Romantik Kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Romantik Kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2026 Çarşamba

Merhaba Yabancı//Katherine Center Kitap Yorumu^^

 Selamlar^^
Yılın kitap hedefini tamamlamanın verdiği güvenle başladığım kitabı yeni yılda da okurum kafasıyla rahatça okuyordum. Yarıya bile zar zor geldiğim kitapta dün gece birkaç saatte resmen iki yüz sayfayı okudum. Ben dün gece dedim ama yorumun düzenlenmesi ve yayımlanması baya bir geç olacak gibi. :D
Kitabın başlangıcı biraz sakindi, anca kitabın içine giriyorsunuz zaten.
Bu sebeple okumaya başladığınız zaman eğer tam olarak kitaba girmedim, bırakacağım falan demeyin ve devam edin.
Bir yerden sonra öyle şeyler oluyor ki, yukarıda son iki yüz sayfayı bu yüzden bir gecede okudum işte. :)



Sadie Montgomery, hayatının en büyük başarısını kutlayacakken talihsiz bir olay sonucu kendini hastanede bulur. Yüz körlüğü olarak bilinen bir hastalığı vardır artık. Baktığı her yüz birbirinden bağımsız parçalardan oluşan karmakarışık bir yapboz gibidir.
Sadie bu hastalıkla baş etmeye, ailevi sorunlarını halletmeye ve sevgili köpeği Peanut’la ilgilenmeye adamıştır kendini. Bir de annesinden miras kalan portre ressamlığını devam ettirmeye… Kendi ayaklarının üzerinde durmaya çalışırken tepetaklak olan hayatını yaşanabilir kılmak için üstün bir çaba gösterse de bir noktadan sonra yardım istemek zorunda kalacaktır ve işe bakın ki kapı komşusu tam bir Yardımsever’dir.
Bir tarafta ön yargıları bir tarafta sıkı sıkıya bağlı olduğu hayalleri olan Sadie’nin hayatında hiçbir şey net değildir çünkü zaten herhangi bir şeyi net görmesi imkânsız gibidir. Fakat hayat, bakmasanız da görebileceğiniz onca güzellikle doludur. Sadie’nin hiç beklemediği anda karşısına çıkan insanlar gibi… Üstelik, görmenin her zaman başka yolları da vardır. Tıpkı Sadie’nin denediği yollar gibi… 


Sadie babasının karşı çıkmalarına rağmen okuduğu güzel sanatlardan sonra portre konusunda çok iyidir ama para konusunda ve sürekli katıldığı yarışmadan bir türlü istediğini alamaz.
Bir gün gelen haberle o çok istediği yarışmadan dereceye girmiştir ve birincilik için potre çizmesi gerekiyordur ama kader bu ya, annesinin yaşadıklarının aynısını yaşayacaktır.
Beynindeki sıkıntıdan sonra yüz körü olan Sadie bir süre ne yapacağını bilemez.
Babası, üvey annesi ve üvey kız kardeşi de sürekli karşısına çıkınca işler daha da karmaşık hale gelir.
Bunların üstüne bir de köpeği rahatsızlanınca hayatı daha da zorlaşır ama bunun en iyi tarafı ilk defa tanıştığı karizmatik veterinere vurulur.
Bunların yanından yarışma için çalışması lazımdır ama işler çokta istediği gibi gitmez.
Sadie çok garip bir karakterdi. Çok çabuk her şeye anlam yüklüyordu. :D Mesela hemen veteriner aşık olması çok komikti. Sonrasında sadece duyduklarından çıkarımlar sağlaması. :D
Ama güçlü bir karakterdi ve yardım almak istememesi cidden hayatını cehenneme çeviriyordu.
Yine de acılarla bir şekilde başa çıkması, yalnızlığı falan çok kötüydü.
Sadie için ağladığım yerler çok oldu, o yalnızlığı, gururuna ve yardım istememesine rağmen bir şekilde yalnız kalmaması için yalvarma noktasına gelmesi derinden üzdü beni. Bu kısımları gece okuyordum ve iç çekmemek için zor durdum resmen.
Bu mevzuyu azıcık spoiler olarak yazacağım bu arada, içimi dökmem gerek.


Erkek karakter için bir şeyler yazsam spoiler olur. O yüzden bu kısmı es geçiyorum, zaten okuduğunuz üzere Sadie için baya bir yazdım. :)
Sadie'nin Koreli arkadaşı ve onun ailesi çok tatlıydı. Sadie'ye manevi bir aile gibiydiler resmen. Tabii sonradan arkadaşının bazı mevzuları oldu. Bence Sadie başta kötü falan dese de çok iyi olmadı mı?? :D
Okuyanlar ne demek istediğimi anladığından bayıldılar, bayıldıııı :D
Bu kadar iyinin yanından bir de nalet bir karakter vardı. Sadie gerçekten sen nasıl dayandın bu kardeşe? Bir de üstte çıkmıyor mu, çıldırırsın!!
Yani Sadie zaten zor zamanlar geçiriyor, bir de gelip sürekli Sadie ile uğraşması, hakaretler etmesi beni benden aldı. Hayalde olsa tam bir kaşık suda boğmalık bir karakterdi. Tahammül sınırlarımı tamamen aşa bir kötü karakterdi ve neyse ki Sadie olması gereken yerde iyi cevaplar verdi.


Ben yazarın önceden Özel Koruma kitabını okumuştum. Hem çok akıcıydı hem de konusu vs güzeldi. Romcom gibi dursa da içinde üzücü şeylerde vardı ama güzeldi.
Orada da kalp kırıcı şeyler vardı ve o zamanda çok üzmüştü beni kitap.
Ama buradaki daha da fenaydı.
Ve Özel Koruma'nın filmi geliyor, hatta oyuncular çok tanıdığımız oyuncular. Sadece ben yaş olarak daha genç oyuncuları seçmelerini isterdim.
Oyuncularımız Leighton Meester ve Jared Padalecki. Olmuş mu? Bir de siz yorumlayın!^^

Spoiler kısma geçmeden önce hazır yüz körlüğü ile alakalı kitap okumuşken harika bir kdramada önereyim^^
The Secret Life of My Secretary tam da bu kitap gibi olan bir dizi. Tabii ikisinin de konusu farklı ama yüz körlüğü vs hepsi aynı. İzlemenizi tavsiye ederimm.
Yorumuma da buradan ulaşabilirsiniz^^



-Spoiler başlangıcı-

Sadie'nin yarışma sergisinde tek başına kalması ama Joe'ya yalvarmasına rağmen onu yalnız bırakması. Sergide resmini en kötü yere asmaları ve kötü yorumlar. Kız kardeşinin tam bir yelloz olması ve yaptığı bütün zorbalıkları Sadie'nin üstüne atmasına aşırı sinir oldum. Bu kız sana ne yaptı şerro karı dfghjklş Çizgimden de çıkarıyor beni resmen.
Joe ve Veteriner olayını hemen çaktım tabii ki. Sadie ben başkasını seviyorum dediğinden Joe'nun geri kaçması ve ona imalarda bulunması dedim tamam bu Joe ve o ilk gerçekleri öğrenme sahnesini okuyayım diye gecenin dördü, beşine kadar kitap okudum ve okuduğuma inanın değdi. <3
Sadie'nin kıskandırması, Joe'nun fena halde kıskanması ve onu pür dikkat izlemedi. Offff ne sahnelerdi beee, işte böyle sahnelerle gelin arkadaşlar. Ben böyle şeylerin hastasıyımdır. Bayılırım kıskanan ve kıskandıran sahnelere.
Ve mutlu son.
BAYILDIMMM

-Spoiler Sonu-


Spoiler kısmı yazarken inanın açıp bir kez daha okuyasım geldi, o kadar muhteşem bir kitap. Ve itiraf edeyim bu kitap elimde birkaç gün dolandı durdu. Dedim yılın son günleri, daha kısa bir kitap okuyayım ama baktım akıyor kitap devam ettim.
Bu yorumdan sonra daha ne diyeyim canlarım???
Şu an yazardan elimde olmayan sadece iki kitap kaldı, onları da en kısa zamanda kitaplığıma eklemek istiyorum inşallah. Eğer yazarın bir sürü kitabı varsa hemen çıkabilir mi lütfennnn!!!
Bu kadar beğendikten sonra neden bir puan kırmamım sebebi ise çok fazla gereksiz detaya girmişti yazar. Yani Sadie sürekli bir şeyler düşünüyor ya da bir sürü detaya giriyordu. Buralar sıktı ki zaten başlarda böyledi. Yine de siz oralarda sabırlı olun ve okumaya devam edin. :)





Kitaba Puanım 5/4^^



Alıntılar^^


Sık sık olduğu gibi bütün emeklerim, dışarıdan gelen tamamen alakasız bir güçle heba oldu. Ama her şeye rağmen, ne olur ne olmaz diye dışarıdan gelen kişiye bir film yıldızı gibi gülümsedim.


*****


“Sana kim olduğunu söylememi ister misin?” diye sordu. Transa girmişim gibi dudaklarını izlerken başımla onayladım.
Sonunda, “Sensin,” dedi.
Bunu söylemesini ummuştum.
Ama sırf teyit etmek için sordum: “Ben miyim?”
Son zam anlarda dünyayı okumak iyice zorlaşmıştı. Hani sanki kahve dükkânındaki Hazel bile diyebilirmiş gibi geliyordu.
Ama benmişim.


*****


İkimiz için bir umut varsa şayet, bu çaresizliğimi, ona gerçekten ne kadar çok ihtiyaç duyduğumu hisseder ve beni son bir kez kurtarırdı.


*****


“Benim de sana hayatımı kurtardığın için içtenlikle teşekkür etmem gerek.”





Alıntılara not: Aslında çok güzel alıntılarım vardı ama spoiler olmasın diye yazamadımm :(








Yeni yazarımda görüşmek üzere^^
Sevgiyle kalın^^





30 Aralık 2025 Salı

Tek Dileğim Sensin//Lauren Asher Kitap Yorumu^^

 Selamlar^^
Geçenlerde BCP yazısından 2025 yılının enlerini yazdım, onu yazarken okuduğum kitapları bakınca çokta ahım şahım kitap bulamadım, bu da beni üzdü açıkçası. Sonra şöyle tam zamanına uygun, kısa bir kitap ararken buna denk geldim. İlk çıktığından okuduğum bir yorumda çokta güzel olmadığı söylenmişti ama ilk satırları okurken neden olmasın dedim ve o gece başladım. Kitap 220 sayfa ve ben o gecesi tam tamına 110 sayfa okudum. :D Buna mı övünüyorsun diyebilirsiniz. Arkadaşlar ben günde elli sayfa kitap okuyorsam öüpü başıma koyuyorum, bu benim için çok güzel bir gelişme. :D
O yüzden konamayalım lütfen :D
Çok fazla geç olunca bıraktım ama kitapta aklım. İkinci gece kitabı direkt bitirdim ve bayıldımmm


Eski sevgilimle evleniyor olsa bile kız kardeşimin nedimesi rolüne bürünmek kolaydı.

Ama sağdıcıyla iyi geçinmek? Geçmişimizi düşününce bu neredeyse imkânsız görünüyordu.

Elbette, Luke Darling inanılmaz derecede yakışıklı, inadı inat biriydi ama onun kibar ve yardımsever hâlleri bende şüphe uyandırıyordu.

Her ne kadar beni aksine inandırmak için elinden geleni yapsa da buna kanmayacaktım.

Ona, eski sevgilimin yakın arkadaşı olduğunu hatırlatmak gerekiyordu.
Kendime de içten içe onunla ilk tanışan kişi olmayı dilediğimi…
Luke
Sağdıç olarak görevim epey basitti.

Fakat küçük bir sorun vardı.

Gelinin nedimesi Catalina Martinez’den köşe bucak kaçarken bir anda onun yanında olmayı isteyeceğimi hiç düşünmemiştim.

Kardeşinin düğünü sebebiyle bir aylığına Wisteria’daydı ve yeni yılla beraber buradan gidecek olması onu elde etme planlarıma taş koyuyordu.

Onu benimle çıkmaya ikna etmek için bir Noel mucizesi gerekse de benim hedefim daha büyüktü.

Onu kendime âşık etmeye kararlıydım.

Noel âşık olma mevsimiydi… Bu konuda risk girmeyi göze alan tek kişi ben olsam bile.


Catalina, kısacası Cat gezgin hemşiredir. Kasabasına kardeşinin düğünü için gelince bir süreliğine de burada çalışmak durumunda kalır. Aslında düğüne katılmak ona zor gelecektir, çünkü kardeşinin müstakbel nişanlısı Cat'in eski sevgilisidir. Kardeşi ile aralarında ne yazık ki soğukluk vardır ve Cat'i üzmektedir.
Düğün için hazırlıklar yaparken bir de damadın en yakın arkadaşı Luke ile uğramak zorunda da kalacaktır. Cat'in mizacı sert olduğu için kimse yanına yaklaşmaz ve sürekli yalnızdır. Buna rağmen Luke'un tavırları onun o sert halini yumuşatırken beraber bir yola girebilecek midir?
Cat yazdığım gibi çok soğuk bir karakter ve eski sevgilisi yüzünden nasıl davranırlar diye sürekli diken üstünde olması beni üzdü. Annesi de destek olmayınca tek kalan Cat bu yüzden gezici hemşire olmuş mesela. Bu arada bu eski sevgili mevzusu çok abartacak bir şey değil. Sadece ufak bir flörtleşmeden ileri gidilmemiş bir şey olduğunu zaten arada söylüyor yazar. Bu yüzden bu tarz tabularınız varsa bu kitap çok abartacak kadar değil, o yüzden rahatlıkla okuyabilirsiniz. :)


Luke arkadaşının sağdıcı olduğunda her şeyin rahat geçeceğini hiç düşünmemiştir, çünkü ona sürekli sert davranan, onunla atışan Cat gelinin ablasıdır.
Ne zaman onunla konuşsa iş atışmalara kadar gitmektedir, bu seferde işi ne kadar zor olsa da yine de Cat'in büyüsüne kapılmaya devam eder.
Luke çok tatlı bir karakterdi, hem arkadaşını düşünüp hem de Cat ile nasıl randevulaşır onu çözmeye çalışırken ki çabaları çok tatlıydı. En çok şu lego mevzusu beni benden aldı.
Sırf Cat ile beraber lego yapmak için çok pahalı ve büyük bir lego alır.
Yani arkadaşlar seven insan her türlü çabalayıp, sevdiği belli ediyor.
Sonrasında da zaten Cat için çok fazla şey yaptı. Bir de sırf görüşmek için dinlenme odasına kahve makinesi olması>>>>>
Daha ne olsun arkadaşlar, DAHA NE OLSUNNN!!!! <3


Kitaba ilk başladığım zaman dedim kız kardeşi sevmeyecek gibiyiz belli ki. Çünkü konuyu okuyunca sanki ablasından sevgilisini çalmış gibi geldi, neyse ki öyle değildi. Yukarıda da dediğim gibi tam adam tam kız kardeşle olacakken tesadüfler derken Cat ile oluyor ve yine dediğim gibi aralarındaki ilişki uzun boyutluda değil zaten. Bu yüzden kız kardeş ve nişanlı beyi çok sevdim. Zaten Cat'in sürekli tetikte kalması ve onları gözlemesi ve sonunda onların aslından birbirlerini nasıl sevdiğini görmesi hem kendisini hem de bizim içimizi rahatlattı. :D
Bu yüzden önyargılı başlamamanızı öneririm^^

Yazarın diğer serilerini ve diğer serinin ilk kitabını okudum. Milyarder serisini severim, kalemi o kadar akıcı ki düşünün 500 küsurluk sayfası kısa sürede okumuştum. O yüzden bu kitabı da iki günde bitirmiş olabilirim. Zaten geç olmasaydı zaten bir günde bile biterdi kitap, o derece akıcı aa dostlar. :D
Tabii yazarın diğer serisini sevmediğim. Dedim F1 kitabı, güzel olur falan ama yok ya beğenmedim.
Ama Dreamland Milyarderleri serisi güzeldir. :)
Burada da ilk defa bu tarz bit kitap yazmış, smut falan yazmayacakmış ama yine yazmış. Yazmasaydı daha tatlı olurdu ama azıcık var işte. Ona göre okuyun derim. :)


Tam puanlık bir kitap değildi ama çok sevdim. İlk kötü yorum okudum dedim ya, gittim 1000 kitaptan yorumlara baktım, çoğu okuyan hiç sevmemiş. Pardonda ne bekliyordunuz? :D Yaa tamam yılbaşı kitabı ama kitapta o tarz yok, ondan sevmediniz ama adamın aşkı için yaptıkları, hiç olmasın o lego mevzusuna var yaa bayıldımmm. Neden sevmediklerini cidden anlamayacağım. :D
Bu kadar yorumdan sonra alırsınız artık. Ve itiraf ediyorum, kitabı ilk e kitap olarak okudum, sonra hemen ikinci elde uyguna bulup aldım. :) Sonra gittim bir takipçime sıfırını aldım ve hediye ettim. :D Canı sağ olsun, keyifle okusun^^
Not: Neden bir puan kırdım diye sorabilirsiniz. Sebebi çiftimizi daha fazla yazabilirdi, ben onları daha böyle lego yaparken, beraber randevuya çıkarken okumak isterdim. Çok çabuk o kısımlar geçti. :/




Kitaba Puanım 5/4^^




Alıntılar^^


“Bana hayranlık duyduğunu tahmin etmiştim.”
“Öyle olmayan biri var mı ki?”
Evet. Sen.


*****


Bu gece Catalina Martinez’i sadece bir kez değil iki kez gülümsetmiştim ve bunu tekrar yapabileceğim zamanı iple çekmeye başladığıma göre hapı yutmuşum demekti.


*****


“Bu kötü bir fikir mi?”
“İlk buluşma için yedi yüz dolarlık bir LEGO seti mi aldın?”


*****


Hiç tereddüt etmeden, “Ben de katılabilir m iyim ?” diye sordum. Bu parranda denilen şey Catalina’yı böylesine mutlu ediyorsa sırf onun için bunun bir parçası olmak isterdim.







Başka yazılarımda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^








30 Kasım 2025 Pazar

Pumpkin Spice Kafe//Laurie Gilmore Kitap Yorumu^^

 Selamlar^^
Sonbahar ayının son günlerinde okunması gereken kitabı şükür okuyabildim. Aslında bu aylarda ne güzel kitaplar okunurdu ama çok farklı kitaplar okuduğumu söylemek isterim. :)
İşte sonbahar ayından böyle kahverengi, soft kitapların okunduğu mevsim. Bu kitapta onlardan biriydi, hatta sorf bu mevsimde okuyayım diye hemen almış olabilirim. :)
Benden önce okuyanlar kitabın çok fazla smut içerdiğini söylemişti. Ben de dedim herhalde baştan sona smut, hiç sevmem ve okuma zevkinin içine ediyor falan ama öyle değildi işte. Bunu diyen arkadaşlar çok masum yaaa :D



Jeanie stresli iş hayatından sonra kendini birden Dream Harbor’ın huzur dolu sokaklarında, teyzesinin ona bıraktığı Pumpkin Spice Kafe’yi işletirken bulur. Kasabanın sıcakkanlı insanları ve tarçın kokulu kurabiyeleri, onu âdeta yeni bir başlangıç yapması için davet etmektedir.
Logan, Dream Harbor’da yaşayan ve kasabanın dedikodularından kaçan bir çiftçidir. Fakat Jeanie’nin gelişiyle birlikte Logan’ın tüm dengesi altüst olur ve sinir bozucu derecede neşeli olan bu kadından uzak durmaya çalışsa da kendini bir şekilde onun cazibesine kapılırken bulur.
Pumpkin Spice Kafe, tutkulu bir romantizm yaşamak isteyenler ve “yeni başlangıçları” sevenler için muhteşem bir hikâye.


Jeanie iş yoğunluğundan sonra artık sakin bir yerde çalışmak, stresli ortamlardan uzak durmak ister. Şansına teyzesi kafesini ona bırakınca çocukluktan beridir gelmediği kasabaya yerleşir.
İlk başlarda zorlansa da zamanla kasabaya alışır ama geceleri uyumak çok zor olur, sebebi de her gece kafenin dışından gelen seslerdir.
Bu korkusundan dolayı tedirgin olan Jeanie kasaba halkına söyleyince ona yardıma gelen çiftçi Logan'dır.
Yeni yeni arkadaşlar edinen Jeanie kasabada temelli kalmak için çok düşünecektir.
Kasabaya yeni yerleşen o top karakteri okumak çok eğlenceli, herkesin gözü bu karakterimizde olunca daha eğlenceli oluyor.
Karakterimizi sevdim ama son kısımlardaki gururunu hiçe sayması hoşuma gitmedi açıkçası. Bunu yorumumun devamında yazacağım. :) Spoiler değil. 


Logan yıllar önce bütün kasabanın önünde yaşadığı hayal kırıklığından sonra kasabadan uzak durur ama yeni gelen kasaba sakininden sonra kendini bir anda sürekli kasaba etkinliklerine giderken bulur.
Logan'ı anlayabiliyorum. Bir kere kalbi kırılmış, yeniden kırılmaması için uğraşıyor ama arkadaşlar konuşmak neden bu kadar zor?
O cüsseli adamdan çıt kırım bir adamın çıkması çok komikti ya.
Yazar herhalde sert gözüken ama duygusal bir erkek olduğunu göstermek istemiş. Güzelde olmuş ama diyorum ya o konuşmama ve kendince bir şeyler uydurup kalp kırmaya gerek yoktu. Bu yüzden çok sinir oldum kendisine.


Kasaba hikayeleri seriyse eğer diğer çiftlerin kitaplarını okumak heyecanlanıyorum. Mesela kitapcımızla olan kitabı merak ediyorum. Konusu baya heyecanlı gibi duruyor. :)
Diğer çiftimizide merak ediyorum ama ondan önce yayınevi yılbaşına özel kitabı çıkarmak istemiş. Ay onuda çok merak ediyorum.
Ya ben bu seriyi cidden sevdim. Zaten kasaba kitaplarına hayranım, yeni gelen birinin adapte olması falan çok çok güzel. Bunun dışından dedikoducu teyzeler, hemen dost gibi olan yaşıtlar ya da komşular falan seviyorum ya. Bizde kasaba yok ama mahalle kitaplarını zaten seviyorum, bu da onlar gibi. :)


Yukarıda Jeanie için sonra yazacağım şey ise şu, seni yanlış anlayan hatta ve hatta seni adam akıllı dinlemeyen birini ne diye hemen dinliyorsun falan. Kız azıcık süründürsene, hak etti çünkü. Lan benim kalbim daha çok kırıldı, sen nasıl hemen tamam dersin?
O yüzden o kısım haricinde sevdim kitabı. Tabii ki smut vardı, yok diyemem ama diyorum ya çok diyenler aşırı masum. Ne kitaplar var, bu ne ki? Hem o kısımları okumazsan kitapta anlam, olay değişmiyor. Atla gitsin.
Onun dışında konu birazcık basit kaçmış, gerçi kitapta ince ama daha dolu dolu olabilirdi. Yine de serinin ilk kitabı, günahı olmaz deyip geçiyoruz. :)

Bu tarz kitapları seviyorsanız öneririm, çerezlik, hemen bitecek, kasaba ve yeni başlangıçları sevenlere öneriyorum. Bir günde okunup bitecek kitaplardan biri.
Seriye de devam edebilirsiniz bunu okursanız. :)
Bu arada kitapta geçen beyaz kediye bayıldımmm
Bunu muhteşem kapaklarında da yer vermeleri ayrıca çok tatlı ki kapaklar gerçekten çok güzel. Keşke ciltli çıksa... :(



Kitaba Puanım 5/4


Alıntılar^^


Yine güldü, Logan bu sesin içine işlemesine izin verdi.
Tanrı aşkına, ne güzel bir kahkahası vardı. O samimi olandan, aniden parlayan küçük bir neşe kıvılcımı gibi.


*****


Kasabaya geldiğinden beri ikinci kez Logan’dan uzak durması gerektiği konusunda uyarılmıştı. Bu
kasabanın gerçekten kendi insanlarını koruma konusunda şakası yoktu.


*****


“Haneye tecavüz değildi. Daha çok bir kır-bırak-ve-kaç olayına benziyordu,” dedi Jeanie gülümsemesiyle onu rahatlatmaya çalışarak ama Logan’ın tek duyduğu Jeanie’nin başına kötü bir şey geldiğiydi ve buna izin veremezdi.


*****


Bir insan yanındaki kadın bu kadar sevimli davranırken bir turta yeme yarışmasının artılarını ve eksilerini nasıl düşünebilirdi ki?


*****


“Peki, ya alpaka?” diye sordu Jeanie sesindeki neşeyi gizleyemeden.
Logan yüzünü buruşturdu. “Harry Styles.”
“Harry Styles?” Jeanie neşeyle çığlık attı. “Harika.”
Logan gülümsemesini saklamaktan vazgeçmişti. Şimdi tamamen gülümsüyordu. “Temayı bozamazdım.”

Alıntıya not: Logan çiftliğinde baktığı hayvanlara ünlü şarkıcıların isimlerini vermiş. :D


*****


"...Seni sen olduğun için sevmekten çekinmesine izin verme.”





Diğer yorumlarımda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^








31 Mayıs 2025 Cumartesi

İlk Kitapta Aşk//Jenn McKinlay Kitap Yorumu^^

Selamla^^
Yine ve yeniden kitap yorumuyla kaşınızdayım^^ Bu seferki kitabım o kadar güzeldi, o kadar tatlı ve kalp kırıcıydı ki son zamanlarda okuduğum en güzel kitaplardan biriydi.
Bir kere kitabımız kitapçıda ve kitaplar arasında geçiyor. Yani aynı biz. Sonra İrlanda'ya gidiyor karakterimiz, G*zze olayında İrlanda çok destek verdi ülke olarak, halk olarak. O yüzden avrupaya gitme şansım olsa ilk İrlanda'ya giderdim.
O yüzden bolca İrlanda ve kitap olunca kitabı daha çok sevdim. Bir de tabii karakterlerimiz vardı ki tamamdır, on numara kitap. :)



Hayatını kitaplara adamış bir kütüphaneci... En sevdiği yazarın yaşadığı o tatlı İrlanda köyüne taşınır ve huysuz patronuna kalbini kaptırır. Beklemediği şey ise romanlarda okuduğu o çetrefilli aşkın bu sefer onun için yazılacağıdır!
Martha's Vineyard'da kitaplarla çevrili bir yaşam süren Emily Allen, en karanlık günlerinde ona ışık olan yazar Siobhan Riordan’dan beklenmedik bir iş teklifi alır ve İrlanda'ya davet edilir. Emily için bu teklif, hayallerine dokunma fırsatıdır ve hiç düşünmeden kabul eder. Siobhan Riordan ise on yıllık bir aradan sonra, herkes tarafından büyük beğeni toplayan serisinin final kitabını yazmaya karar verir. Ona bu süreçte yardımcı olmak Emily için her şeye bedeldir ama hiç hesapta olmayan bir şey vardır: Patronu Kieran Murphy. Bu aksi ve huysuz kitap kurdu, Emily'nin varlığından pek hoşlanmaz ve bunu net bir şekilde belli eder. Günler tatlı-sert atışmalarla geçerken Emily, hem bu yeni hayata hem de Kieran’a giderek daha fazla bağlanır.
Ta ki Kieran'ın bu zorlayıcı tavırlarının altındaki asıl sebebi öğrenene dek.
Siobhan hikâyesine son noktayı koymaya hazırlanırken Emily de kendi hikâyesinde bir sonraki sayfayı çevirmek zorundadır. Cesaret, aşk ve yeni başlangıçların heyecanıyla işlenmiş bu masalda Emily'nin kendi mutlu sonunu yazmayı öğrenmesi gerekecektir. Her sayfası umut ve aşkla dolu bu hikâye, kalbinizin en derin köşesine dokunacak!


Emily babasının onları terk etmesinden sonra annesinin sorunlarıyla baş etmekten büyük sıkıntılar yaşamaya başlar. İş hayatında da kütüphaneci olarak devam eden Emily gençliğinde hayata tutunmasını sağlayan serisinin son kitabını on yıldır beklemektedir. Bir gün serisinin yazarına yazdığı mektuptan sonra kendini annesinin baskısından koparıp İrlanda'da bulur.
Hastalık hastası olmasıda hayatını etkiler ama İrlanda'ya gelme kararı verirken her şeyi geride bırakmakta kararlıdır.
Her şey yolunda gitmiş, çok sevdiği yazarıyla da anlaşmıştır ama daha ilk dakikadan ona kötü davranan patronu ve yazarın oğlu çıkmştır.
Emily çok tatlıydı, annesine yıllar sonra karşı çıkması, hastalık hastası olmasına neden olan mevzu çok kalp kırıcıydı. Yine de herkese rağmen karar verip, ülke değiştirmesi takdiri hak ediyordu.
Sonralardan da gururlu çıkışları falan kitaptaki en sevdiğim karakter oldu.


Kieran, ismi zor olduğu için Kier diyeceğim.
Annesinin yıllar önce bıraktığı kitabın yazılmasını istemediğinden yeni gelen çalışanına çok iyi davranmak istemez ki hemen gitsin diye ama karşısındaki kişi vazgeçmeyince hislerine engel olamaz.
Kier için başta dedim Emily'yi tanıyor falan, ondan böyle ama işte iş başkaymış. Gerçekleri öğrendiğim zaman hak verdim kendisine. Onunda çocukluğu zor geçmiş.
Son kısımda yaptıklarına da ne yazık ki hak verdim. Yani burada kimse haksız değildi ama Kier aralarındaki en haklısıydı bence ve tavrı olması gerekendi.

Diğer karakterlerde kitapçıdakiler çok tatlıydı, sonradan Emily'ye sürekli mesaj atmaları tatlıydı. Tabii yabancı kitapların olmazsa olmazı saçma karakterler yok değildi. Neyse ki göze sokulacak kadar değildi de okumayı çok etkilemedi.
Bir de yazarımız var tabii, Kier'in annesi, Emily'nin en sevdiği insan.
Emily annesinden görmediği şefkati bu yazardan görüyor ve okuyunca o kadar mutlu oluyoruz.
Ben çok sevdim o kısımları okurken.
Tabii bir de Emily'nin annesi. Çok kötüydü ve öyle insanların gerçekte de var olması, çevrisindeki insanların hayatlarına kara bulut gibi çökmesi çok kötü.
Tabii o anneden kaçtığı kişide arkadaşı Samantha. Kier Sam olarak tanıyor ilk başta ve erkek zannediyor, o kısımdaki kıskançlığı çok tatlıydı. :)


Her anlamda güzel bir kitaptı. Aşkı da, aileyi de, çocukluk travmaları da o kadar güzel yazmış ki yazar kalbimize dokunup, içimize işliyor. Keşke olmasa dediğimiz şeyler ne yazık ki kaçınılmaz olarak oluyor. Tabii kitap diyoruz, hayal ürünü her şey değişebilir falan ama bence böyle olması gerekiyor bazen. Burada öyle bir mevzu vardı.
Kapak ve konudan daha çok aşk dolu bir kitap bekleyebilirsiniz, evet beklentiniz bu yönde olursa hayal kırıklığına uğramazsınız ama yanında üzücü şeylerde vardı.
Ben bu yüzden sevdim.
Aşk konusu da çok tatlıydı, çiftimiz atışmalarında bile kitaplardan alıntı bulup söylemesi ve hemen kitap adının bilinmesi kitabı üstü düzey bir şeye çevirmiş. :D Çok tatlıydı oralar.
Bir ara kitaplarla ilgili bir oyun oynadılar, okurken çok eğlendim ve ilerdeki müstakbel eşimde kitap kurdu olursa tam oynanacak oyun. :D

Hem akıcı, hem tatlı, bir yönden kalbe dokunan kitapları seviyorsanız kesinlikle öneriyorum.
İrlanda'da da olduğunuz hissediyorsunuz o anlatımla. Tamam sürekli bir tarihi yer vs. anlatılmadı ama okurken diyorsunuz ki tamam ben İrlanda'nın bir kasabasında, o güzel evlerin olduğu sokakta geziyorum. Bu yüzden de çok sevdim.
Kısacası çok sevdiğim, okuyun diyeceğim, bol kitaplı, bol aşklı, azıcık duygusal bu kitabı öneriyorum. :)
Kapağı da çok güzeldi, anlamlıydı da.
Tabii yetişkin içerik vardı, bunu bilerek okumanızı öneririm. :)




Kitaba Puanım 5/5^^



Alıntılar^^


Kaşları çatılmış  ve ağzının köşeleri aşağı doğru kıvrılmıştı. En sevdiğim romanlardan biri olan Jane Austen'ın Gurur ve Önyargı kitabında hayal ettiğim Fitzwilliam Dacry'ye ne kadar benzediğini fark ettim.


*****


Kendi kendime, önlüklü bir adam hayal etme, dedim. Ama dinlemedim. Adam yemek pişiriyor ve bu da çekicilik seviyesini arşa çıkarıyordu.


*****

Tüm İrlanda maceramın sadece bir rüya olduğunu keşfetmekten korkuyordum.


*****


"Senin için, Kızıl, istediğin her şeyi değiştiririm. Sadece eve gel ve ait olduğun yerde benimle ol."






Bir yorumun daha sonuna geldik, başka yorumlarda görüşmek üzere^^
Sevgiyle kalın^^





Buralarda da varım^^








24 Nisan 2025 Perşembe

Gece Vardiyası//Annie Crown Kitap Yorumu^^

 Selamlar^^
Ramazanın ortasında bir kitaba başlamıştım ama kitabın çokta bu ayda okunacak gibi olmadığına karar verip Ramazan’dan sonra okurum dedim. Geçen okudum ve bitti. İyi ki böyle bir karar almışım sdfghjklş
Kitap tam bir romantik severler için, yani kapağı.
İçerik olarakta gerçekten çok tatlıydı ama anca yüz sayfası falan. Geri kalan zaten eğer başka türlüydü. Buna birazdan değineceğim inşallah. :)
Kısa ve akıcı kitabın yorumu az olur diyerekten devam ediyoruz. :D



Bir kitap kurdu ve basketbol oyuncusunun yolları kesişirse... 
Yalnız takılmayı seven Kendall Holiday, cuma akşamlarını kütüphanede gece vardiyasında çalışıp, fırsat buldukça aşk romanları okuyarak geçirmeyi ve kendini kitap kurgularında kaybetmeyi tercih eder. Ancak bu durum, basketbol takımının kaptanı Vincent Knight, yaralı bileği, asık suratı ve nefret ettiği bir ders için şiir önerilerine ihtiyaç duyarak ortaya çıktığında değişir. Uzun boylu, yakışıklı ve hazırcevap olan Vincent, Kendall’ı daha önce kimsenin zorlamadığı gibi zorlar.
Kendall farkında olmadan başrolünde kendisinin olduğu aşk romanına balıklama atlar fakat bir sorun vardır: Gerçek hayatta mutlu bir sona ulaşmak, klişe dolu romanlardan çok daha fazla doğruluk gerektirir.


Kendall cuma gecesi okulun kütüphanesinden vardiyadayken sessiz sakin geçeceğini düşünür ama hiç ummadığı kişiyi karşısından görünce hem şaşırır hem de burada olmasının sebebiyle ona takılır am aişler istediği gibi gitmez, ya da gider mi?
Hiç ummadığı şeyler olduktan sonra başka bir şey düşünemeyen Kendall sadece kitaplarının dünyasındayken çıkıp, gerçek hayatı görebilecek mi?
Kendall iyiydi, hoştu ama sürekli kafasında kurup inanması(bizide inandırması) çok sıktı yani. Tamam en çok senin kalbi kırılacak, en son sen utangaçsın. :D
İşin şakası sona doğru arkadaşının söylediklerine yüzde yüz katılıyordum.
O yüzden hem sevdim hem de çok sevemedim.
Bir de kardeşim her şeyden o kadar uzak olup, bu kadar cesur olmakta şaşırttı yani.


Vincent sakatlandıktan sonra edebiyat dersi için gittiği kütüphaneden eğlenerek ayrılacağını hiç düşünmemişti. Şiir derslerini sevmesede notları için şiir okuması gerekirken Kendall ile tanışıyor.
Daha ilk dakikadan ondan hoşlanır ama işler hiçte umduğu gibi gitmez.
Şimdi böyle anlattım ama kitapta Vincent öyle abartacak kadar ortada değildi. Gerçi kitap çok uzunda değildi, yani kısa olduğu için Vincent’i çok detaylı okumadık ama ondaki mevzu çok tatlıydı, doğrusu bunu beklemiyordum.
Utangaç oluşu kitaba ayrı bir hava katmış, normalde böyle basketbol kaptanları falan okulun en çapkını, popüleri olur ve bir anda okulun en masum kızıyla çıkmaya başlar. Ama burada Vincent öyle değildi, onu beğendim işte. :)
Belkide kitapta en sevdiğim şey Vincent’in farklı bir karakterde olup, tatlı olmasıydı. Hazır böyle bir karakter bulmuşken daha çok jestlerini falan okumak isterdik ama olmadı ne yazık ki.


Kendall’ın arkadaşlarından birini çok anlamadım ama aynı evde kalıp böyle güzel arkadaş olmalı, birbirleriyle aile gibi olmaları güzeldi. Sadece son kısımda biri için saçma bir şey yazılmış, inşallah yanlış yazılmıştır çünkü GEREK YOKTURDU!!!!
Vincent’in arkadaşları da iyiydi, biri için acaba devam kitabı çıkar mı merak ettim açıkçası. Onların hikayesi ne olur bilinmez ya da biz mi kafamızda kuracağız acaba bilemedim.

Gelelim diğer detaylara.
Kitabı elinize aldığınızda ya da ilk gördüğünüzde şey diyebilirsiniz, ne kadar tatlı, minnoş bir kitap. Ama arkadaşlar dışı sizi içi beni yakar asdfghjklş
Yani kitabın yetişkin içerikli olduğunu biliyordum ama bu kadar olacağını bilmiyordum. Yukarıda dedim ya yüz sayfa sadece konu var, gerisi hep smut.
Sen her şeyden habersiz bir kızsın Kendall bu ne haller???
Aşırı abartıydı ve bazı kısımları o kadar uzatmış ki atla atla kitap bitti. :D Şaka gibiydi yaa.
Bir de en son teşekkür yazısında annesine okuma dedim ama okuduğun için teşekkür demiş. Yav abla bir git yaaa :D
Yani annene okuma demişsin ama okumayan kimse kalmadın herhalde. Yani sırf daha çok popüler olsun diye bu kadar detaylı yazacaktın ismini ya da kapağı başka şey yapsaydın. İki tane masum öğrenci oldu mu sana grinin elli tonu ki belkide grinin elli tonu bu kitaptan daha masum kalırdı.
Şok oldum yani.
Tiktok okurları azıcık kendinize gelin, edebiniz nerede kaldı?????? Asdfghjklş
Gülüyorum ama cidden yeter yani, kitabın bu kısımları çıkarsak çok bir şey kalmıyor elimizde. Konu güzel aslında, bu konu üstünde daha güzel şeyler yazabilirdi ama ablamız başka şeyler yazmakta daha diretmiş belli ki.


Çok bir edebi değeri olmayan(şiirler hariç, onlarıda ben okumuyorum) bir kitaptı. Dümdüz, sizi yormayan, benim için smut çokta önemli değil diyorsanız bakın ama bakın kitap çerezlikten çok başka bir şey.
Akıcı olması güzeldi, bu kısa ya da sadee mevzunun yüz sayfalık olmasından dolayı değil yazarın kalemi akıcıydı. Seriyse ve arkadaşları çıkarırlarsa konusuna göre okurum belki ama umarım bu kadar yetişkin içerik olmasın. Tamam bazı kitaplarda böyle ama eğer bazı şeyleri bayaa detaylı yazıp uzatacaktın bari biraz daha randevu vs gibi hoş sahneler yazsaydın, işleri güçleri başka şeydi. Neyse. :D




Kitaba Puanım 5/3,5^^





Aslında alıntı vardı ama elimde post it yoktu, ben de yapıştırırım sonra dedim yapmadım kaldı öyle. O yüzden alıntı bu sefer yok. :) Ama diyorum ya anlamlı alıntılar vardı. :)






Bir yorumda böylece biter, başka yorumlarda görüşmek üzere^^




Buralarda da varım^^





5 Mart 2025 Çarşamba

Aşk İnsanları için En Güzel Romcom Kitaplar// Blogları Canlandırma Projesi Şubat Ayı^^

 Selamlar^^
Yılın ikinci BCP ile sizlerleyimm^^
Bu ay sevgililer günü dolayısıyla romantik-komedi temamız vardı, şu an elimde bu tarz bir içerik olmadığı için böyle bir öneride bulunmak istedim^^
Çok tatlış, okurken hem eğlenip, hem romantik sahnelere düşüp hem de hayattan bir şeyler öğreneceğiniz kitapları derledim. :)
Umarım beğenirsiniz^^
Bu arada BCP olarak Şubat ayında sadece Romantik, Komedi, Aşk, Sevgi, Yalnızlık ve İçsel Dönüşüm gibi temalarımız var. Eğer sizde yazmak isterseniz katılabilirsiniz. :)



Eski sevgili.
Aynı şirkette rakip olma.
Ve yapılması gereken listeler. :)



Türk Sophie Kinsella diyebiliriz.
Tam bir citlik tarzında kitap. :)



Historical.
Platonik bir aşk.
Ortaya çıkan sırlar, bolca eğlence ve aşk^^



Yoğunluktan ve baskıdan sıkılan popstar.
Bu sebeple kafa dağıtmak için bilmediği kasabaya gitme.
Kasabanın erkek turtacısı.



Patron-Çalışan ilişkisi.
Birbirlerini tanımadan yardım etmeleri.
İlk görüşte aşk.
(Bu aslından romantik-dram kitap, komedi yanı da var ama ben dram yanını daha çok sevdim)



Lise aşkı.
Sahte sevgililik.
Gönderilmemiş mektuplar.
(Bu kitap ikinci kitap, yazdıklarım birinci kitabı anlatıyor. Fotoğraf bulamadım)



Kız kardeşiyle bilmedikleri kasabada tatil.
Editör savaşları.
Hiç tahmin etmediği kişinin kasana sakini oluşu.
 Ve nefretten aşka.



Mahalle kurgusu.
En yakın arkadaşın kız kardeşine aşık olma.
Bursa'nın tarihi ve mahalledeki absürt olaylar.





Kitapların detaylı yorumlarını blogumda bulabilirsiniz^^
Daha bir sürü önerim var ama şu anlık yeterli, istek gelirse yine böyle öneri yazısı yazarım. :)
Hepsi sevdiğim kitaplar, bazısının basımları yokturdur ama ikinci el bakabilirsiniz. :)



Mart ayı BCP temamız Kadın Hakları, Kadınlar, Kadın Yazarlar ve Bahar Mevsimi olacaktır. 
Ama ben sadece BCP yazılarını okumak istiyorum derseniz buradan! bakabilirsiniz^^







Başka yazılarımda görüşmek üzere, hayırlı Ramazanlar^^
Sevgiyle kalın^^




Buralarda da varım^^