Yerli Yazarlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yerli Yazarlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Aralık 2025 Salı

Deli Divane//Nehir Erdem Kitap Yorumu^^

 Merhabalar^^
Bu yaz sonu arkada ses olsun diye izlediğim Türkçe yaz dizisi sayesinde aldığım kitabı sonunda okudum. Evet, evet o dizi İnadına Aşk. Yıllar önce yayınlanan ama kıymeti bilinmediği için kısa sürede yayından kaldırılan güzel dizi. İşte o diziyi izlemeye başladıktan sonra bir yerde kitabın aynı İnadına Aşk'a benziyor dedi. Hemen sepete ekleyip aldım, uygundu da o zaman. Hatta ben dayanamadım gittim yazarın diğer serilerini de aldım. Meğer bunlar bağlantılıymış, gittim ikinci el başka kitabını aldım. Kısacası aldım da aldım. :D Ama gittim Deli Divane kitabından başladım, meğer asıl kitap Huysuz ve Ruhsuz kitabıymış. Onu da sonra okuruz artık, azıcık spoiler yedik ama idare ederiz artık. :D



"Susmadığın her an, seni öperek susturacağımı söylemiştim Yeliz! Ve bunu yapmaktan asla çekinmeyeceğimi biliyorsun, aksine bu bir zevk olacak..." Bir yanda Karadeniz gibi bir adam: Hırçın, öfkeli, mert… Diğer tarafta başına buyruk bir deli kız: İnatçı, sevimli, çenebaz… "Benim ilk aşkım sensin Memet... Kalbim ilk defa sana attı ve Allah şahidimdir en son yine sana atacak..." Ve doludizgin giden bir aşk: Karadeniz kadar hırçın, yaylalar kadar özgür, İstanbul kadar tutkulu…


Yeliz yeni ayrıldığı işinden sonra ailesi ile vakit geçirmek isterken bir anda abileri kendisini gaza getirip önemli bir anlaşma için il dışına gönderir. Orada işleri halledip hemen dönmeyi düşünürken bir anda odun patronlar denk düşünce işler karmakarışık olur.
Yeliz tam bir Defne'ydi. Onun gibi çok konuşuyoruz, onun gibi çok güzel seviyor ve dibine kadar gururlu. Hemen gaza gelip başka bir ile gitmesi ve hemen her şeye inanması aşırı komik ve bazen saç baş yolduruyordu.
Ama Yeliz'e çok üzüldüm, en çokta çooooook sinir olduğum yerde.
Sonradan çektiriyor birilerine ama istediği kadar çektirsin umurumda bile değil. O hiçbir şeyi hak etmiyordu.


Mehmet, Trabzon'un en iyi otellerini işleten Mehmet yakın zamanda yapacağı yeni yer için bir inşaat şirketiyle çalışması için yetkililerle görüşmek zorundadır.
Sürekli bozulan arabasıyla yolda kaldığında, oraların halkından olmayan, sinirli bir kızla tanışır. Baştan onunla eğlenmek isterken bir anda kendini ona kaptırmış olarak bulur.
Keşke kaptırmasaydı.
Malakas Mehmet, yaptıklarından sonra ne yaparsa yapsın hiçbir şeyi hak etmiyordu. Salak sadece özür dileyecekti ama halen daha beni anla, ben özür dilemem ama seni anlıyorum falan filan dedi durdu. Yani kitap romantik olduğundan illa ki mutlu sonla bitmesi gerek ya bir yerden sonra işler düzeldi ama, amaaaa yeminle sinirim tepeme çıktı da çıktı.
O yüzden Mehmet hakkında güzel bir şey yazamayacağım.

Diğer karakterlerden Yeliz'in yaylada tanıştığı arkadaşının kitabı yok, onunda ilişkisini okumak isterdik am yazar gösterdi ama okutmadı. :D Onlar daha iyiydi sanki. Yazarın kitapları çok karışık, o yüzden hangi kitap neyi anlatıyor bilmiyorum.
Yeliz'in abileri İnadına Aşk dizisindeki Toprak ve Çınar gibi ama değil de. Çünkü burada Yeliz İstanbul'lu, Mehmet Trabzon'lu.
O yüzden abiler daha açık fikirliydi ki zaten bazı şeylerde yapılmış gibi gibi. Orası aşırı saçmaydı yaa, ne gerek vardı? :D

İlk olarak yazar watty'nin o en meşhur zamanında yazdığı o kadar belliydi ki, yani argodan geçilmiyordu kitap. Tamam bir yere kadar dayanılırdı ama her yerde de olmaz arkadaşlar. Bir de bu karadeniz yaylasında kalan nenelerin hepsinin mi ağzı bozuk olur be?
Hem çok komikti hem de aşırı rahatsız ediciydi. Bir de aşırı rahattı yaa, o kadar çok açık seçik konuşuyordu ki yeter dedim be yeteeeer -_-
Zaten nenemize çok kızdım, torunundan bir farkı yoktu, başta dedim tamam nenede bizden ama sonra bir şey dedi beni benden aldı.
Torununun kime çektiği belli.


Kitabı o hatayı bir şekilde daha güzel şeye bağlayıp, en azından özür dileseydi tamam der kitaptan aşırı keyif alırdım ama o kısımdan sonra cidden kitap istediği kadar baş yapıt olsun ama yok yani o olay beni kitaptan aşırı soğuttu?
Peki neden yarım bırakmadım?
Çünkü malakas Mehmet sonlara doğru özür dilemedim, zaten kitabın bitmesine az kalmıştı.
Yani bakın o mevzuyu halen daha atlatamadığım için kitabın güzel olan yerlerini yazmıyorum bile.
İnadına Aşk'a benzemesi çok güzeldi mesela, tamam onun gibi değildi ama okuduğunuzda aa bak burası diziye benziyor diyorsunuz. Bu çok güzeldi. Eğer malakas Mehmet malakaslık yapmasaydı kesin kitaba tam puandan bir eksik verebilirdim bile, sonradan güzel sevdi mesela.
Evlenme olayları da çok güzeldi.

Kitaba genel yorumum böyle, o kısma kadar sevdim derken kitap tam tersi oldu. Yani bu ahlaka bile tersken yazarın böyle yazması aşırı saçma geldi bana. Neden yani neden böyle bir sahne yazıp sonunu saçmalığa bağlarsın. Bir de bir kadının bu kadar argo yazması hiç hoş değildi.
İnşallah diğer kitapları bunun gibi değildir.
Ve yazara aldanmayın, kitapta smut sahneler vardı. Ona ayrı şaşırdım. Tamam İnadına Aşk'a baktığımızda kitap normal geliyor ama o zaman çok nadirdi böyle yazmak.
Şimdi yazmazsan kitabın çıkmaz.




Kitaba Puanım 5/3^^




Alıntılar^^


“Harika…”
“Güzel…”
“Kapa kapıyı…”
“Çıkarsan kapı’ycam…”
“Bırakırsan çıkıcam…”
“Tutan mı var?”
“Var…”
“Kim?”
“Gözlerin…”


*****


"He he yaladım yuttun, birak birak... Şimdi sakun ağlama...
Ben tek başina bir bombayum. Sen tek başina bir bombasun. Şimdi bi düşün... Senlan ben bir olursak n'olur?" Kıkırdayan Yeliz yanaklarını kaşındıran yaşlan silerek sordu.
"Ne olur benim tontişim?"
"Deli misun kızum? Ortalukda toz duman kalmaz, savrulur. Sonra bi bakmişuk bizum uşak uçayi havada fir fir tir..."




Başka yorumlarda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^








22 Aralık 2025 Pazartesi

Zehr-i Bal//Sezgin Irmak Kitap Yorumu^^

 Selamlar^^
Bundan yıllar yıllar önce ilk çıktığından konusundan, kapaklarından dolayı çok almak istemiştim.
Aradan yıllar, yıllaaar geçti ve sonunda çok iyi indirimden aldım.
Kitapların tanesini 40-45₺'ye aldığımı düşünün, ha işte öyle bir indirdi. Şu an indirim devam ediyor mu bilmiyorum ama linki eklerim^^
Kitap beklediğim gibi güzeldi, heyecanlıydı, akıcıydı ama kitabın bazı yerleri çok şaşırttı beni. Bu kadar beklemiyordum açıkçası ve keşke olmasaydı dedim.



Aşk... Tarih... Polisiye...
1870 yılında başlayan çarpıcı ve sürükleyici bir aşk hikâyesi...
Dönemin Üsküdar Kadısı Rauf Efendi'nin güzeller güzeli biricik kızı Gülpare ile ailesini çocuk yaşta kaybetmiş, bıçkın bir delikanlı olan Kalaycı Hamza'nın yolları bir adakla kesişir. Aşkın zehri ilk görüşte onları sararken hesaba katmadıkları bir şeyler vardır: Sultan karşıtı bir isyan, gizli bir aşk ve acı kayıplar.
Sultan'a sadakatiyle bilindiği için başı belada olan Rauf Efendi'nin hayatını şans eseri kurtaran Hamza da artık topun ağzındadır. Kadı'nın gözüne girmeyi başaran Hamza, yanına aldığı yeni dostu Rıfkı, Gazi Berber Selim ve Turşucu Bekir ile bu olayı gün ışığına çıkarmaya çalışacak ve Kor Cevat ile adamlarını alaşağı etmek için savaş verecektir.
Bir yanda yüreğini kuşatan Gülpare'nin aşkı; diğer yanda ortasında kaldığı bir isyan...
Ancak kader zaten en başından yazılmıştır.


Karakteri ayrı ayrı yazmayı düşünüyorum, çok fazla detay yok çünkü. O yüzden toplu halde, kısacık yorum yapmayı düşünüyorum. :)
İlk olarak Gülpare. Evin tek çocuğu olduğundan annesi, babası ve teyzesi sayesinden el bebek gül bebek büyütülmüştür.
Bir gün yapmak istediği şeyin olması dolaysıyla bahçesindeki bütün güllerden gül şerbeti yapar ve Cuma namazından sonra dağıtacağını söyler.
Güzel bir adak olması için içecekleri bardakları da özel yaptırmak isteyen Gülpare çarşıda gittikleri kalaycıda gördüğü delikanlıya il görüşte aşık olur.
Annesi ve babasını bir yangından kaybeden Hamza kulakları duymayan çırağıyla beraber kalaycıda yatıp, kalkar. Bir gün hiç ummadığı bir güzellikten sipariş alınca sırf onunla daha fazla vakit geçirmek isterken bir anda kendini sorguda bulur.
İlçesini ve sultanının seven Rauf Efendi nereye gitse orayı güzelleştiren kadıdır. İyi işler yaptığı için sürekli hedef halindedir ama bu sefer işler daha da karışacaktır.


Esas karakterlerimiz bu üçlü ama başka karakterlerde vardı. Yine de olaylar bu karakterlerin etrafında geçince sadece onlardan bahsetmek istedim.
Tabii bazı karakterimizin de çok önemli yerlerde, çok önemli olayları oldu. Onları şimdi yazmayayım, spoiler olur falan. Sadece bazısında çok şaşırıp, bazısında olmaz olsaydı diyeceksiniz. :D


Kitabımız hem aksiyonu bol tutmuş, hem sevdayı. Ama Hamza'nın önceki zamanlarda yaptığı şeyi çok onaylamadım açıkçası. Tamam o zamanın babayiğitleri, uçarı delikanlıları ama bu da bir kitap, hayal ürünü. Hamza'yı bazı şeylere bulaştırmasaydı yazar Gülpare olan sevdaları daha güzel işlenebilirdi.
Haa yine çok güzel işlendi ama o kısımları düşününce gereksiz buldum açıkçası.
Bir de Gülpare'nin pimpirikli ailesi kitabı çok boğdu ya. Tamam o zaman yaşananlar şimdi ki gibi değil, çok sıkılıyormuş kız çocukları ama bunlara sırf aşık oldu diye karalar bağladılar. Aşırı gereksiz tepkilerdi. Bir de Gülpare'ye yaptıkları(falcı vs) Tam annesi ve teyzesinden çektik derken bazı yerlerde Rauf Beyin saçmalaması ise komikti. Hamza ikide bir suçlanır konuma geldi, yazık. :D
Yani bu kısımları atarsak kitap gerçekten güzeldi.


Klasik kitap okurum, az çok nasıl kitaplar ya da olaylar olduğunu bilirim ve kitapların tam o zamanda yazılması da ayrıca bu kitaplardan farklı ama bu kitapta sanki o zaman yazılmışta, günümüze gelmiş gibiydi. Ben çok sevdim bu olayı, keşke nasıl yabancılar hsitorical tarzda çıkarıyor, biz de Osmanlı zamanlarında geçen kitapları çıkarsak. Yani azıcım bilgim olsa ben yazarım :D
Şaka bir yana cidden sektörde olması gereken konular bunlar. Ve bu tarz bildiğiniz varsa öneri olarak bekliyorumm
Kitabımızın sonu fena bitti, arayı fazla açmadan devam etmek istiyorum inşallah^^




Kitaba Puanım 5/4^^



Alıntılar^^


"...Müslüman kadının zevcesine verebileceği en büyük armağan, kimseye lütfetmediği samimi gülüşüdür."


*****


"Nimetlerin üzerinde her faninin adı yazar ve sadece o kişi nimetten faydalanır,"


*****


"Sana tek söyleyeceğim söz şudur ki bir kovada sadece tek bir kraliçe arı olur. Yürekte ikincisine yer yoktur," dedi Halim Efendi.
"yoksa..."
"Yoksa bal olmaz değil mi?"
"Bal zehirlenir evlat!"







Diğer yeni yorumlarda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^

















29 Eylül 2025 Pazartesi

Operatöre Bağlanıyorsunuz 3//K. Kübra Berk Kitap Yorumu^^

Selamlar^^
Bu arala kitap yorumları yine yerlerde, şu kitabı bitireli on beş günden fazladır ve daha yeni paylaşmam şaka mı? Ve  yorumu paylaşmayı bırakın daha yazmadım bile. :D İkizim il dışına çıktı, bilgisayar ondaydı, gelir gelmez hemen aldım ve yorumu yazmaya başladım.
Kitabımız baya bir olaylı. İlk olarak yazar üçüncü kitabın duyurusunu yaparken başka bir yayınevindeydi ama kitap başka bir yayınevinden çıktı.
Sonra ben seriyi çok beğendiğim için dedim ayrı yayınevi olsa da alayım. Aldım ve cildi resmen fiyaskoydu. Tabii ben bunu çektim, tiktok ve instagramda yayımladım ve olanlar oldu.
Devamı yorumun devamında. :D


Serce Sevinç bir sabah annesinin düğününe doğru yola çıktığında başına gelecek tüm bahtsızlıklardan habersizdir. Bir zamanların en hızlı çapkını Ceyhun'u öyle bir hizaya getirmiştir ki biricik sevdiceği de annesinin köyüne erkenden varmış, Serce’yi beklemektedir.
Peki sonra ne mi olur?
Ayrılmaz ikili belaya bulaşmadan nasıl durur? Avni ve Ufuk ikilisi, köye giden otobüste birtakım saçmalıklara bulaşırlar! Avni otobüs molasında dinlenme tesisinde unutulur, Ufuk ise kendini hayranı olduğu Grup Zıbar'ın şarkıcısını kaçırırken bulur!
Üstelik artık peşlerinde günlük belalarının yanı sıra büyük bir mafya aşireti de vardır. Sırma ve Ufuk'un imkânsızlıklarla örülü doludizgin dünyası, Serce ve Ceyhun'un kahkahaya boğan şakaları, Avni'nin bayılmaları ve...
Bir dakika! Onları kim unutur?
Nüfusları artan kedilerin diyarı: Paris, Miyavsu, İskender ve İntikam.
Haseki ve Haydut'un kendileri kadar karakteristik doğan belalı yavruları!


Serce ve Ceyhun gizli işler çevirmektedir ve bunu en yakın arkadaşları Ufuk ve Avni'ye söylemezler. Ceyhun'un askere gitme zamanı yaklaşırken bu sırada Serce'nin anne ve babası evliliklerini yenilemek isterken köye gitmeleri gerekir ama bu süreçte başlarına o kadar çok şey geliyor ki Serce yine ben neyin içine düştüm kafasına giriyor.
Serce ve Ceyhun'u bir yazdım, artık ayrı düşünemeyiz. Serce yine bildiğiniz gibi. Kendisine yapılan her türlü saçma harekete anında tepki verme derdinde ve bu neyse ki bu sefer fazla gözüme batmadı ama arkadaşlar kitap zaten absürt komedi, normal bir şey bekleyemem.
Mesela Serce'nin kedilerinin çok zeki olduğuna, her denileni anladığına inandığını kabul ediyoruz. Neden mi?
Çünkü kitap mantık çerçevesinden ilerlemiyor sdfghjm
Ceyhun garibim askerdeyken çok yalnızdı yaa ama Serce'de çok şey çekti. :D


Ufuk ve Avni.
Her şey Ufuk'un sosyal anksiyetesinden sonra başlıyor. Ne zamanki Avni unutuldu işte o zaman başa belalar gelmeye devam etti.
İşte konumuzda burada başlıyor.
Ufuk'un peşine takılan ve bu mantık dışı hareket eden arkadaş grubuna yeni belalar açan bir kızımız kitaba dahil oluyor. Tabii başta grubun saçmalıklarına far görmüş tavşan gibi yaklaşsa da zamanla o da bu grup gibi oluyor.
Bir de tabii arada duygular falan araya giriyor ve işler daha çok karışıyor.
Konuyu okuduysanız baya baya mafyaya bulaşıyorlar ve bizim bitirim ve korkak ikili bu işe nasıl bulaştıklarını kara kara düşünürken tehlikeli(kendilerince) işlere haliyle daha çok bulaşırlar.
İlk iki kitapta cidden kafadan çatlak karakterlerdi Ufuk ve Avni. Burada Serce'nin bu ikiliye sahip çıkmasına şaşırdım açıkçası dfghjklş
Ufuk yine iyiydi ama Avni cidden çevresi kadar beni şaşırtan saçma ve imkansız şeyler yapıyordu. :D


Seride en sevdiğim kitap bu olabilir. Çok komikti, düşününce bu daha iyiydi. Herhalde yazarın kalemi gelişmiş bununla beraber. Çokta iyi olmuş, bence seriye güzel veda edildi, tabii son kitapta. Yazar istese bu konuyu 10-15 kitapla devam ettirir. Mesela bu kitapta mafya mevzusunu konu aldıkları için onun üstünde devam ediyorlar, o yüzden devam etse her kitapta farklı kitaplardan bahsedebilir. Bilemiyorum artık, yazarı takip etmiyorum haberlerden bir bilgim yok. :D

Evet gelelim asıl mevzuya.
Şimdi kitap elime ulaştığı zaman inceledim ve ben şok. Bu kitabın fiyatı 298₺, ve yazar yerli. Yabancı olduğu için sürekli bir telif mevzusu ortaya atıyorlar ya, eee bunlar neden bu kadar pahalı o zaman?
Neyseeeeee
İşte ben kitabı inceliyorum ve kitabın şömizin kalitesizliği ilk dikkatimi çeken bu oldu ve olması gereken gibi bunu sosyal medayada paylaştım. 
Sonra bu paylaşımıma öyle yorumlar geldi şok oldum.
"Şömizi mi okuyacaksın?"
"Abartmaya gerek yok."
"Sen de almasaydın."
vs vs vs diye bir sürü yorum geldi.
Hatta Instagram hesabıma bakarsanız saçma sapan videolar çektim(para ile ilgili). Yani zannediyorlar ki parayı ağaçtan, kolayca toplıyoruz. Onlara klasa dandik, kalitesiz ürünleri alalım ama ses çıkarmayalım. Ve bu yorumlar halen daha devam ediyor. Sırf buna bu kadar saçma yorumlar geldiği için ben de haliyle sakin kalamıyorum, bunun içinde linç yedim tabii ki. :D
Tabii ki destek olan bir sürü arkadaşım, takipçim oldu. Çok şükür akılları başlarında olan insanlar var. Ve daha geçen gün kalitesiz şömizle, kaliteli şömiz kıyaslaması yaptım.
Neden yani, haklı olmama rağmen neden haksızmışım gibi yorumlar yapılıyor inanın bilmiyorum ve bu tarz insanları hiç anlamıyorum. 
Uzun lafın kısası, kitabın içeriğini beğensemde tasarımı, parasının hakkını vermeyen bir kitapla karşılaştım. Buna rağmen okurken süreklide kitabın güzel olduğundan bahsettim.
Kesin bu videom yüzünden arkamdan baya konuşmuşlardır, işime gelir sdfghjkl


Çok uzatmadan başka detaylardan da bahsedip bitireyim.
Şimdi gerçekten sevdiğim bir kitap oldu ama, bazı yerlerini o kadar abartı şekilde yazmış ki baygınlık geçirecektim. İlk olarak Serce'nin aşırı feminist tavırları. Yani bu diğer kitaplarda da çok ön plandaydı. Evet Ufuk ve Avni çokta ssevilecek insanlar değil ama bu kadar abartmaya gerek yok. Yani Serce için düşündüklerine hak veriyoruz mesela. :D
Sonrasından kaydırak mevzusu vardı, o kadar çok uzattılar ki midem bulandı artık.
Başka şey olsaydı mesela, şu an detay veremiyorum ama o olmasaydı keşke. Hadi yaptın ne gerek var bu kadar uzatmaya?
Komiklik olsun diye yazılmış ama cidden mide bulandırıcı bir durum olmuş.
Kitaptaki tek hatalar bunları, onun dışında her olay bir diğerinden komikti. :D
Ve şu mafya mevzusunun bu kadar oldu bittiye gelmesi de ayrı bir olaydı ama onun üstünde çok durmak istemiyorum, güzel deyip geçebiliriz. 

Başta da dediğim gibi kitap tam bir absürt komedi, yani bu tarz absürt olayları, konuları sevmiyorsanız sizlik değil ama kafam dağılsın, beni kahkahaya boğsun. Saçmalıklar silsilesi dolu olsun diyorsanız işte o kitap ve seri budur.
Ben okurum, buna da bayılırım diyorsanız alın aldırın. Bu arada ayrı okunur mu bilemiyorum. Baştaki olaylar daha da farklı, bütün seriyi okumanızı öneririm.



Kitaba Puanım 5/4^^



Alıntılar^^


Ceyhun öfkeyle enseme bir şaplak attı. "Niye vahşi yaşam belgeseli sunar gibi ürkütücü konuşuyorsun, oğlum? Kendine gel!"
"Ceyhun, çocuk nasıl rahatsa öyle devam etsin, ben etkilendim. Bırak."


*****

"Aşk sonsuza kadar aynı heyecanla defalarca tanışmak değil midir, Sırma'm?



Not: Alıntılar çok yok ama çok eğlendiğim, sevdiğim kısımlar oldu. Onları da uzun uzun yazamazdım. :D






Başka yorumlarımda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^



21 Eylül 2025 Pazar

Toktiker 2//Kader Arvas Kitap Yorumu^^

 Herkese merhaba^^
Aylar öne okuduğum kitabın devamı ve son kitabı gelince arayı fazla açmadan okuyayım dedim. Kitap tiktok camiasının kitaplarından biri gibi gözüküyor ama değil gibide.
İlk kitabı okuyanlar yorumumu okuyabilir ama ilk kitabı okumayanlar bu satırlardan sonra devam etmemenizi öneririm. :)
İlk kitap giriş kitabıydı bu kitabımız ise gelişme ve sonuçtu. Yani birinci kitaba göre güzeldi, ben bu kitabı daha çok sevdim diyebilirim.
Zaten iki kitapla bitmesi güzelken, seriye güzel bir şekilde veda etmemiz ayrı güzeldi. :)



TikTok’ta var olmak istiyorsanız doğrularınız yanlışların içinde, görünen ise bilinmeyenin ardında kaybolur. Kemerleriniz sıkıysa oyunun ikinci perdesi, gökkuşağımızın sekizinci rengi meydana çıkmak üzere. Bu eksik kalanların değil, yıldız olmayı göze alabilenlerin hikâyesi...
Sırtında bir kambur gibi taşıdığı gölgesiyle, yeni başladığı aşk serüvenini yasamaya çalışan Zeliş, hiç ummadığı yerden sınanacaktır.
TikTok zirvesinde yerini koruyan Zeliha ve Aytuğ’un önüne engeller çıkarken tarih tekerrür edecek ancak bu defa beklediği hiçbir şey gerçekleşmeyecektir. Çünkü platoniğine kavuşamayan Zeliha’dan daha tehlikeli biri varsa, o da sevdiklerine zarar verilmiş olan Zeliha’dır. İşte, şimdi kalemi eline alma ve her şeyi istediği renge boyama zamanıdır!


Zeliha, nam-ı diğer Zeliş. Platonik aşkıyla sonunda beraberdir ama geçmişte yaşadıkları yüzünden sürekli diken üstündedir. Hem okulu idare eden, hem de ajansa gidip Influencerlık yapan Zeliş bir yandan da okulunu halletmeye çalışıyor.
Hayallerindeki aşkına kavuşan Zeliş onun mutluluğunu yaşayamadan sosyal medyada onun üstüne atılan iftiralarla başa çıkmaya çalışır.
İlk kitaba göre Zeliş'i sevdim. Orada hem çok sulu gözlü hem de çok fazla üstüne düşmeyen mevzuların içinde buluyordu ama burada öyle değildi. Artık yazar yorumumu okudu yoksa Zeliş üniversite öğrencisi olunca olgunlaştı. :D

    
Aytuğ kendisine platonik aşık olan Zeliş'in hislerini öğrendikten ve büyük sıkıntılar yaşandıktan sonra kendisininde Zeliş'e hisler beslediğini anlar. Tabii bunu birinci kitabın sonunda anlıyor, burada aşık bir Aytuğ okuyoruz ve aşırı tatlıydı.
O kadar tatlıydı ki Zeliş aşık mı ki? dedim şahsen. Bu kitap resmen Aytuğ’un kitabıydı. Ama her ne kadar onun olsa da(bana göre) daha çok okumak isterdim.
İlk kitapta o kadar beklemişken neden böyle oldu anlamadım ama az da olsa çiftimizin okuduğum sahneler çok güzeldi, bayıldımmm


Diğer bir çiftimizin durumları ilk kitapta çok fenaydı, burada da öyleydi ama işler bir şekilde değişti. Bu değişimde çok oldu bittiye geldi.,
Bunun için mi ben o kadar bekledim. Bu çiftin mevzusu bu değildi ama belli mi olur belki yazar onları da yazar(sanmıyorum ama) yine de umut fakirin ekmeği. :D
Diğer karakterimiz yine olayların içindeydi ama bakın burada yine Zeliş için bir serzenişte bulunacağım.
Zeliş’in sevdiği ve Zeliş için elinden geleni yapan güzel bir arkadaş grubu var ama Zeliş’in arkadaşlarını böyle tepeden bakması, onlar kim ki gibi davranması, Zeliş esas arkadaşının Derya gibiı bu kitapta beni yine sinir etti. Diğerleri ne acaba? Senin için her şeyi yapacak bir arkadaş grubun var ama sen sadece Derya diyorsun ve diğerleriyle sürekli dalga geçiyorsun.
Onlar senin için neler yaptı neler.
Bu kısımdaki Zeliş’in bencilliği beni benden aldı.


Bunun dışından seriyi sevdim, gerçekten.
İlk kitabın yanından büyük bir değişim ve güzellik vardı. O yüzden güzel bir final kitabıydı. Ne öyle aşırı ergence bir kitaptı ne de yetişkin bir kitaptı. Orta halliydi bu, birinci ergenceydi ama bunu bilmenizi isterim.
Yazarın kalemini sevdim ama bir yandan gülerken bir yandan duygulanmak, bunu herkes yapamaz. O yüzden bu tarz kitaplar çıkarmaya devam ederse alırım diye düşünüyorum.
Kitabın ismi Toktiker, Tiktok kitabı diye anlaşılabilir ama değil. Bunu ilk kitapta anladım, bunda o yüzden şaşırmadım ama daha çok böyle popüler şarkılar, mevzular dönseydi güzel olurdu.
Ve kitapta bir diğer sevdiğim şeyde her türde karakterin olmasıysı. Beş vakit namazını kılanda vardı, sürekli içen biride. Tamam içen iyi değildi ama bu tarz insanların yan yana gelmesi aşırı eğlenceli ve olabiliyormuş dedirtiyor ama kitapta. :D
Ben bu grubu sevdim, komiklerdi. Birkaç kitap daha olsaydı okur muydum? Yaniii :D




Kitaba Puanım 5/4^^




Alıntılar^^


“Sen olman Zeliş, seni özel yapan kendin olman. Çünkü gördüğüm kadarıyla sen, senden bir tane daha olamayacak kadar farklı yaratılmışsın. Ve farklılıkların, seni güzel kılan yegane şey.”


*****


Ailesi tarafından duygusal olarak doyurulmuş ve arkadaşları yüzünden hiç dışlanmamış ya da yalnız hissetmeyen biri olmuştum. Hepsinin bana hissettirdikleri farklıydı ancak Aytuğ, açıklayamayacağım derecede ben olmanın en güzel haliyle beni sevdiğini hissettirdiği için bambaşkaydı.







Başka yazılarda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^














30 Ağustos 2025 Cumartesi

Ben Ölmeden Önce//Meryem Nart Kitap Yorumu^^

 Selamlar^^
Kitabın ilk tanıtımını gördüğümde isminden dolayı çok okumam demiştim ama kapak, tasarım o kadar güzeldi ki okumak istedim. Beni bazı yerlerde aşırı sinir etse de sevdim. Gerçek hikayeden alınması ve bunun gerçekte de yaşanması aşırı kalbimi kırdı ve kitaba karşı olan düşüncelerimi değiştirdi tabii.
Ama gerçekten kapak çok güzel değil mi?
Ve iç tasarımı^^
Bayıldımmm


Herkes gibi bir yaşantısı olan Cemre'nin, on üç yaşındayken annesini trajik bir şekilde kaybetmesi sonucu hayatı tepetaklak olur. Babası ve ablası, annesinin ölümünden Cemre’yi sorumlu tutar ve ablası evi terk eder. Baba, ailesinin dağılmasının sebebi olarak Cemre’yi görür ve hayatı ona zindan eder. Ablası gitmeden önce ona tek bir cümle söylemiştir: “Seni kimse sevmeyecek Cemre çünkü annemizi öldürdün.” Cemre bu sözün gerçek olmadığını göstermek için elinden geleni yaparken daha çok hatanın içine düştüğünü sonradan fark eder. Babası tekrar onu sevsin diye çalışsa da istediği sevgi ve şefkati göremeyince bu duyguları başka yerlerde arar. Bu süreçte Cemre’nin hayatına birçok erkek girer. Sevgiyi bu erkeklerde bulabileceğini zanneder. Yaşadığı her olayda ders almak yerine daha dibe batarken günün sonunda kendini karar verme aşamasında bulur. Ya bu diyardan gidecek ya da kendini sevmeyi öğrenip hayatına kaldığı yerden devam edecektir.

Cemre genç yaşında, başına buyruk, başında kavak yelleri esen bir öğrencidir. Aile içerisinde yaşadığı sıkıntıları okulda ve belli bir süre yurtdışında okuyarak geçirsede pandemi zamanında eve döner ve ablasının engellemelerine rağmen okula gider. İşte o günden sonra her şey değişir.
Cemre’nin aşırı üstüne gidildiğini düşünüyorum ama o dönmede bizde çok korkuyorduk, tedbirsiz olanlara aşırı kızıp, bir şey olursa suçlu varsayabilirdik. Çok saçma günlerdi ve Allah bir daha yaşatmasın inşallah.
Burada ablası ve babasına azıcık hak versemde sonrasında çok fazla tepki verdiler. Ergen bir kız, bu kadar üstüne gidilmesi ki devamında da çok şey yapılıyor bence hak etmedi.
Ama ondan sonra Cemre’nin tercihleri, sevgi açlığı, yanlış kararları beni gerçekten çok yordu. Evet haklı, sevgiyi dışardan arıyor ama hazır arıyorsun bari telefondan değil adam gibi yüz yüze ara dedim.
En sonki vaka zaten bambaşka bir şeydi. Yine de gerçek olması ve bu olayların gerçek hayattada var olması beni daha da üzdü ve kızdırdı. Allah kimseyi bu tarz şeylere başvuracak kadar sevgisiz bırakmasın.
Son kısımda ise yine başkasını düşünüp, o hallere düşmesi daha da yaraladı kalbimi.


Diğer anlatacağım adam akıllı bir karakter yok. Sadece Cemre’nin arkadaşı var, tek iyi oydu ama işte onuda Cemre çok dinlemedi. :D
Onun dışında diğer hiçbir karakter işe yaramıyordu. Hele o erkek olacak varlıklar. Gerçekte varsa şöyle karşımıza çıksalar keşke. Bir de utanmaları yok ki sormayın gitsin.
Neyseeeeeeee, Allah’larından bulsunlar.

Cemre’nin babası ablası gibi değildi ama işte o da çok kötüydü. Sona doğru tam düzeldi derken işlerin karışması. Hiçbiri, hiçbir şeyi hak etmiyordu. Ama asıl ablası hiçbir şeyi hak etmiyor. Tamam ortada bir şeyler var, suçlayacak birileride olabilir ama bu kadar değil. Üvey kardeş misin hayırdır derler adama.
Çok sıkıntılı bir karakterdi, gerçekte kimseyle karşılaşmasın bu kız.
Bu da karşıma çıksa tekme tokat girişirim yani, o kadar sinir etti beni. Cemre’ye az da olsa destek olsaydı belki bu kadar şeyler olmazdı. O son olmazdı…


Kitap hakkında çok yazacak şeyim var ama spoiler olur diye yazamıyorum. Ne yazık ki kalp kıran ve üzen türden bir kitap. O yüzden detayda veremiyorum. Bu tarz okumayı sevenler okuyabilir, benim gibi size bol bol sövebilirsiniz.
Bu arada yazardan okuduğum ilk kitap, diğer kitapları böyle eğlenceli gibi dursa da aslında tam tersi kitaplar yazıyormuş. Kalemi güzel ve akıcı, ben beğendim. Başka kitaplarını okumak isterim ama baya bir  bekleyip, nasıl bir kitaplar olduğunu çözdükten sonra tabii. :D




Kitaba Puan 5/4^^





Alıntılar^^


Sevgisiz bir evde şiddetin gölgesinde büyüyünce, gördüğün en ufacık bir sevgi kırıntısı dahi fazla gelirdi sana.


*****


"Bir kez duran bir kalp bir daha kırılabilir mi?"


*****


Biten bir olayın peşine düşmeyin. Biten bir ilişki için çabalamayın. Gidenin arkasından koşmayın. Bunların hepsi sadece size zarar verecek.


*****


Bu karanlık günlerin ardında bir ışık olduğunu hepinize göstereceğim. Sadece şunu bilin: Sizden gitmek isteyen kişi, size hiçbir zaman gelmemiştir zaten.


*****


İnsanlar birbirlerinin hayatlarına girer, sonra da giderlerdi. Giderken karşı tarafa verdikleri zararın ne olduğunu asla düşünmezlerdi. En çok da çocukken hayatımıza giren insanların verdiği zarardan bahsediyorum.







Başka yorumlarda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^


















6 Ağustos 2025 Çarşamba

Gündüz Günceleri//Sümeyye Demirkan Kitap Yorumu^^

Selamlar^^
Tam yaz aylarında okunacak, tek kitaplık bir kitapla geldim. Son zamanlarda tek kitap bulmaz zor oldu, bulunca da alıp bağrımıza basıyoruz resmen. :)
Tamam bu kitabın kutulu satışında Çevrimiçi kitabı da var ama öyle bağlantılı bir kitap değil. Sadece Çevrimiçi kitabındaki karakterlerimiz sonradan birkaç yerde geçiyor, onun dışında kitabımız tek.
Ben bu kitabı ilk Wattpad'de okumuştum ama ilk bölümü daha da devam etmedim, edemedim zaten.
Ama üzerinden o kadar zaman geçti ki sadece kalabalık bir aile olduğunu hatırlıyorum başkada bir şey hatırlamıyorum ne yalan.
İşte okuyarak böylece tanışmış oldum. :D
Kitabımız bol aile, bol kahkaha, bolda absürt komediyi konu alıyor. Hem bizden biri gibiler hem değiller gibi. :D



Gonca Gündüz altı çocuklu ailenin dört numarasıdır. Gündüz ailesinin tatlı ama biraz da asabi olanıdır. Onunla geçinemeyenin sorunu karşısındakinde aramasını ister ve bazı kardeşleriyle arası hep kardeş gibidir, bilirsiniz işte. Aslında son zamanlarda Gonca’nın kalbi biraz dertli de diyebiliriz. Son zamanlar dediğim zaman dilimi de bir yılı aşkın… Karşı evde oturan Yekta’ya epeydir karşılıksız aşkla bağlanmıştır fakat bu aşk onun için melankoli değil eğlencelidir de çünkü Gonca hiçbir erkeğin onun kalbini kırmasına izin vermez. Gonca’nın çatı katındaki odasından açılan pencere aslında tüm ailenin defterini aralar çünkü Gündüzler gerçekten olaylı oldukları kadar birbirlerine çok bağlıdır. Bu deli dolu ailenin maceraları bir an olsun bitmez ve onlara tanık olurken hep yanlarındaymışsınız gibi hissedersiniz.


Gonca kocaman bir ailede büyümüş, üniversite öğrencisidir. Her ne kadar sürekli banyo sıraları, bolca yemek, her şeye karışan kardeşleri olsa da ailesini çok sevmektedir. Hayatı okula gidip gelme, yemek yapma ve yemekle geçirerek rutin olmuştur.
Ama bir derdi vardır.
Hem karşı komşusu olan hem de okulda sınıf arkadaşı olan Yekta'yı karşılıksız sevmektedir.
Mahallelerine taşındığından beri Yekta'ya ilgi duyan Gonca aşkına karşılık bulabilecek midir?
Ailenin çoğu bireyi çatlak ama  Gonca hepsinden çatlaktı.
Yekta'yı çok sevse de bunu göstermeyen(Tabii biz iç sesini okuduğumuzdan ne kadar belli etmiyordu bilmiyorduk :D) ama içten içe bu sevdaya baya tutulmuş bir karakterdi. İşte şans bu ya okulda da hep yan yanalar.
Bu kısımlar güzeldi ama bir türlü açılmamaları, sonra Gonca'nın tam istediği olmuşken yine beklemesi beni çıldırttı. :D Hayır yani neden. Öyle çok hevesli olduğunu göstermek istemiyormuş falan filan.
Eeee biz niye okuduk o zaman o hevesli hallerini? :D
Ve kitabımıza Mustafa ve Nida girdikten sonra Gonca'nın Nida gibi davranması :D
Tamam Nida deli dolu bir karakterdi ama arkadaşlar eğri oturup doğru konuşalım, bir tane Nida yeterli. :D


Esas karakterimiz Gonca olduğundan diğerleri hakkında çok detaylı bir şey yazmak istemiyorum. Kısa kısa, büyükten küçüğe azıcık bahsedip geçeyim.
Gonca'nın en büyük ablası, eniştesi ve yeğeni Gonca'larda kalıyor. Ev o kadar büyük işte. Neden kaldığı yazılı tabii. Enişte ve ablayı çok sevdim, hatta ablaya üzüldüm çünkü evde anne dahil dört kadın var ama en çok yemek yapan ablası. Üzüldüm açıkçası ki Gonca ne kadar yardım etse de diğer kız kardeşlerin hiç yardım etmemesi, on kişilik bir ailede can sıkıcı yani.
Yine de ailede sevdiğim kişiler abla ve enişte oldu. Bir de Gonca'nın abisi. Hem aşçı hem de efendi bir karakterdi kendisi ama başı bağlıydı sdfghjkl Onu da çok sevdim, efendi olması ve Gonca ile iyi anlaşıyordu. Güzeldi. :D
Gonca'nın ablasıyla bir derdim yoktu ama onun bir ilişki mevzusunda neden öyle hemen oldu bittiye geldi anlamadım. Okumak isterdim o kısımları, güzel olurdu. Seride devam etmiyor, neden öyle oldu acaba anlamadım.
Gonca'dan küçük iki kardeş için çok diyecek bir şeyim yok. Erkek kardeşinin hikayesini de arada okuduk, o kısımları güzeldi ama Gonca'nın abisi miydi, İkizi miydi yoksa kardeşi miydi belli değildi. Tamam kardeşi tabii ki ama davranışları tam tersiydi. bazen Gonca kadar ben de sinir oldum. :D
Gonca'dan küçük kardeş ve Yeğene gelirsek. Kız kardeş tiktokçu ve sürekli bunun hakkında dalga geçmeleri kalp kırıcıydı sdfghjkl


Çünkü ben de video yayımlıyorum, tiktokta geziyorum. Hatta linkte veriyorum, bu küçümseme kalp kırıcıydı. Ama kız kardeş olarak diyorum ya evde beş tane kadın yokta abla ve anne, arada da Gonca'nın işleri yapması saçmaydı.
Yeğen konusunda Gonca'nın neden öyle davrandığını çözemedim. Evin tek torunu ve o nasıl muamele?
Evet kurgu bu ama ne bileyim o aile bağını ne yazık ki ben hissedemedim.
Eve misafir geliyor kızlar evden tüyüyor.
Tabii herkesin aile bağı farklı ama böyle aile kitabı çok okumadım açıkçası.
Kıyaslama olmasın ama Esnaf İşi Aşk'ta tam bir aile, mahalle mevzusu vardı. Absürt komedi olması güzeldi(çok bir absürtlük yoktu ama) ne bileyim en azından babasının "Kızım hep ders hep ders, gelin azıcıkta yanımızda oturun. Özledik." Mevzusu da bu kitaba gitmemiş bence.

Bunlar dışında kitabı sevdim, sona doğru Gonca'nın Nida gibi olması haricinde eğlenceli bir kitaptı. Tabii o karşılıksız aşkın sonu ne olacak az çok tahmin ettiğinizden bu konuda yazabilirim.
Çift olduktan sonra güzel bir ilişki, dışarı çıkmalar, gezmeler, tozmalar bekledim ama olmadı.
O cam açmama mevzusu beni aşırı üzdü, beklentim yerlerdeydi.
Niye öyle oğlanın çaktırmadan kıza bakması olsaydı, kıskançlıklar vs. olsaydı güzel olmaz mıydı?
Ben bu tarz konulara bayılıyorum, bence ne demek istediğimi anladınız. ;)


Şimdi bu kadar yazdın neden sevdin derseniz, eğlenceliydi. Bir de yazar Nota'nın Ervahı gibi bir kitap yazıp, sonra gelip bu tarz bir kitap yazıyorsa ne kadar başarılı olduğunu gösterir.
Mürekkebe Boyanan Sardunya serisi de çok farklıdır mesela. O kitaptaki karakterlerin ağır başlılığıyla, bu kitaptaki aklı bir karış havada olan karakterlerin aynı yazarın kaleminden çıkması takdire şayan bence. O yüzden sevdim ve kitap tam bir yaz kitabı.
Eğer kafa yormayan, akan giden, eğlendiren kitap arıyorsanız size tavsiyemdir. ;)
Not: Çevrimiçi ile set olarak satılsa da arada bir bağlantı yok. İkisini de ayrı ayrı okuyabilirsiniz. :)




Kitaba Puanım 5/3,5^^



Alıntılar^^


"Ne zaman karanlık çökse ve yağmur yağsa hep yanımda oluyorsun."
"Bundan şikayetçi misin?
"Bundan hiç şikayetçi değilim."



*****


"Fakat şunu bil ki ne zaman karanlıkta kalsam aradığım tek ışık sensin, ne zaman yağmur yağsa senin çatına koşmak istiyorum..."



*****


"İyi ki varsın ve hikayeme ortak oldun Yekta. Gündüzlere günce yazardım hep ve sen, sana ayrılan sayfamda en güzel hislerin olduğu kişiydin. Hep öyle olacaksın."

"İyi ki varsın ve hikayene ortak oldum Gonca. Ailenin yanında bana ayırdığın o sayfa var ya, işte o sayfada hep güzel şeyler yazacak, sana söz veriyorum."







Diğer yorumlarımda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^