29 Ekim 2020 Perşembe

İzlediğim Filmler 37//Enola Holmes, Küçük Ayak, Küçük Cadı Kiki^^

Selam^^
Nasılsınız? Bu ay yoğunluktan dolayı çok az yazı paylaştım, ay bitmeden bir kaç yazı yayımlıyayım diyorum, İnşAllah olur. Kısa olsun diye de film yorumlarına giriştim, umarım seversiniz.
Bu sefer izlediğim üç filmde çok iyiydi, ikisi de animasyon diğeri ise yeni ve tarihi. Tarzınıza göre tavsiye ediyorum şimdiden. :)



Netflix'in en yeni filmi. Shelock Holmes'ın kız kardeşini konu alan film oluyor kendisi. Fragmanlardan çok merak ettik kendisini. Bizden önce izleyen arkadaşlar beğenmediği için biraz tereddüt ettim. İkizle biraz beklemiş olsakta izledik sonunda, sevdim ben. Eğlenceli, güzel filmdi. Henry Cavill'ımız da var zaten, nasıl güzel olmasın. Gerçi filmin baş kahramanı Elona olsa da Henry'yi az da olsa görmek güzeldi. :D
Her şey güzeldi, sadece konunun gidişatı biraz sakin geldi bana, eğer devam etmeyi düşünüyorlarsa biraz daha hareketli, heyecanlı yapabilirler. ;)


Bu kızın 17 yaşında oluşu beni bitirdi arkadaşlar.






Henry'ciğimizzzz








Diğer filmimiz animasyon. Bu film ne zaman Netflix'e geldi bilmiyorum ama çok önceden gelmesine rağmen biz daha yeni izliyorsak ayıp etmişiz. Çooook sevdim, çok minnoş, eğlenceliydi.
Animasyon seven biriyseniz tavsiye ederim, anneler, babalar ise çocuklarıyla çok güzel vakit geçirebilir bu filmle. ;)




Meşhur Küçük Ayak. :D








Netflix'de çok fazla anime var, bazısı Türkçe Dublaj, bazısı alt yazılı. Örgü yaptığımda bazen odaklanamıyorum o yüzden animelerden vazgeçtim. Buna da başladım ama izlemem diye de üzülüyordum ama öyle olmadı, çok eğlendim, çok sevdim. Acaba devamı var mı? Varsa izlerim, bayıldım. Sizlere de öneririm, ;)


Cadı ve konuşan kedisi^^



Bizim meşhur Panterimiz var, ona benziyor. <3 





Çok fazla uzatmak istemedim. İzlediğim filmler böyle, kış geldi yavaş yavaş daha fazla film izleriz gibi. Bir kaç film var aklımda, sizlerinde önerdiği filmler varsa yorumda yazabilirsiniz. ;)
İzleyecek olanlara keyifli seyirler^^




Buralarda da varım^^






19 Ekim 2020 Pazartesi

Dikenler ve Güller Sarayı//Sarah J. Maas Kitap Yorumu^^

 Merhabalar^^

Çok sevilen ve tavsiye edilen serinin birinci kitabını sonunda okudum arkadaşlar. İlk okumaya başladığım zaman bu kitap çok fazla sakin geçecek, diğer kitaplarda olaylar daha çok diye mesajlar aldım. Gerçekten çok sakin geçti, akıcıydı ama belli bir zamana kadar kızın ortama alışmasını okuduk. Kitabı okudukça yaşanan olaylar aklıma Güzel&Çirkin masalını getirdi. Zorla sarayına hapsetmesi, Tamlin'in lanetlenip yüzünde maskeyle gezmesi hepsi benziyor. Peki gidişat öyle mi? Yorumumun devamında. ;)


Kış çok ağır geçiyor. Feyre ailesini beslemek zorunda… 

Bir gün, avlanırken av olmamak için öldürdüğü kurdun intikamını almaya gelen bir canavar çalıyor kapısını. Ama Feyre’yi almaya gelen canavar bir hayvan değil, Tamlin... Bir zamanlar dünyayı yöneten ölümcül, ölümsüz perilerden biri. Feyre’nin, hayatı boyunca dehşet dolu hikâyelerini dinlediği perilerin diyarında yasamaya başlamasıyla dünyası altüst oluyor. Kendini bildi bileli hissettiği şiddetli düşmanlık bu güzel ama tehlikeli ülkede bambaşka bir boyut kazanıyor. Feyre’nin çok önemli bir görevi var: Ülkenin üstüne gittikçe çöken eski, karanlık gölgenin onu yok etmesini önlemek. 


Konumuz böyle, farklı bir dünya, farklı yaşamlar ve periler. İnsan halkı ve periler girdikleri savaştan sonra anlaşma yapar. İki dünya arasına duvar örülerek ne insanlar perilerin dünyasına girer, ne periler insanların. Tabii kurallarda vardır, işte bu kurallar sayesinden Feyre periler dünyasına, Bahar Sarayına gider.
Zenginken babasının yaptığı girişimden sonra bütün paraları gidince Feyre, babası ve kız kardeşleri çok zorlu zamanlar geçirir. Kış ise çok daha kötü geçer. Kardeşler arasından kendini tehlikeye atıp ormanda avlanmaya giden Feyre ise Kurt kılığına girdiği periyi fark eder ve öldürür, öldürme Tamlin'e ulaşır ve anlaşma üzeri Feyre'yi sarayına götürür.
Ailesi için üzülen Feyre ise uzun zaman bocalar.
Feyre'yi sevdim, fantastik karakterlerin geneli biraz fazla uçarı ve aklı havada oluyor ama bunda yaptıklarına hak verdim. Tabii devam kitaplarda beni ne kadar sinir eder ayrı muamma ama bakalım.
Tamlin hakkında bir şey demeyeceğim, çok fazla yorum yapıldı kendisi hakkında hala neyin ne olduğu anlamış değilim, ikinci kitapta her şey ortaya çıkacak gibi, yakın zamanda okuduğumda detaylı yorumu öyle yazarım. Tamlin hakkında da neler oldu birazdan yazacağım.


Konu olarak gerçekten çok sevdim. Periler, insanlar, farklı dünyalar, uzun zamandır bu tarz yeni seriye başlamamıştım. Çok iyi geldi, sadece bana atılan mesajlardan sonra baya kafam karıştı. Kitabımızın asıl erkek karakteri Tamlin ama herkesin en sevdiği karakter Rhysand. Diyorum aşk üçgeni mi? yok diyorlar, valla kafam allak bullak, en kısa zamanda okuyup öğrenmek istiyorum. :D Bu kitapta Rhysand'da geçti geçmedi değil ama baya kötü. Gerçi ben atılan mesajlardan sonra yaptığı kötülüklere! rağmen aşırı sevdim. Yani ikinci kitapta ne olur bilemem ama şimdiden yazar bizi alıştırmış. :)
Yazarın akıcı kalemi, kurgusu, hayal dünyasını gerçekten çok sevdim, serinin üç kitaptan oluşması ise daha bir sevilesi yapmış kitabı.
Sadece, son olarak yazarın Feyre için düşündükleri çok komiğime gitti, çok sıra dışı ve güzel giden kitabın diğer kitaplar gibi klişe olması pek hoşuma gitmedi açıkçası. Okuyanlar için ipucu, Feyre'ye son olanlardan bahsediyorum. Ne bileyim bu kadar güzel hayal dünyası olan yazarın böyle üstünkörü bir şekilde bunu yazması beni şaşırttı. :/


Daha fazla yazacağım ama hem spoiler olur hem de anlatacak fazla bir şey yok. O yüzden eğer sizde benim gibi hala okumadıysanız tavsiye ediyorum, devamında neler olur, gerçekten daha çok sever miyim en kısa zamanda öğrenmek dileğiyle. ;)
Bu arada ben kitabı neredeyse bir ayda bitirdim, çünkü araya iki kitap almak durumunda kaldım, buna rağmen gerçekten çok sevdim. 
Yorumumu bitirdim ama yayınevi hakkında bir şey yazmadan bırakırsam ayıp. :D Dex'i hepimiz biliyoruz, aşırı pahalı kitaplar basıyorlar. Tamam telifti, her şeyin pahalı oluşuydu derken bir şey diyemiyor insan, amma velakin o kadar verdiğimiz paranın karşılığı bu kadar UCUZ ve KALİTESİZ olmamalı arkadaşlar. İlk olarak dandik karton kapaklar, sonra beceriksiz editörler vs. O kadar çok yazım hatası vardı ki bir yerden sonra insan okumaktan sıkılıyor. Neden yani NEDEN? Verdiğimiz paraların değer bu mu?
Neyse ki bu kitabı ucuza ikinci el olarak aldım ama diğer kitapları çok pahalıya geldi. Üçüncü kitap için bir şey diyemem ama ikinci kitap nedir arkadaşlar, incecik kağıda basmışlar, elime bir aldım ağırlıktan kaldıramıyorum. Yuh yani, bu kadar kurnazlıkta pes dedirtiyor. Aldı güzelim yazarları 100 ₺'ye kitap satıyor. -_-
Okumak bu kadar pahalı olmamalı...





Kitaba Puanım 5/4^^



Alıntılar^^



Hayata karşı hayat; ama ya bedel olarak sunduğum hayat diğer üç hayatı tamamen kaybetmek anlamına geliyorsa?



*****


Prythian'ın Yüce Lordu'ymuş. Aptallığın Yüce Lordu olmalıydı bence.



*****



Günümü doldurmuştum ama haftamı, ayımı ve ondan sonrasını nasıl dolduracağımı hesap etmemişttim.



*****


"İnsan kalbi taşıdığın için ne mutlu sana, Feyre. Bırak hiçbir şey hissetmeyen zavallılar kendine acısın.







Ekim ayının ikinci yazısı da bitti, daha çok yazılarda görüşmek dileğiyle^^
Sevgiyle kalın^^





Buralarda da varım^^








7 Ekim 2020 Çarşamba

Sarı Puantiyeli Şemsiye//Betül Güçlü Kitap Yorumu^^

 Selam^^
Betül Güçlü'nün kitaplarını sevdiğimi herkes biliyordur artık, yazarın çıkan en son kitabı okuyup bitirdim. Şu an çok üzgünüm arkadaşlar, başka okuyacak kitabım kalmadı. En kısa zamanda çıkarsa iyi olur, yoksa tekrardan Süper Dadı'dan başlayacağım okumaya. :D Bu kitapla beraber Mısra'nın ailesi bitmiş bulunmakta. Bilmeyenler için değineyim biraz, Yalancı Aşklar Sokağı'nda Mısra, Aşk ve Diğer İhtimaller'de Sinan, Sevgili Limon Çiçeği'nde Ecrin'i ve bu kitapta ise Emre'yi okuyup bitiriyoruz. Çok sevdim bu aileyi, tekrardan okurum belki. :) 


Stalker
1.Takipçi
2. İz süren avcı
3. Defne Bilger
Hedef 8 adımdan sonra kafeye girip bir kahve istiyor. Siparişini alan görevliye gülümseyip bir şeyler söyledikten sonra kafenin diğer ucundaki boş bir masaya oturuyor. Bilgisayarını ve dosyalarını açarken, tahminen mesaj sesi geldiği için cebinden telefonunu çıkarıyor ve ekranda gördüğü şey onu güldürüyor. 
Bu beklenmedik bir durum merkez. Tetikçi tehlikede. Bize onun gülüşüyle insanları felç edebildiğini söylememiştiniz!
Merkezin verdiği bu görevde Emre Sezgin zorlu bir hedefti. Ben ise güçlü bir ajandım. Onu alt edebilirdim. Hayatına sızabilir, tüm sırlarını öğrenebilir ve yapılması gerekenleri yapabilirdim. En azından hayalimdeki Defne Bilger böyleydi.
Gerçekte ise işler planladığım gibi gitmemişti. Yürüdüğüm yollarda bazen korkmuş, bazen kaybolmuş ama ne olursa olsun neşemi ve ışıltımı hiç kaybetmemiştim.
Belki biraz tuhaftım. Heyecanım yüzünden sık sık zor durumlara düşüyordum. Belki hayali arkadaşlarımla çok fazla konuşuyordum ama ne olursa olsun kendimi sevmeyi biliyordum.
Emre Sezgin’in de beni sevmesi için bu kadarı yeterli olur muydu?


Bu zamana kadar çok fazla çatlak karakter okudum ama bu sefer ki karakterimiz aşırı çatlak.
Defne, ağzına geleni söyleyen, duygularını hiçbir şekilde gizlemeyen, sosyal medyada iyi Stalker olan Defne. Kuzeninin yanına gittiğinde Emre'yi görür görmez aklı gider. Araştırmaları sonucunda Ecrin'le arkadaş olan Defne her türlü Emre'ye sulanır ama Emre'nin pek haberi olmaz. Tabii bundan Emre ile hiç konuşmadı, görüşmedi anlamı çıkmasın. Sinan ve Ecrin sayesinden görüştü ama ilk görüşmeleri kendi çabası ile oldu.
Emre ise kendini ailesine adayan, sosyal hayatla hiç alakası olmayan, sadece aile ve işle kafayı bozmuş küçük beyimizdir. Etrafında dolanan açık sözlü kızı fark ettiğinde ona kapılmaya başlar ama kabullenemez. Defne'ye usulünce her şeyi açıklayan Emre karşılaşacağı tavra hazır değildir, işte o zamanda sonra aslından Defne'ye çok alıştığını fark eder. 


Biraz önce Defne için çok farklı bir karakter demiştim, okurken yaptıklarına o kadar şaşırdım ki bu kadar da olmaz dedim. Cesareti büyük yani. :D Yazarımız kendine benzeyen karakterin Defne olduğunu söyledi, acaba onun kadar cesaretli olabilir mi? :D
Yaptıklarına çok şaşırmış olsam da iyi ki yapmış, Emre'yi anca öyle ikna edebilirdi.
Bir de Defne'nin Emre'ye olan ilgisini uygun ve mantıklı dile açıklamasına bayıldım. Orayı yazmayacağım, zaten kelime kelimesine unuttum ama zaten siz okuyun, öğrenin, sevin istiyorum. :D
Defne'nin kendini düşündüğü yerde ise kalbimi bıraktım arkadaşlar, o ne güzel sahneydi öyle. Üzüldüm tabii ama her zaman böyle dobra karakterlere denk gelmiyoruz, biraz şımartmalı. :)

Mısra'yı, Sinan'ı, Bayan Renk'i ve Ecrin'i okumak çok güzeldi. Sadece Bayan Renk'i bilmeden bu kitapta okusaydım herhalde sevemezdim. İyi ki ilk Aşk ve Diğer İhtimaller'i okumuşum. :)
Hazır seriden bahsetmişken her yorumumda yazdığımı buraya da yazayım. Kitaplar birbirlerinden bağımsız, yani gidip Sarı Puantiyeli Şemsiye'yi ilk okuyabilirsiniz, sıralama önemli değil ama ne kadar sürekli bağımsız olduğunu söylesek de bana göre sıralamalı okumak daha güzel olur bence. :)
Son olarak kitabı çok sevmeme, bayılmama rağmen bana birazcık garip gelen şeylerden bahsedeceğim.
İlk olarak Defne'nin bir anda aileye, arkadaşlar arasında girmesi biraz garipti. Yardımlar vs. gerçekten garipti. Sonrasında, en son kısımda Emre'nin davranışlarına şaşırdım. Çocuğum seviyordun neden süründürdün, az biraz geri çekseydin kendini. Zaten Defne senin yerine yeterince yakın olurdu. :D Biraz utangaç Emre'yi görmek isterdim. :)


Evet gelelim son satırlara. Serinin her kitabına hayranım ama en sevdiklerim sıralamasında Aşk ve Diğer İhtimaller birinci sırasını hala koruyor. Tabii bunu sevmediğim anlamına gelmesin, çok sevdim ama Aşk ve Diğer İhtimaller çok farklı ve aşırı güzel bir kitap. Bu tarz kitaplar bana göre değil derseniz bence Aşk ve Diğer İhtimaller'e şans verin derim.
Tabii Defne ve Emre'yi de es geçmeyin, böyle çatlak ve sevilesi karakteri de okumalısınız. ;) Çok eğleneceğinize garanti verebilirim.^^



Kitaba Puanım 5/4^^



Alıntılar^^


Bu merasimde dileğin kimden dilendiği hakkında hiçbir fikrim yok. Pastadan mı? Artan Yaşımdan mı? Doğduğum günden mi? Dileklerimi özel bir günde değil, her gün dualarımda dile getiriyorum zaten.





Not: Nedense bu kitapta alıntı az çıktı. :D 
Başka yazılarda, alıntılarda görüşmek dileğiyle, sevgiyle kalın^^





Buralarda da varım^^










30 Eylül 2020 Çarşamba

İzlediğim Filmler 36//Hıçkırık, Zengo, Baba Parası^^

Selam^^
Eylül ayı bitmeden bir tane daha yazı paylaşmak istedim. Kitap ve dizi yorumum var ama film yorumları daha hızlı yazar yayımlarım diye buna başladım. Gelelim en son izlediğim filmlere. :)



Özelikle açıp izlediğimiz film değil Hıçkırık, TRT 1'de başladı bizde izledik. Normalde çok uzun ve Türkçe Dublaj olmadığı için izlemiyoruz, buna da denk gelince bakalım dedik. Seviyorum ben Hint filmleri aslında, sadece uzunluktan biraz korkuyorum. :D 
Film çocuk yaşta hıçkırık hastalığına yakalanan genç bir kızın hayatını anlatıyor, azim ediyor öğretmen oluyor, bir sürü diploması olmasına rağmen hiçbir okul kabul etmiyor, en sonunda sorunlu bir sınıfa verilen öğretmenimizin ve öğrencilerin hayatı değişir.
Konu kısacası böyle, çok güzeldi, klişe hayat değiştirme olayını konu alsa da ben sevdim, en son ki kısım ise çok güzeldi. Ne demek istediğimi izleyenler anladı.
Çocuklarınızla beraber izleyeceğiniz çook güzel bir film, tavsiye ederim. ;)








Az çektirmediler kadına.








İlk film olacağını duyunca sevinmiştim ama fragmanı görünce hayal kırıklığı yaşadım, vizyona gireceği zaman sinemaya gitmez, Netflix'e gelirse izlerim dedim, öyle de yaptım.
İyi ki gitmemişim ki olmadı da :D Neyse, film güzel değildi. Komikti evet ama güzel değildi. Tam anlamıyla konusu belli değildi, sonu klişe bitti. Tam olarak konuya odaklı gitselerdi o belden aşağı saçma küfürler bile arada kaynardı belki ama olmamış. Kızı seviyorum aslında, Instagram'da çok güzel videolar paylaşıyor, neden böyle bir film yapmış şaşırdım doğrusu. Umarım başka film çektiğinde daha güzel, belden aşağı esprisi yapmadan film çeker. 
İzlemekte size kalmış, sırf meraktan bakabilirsiniz ama daha güzel filmlerde var. ;)




Şuradaki çıkışları güzeldi, komikti. :D






Bir kötü film daha izlendi. Bununda fragmanı hiç ilgimi çekmemişti. Geçen ikiz izleyelim deyince tamam dedim, güzel değildi, komikte değil. Az yerlerinde gülmüş olabilirim ama genel anlamda hiç beğenmedim.
Senarist Selçuk Aydemir, adamın azda olsa filmlerini, dizilerini biliyoruz. Çok şaşırdım böyle bir senaryo yazmasına, beklenmeyecek bir proje. Daha iyilerini izledik, umarım devam eden filmleri bunun gibi olmaz. :D






Son izlediğim filmlerden pek memnun olmadım, kısa zamanda bunları unutturacak güzel bir film izlemek dileğiyle. :D
Sevgiyle kalın^^




Buralarda da varım^^