Ephesus Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ephesus Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ocak 2026 Çarşamba

İtalyan Usulü Aşk//Pınar Gencal Kitap yorumu^^

 Merhabalar^^
Yılın ilk kitabıyla karşınızdayım^^
Evet yeni yıla hem romcom hem de Türk bir yazarla giriş yaptım ve kitabımız çok güzel. İnşallah devamında okuduğum kitaplarda güzel olur^^
Aslında hemen okumak gibi bir niyetim yoktu ama tam gözümün önünde olunca dur dedim buna başlayayım. Ne zamandır Pınar Gencal okumuyorum. Konuda güzel, kalemi de akıcı.
Okuduktan sonra aslında Türk yazarlarımız neden böyle romantik kitaplar çıkarmıyor yaa. Çok imrendim bu kitabı okurken valla.



İnci, babasından kalan Gömeç’teki zeytinyağı fabrikasını ayakta tutabilmek için var gücüyle çalışmaktadır. Buna rağmen şirket neredeyse iflasın eşiğine gelince hiç istemediği halde gizemli İtalyan Dante Delfino’nun ortaklık teklifini kabul eder. Fakat işler hiç de beklediği gibi gitmez.
Bu iki zıt karakterin birlikte çalışması kolay olmayacaktır. İnci, ufak tefek görüntüsü, ateş kızılı saçları, tuttuğunu koparan bağımsız iş kadını kimliği ve okumaktan vazgeçemediği romantik kitaplarıyla Dante’nin daha önce karşısına çıkan hiçbir kadına benzemez.
Dante ise İnci’ye yıllardır hissetmediği, ertelediği, belki de kaçtığı o duyguyu yeniden hissettirecektir:
Aşkı…


İnci ailesini kaybettikten sonra nesillerdir sürdürdükleri zeytinyağı fabrikasını yıllarca ayakta tutmuştur. Ama yeni ve ucuz fabrikalar, rakipler çoğalınca işleri zora girer ve alıcılar kapılarda bekler.
Kuzeninin arkadaşı sayesinde taa uzaklardan, İtalya'dan bir adamla görüşmek için anlaşınca sadece ürün satacağını düşünür ama iş başka yollara girer.
İnci'nin her şeyi bir kenarı bırakıp hayatını sadece işine adaması hem üzücü hem de takdir edilesiydi. Ve Dante konusunda böyle çıt kırım olmaması çok güzeldi. Zaten Dante tam bir odundu, ne yapsın kız onu yumuşatmak için kendi ilkelerinden mi vazgeçsin?
Son kısımda yaptıklarına hak verdim, ne de olsa birileri hak etmişti. Hatta biraz daha süründürebilirdi. ;)


Dante çok odun bir karakterdi, İnci'ye evet sert davrandı ve eninde sonunda bazı şeyleri fark etti ama o bildiğiniz İtalyan erkekleri gibi değildi. Gerçi biz ne biliriz İtalyan erkeklerini ama en azından böyle romantik, düşünceli ve kibar birini bekledik. Tabii kibardı, düşünceliydi ama işte siz anladınız yaa o bildiğiniz erkek karakterler gibi değildi. :)
Ve geçmişinde yaşadıkları zormuş gerçekten ve İnci'yi de tanıdıkça aslında onunla kalbinin yaralarını sarmaya çalışır. Bu kısımlar gerçekten çok güzeldi.
Ama nedense bu karaktere fazla bağlanamadım, çok sık okumadım ondan mu bilmiyorum ama aşırı soğuk olması ve İnci'ye olan aşkının bir türlü ne olduğunu anlamamamız bir garipti. Bu da karaktere olan yaklaşımımızı değiştirdi. Ben şeyi seviyorum, kıskanç erkek, birkaç olaydan sonra az da olsa ilgi duymasın. Bu resmen bir odundu. :D


Diğer karakterlerden İnci'nin arkadaşı Onur, kuzeni Merve ve babaannesini çok sevdim. Favori karakterim babaannesi. :) Öyle her gelişmeye açık olan, tam biri teknoloji hastası olan babaannem olmasını isterdim ama ona kablosuz kulaklık alamazdım. :D
Onur başta her şeye çok karşı gelince dedim hayırdır yani, ne alaka? Bir de ikinci erkek mevzusu çıkmasın başımıza ama neler oldu neler. Gerçi ben az çok anlamıştım ama tam tersi de olabilirdi. 
Başta kuzeni hakkında da garip izlenim vardı ama o da değişti. Yani kitapta sevmediğim esas karakter yoktu.
Tabii bir de Dante'nin ailesi. Hepsi çok tatlıydı, kendilerince sıkıntıları vardı ve bir şekilde düzelmesi çok güzeldi ve bunu kim başardı buyurun tahmin edin. :)


Kitaptaki İtalyan sahneleri çok güzeldi. Sanki oradayım gibi. Yazarın bir ara takip ediyordum, kendisi kesin gidip görüp yazmıştır. Hem gitmese de çok güzel anlatmış.
Bu tarz kitapları seviyorsanız bence eğlenirsiniz.
Yazarın kalemini seviyorum, Aşk-ı Gurur kitabını ayrıcıa çok seviyorum. Kendisi Gurur ve Önyargı kitabının uyarlaması ve İstanbul'da bir adada geçiyor.
Onu en çok öneririm ama bu da onun kadar güzeldi.
Biraz daha uzun olmasını isterdim ama, çiftimize ne yazık ki doyamadım ya.
Şimdi diğer kitap Roma ben geldim kitabını almak istiyorum. Oradaki karakterlerde burada vardı ama hikayeleri ne bilemiyorum. O yüzden merak ediyorum.

Yazar şu aralar kitap yazmıyor gibi. En son bu kitabı çıkardı ve bu da seneler oldu. Yazsa çok hoş olur aslında. Umarım yorumum denk gelir ve yazmaya devam eder. :) Güzel haberlerini bekliyorum.
Benim gibi hem Türk yazarları hem de romantik kitapları seviyorsanız aradığınız o kitap bu.
Severek okudum ve sizlere de öneriyorum.
Sadece Aşk-ı Gurur kitabı aksine bunda az da olsa yetişkin içerikler var. Smut yok ama az da olsa var. Bunu da not olarak düşmek istedim. :)




Kitaba Puanım 5/4^^




Alıntılar^^



"Bu ortağın yemin ederim insan değil!" diye iç geçirdi. Dante babaannemle tanışırken babaannem bile hafiften kikirdemeye başladı. Ailenin tüm kadınları olarak hepimiz Dante'ye salak salak sırıtıyorduk.


*****


Gerçek hayatta eğer yolunu kaybedersen sana geri dönebilmen için ekmek kırıntıları bırakacak birileri yoktu. Ya yolunu bulursun ya tamamen kaybolursun. Yoluma devam etmem gerekiyordu, etmeliydim.


*****


Sıcağın değerini üşüdüğümüzde, ışığın değerini karanlıkta, tokluğun değerini aç kaldığımızda, mutluluğun değerini acı çektikten sonra anlıyorduk.







Bir yorumda böylece biter^^
Yeni yorumlarda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^






8 Aralık 2025 Pazartesi

Bülbül Kapanı 2//Loresima Kitap Yorumu^^

 Selamlar^^
Askeri kurgu sevmeme sebep olan serinin yan serisi olan Bülbül Kapanının ikinci kitabını sonunda okudum. Geçen senelerde seriye başlamıştım, ne yalan seriyi Gökçen evereni gibi bekledim ama tam bir mafya kitabıyla karşı karşıya kaldım. İlk kitabın yorumunu okumak için burayı tıklayınız^^
Bundan sonra spoiler olacağı için sadece birinci kitabı okuyanlar okusun.
İlk olarak birinci kitaba göre daha iyiydi, en azından çiftimizin arasından bir şeyler başlıyor artık ve kitap daha da güzelleşiyor.
Ama bu tarz kitaplar bana göre değil ya cidden. :/


Savaş kaçınılmaz olduğunda tüm beyazlar siyaha dönmeye mahkûmdur. Büyük bir savaşın ortasında kalan Ahuzar ve Timur’un hayatlarındaki tek beyazlık; kalplerine düşen küçük bir kıvılcımken harlanarak büyüyen sevdalarıydı.
Geçmişe gömülen acılar büyüyen sevdalarıyla gün yüzüne çıkarken kalpleri bir gül tomurcuğu gibi açıyor, kurşunların arasında ikisi de onu büyütmeye çalışıyordu. Ama düşman, sessiz ve sinsi; sırlar ise beklenenden daha büyük ve derinken ölüm Timur’un adında, Ahuzar’ın ise hayatında saklıdır.

Ahu en sevdiği, can dostu atı kadifenin başına gelenlerden sonra bir süre kendine gelemez. Gerçekleri bilmesine rağmen Timur'un ortaya çıkmasından korkan Ahu her şeyi içine atar. Bu sürede de kralşan rahat durmaz ve yine, yeniden sürekli yanına çağırır ama bu sefer kız kardeşi ile birlikte, bu da Ahu'yu daha da çıkmaza sokar ama en son yanından kovan Timur artık sadece onun için intikam alacağını söyler ve yapmaya başlar.
Ahu'ya ilk kitapta aşırı kızmıştım ama şimdi gerçekler ortaya çıktığı gibi kadın ne yapsın diyorsunuz. Öyle nalet bir herif var ki karşılarında. Yok böyle kötü bir karakter, zaten bu tarzı sevmiyorum bir de bu kadar kötü karakterin olması sinirlerimi bozuyor.
Neyse efenim, son kısımlarda olaylar olaylar ama arkadaşlar bazen Ahu'nun benciliği beni benden alıyor. O son kısımda herkes hedefken sadece kardeşini düşünmesi kırıcıydı.
Onlar dışında ne yapıp edip Timur'un yanına gitmesi çok tatlıydı, bir de o ayakkabılarla. Kadın tam bir ikon. :D Gökçen ile çok iyi kanka olur bunlar, ahh ben o sahneleri okuyacak mıyız acaba???


Timur geçmişten dolayı yanında kimseyi istemezken usul usul yüreğine işlenen sevdanın sonunda farkına varır.  İşte o fark edişle beraber artık Ahu onun koruması gereken tek insan olur çıkar. Bu saatten sonra her yeri yerle bir edecek, Ahu'yu korumak için elinden geleni yapacaktır.
Timur yine bildiğiniz gibi, hem çok sessiz ama sessizliğin altında neler oluyor neler. Geçmişte yaşadıklarına yine ve yeniden çok kırıldık, arada Murathan'ı da okuduk tabii. Ben Gökçen evrenini cidden seviyorum ya, askeri kurgu daha dram olur dedim ama bu seri daha baydı beni açıkçası. Buna da değineceğim devamından inşallah.


Ekstra yorum yapacağım bir karakter yok, olsa da söylemem spoiler yiyebilirsiniz. O yüzden genel bir yorum yapayım. Ben bu kadar karanlık kitapları cidden sevmiyorum. Kötü insanların bu kadar kötü, karanlık olması beni bayıyor. Zaten kitap 571 sayfa, dikkat edin serideki bütün kitapların sayfa sayısı öyle. Neden acaba, merak ettim. Bilen var mı?
Kitabın en sevdiğim yerleri Rize kısımları oldu ama kısaydı, tabii absürt yerler yok muydu vardı. Mesela halen daha kaçma mevzusu dönüyor, en son kısım haricinde ilk kitapta da dediğim gibi bunlar tim değil mi? Her türlü saklanır Ahu ve kardeşi. Tamam sonra kısımda işler karıştı ama ne bileyim bu kısımları daha mantıklı yapsalardı keşke.
Neyse çokta şey yapmamak lazım, sonuçta hayal ürünü bir kitap.


Tabii çıkan sırlardan sonran öğrendiğim şeylere şok olmadım değil ama azıcıkta olsa hissettim diyebilirim. Onun dışında Ahu-Timur sahneleri çok güzeldi, bol bol romantik sahneler okumak isterdim ama belli devam kitapta daha çok okuyacağız. Rize kısımlarını da çokça okumak isterim mesela ama bakalım ne kadar okuyacağız. Spoiler olmasın diye çok fazla detay veremedim ama ilk kitaba daha farklı, güzel ve akıcıydı. Şok üstüne şok yaşadığımız şeyler vardı.

Ve önermeye gelecek olursam, ben bir süre bu seriden uzak kalacağım. Bana çok iyi gelen bir seri değil, yukarıda da kaç kere dediğim gibi o kadar çok kötülük ve iğrençlikler var ki bana göre pek değil ama bazı konuştuğum kişiler sakın bırakma devam et diyor. Daha biraz önce konuşurken bu kralşan daha neler yapacak, okudukların ne ki dedi. Ahan bir okumamam sebep daha.
Yine de ben severim böyle kitapları diyorsanız okuyabilirsiniz.
Şu an son kitap, yani dördüncü ve final kitap çıktı. Sonu acaba nasıl bitecek merak ediyorum, bu konu hakkında spoiler yemeye razıyım. Mutlu olsun yeter. :D
Not: Kitapta yetişkin içerik demiş ama smut yok, yakınlaşma var evet ama smut yok. 





Kitaba Puanım 5/4^^



Alıntılar^^


Ateşler üzerinde yürürken Ahuzar, tatlı bir tebessümle bakarken Ahuydu.


*****


Bu kadar etkilendiğim için kendime kızıyor ama engel olamıyordum. Ona güvenmemek için artık hiçbir sebep yoktu. Her yol oydu.


*****


“Geçer belki,” dedi Timur bir umut.
“Kendi yüzünü yıkamaya üşenen adamsın, Tönge. Kadının yüzündeki çilleri saymışsın. Sence geçer mi?”


*****


Belki de bundandı ona dokunduğum da yakmayışım, dikenlerimin batmayışı. Belli etmiyordu belki ama benden daha sert duvarları vardı. Üzerindeki hüznü hissedebiliyordum.


*****


“Bildiğin kadarım. Bir adım var, bir işim, bir görevim, bir de...”
“Bir de ne?”
Bakışlarını kaçırmadı. Bir de sen işte,” dedi en net şekilde.


*****


İlk defa ölmek için değil, yaşatmak için savaşacaktı. Bütün savaş kurallarını yıkıp tek bir prensip uygulayacaktı: Tönge prensibi.


*****


Elim hâlâ yanağındaydı. Kısa bir an için cevap veremedim. Haftalarca beni dinle, bana inan, bana umut ol, diye peşinde koşmuştum. İnatla geri itmişti. Şimdi en dipsiz kuyuda kalan bendim. Ona inanmam için elini uzatıyordu. Hayat garip bir yoldu. Bazen mucizelerle doluydu. Ona sen benim en büyük mucizemsin, derken yanılmadığımı şu an gösteriyordu. Hissettirdiği güven ve yuva hissi mucizeden başka bir şey değildi. Bana verdiğin güvenin hakkını vermeme izin ver, demişti.
Veriyordu.





Bir yorum daha biter^^
Başka, yeni yorumlarımda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^















21 Eylül 2025 Pazar

Toktiker 2//Kader Arvas Kitap Yorumu^^

 Herkese merhaba^^
Aylar öne okuduğum kitabın devamı ve son kitabı gelince arayı fazla açmadan okuyayım dedim. Kitap tiktok camiasının kitaplarından biri gibi gözüküyor ama değil gibide.
İlk kitabı okuyanlar yorumumu okuyabilir ama ilk kitabı okumayanlar bu satırlardan sonra devam etmemenizi öneririm. :)
İlk kitap giriş kitabıydı bu kitabımız ise gelişme ve sonuçtu. Yani birinci kitaba göre güzeldi, ben bu kitabı daha çok sevdim diyebilirim.
Zaten iki kitapla bitmesi güzelken, seriye güzel bir şekilde veda etmemiz ayrı güzeldi. :)



TikTok’ta var olmak istiyorsanız doğrularınız yanlışların içinde, görünen ise bilinmeyenin ardında kaybolur. Kemerleriniz sıkıysa oyunun ikinci perdesi, gökkuşağımızın sekizinci rengi meydana çıkmak üzere. Bu eksik kalanların değil, yıldız olmayı göze alabilenlerin hikâyesi...
Sırtında bir kambur gibi taşıdığı gölgesiyle, yeni başladığı aşk serüvenini yasamaya çalışan Zeliş, hiç ummadığı yerden sınanacaktır.
TikTok zirvesinde yerini koruyan Zeliha ve Aytuğ’un önüne engeller çıkarken tarih tekerrür edecek ancak bu defa beklediği hiçbir şey gerçekleşmeyecektir. Çünkü platoniğine kavuşamayan Zeliha’dan daha tehlikeli biri varsa, o da sevdiklerine zarar verilmiş olan Zeliha’dır. İşte, şimdi kalemi eline alma ve her şeyi istediği renge boyama zamanıdır!


Zeliha, nam-ı diğer Zeliş. Platonik aşkıyla sonunda beraberdir ama geçmişte yaşadıkları yüzünden sürekli diken üstündedir. Hem okulu idare eden, hem de ajansa gidip Influencerlık yapan Zeliş bir yandan da okulunu halletmeye çalışıyor.
Hayallerindeki aşkına kavuşan Zeliş onun mutluluğunu yaşayamadan sosyal medyada onun üstüne atılan iftiralarla başa çıkmaya çalışır.
İlk kitaba göre Zeliş'i sevdim. Orada hem çok sulu gözlü hem de çok fazla üstüne düşmeyen mevzuların içinde buluyordu ama burada öyle değildi. Artık yazar yorumumu okudu yoksa Zeliş üniversite öğrencisi olunca olgunlaştı. :D

    
Aytuğ kendisine platonik aşık olan Zeliş'in hislerini öğrendikten ve büyük sıkıntılar yaşandıktan sonra kendisininde Zeliş'e hisler beslediğini anlar. Tabii bunu birinci kitabın sonunda anlıyor, burada aşık bir Aytuğ okuyoruz ve aşırı tatlıydı.
O kadar tatlıydı ki Zeliş aşık mı ki? dedim şahsen. Bu kitap resmen Aytuğ’un kitabıydı. Ama her ne kadar onun olsa da(bana göre) daha çok okumak isterdim.
İlk kitapta o kadar beklemişken neden böyle oldu anlamadım ama az da olsa çiftimizin okuduğum sahneler çok güzeldi, bayıldımmm


Diğer bir çiftimizin durumları ilk kitapta çok fenaydı, burada da öyleydi ama işler bir şekilde değişti. Bu değişimde çok oldu bittiye geldi.,
Bunun için mi ben o kadar bekledim. Bu çiftin mevzusu bu değildi ama belli mi olur belki yazar onları da yazar(sanmıyorum ama) yine de umut fakirin ekmeği. :D
Diğer karakterimiz yine olayların içindeydi ama bakın burada yine Zeliş için bir serzenişte bulunacağım.
Zeliş’in sevdiği ve Zeliş için elinden geleni yapan güzel bir arkadaş grubu var ama Zeliş’in arkadaşlarını böyle tepeden bakması, onlar kim ki gibi davranması, Zeliş esas arkadaşının Derya gibiı bu kitapta beni yine sinir etti. Diğerleri ne acaba? Senin için her şeyi yapacak bir arkadaş grubun var ama sen sadece Derya diyorsun ve diğerleriyle sürekli dalga geçiyorsun.
Onlar senin için neler yaptı neler.
Bu kısımdaki Zeliş’in bencilliği beni benden aldı.


Bunun dışından seriyi sevdim, gerçekten.
İlk kitabın yanından büyük bir değişim ve güzellik vardı. O yüzden güzel bir final kitabıydı. Ne öyle aşırı ergence bir kitaptı ne de yetişkin bir kitaptı. Orta halliydi bu, birinci ergenceydi ama bunu bilmenizi isterim.
Yazarın kalemini sevdim ama bir yandan gülerken bir yandan duygulanmak, bunu herkes yapamaz. O yüzden bu tarz kitaplar çıkarmaya devam ederse alırım diye düşünüyorum.
Kitabın ismi Toktiker, Tiktok kitabı diye anlaşılabilir ama değil. Bunu ilk kitapta anladım, bunda o yüzden şaşırmadım ama daha çok böyle popüler şarkılar, mevzular dönseydi güzel olurdu.
Ve kitapta bir diğer sevdiğim şeyde her türde karakterin olmasıysı. Beş vakit namazını kılanda vardı, sürekli içen biride. Tamam içen iyi değildi ama bu tarz insanların yan yana gelmesi aşırı eğlenceli ve olabiliyormuş dedirtiyor ama kitapta. :D
Ben bu grubu sevdim, komiklerdi. Birkaç kitap daha olsaydı okur muydum? Yaniii :D




Kitaba Puanım 5/4^^




Alıntılar^^


“Sen olman Zeliş, seni özel yapan kendin olman. Çünkü gördüğüm kadarıyla sen, senden bir tane daha olamayacak kadar farklı yaratılmışsın. Ve farklılıkların, seni güzel kılan yegane şey.”


*****


Ailesi tarafından duygusal olarak doyurulmuş ve arkadaşları yüzünden hiç dışlanmamış ya da yalnız hissetmeyen biri olmuştum. Hepsinin bana hissettirdikleri farklıydı ancak Aytuğ, açıklayamayacağım derecede ben olmanın en güzel haliyle beni sevdiğini hissettirdiği için bambaşkaydı.







Başka yazılarda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^














30 Ağustos 2025 Cumartesi

Ben Ölmeden Önce//Meryem Nart Kitap Yorumu^^

 Selamlar^^
Kitabın ilk tanıtımını gördüğümde isminden dolayı çok okumam demiştim ama kapak, tasarım o kadar güzeldi ki okumak istedim. Beni bazı yerlerde aşırı sinir etse de sevdim. Gerçek hikayeden alınması ve bunun gerçekte de yaşanması aşırı kalbimi kırdı ve kitaba karşı olan düşüncelerimi değiştirdi tabii.
Ama gerçekten kapak çok güzel değil mi?
Ve iç tasarımı^^
Bayıldımmm


Herkes gibi bir yaşantısı olan Cemre'nin, on üç yaşındayken annesini trajik bir şekilde kaybetmesi sonucu hayatı tepetaklak olur. Babası ve ablası, annesinin ölümünden Cemre’yi sorumlu tutar ve ablası evi terk eder. Baba, ailesinin dağılmasının sebebi olarak Cemre’yi görür ve hayatı ona zindan eder. Ablası gitmeden önce ona tek bir cümle söylemiştir: “Seni kimse sevmeyecek Cemre çünkü annemizi öldürdün.” Cemre bu sözün gerçek olmadığını göstermek için elinden geleni yaparken daha çok hatanın içine düştüğünü sonradan fark eder. Babası tekrar onu sevsin diye çalışsa da istediği sevgi ve şefkati göremeyince bu duyguları başka yerlerde arar. Bu süreçte Cemre’nin hayatına birçok erkek girer. Sevgiyi bu erkeklerde bulabileceğini zanneder. Yaşadığı her olayda ders almak yerine daha dibe batarken günün sonunda kendini karar verme aşamasında bulur. Ya bu diyardan gidecek ya da kendini sevmeyi öğrenip hayatına kaldığı yerden devam edecektir.

Cemre genç yaşında, başına buyruk, başında kavak yelleri esen bir öğrencidir. Aile içerisinde yaşadığı sıkıntıları okulda ve belli bir süre yurtdışında okuyarak geçirsede pandemi zamanında eve döner ve ablasının engellemelerine rağmen okula gider. İşte o günden sonra her şey değişir.
Cemre’nin aşırı üstüne gidildiğini düşünüyorum ama o dönmede bizde çok korkuyorduk, tedbirsiz olanlara aşırı kızıp, bir şey olursa suçlu varsayabilirdik. Çok saçma günlerdi ve Allah bir daha yaşatmasın inşallah.
Burada ablası ve babasına azıcık hak versemde sonrasında çok fazla tepki verdiler. Ergen bir kız, bu kadar üstüne gidilmesi ki devamında da çok şey yapılıyor bence hak etmedi.
Ama ondan sonra Cemre’nin tercihleri, sevgi açlığı, yanlış kararları beni gerçekten çok yordu. Evet haklı, sevgiyi dışardan arıyor ama hazır arıyorsun bari telefondan değil adam gibi yüz yüze ara dedim.
En sonki vaka zaten bambaşka bir şeydi. Yine de gerçek olması ve bu olayların gerçek hayattada var olması beni daha da üzdü ve kızdırdı. Allah kimseyi bu tarz şeylere başvuracak kadar sevgisiz bırakmasın.
Son kısımda ise yine başkasını düşünüp, o hallere düşmesi daha da yaraladı kalbimi.


Diğer anlatacağım adam akıllı bir karakter yok. Sadece Cemre’nin arkadaşı var, tek iyi oydu ama işte onuda Cemre çok dinlemedi. :D
Onun dışında diğer hiçbir karakter işe yaramıyordu. Hele o erkek olacak varlıklar. Gerçekte varsa şöyle karşımıza çıksalar keşke. Bir de utanmaları yok ki sormayın gitsin.
Neyseeeeeeee, Allah’larından bulsunlar.

Cemre’nin babası ablası gibi değildi ama işte o da çok kötüydü. Sona doğru tam düzeldi derken işlerin karışması. Hiçbiri, hiçbir şeyi hak etmiyordu. Ama asıl ablası hiçbir şeyi hak etmiyor. Tamam ortada bir şeyler var, suçlayacak birileride olabilir ama bu kadar değil. Üvey kardeş misin hayırdır derler adama.
Çok sıkıntılı bir karakterdi, gerçekte kimseyle karşılaşmasın bu kız.
Bu da karşıma çıksa tekme tokat girişirim yani, o kadar sinir etti beni. Cemre’ye az da olsa destek olsaydı belki bu kadar şeyler olmazdı. O son olmazdı…


Kitap hakkında çok yazacak şeyim var ama spoiler olur diye yazamıyorum. Ne yazık ki kalp kıran ve üzen türden bir kitap. O yüzden detayda veremiyorum. Bu tarz okumayı sevenler okuyabilir, benim gibi size bol bol sövebilirsiniz.
Bu arada yazardan okuduğum ilk kitap, diğer kitapları böyle eğlenceli gibi dursa da aslında tam tersi kitaplar yazıyormuş. Kalemi güzel ve akıcı, ben beğendim. Başka kitaplarını okumak isterim ama baya bir  bekleyip, nasıl bir kitaplar olduğunu çözdükten sonra tabii. :D




Kitaba Puan 5/4^^





Alıntılar^^


Sevgisiz bir evde şiddetin gölgesinde büyüyünce, gördüğün en ufacık bir sevgi kırıntısı dahi fazla gelirdi sana.


*****


"Bir kez duran bir kalp bir daha kırılabilir mi?"


*****


Biten bir olayın peşine düşmeyin. Biten bir ilişki için çabalamayın. Gidenin arkasından koşmayın. Bunların hepsi sadece size zarar verecek.


*****


Bu karanlık günlerin ardında bir ışık olduğunu hepinize göstereceğim. Sadece şunu bilin: Sizden gitmek isteyen kişi, size hiçbir zaman gelmemiştir zaten.


*****


İnsanlar birbirlerinin hayatlarına girer, sonra da giderlerdi. Giderken karşı tarafa verdikleri zararın ne olduğunu asla düşünmezlerdi. En çok da çocukken hayatımıza giren insanların verdiği zarardan bahsediyorum.







Başka yorumlarda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^


















6 Ağustos 2025 Çarşamba

Gündüz Günceleri//Sümeyye Demirkan Kitap Yorumu^^

Selamlar^^
Tam yaz aylarında okunacak, tek kitaplık bir kitapla geldim. Son zamanlarda tek kitap bulmaz zor oldu, bulunca da alıp bağrımıza basıyoruz resmen. :)
Tamam bu kitabın kutulu satışında Çevrimiçi kitabı da var ama öyle bağlantılı bir kitap değil. Sadece Çevrimiçi kitabındaki karakterlerimiz sonradan birkaç yerde geçiyor, onun dışında kitabımız tek.
Ben bu kitabı ilk Wattpad'de okumuştum ama ilk bölümü daha da devam etmedim, edemedim zaten.
Ama üzerinden o kadar zaman geçti ki sadece kalabalık bir aile olduğunu hatırlıyorum başkada bir şey hatırlamıyorum ne yalan.
İşte okuyarak böylece tanışmış oldum. :D
Kitabımız bol aile, bol kahkaha, bolda absürt komediyi konu alıyor. Hem bizden biri gibiler hem değiller gibi. :D



Gonca Gündüz altı çocuklu ailenin dört numarasıdır. Gündüz ailesinin tatlı ama biraz da asabi olanıdır. Onunla geçinemeyenin sorunu karşısındakinde aramasını ister ve bazı kardeşleriyle arası hep kardeş gibidir, bilirsiniz işte. Aslında son zamanlarda Gonca’nın kalbi biraz dertli de diyebiliriz. Son zamanlar dediğim zaman dilimi de bir yılı aşkın… Karşı evde oturan Yekta’ya epeydir karşılıksız aşkla bağlanmıştır fakat bu aşk onun için melankoli değil eğlencelidir de çünkü Gonca hiçbir erkeğin onun kalbini kırmasına izin vermez. Gonca’nın çatı katındaki odasından açılan pencere aslında tüm ailenin defterini aralar çünkü Gündüzler gerçekten olaylı oldukları kadar birbirlerine çok bağlıdır. Bu deli dolu ailenin maceraları bir an olsun bitmez ve onlara tanık olurken hep yanlarındaymışsınız gibi hissedersiniz.


Gonca kocaman bir ailede büyümüş, üniversite öğrencisidir. Her ne kadar sürekli banyo sıraları, bolca yemek, her şeye karışan kardeşleri olsa da ailesini çok sevmektedir. Hayatı okula gidip gelme, yemek yapma ve yemekle geçirerek rutin olmuştur.
Ama bir derdi vardır.
Hem karşı komşusu olan hem de okulda sınıf arkadaşı olan Yekta'yı karşılıksız sevmektedir.
Mahallelerine taşındığından beri Yekta'ya ilgi duyan Gonca aşkına karşılık bulabilecek midir?
Ailenin çoğu bireyi çatlak ama  Gonca hepsinden çatlaktı.
Yekta'yı çok sevse de bunu göstermeyen(Tabii biz iç sesini okuduğumuzdan ne kadar belli etmiyordu bilmiyorduk :D) ama içten içe bu sevdaya baya tutulmuş bir karakterdi. İşte şans bu ya okulda da hep yan yanalar.
Bu kısımlar güzeldi ama bir türlü açılmamaları, sonra Gonca'nın tam istediği olmuşken yine beklemesi beni çıldırttı. :D Hayır yani neden. Öyle çok hevesli olduğunu göstermek istemiyormuş falan filan.
Eeee biz niye okuduk o zaman o hevesli hallerini? :D
Ve kitabımıza Mustafa ve Nida girdikten sonra Gonca'nın Nida gibi davranması :D
Tamam Nida deli dolu bir karakterdi ama arkadaşlar eğri oturup doğru konuşalım, bir tane Nida yeterli. :D


Esas karakterimiz Gonca olduğundan diğerleri hakkında çok detaylı bir şey yazmak istemiyorum. Kısa kısa, büyükten küçüğe azıcık bahsedip geçeyim.
Gonca'nın en büyük ablası, eniştesi ve yeğeni Gonca'larda kalıyor. Ev o kadar büyük işte. Neden kaldığı yazılı tabii. Enişte ve ablayı çok sevdim, hatta ablaya üzüldüm çünkü evde anne dahil dört kadın var ama en çok yemek yapan ablası. Üzüldüm açıkçası ki Gonca ne kadar yardım etse de diğer kız kardeşlerin hiç yardım etmemesi, on kişilik bir ailede can sıkıcı yani.
Yine de ailede sevdiğim kişiler abla ve enişte oldu. Bir de Gonca'nın abisi. Hem aşçı hem de efendi bir karakterdi kendisi ama başı bağlıydı sdfghjkl Onu da çok sevdim, efendi olması ve Gonca ile iyi anlaşıyordu. Güzeldi. :D
Gonca'nın ablasıyla bir derdim yoktu ama onun bir ilişki mevzusunda neden öyle hemen oldu bittiye geldi anlamadım. Okumak isterdim o kısımları, güzel olurdu. Seride devam etmiyor, neden öyle oldu acaba anlamadım.
Gonca'dan küçük iki kardeş için çok diyecek bir şeyim yok. Erkek kardeşinin hikayesini de arada okuduk, o kısımları güzeldi ama Gonca'nın abisi miydi, İkizi miydi yoksa kardeşi miydi belli değildi. Tamam kardeşi tabii ki ama davranışları tam tersiydi. bazen Gonca kadar ben de sinir oldum. :D
Gonca'dan küçük kardeş ve Yeğene gelirsek. Kız kardeş tiktokçu ve sürekli bunun hakkında dalga geçmeleri kalp kırıcıydı sdfghjkl


Çünkü ben de video yayımlıyorum, tiktokta geziyorum. Hatta linkte veriyorum, bu küçümseme kalp kırıcıydı. Ama kız kardeş olarak diyorum ya evde beş tane kadın yokta abla ve anne, arada da Gonca'nın işleri yapması saçmaydı.
Yeğen konusunda Gonca'nın neden öyle davrandığını çözemedim. Evin tek torunu ve o nasıl muamele?
Evet kurgu bu ama ne bileyim o aile bağını ne yazık ki ben hissedemedim.
Eve misafir geliyor kızlar evden tüyüyor.
Tabii herkesin aile bağı farklı ama böyle aile kitabı çok okumadım açıkçası.
Kıyaslama olmasın ama Esnaf İşi Aşk'ta tam bir aile, mahalle mevzusu vardı. Absürt komedi olması güzeldi(çok bir absürtlük yoktu ama) ne bileyim en azından babasının "Kızım hep ders hep ders, gelin azıcıkta yanımızda oturun. Özledik." Mevzusu da bu kitaba gitmemiş bence.

Bunlar dışında kitabı sevdim, sona doğru Gonca'nın Nida gibi olması haricinde eğlenceli bir kitaptı. Tabii o karşılıksız aşkın sonu ne olacak az çok tahmin ettiğinizden bu konuda yazabilirim.
Çift olduktan sonra güzel bir ilişki, dışarı çıkmalar, gezmeler, tozmalar bekledim ama olmadı.
O cam açmama mevzusu beni aşırı üzdü, beklentim yerlerdeydi.
Niye öyle oğlanın çaktırmadan kıza bakması olsaydı, kıskançlıklar vs. olsaydı güzel olmaz mıydı?
Ben bu tarz konulara bayılıyorum, bence ne demek istediğimi anladınız. ;)


Şimdi bu kadar yazdın neden sevdin derseniz, eğlenceliydi. Bir de yazar Nota'nın Ervahı gibi bir kitap yazıp, sonra gelip bu tarz bir kitap yazıyorsa ne kadar başarılı olduğunu gösterir.
Mürekkebe Boyanan Sardunya serisi de çok farklıdır mesela. O kitaptaki karakterlerin ağır başlılığıyla, bu kitaptaki aklı bir karış havada olan karakterlerin aynı yazarın kaleminden çıkması takdire şayan bence. O yüzden sevdim ve kitap tam bir yaz kitabı.
Eğer kafa yormayan, akan giden, eğlendiren kitap arıyorsanız size tavsiyemdir. ;)
Not: Çevrimiçi ile set olarak satılsa da arada bir bağlantı yok. İkisini de ayrı ayrı okuyabilirsiniz. :)




Kitaba Puanım 5/3,5^^



Alıntılar^^


"Ne zaman karanlık çökse ve yağmur yağsa hep yanımda oluyorsun."
"Bundan şikayetçi misin?
"Bundan hiç şikayetçi değilim."



*****


"Fakat şunu bil ki ne zaman karanlıkta kalsam aradığım tek ışık sensin, ne zaman yağmur yağsa senin çatına koşmak istiyorum..."



*****


"İyi ki varsın ve hikayeme ortak oldun Yekta. Gündüzlere günce yazardım hep ve sen, sana ayrılan sayfamda en güzel hislerin olduğu kişiydin. Hep öyle olacaksın."

"İyi ki varsın ve hikayene ortak oldum Gonca. Ailenin yanında bana ayırdığın o sayfa var ya, işte o sayfada hep güzel şeyler yazacak, sana söz veriyorum."







Diğer yorumlarımda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^










27 Haziran 2025 Cuma

Revista//Gamze Çelik Kitap Yorumu^^

 Herkese selam^^
Size bol entrikalı, bol kaoslu, eğlenceli ve romantik bir kitapla karşınızdayım. Ayrıca harika, tatlı ve bir o kadar sinir krizleri geçirten bir kitaptı.
Keşke 30 Olsam, Şeytan Marka Giyer filmlerini seviyorsanız buna bayılacaksınız!!
İlk çıktığı an işte kitap budur dedim, okumalıyım bunu dedim. Çünkü kitabımız dergide geçiyor. Tabii ki bir dergi falan dendi mi kaos, rekabet, arkadan iş çevirmeler falan bolca oluyor. Bunda da onlar oldu işte.
Bayıldım kitaba, tabii bazı kısımlar beni benden aldı, o son neydi derken kitapta bitti zaten ve heyecanla ikinci kitabın yolunu gözlemeye başladım. 


Moda dünyasının en prestijli dergisi Revista’nın göz alıcı kapaklarının perde arkasında ihanet, entrika ve güç savaşlarıyla dolu karanlık bir oyun dönüyor.
Feris Doğan, yıllardır emek verdiği derginin genel yayın yönetmeni olacağına inanırken her şeyin kontrolünde olduğunu sanıyordur.  Ta ki derginin kuruluş yıldönümü partisinde, hayalini kurduğu koltuğun başkasına verildiğini öğrenene kadar…
Güvendiği insanların sırt çevirdiği, çarpık ilişkiler ve skandallarla sarsılan bu dünyada, Feris yalnızca iş hayatında değil, kalbinin derinliklerinde de sarsıcı bir mücadelenin içine çekilir fakat her sırrın bir sonu, her oyunun bir bedeli vardır.
Feris kendini güç savaşının içinde bulduğunda bir gerçekle yüzleşecektir: Güven en büyük lüks, aşk ise en tehlikeli tuzaktır.
Revista’da kural nettir: Ya manşetlere zaferini yazarsın ya da yenilginin haberini okursun.


Feris yıllarca emek verdiği dergide artık yayın yönetmeni olacağını inandığı bir gün koltuğunun başkasına gitmesinden sonra bütün ümitleri tükenir ama bu koltuk için savaşmak zorundadır.
Revista için elinden geleni yapmaya çalışan Feris'i zorlu zamanlar beklemektedir.
Kitapta Feris'e o kadar çok hak verdiğim yerler oldu ki, ben olsam neler yapmazdım dedim. Mesela çıkardım dergiden o sinirle ve gururla ama Feris tam tersi yapıyor ve koltuğu için savaşmak istiyor.
En iyisini yapıyor çünkü neler neler oluyor.
Tabii bazı yaptıklarına sinir oldum, çok fazla kibirli ve o kibir başını baya yakacak gibi. Ve şu inadı. Yani mevzu ortaya çıktıktan sonra birilerinin mevzuyu hemen kabul etmesi olmadı, azıcık sürünmesi lazımdı asdfghjk
Başarı konusunda kendisinden örnek almak lazım cidden.
Son kısımda yaptığını ne yazık ki mantıklı buldum, aksini yapmazdı Feris zaten, bakalım devamında neler olacak merak ediyorum.


Mayıs ve Nesli.
Editör ve sosyal medya müdürü. İkiside Feris'in yakın arkadaşlarından. Dergide ne olursa olsun hemen toplanıp dedikodu yapan o grup. Nesli ne kadar sakin ve mantıklı düşünsede Mayıs tam askine aklı bir karış havada. Aklı fikri flörtte olan Mayıs Feris'in ilişkileri hakkında da çok fazla söz sahibi oluyordur.
Nesli'nin gruba dahil olması çok farklı oldu ama güzel oldu. Böyle beklemiyordum açıkçası, aynı Feris kadar başka çok fazla önyargılı olduk ama neler oldu neler.
Sonrasında Mayıs, kadın resmen izlediğimi yabancı filmlerde o hoppa kızın ta kendisi.
Yabancı bir kitap okusam, yaptıkları ve söylediklerini garipsemem ama bu flört mevzusu ne yazık ki garip geldi. Yani bu kadar olacağını düşünmemiştim. Yani kitap Türk yazardan ve mekanlar Türkiye'de olsa da kitabın içeri tam bir yabancı gibi geldi bana. Ama biz görmesekte belki de bizim ülkemizde de aynıları oluyordur, bilemeyiz ki. :D Yine de garipsedim işte. :D Ve bakalım Mayıs'ın aklını çelecek kişi kim olacak, merakla bekliyorum. ;)
Tabii ikinci kitapta Nesli'ninde olayları var, onlarıda ayrıca okuyacak gibiyiz. Burada sadece Feris vardı, o kitapta bir kaç karakteri daha ayrıca okuyacak gibiyiz.


Kitapta iki erkek var, ikisinide yazmak istemiyorum çünkü spoiler olur. Sadece biri var ki evlere şenlik. İşte bu kısımda Mayıs'ın bu adamı övmesi çok yerinde bir olaydı. :D Diğer içinde çok haklıydı ama. Tam bir kaşık suda boğmalık adamdı. -_-
Kitabın son kısmında bazı şeyler oldu, burada Feris'e çok kızdım. Adam gibi açıklasa ya, bir de akıllı ve mantıklı geçinen biri diyeceğiz. :D Burada aklı uzaya uçtu, işte kitaplarda karakterleri böyle yazmaların ayrıca sinir oluyorum. O mevzu başka devam edebilirdi, ne öyle bıraktılar. :D Neyse, okuyanlar anladı beni bence. ;)
Feris'in yerini almak isteyen kişi ve diğerleri. Cansel'e aşırı kıl oldum. Feris o kadar haklı ki kitabın içine girip hepsini şöyle bir sirkelemek istedim. :D
Umarım kitabın devamında bizi sinir etmez. -_- Ki kesin edecek gibi. -_-


Spoiler olur diye çok detay vermek istemedim. Yukarıda da dediğim gibi eğlenceli kısımlarda vardı. Mesela bir taksi olayı, o kadar iyiydi ki hak etti birileri. :D
Yazarın okuduğum ilk kitabı, kalemiyle ilk defa tanıştım. Ne yazık ki ne kadar beğensem de bazı yerlerde sürekli tekrar etmesi ki bunu ilerleyen sayfalardan çok hemen alt satırda olması sıkıntıydı. Mesela Feris bir yerde işiyle ilgili yaptığı şeyi söylüyor, birkaç paragraf geçiyor ayını şeyi bir daha söylüyor. İşte bunlar birkaç kez tekrarlandı. Bu mevzuları editörler ya da son okuma yapanlar karışmıyor mu acaba çok merak ettim. İnşallah yazar bunlara dikkat ederde devamında böyle hatalar olmaz. Bir de Feris inşallah kibrinden dolayı başı fazla yanmaz. :D


Ben bu tarza bayılıyorum, Türk yazarın yazması ise bence artı puan. O yüzden hatalarıyla falan çok sevdim ben ve devamını çooook merak ediyorum. Hatta dedim bir yerde yayımlanıyorsa gidip okuyayım ama yoktu.
Artık kısa zamanda çıkması için dua edeceğiz, edeceğim. :)
Kitabımız hızlı okunuyor, bir oturuşta bitebilir bile ama benim öyle yeteneklerim yok. :D
Ve kitabımızda yetişkin içerik yok, gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz. :)





Kitaba Puanım 5/4^^




Alıntılar^^


"Zor olacak," dedim kırılgan bir sesle. "İnsanların söylediklerini duymazlıktan gelmek, onların yargılarına karşı durmak..."


*****


Gözlerini kıstı ve nazikçe, "Ben her zaman centilmenim," dedi.
"Yalnızca sen o tarafımla tanışmadın. Henüz."


*****


Telefon ekranını kapadığımda Hazar'ın gözlerindeki hayal kırıklığımı gördüm. O bakışlarda düşüncelerinin yansıması vardı. Konuşmadı ama sessizliği, en yüksek çığlıktan bile daha keskindi.






Bir kitabın daha yorumu biter, diğer yorumlarda görüşmek üzere^^
Sevgiyle kalın^^





Buralarda da varım^^