya ikna etmek için bir Noel mucizesi gerekse de benim hedefim daha büyüktü.

Onu kendime âşık etmeye kararlıydım.

Noel âşık olma mevsimiydi… Bu konuda risk girmeyi göze alan tek kişi ben olsam bile.


Catalina, kısacası Cat gezgin hemşiredir. Kasabasına kardeşinin düğünü için gelince bir süreliğine de burada çalışmak durumunda kalır. Aslında düğüne katılmak ona zor gelecektir, çünkü kardeşinin müstakbel nişanlısı Cat'in eski sevgilisidir. Kardeşi ile aralarında ne yazık ki soğukluk vardır ve Cat'i üzmektedir.
Düğün için hazırlıklar yaparken bir de damadın en yakın arkadaşı Luke ile uğramak zorunda da kalacaktır. Cat'in mizacı sert olduğu için kimse yanına yaklaşmaz ve sürekli yalnızdır. Buna rağmen Luke'un tavırları onun o sert halini yumuşatırken beraber bir yola girebilecek midir?
Cat yazdığım gibi çok soğuk bir karakter ve eski sevgilisi yüzünden nasıl davranırlar diye sürekli diken üstünde olması beni üzdü. Annesi de destek olmayınca tek kalan Cat bu yüzden gezici hemşire olmuş mesela. Bu arada bu eski sevgili mevzusu çok abartacak bir şey değil. Sadece ufak bir flörtleşmeden ileri gidilmemiş bir şey olduğunu zaten arada söylüyor yazar. Bu yüzden bu tarz tabularınız varsa bu kitap çok abartacak kadar değil, o yüzden rahatlıkla okuyabilirsiniz. :)


Luke arkadaşının sağdıcı olduğunda her şeyin rahat geçeceğini hiç düşünmemiştir, çünkü ona sürekli sert davranan, onunla atışan Cat gelinin ablasıdır.
Ne zaman onunla konuşsa iş atışmalara kadar gitmektedir, bu seferde işi ne kadar zor olsa da yine de Cat'in büyüsüne kapılmaya devam eder.
Luke çok tatlı bir karakterdi, hem arkadaşını düşünüp hem de Cat ile nasıl randevulaşır onu çözmeye çalışırken ki çabaları çok tatlıydı. En çok şu lego mevzusu beni benden aldı.
Sırf Cat ile beraber lego yapmak için çok pahalı ve büyük bir lego alır.
Yani arkadaşlar seven insan her türlü çabalayıp, sevdiği belli ediyor.
Sonrasında da zaten Cat için çok fazla şey yaptı. Bir de sırf görüşmek için dinlenme odasına kahve makinesi olması>>>>>
Daha ne olsun arkadaşlar, DAHA NE OLSUNNN!!!! <3


Kitaba ilk başladığım zaman dedim kız kardeşi sevmeyecek gibiyiz belli ki. Çünkü konuyu okuyunca sanki ablasından sevgilisini çalmış gibi geldi, neyse ki öyle değildi. Yukarıda da dediğim gibi tam adam tam kız kardeşle olacakken tesadüfler derken Cat ile oluyor ve yine dediğim gibi aralarındaki ilişki uzun boyutluda değil zaten. Bu yüzden kız kardeş ve nişanlı beyi çok sevdim. Zaten Cat'in sürekli tetikte kalması ve onları gözlemesi ve sonunda onların aslından birbirlerini nasıl sevdiğini görmesi hem kendisini hem de bizim içimizi rahatlattı. :D
Bu yüzden önyargılı başlamamanızı öneririm^^

Yazarın diğer serilerini ve diğer serinin ilk kitabını okudum. Milyarder serisini severim, kalemi o kadar akıcı ki düşünün 500 küsurluk sayfası kısa sürede okumuştum. O yüzden bu kitabı da iki günde bitirmiş olabilirim. Zaten geç olmasaydı zaten bir günde bile biterdi kitap, o derece akıcı aa dostlar. :D
Tabii yazarın diğer serisini sevmediğim. Dedim F1 kitabı, güzel olur falan ama yok ya beğenmedim.
Ama Dreamland Milyarderleri serisi güzeldir. :)
Burada da ilk defa bu tarz bit kitap yazmış, smut falan yazmayacakmış ama yine yazmış. Yazmasaydı daha tatlı olurdu ama azıcık var işte. Ona göre okuyun derim. :)


Tam puanlık bir kitap değildi ama çok sevdim. İlk kötü yorum okudum dedim ya, gittim 1000 kitaptan yorumlara baktım, çoğu okuyan hiç sevmemiş. Pardonda ne bekliyordunuz? :D Yaa tamam yılbaşı kitabı ama kitapta o tarz yok, ondan sevmediniz ama adamın aşkı için yaptıkları, hiç olmasın o lego mevzusuna var yaa bayıldımmm. Neden sevmediklerini cidden anlamayacağım. :D
Bu kadar yorumdan sonra alırsınız artık. Ve itiraf ediyorum, kitabı ilk e kitap olarak okudum, sonra hemen ikinci elde uyguna bulup aldım. :) Sonra gittim bir takipçime sıfırını aldım ve hediye ettim. :D Canı sağ olsun, keyifle okusun^^
Not: Neden bir puan kırdım diye sorabilirsiniz. Sebebi çiftimizi daha fazla yazabilirdi, ben onları daha böyle lego yaparken, beraber randevuya çıkarken okumak isterdim. Çok çabuk o kısımlar geçti. :/




Kitaba Puanım 5/4^^




Alıntılar^^


“Bana hayranlık duyduğunu tahmin etmiştim.”
“Öyle olmayan biri var mı ki?”
Evet. Sen.


*****


Bu gece Catalina Martinez’i sadece bir kez değil iki kez gülümsetmiştim ve bunu tekrar yapabileceğim zamanı iple çekmeye başladığıma göre hapı yutmuşum demekti.


*****


“Bu kötü bir fikir mi?”
“İlk buluşma için yedi yüz dolarlık bir LEGO seti mi aldın?”


*****


Hiç tereddüt etmeden, “Ben de katılabilir m iyim ?” diye sordum. Bu parranda denilen şey Catalina’yı böylesine mutlu ediyorsa sırf onun için bunun bir parçası olmak isterdim.







Başka yazılarımda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^








27 Haziran 2025 Cuma

Revista//Gamze Çelik Kitap Yorumu^^

 Herkese selam^^
Size bol entrikalı, bol kaoslu, eğlenceli ve romantik bir kitapla karşınızdayım. Ayrıca harika, tatlı ve bir o kadar sinir krizleri geçirten bir kitaptı.
Keşke 30 Olsam, Şeytan Marka Giyer filmlerini seviyorsanız buna bayılacaksınız!!
İlk çıktığı an işte kitap budur dedim, okumalıyım bunu dedim. Çünkü kitabımız dergide geçiyor. Tabii ki bir dergi falan dendi mi kaos, rekabet, arkadan iş çevirmeler falan bolca oluyor. Bunda da onlar oldu işte.
Bayıldım kitaba, tabii bazı kısımlar beni benden aldı, o son neydi derken kitapta bitti zaten ve heyecanla ikinci kitabın yolunu gözlemeye başladım. 


Moda dünyasının en prestijli dergisi Revista’nın göz alıcı kapaklarının perde arkasında ihanet, entrika ve güç savaşlarıyla dolu karanlık bir oyun dönüyor.
Feris Doğan, yıllardır emek verdiği derginin genel yayın yönetmeni olacağına inanırken her şeyin kontrolünde olduğunu sanıyordur.  Ta ki derginin kuruluş yıldönümü partisinde, hayalini kurduğu koltuğun başkasına verildiğini öğrenene kadar…
Güvendiği insanların sırt çevirdiği, çarpık ilişkiler ve skandallarla sarsılan bu dünyada, Feris yalnızca iş hayatında değil, kalbinin derinliklerinde de sarsıcı bir mücadelenin içine çekilir fakat her sırrın bir sonu, her oyunun bir bedeli vardır.
Feris kendini güç savaşının içinde bulduğunda bir gerçekle yüzleşecektir: Güven en büyük lüks, aşk ise en tehlikeli tuzaktır.
Revista’da kural nettir: Ya manşetlere zaferini yazarsın ya da yenilginin haberini okursun.


Feris yıllarca emek verdiği dergide artık yayın yönetmeni olacağını inandığı bir gün koltuğunun başkasına gitmesinden sonra bütün ümitleri tükenir ama bu koltuk için savaşmak zorundadır.
Revista için elinden geleni yapmaya çalışan Feris'i zorlu zamanlar beklemektedir.
Kitapta Feris'e o kadar çok hak verdiğim yerler oldu ki, ben olsam neler yapmazdım dedim. Mesela çıkardım dergiden o sinirle ve gururla ama Feris tam tersi yapıyor ve koltuğu için savaşmak istiyor.
En iyisini yapıyor çünkü neler neler oluyor.
Tabii bazı yaptıklarına sinir oldum, çok fazla kibirli ve o kibir başını baya yakacak gibi. Ve şu inadı. Yani mevzu ortaya çıktıktan sonra birilerinin mevzuyu hemen kabul etmesi olmadı, azıcık sürünmesi lazımdı asdfghjk
Başarı konusunda kendisinden örnek almak lazım cidden.
Son kısımda yaptığını ne yazık ki mantıklı buldum, aksini yapmazdı Feris zaten, bakalım devamında neler olacak merak ediyorum.


Mayıs ve Nesli.
Editör ve sosyal medya müdürü. İkiside Feris'in yakın arkadaşlarından. Dergide ne olursa olsun hemen toplanıp dedikodu yapan o grup. Nesli ne kadar sakin ve mantıklı düşünsede Mayıs tam askine aklı bir karış havada. Aklı fikri flörtte olan Mayıs Feris'in ilişkileri hakkında da çok fazla söz sahibi oluyordur.
Nesli'nin gruba dahil olması çok farklı oldu ama güzel oldu. Böyle beklemiyordum açıkçası, aynı Feris kadar başka çok fazla önyargılı olduk ama neler oldu neler.
Sonrasında Mayıs, kadın resmen izlediğimi yabancı filmlerde o hoppa kızın ta kendisi.
Yabancı bir kitap okusam, yaptıkları ve söylediklerini garipsemem ama bu flört mevzusu ne yazık ki garip geldi. Yani bu kadar olacağını düşünmemiştim. Yani kitap Türk yazardan ve mekanlar Türkiye'de olsa da kitabın içeri tam bir yabancı gibi geldi bana. Ama biz görmesekte belki de bizim ülkemizde de aynıları oluyordur, bilemeyiz ki. :D Yine de garipsedim işte. :D Ve bakalım Mayıs'ın aklını çelecek kişi kim olacak, merakla bekliyorum. ;)
Tabii ikinci kitapta Nesli'ninde olayları var, onlarıda ayrıca okuyacak gibiyiz. Burada sadece Feris vardı, o kitapta bir kaç karakteri daha ayrıca okuyacak gibiyiz.


Kitapta iki erkek var, ikisinide yazmak istemiyorum çünkü spoiler olur. Sadece biri var ki evlere şenlik. İşte bu kısımda Mayıs'ın bu adamı övmesi çok yerinde bir olaydı. :D Diğer içinde çok haklıydı ama. Tam bir kaşık suda boğmalık adamdı. -_-
Kitabın son kısmında bazı şeyler oldu, burada Feris'e çok kızdım. Adam gibi açıklasa ya, bir de akıllı ve mantıklı geçinen biri diyeceğiz. :D Burada aklı uzaya uçtu, işte kitaplarda karakterleri böyle yazmaların ayrıca sinir oluyorum. O mevzu başka devam edebilirdi, ne öyle bıraktılar. :D Neyse, okuyanlar anladı beni bence. ;)
Feris'in yerini almak isteyen kişi ve diğerleri. Cansel'e aşırı kıl oldum. Feris o kadar haklı ki kitabın içine girip hepsini şöyle bir sirkelemek istedim. :D
Umarım kitabın devamında bizi sinir etmez. -_- Ki kesin edecek gibi. -_-


Spoiler olur diye çok detay vermek istemedim. Yukarıda da dediğim gibi eğlenceli kısımlarda vardı. Mesela bir taksi olayı, o kadar iyiydi ki hak etti birileri. :D
Yazarın okuduğum ilk kitabı, kalemiyle ilk defa tanıştım. Ne yazık ki ne kadar beğensem de bazı yerlerde sürekli tekrar etmesi ki bunu ilerleyen sayfalardan çok hemen alt satırda olması sıkıntıydı. Mesela Feris bir yerde işiyle ilgili yaptığı şeyi söylüyor, birkaç paragraf geçiyor ayını şeyi bir daha söylüyor. İşte bunlar birkaç kez tekrarlandı. Bu mevzuları editörler ya da son okuma yapanlar karışmıyor mu acaba çok merak ettim. İnşallah yazar bunlara dikkat ederde devamında böyle hatalar olmaz. Bir de Feris inşallah kibrinden dolayı başı fazla yanmaz. :D


Ben bu tarza bayılıyorum, Türk yazarın yazması ise bence artı puan. O yüzden hatalarıyla falan çok sevdim ben ve devamını çooook merak ediyorum. Hatta dedim bir yerde yayımlanıyorsa gidip okuyayım ama yoktu.
Artık kısa zamanda çıkması için dua edeceğiz, edeceğim. :)
Kitabımız hızlı okunuyor, bir oturuşta bitebilir bile ama benim öyle yeteneklerim yok. :D
Ve kitabımızda yetişkin içerik yok, gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz. :)





Kitaba Puanım 5/4^^




Alıntılar^^


"Zor olacak," dedim kırılgan bir sesle. "İnsanların söylediklerini duymazlıktan gelmek, onların yargılarına karşı durmak..."


*****


Gözlerini kıstı ve nazikçe, "Ben her zaman centilmenim," dedi.
"Yalnızca sen o tarafımla tanışmadın. Henüz."


*****


Telefon ekranını kapadığımda Hazar'ın gözlerindeki hayal kırıklığımı gördüm. O bakışlarda düşüncelerinin yansıması vardı. Konuşmadı ama sessizliği, en yüksek çığlıktan bile daha keskindi.






Bir kitabın daha yorumu biter, diğer yorumlarda görüşmek üzere^^
Sevgiyle kalın^^





Buralarda da varım^^