Kitap Yorumu^^ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap Yorumu^^ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ocak 2026 Çarşamba

İtalyan Usulü Aşk//Pınar Gencal Kitap yorumu^^

 Merhabalar^^
Yılın ilk kitabıyla karşınızdayım^^
Evet yeni yıla hem romcom hem de Türk bir yazarla giriş yaptım ve kitabımız çok güzel. İnşallah devamında okuduğum kitaplarda güzel olur^^
Aslında hemen okumak gibi bir niyetim yoktu ama tam gözümün önünde olunca dur dedim buna başlayayım. Ne zamandır Pınar Gencal okumuyorum. Konuda güzel, kalemi de akıcı.
Okuduktan sonra aslında Türk yazarlarımız neden böyle romantik kitaplar çıkarmıyor yaa. Çok imrendim bu kitabı okurken valla.



İnci, babasından kalan Gömeç’teki zeytinyağı fabrikasını ayakta tutabilmek için var gücüyle çalışmaktadır. Buna rağmen şirket neredeyse iflasın eşiğine gelince hiç istemediği halde gizemli İtalyan Dante Delfino’nun ortaklık teklifini kabul eder. Fakat işler hiç de beklediği gibi gitmez.
Bu iki zıt karakterin birlikte çalışması kolay olmayacaktır. İnci, ufak tefek görüntüsü, ateş kızılı saçları, tuttuğunu koparan bağımsız iş kadını kimliği ve okumaktan vazgeçemediği romantik kitaplarıyla Dante’nin daha önce karşısına çıkan hiçbir kadına benzemez.
Dante ise İnci’ye yıllardır hissetmediği, ertelediği, belki de kaçtığı o duyguyu yeniden hissettirecektir:
Aşkı…


İnci ailesini kaybettikten sonra nesillerdir sürdürdükleri zeytinyağı fabrikasını yıllarca ayakta tutmuştur. Ama yeni ve ucuz fabrikalar, rakipler çoğalınca işleri zora girer ve alıcılar kapılarda bekler.
Kuzeninin arkadaşı sayesinde taa uzaklardan, İtalya'dan bir adamla görüşmek için anlaşınca sadece ürün satacağını düşünür ama iş başka yollara girer.
İnci'nin her şeyi bir kenarı bırakıp hayatını sadece işine adaması hem üzücü hem de takdir edilesiydi. Ve Dante konusunda böyle çıt kırım olmaması çok güzeldi. Zaten Dante tam bir odundu, ne yapsın kız onu yumuşatmak için kendi ilkelerinden mi vazgeçsin?
Son kısımda yaptıklarına hak verdim, ne de olsa birileri hak etmişti. Hatta biraz daha süründürebilirdi. ;)


Dante çok odun bir karakterdi, İnci'ye evet sert davrandı ve eninde sonunda bazı şeyleri fark etti ama o bildiğiniz İtalyan erkekleri gibi değildi. Gerçi biz ne biliriz İtalyan erkeklerini ama en azından böyle romantik, düşünceli ve kibar birini bekledik. Tabii kibardı, düşünceliydi ama işte siz anladınız yaa o bildiğiniz erkek karakterler gibi değildi. :)
Ve geçmişinde yaşadıkları zormuş gerçekten ve İnci'yi de tanıdıkça aslında onunla kalbinin yaralarını sarmaya çalışır. Bu kısımlar gerçekten çok güzeldi.
Ama nedense bu karaktere fazla bağlanamadım, çok sık okumadım ondan mu bilmiyorum ama aşırı soğuk olması ve İnci'ye olan aşkının bir türlü ne olduğunu anlamamamız bir garipti. Bu da karaktere olan yaklaşımımızı değiştirdi. Ben şeyi seviyorum, kıskanç erkek, birkaç olaydan sonra az da olsa ilgi duymasın. Bu resmen bir odundu. :D


Diğer karakterlerden İnci'nin arkadaşı Onur, kuzeni Merve ve babaannesini çok sevdim. Favori karakterim babaannesi. :) Öyle her gelişmeye açık olan, tam biri teknoloji hastası olan babaannem olmasını isterdim ama ona kablosuz kulaklık alamazdım. :D
Onur başta her şeye çok karşı gelince dedim hayırdır yani, ne alaka? Bir de ikinci erkek mevzusu çıkmasın başımıza ama neler oldu neler. Gerçi ben az çok anlamıştım ama tam tersi de olabilirdi. 
Başta kuzeni hakkında da garip izlenim vardı ama o da değişti. Yani kitapta sevmediğim esas karakter yoktu.
Tabii bir de Dante'nin ailesi. Hepsi çok tatlıydı, kendilerince sıkıntıları vardı ve bir şekilde düzelmesi çok güzeldi ve bunu kim başardı buyurun tahmin edin. :)


Kitaptaki İtalyan sahneleri çok güzeldi. Sanki oradayım gibi. Yazarın bir ara takip ediyordum, kendisi kesin gidip görüp yazmıştır. Hem gitmese de çok güzel anlatmış.
Bu tarz kitapları seviyorsanız bence eğlenirsiniz.
Yazarın kalemini seviyorum, Aşk-ı Gurur kitabını ayrıcıa çok seviyorum. Kendisi Gurur ve Önyargı kitabının uyarlaması ve İstanbul'da bir adada geçiyor.
Onu en çok öneririm ama bu da onun kadar güzeldi.
Biraz daha uzun olmasını isterdim ama, çiftimize ne yazık ki doyamadım ya.
Şimdi diğer kitap Roma ben geldim kitabını almak istiyorum. Oradaki karakterlerde burada vardı ama hikayeleri ne bilemiyorum. O yüzden merak ediyorum.

Yazar şu aralar kitap yazmıyor gibi. En son bu kitabı çıkardı ve bu da seneler oldu. Yazsa çok hoş olur aslında. Umarım yorumum denk gelir ve yazmaya devam eder. :) Güzel haberlerini bekliyorum.
Benim gibi hem Türk yazarları hem de romantik kitapları seviyorsanız aradığınız o kitap bu.
Severek okudum ve sizlere de öneriyorum.
Sadece Aşk-ı Gurur kitabı aksine bunda az da olsa yetişkin içerikler var. Smut yok ama az da olsa var. Bunu da not olarak düşmek istedim. :)




Kitaba Puanım 5/4^^




Alıntılar^^



"Bu ortağın yemin ederim insan değil!" diye iç geçirdi. Dante babaannemle tanışırken babaannem bile hafiften kikirdemeye başladı. Ailenin tüm kadınları olarak hepimiz Dante'ye salak salak sırıtıyorduk.


*****


Gerçek hayatta eğer yolunu kaybedersen sana geri dönebilmen için ekmek kırıntıları bırakacak birileri yoktu. Ya yolunu bulursun ya tamamen kaybolursun. Yoluma devam etmem gerekiyordu, etmeliydim.


*****


Sıcağın değerini üşüdüğümüzde, ışığın değerini karanlıkta, tokluğun değerini aç kaldığımızda, mutluluğun değerini acı çektikten sonra anlıyorduk.







Bir yorumda böylece biter^^
Yeni yorumlarda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^






7 Ocak 2026 Çarşamba

Merhaba Yabancı//Katherine Center Kitap Yorumu^^

 Selamlar^^
Yılın kitap hedefini tamamlamanın verdiği güvenle başladığım kitabı yeni yılda da okurum kafasıyla rahatça okuyordum. Yarıya bile zar zor geldiğim kitapta dün gece birkaç saatte resmen iki yüz sayfayı okudum. Ben dün gece dedim ama yorumun düzenlenmesi ve yayımlanması baya bir geç olacak gibi. :D
Kitabın başlangıcı biraz sakindi, anca kitabın içine giriyorsunuz zaten.
Bu sebeple okumaya başladığınız zaman eğer tam olarak kitaba girmedim, bırakacağım falan demeyin ve devam edin.
Bir yerden sonra öyle şeyler oluyor ki, yukarıda son iki yüz sayfayı bu yüzden bir gecede okudum işte. :)



Sadie Montgomery, hayatının en büyük başarısını kutlayacakken talihsiz bir olay sonucu kendini hastanede bulur. Yüz körlüğü olarak bilinen bir hastalığı vardır artık. Baktığı her yüz birbirinden bağımsız parçalardan oluşan karmakarışık bir yapboz gibidir.
Sadie bu hastalıkla baş etmeye, ailevi sorunlarını halletmeye ve sevgili köpeği Peanut’la ilgilenmeye adamıştır kendini. Bir de annesinden miras kalan portre ressamlığını devam ettirmeye… Kendi ayaklarının üzerinde durmaya çalışırken tepetaklak olan hayatını yaşanabilir kılmak için üstün bir çaba gösterse de bir noktadan sonra yardım istemek zorunda kalacaktır ve işe bakın ki kapı komşusu tam bir Yardımsever’dir.
Bir tarafta ön yargıları bir tarafta sıkı sıkıya bağlı olduğu hayalleri olan Sadie’nin hayatında hiçbir şey net değildir çünkü zaten herhangi bir şeyi net görmesi imkânsız gibidir. Fakat hayat, bakmasanız da görebileceğiniz onca güzellikle doludur. Sadie’nin hiç beklemediği anda karşısına çıkan insanlar gibi… Üstelik, görmenin her zaman başka yolları da vardır. Tıpkı Sadie’nin denediği yollar gibi… 


Sadie babasının karşı çıkmalarına rağmen okuduğu güzel sanatlardan sonra portre konusunda çok iyidir ama para konusunda ve sürekli katıldığı yarışmadan bir türlü istediğini alamaz.
Bir gün gelen haberle o çok istediği yarışmadan dereceye girmiştir ve birincilik için potre çizmesi gerekiyordur ama kader bu ya, annesinin yaşadıklarının aynısını yaşayacaktır.
Beynindeki sıkıntıdan sonra yüz körü olan Sadie bir süre ne yapacağını bilemez.
Babası, üvey annesi ve üvey kız kardeşi de sürekli karşısına çıkınca işler daha da karmaşık hale gelir.
Bunların üstüne bir de köpeği rahatsızlanınca hayatı daha da zorlaşır ama bunun en iyi tarafı ilk defa tanıştığı karizmatik veterinere vurulur.
Bunların yanından yarışma için çalışması lazımdır ama işler çokta istediği gibi gitmez.
Sadie çok garip bir karakterdi. Çok çabuk her şeye anlam yüklüyordu. :D Mesela hemen veteriner aşık olması çok komikti. Sonrasında sadece duyduklarından çıkarımlar sağlaması. :D
Ama güçlü bir karakterdi ve yardım almak istememesi cidden hayatını cehenneme çeviriyordu.
Yine de acılarla bir şekilde başa çıkması, yalnızlığı falan çok kötüydü.
Sadie için ağladığım yerler çok oldu, o yalnızlığı, gururuna ve yardım istememesine rağmen bir şekilde yalnız kalmaması için yalvarma noktasına gelmesi derinden üzdü beni. Bu kısımları gece okuyordum ve iç çekmemek için zor durdum resmen.
Bu mevzuyu azıcık spoiler olarak yazacağım bu arada, içimi dökmem gerek.


Erkek karakter için bir şeyler yazsam spoiler olur. O yüzden bu kısmı es geçiyorum, zaten okuduğunuz üzere Sadie için baya bir yazdım. :)
Sadie'nin Koreli arkadaşı ve onun ailesi çok tatlıydı. Sadie'ye manevi bir aile gibiydiler resmen. Tabii sonradan arkadaşının bazı mevzuları oldu. Bence Sadie başta kötü falan dese de çok iyi olmadı mı?? :D
Okuyanlar ne demek istediğimi anladığından bayıldılar, bayıldıııı :D
Bu kadar iyinin yanından bir de nalet bir karakter vardı. Sadie gerçekten sen nasıl dayandın bu kardeşe? Bir de üstte çıkmıyor mu, çıldırırsın!!
Yani Sadie zaten zor zamanlar geçiriyor, bir de gelip sürekli Sadie ile uğraşması, hakaretler etmesi beni benden aldı. Hayalde olsa tam bir kaşık suda boğmalık bir karakterdi. Tahammül sınırlarımı tamamen aşa bir kötü karakterdi ve neyse ki Sadie olması gereken yerde iyi cevaplar verdi.


Ben yazarın önceden Özel Koruma kitabını okumuştum. Hem çok akıcıydı hem de konusu vs güzeldi. Romcom gibi dursa da içinde üzücü şeylerde vardı ama güzeldi.
Orada da kalp kırıcı şeyler vardı ve o zamanda çok üzmüştü beni kitap.
Ama buradaki daha da fenaydı.
Ve Özel Koruma'nın filmi geliyor, hatta oyuncular çok tanıdığımız oyuncular. Sadece ben yaş olarak daha genç oyuncuları seçmelerini isterdim.
Oyuncularımız Leighton Meester ve Jared Padalecki. Olmuş mu? Bir de siz yorumlayın!^^

Spoiler kısma geçmeden önce hazır yüz körlüğü ile alakalı kitap okumuşken harika bir kdramada önereyim^^
The Secret Life of My Secretary tam da bu kitap gibi olan bir dizi. Tabii ikisinin de konusu farklı ama yüz körlüğü vs hepsi aynı. İzlemenizi tavsiye ederimm.
Yorumuma da buradan ulaşabilirsiniz^^



-Spoiler başlangıcı-

Sadie'nin yarışma sergisinde tek başına kalması ama Joe'ya yalvarmasına rağmen onu yalnız bırakması. Sergide resmini en kötü yere asmaları ve kötü yorumlar. Kız kardeşinin tam bir yelloz olması ve yaptığı bütün zorbalıkları Sadie'nin üstüne atmasına aşırı sinir oldum. Bu kız sana ne yaptı şerro karı dfghjklş Çizgimden de çıkarıyor beni resmen.
Joe ve Veteriner olayını hemen çaktım tabii ki. Sadie ben başkasını seviyorum dediğinden Joe'nun geri kaçması ve ona imalarda bulunması dedim tamam bu Joe ve o ilk gerçekleri öğrenme sahnesini okuyayım diye gecenin dördü, beşine kadar kitap okudum ve okuduğuma inanın değdi. <3
Sadie'nin kıskandırması, Joe'nun fena halde kıskanması ve onu pür dikkat izlemedi. Offff ne sahnelerdi beee, işte böyle sahnelerle gelin arkadaşlar. Ben böyle şeylerin hastasıyımdır. Bayılırım kıskanan ve kıskandıran sahnelere.
Ve mutlu son.
BAYILDIMMM

-Spoiler Sonu-


Spoiler kısmı yazarken inanın açıp bir kez daha okuyasım geldi, o kadar muhteşem bir kitap. Ve itiraf edeyim bu kitap elimde birkaç gün dolandı durdu. Dedim yılın son günleri, daha kısa bir kitap okuyayım ama baktım akıyor kitap devam ettim.
Bu yorumdan sonra daha ne diyeyim canlarım???
Şu an yazardan elimde olmayan sadece iki kitap kaldı, onları da en kısa zamanda kitaplığıma eklemek istiyorum inşallah. Eğer yazarın bir sürü kitabı varsa hemen çıkabilir mi lütfennnn!!!
Bu kadar beğendikten sonra neden bir puan kırmamım sebebi ise çok fazla gereksiz detaya girmişti yazar. Yani Sadie sürekli bir şeyler düşünüyor ya da bir sürü detaya giriyordu. Buralar sıktı ki zaten başlarda böyledi. Yine de siz oralarda sabırlı olun ve okumaya devam edin. :)





Kitaba Puanım 5/4^^



Alıntılar^^


Sık sık olduğu gibi bütün emeklerim, dışarıdan gelen tamamen alakasız bir güçle heba oldu. Ama her şeye rağmen, ne olur ne olmaz diye dışarıdan gelen kişiye bir film yıldızı gibi gülümsedim.


*****


“Sana kim olduğunu söylememi ister misin?” diye sordu. Transa girmişim gibi dudaklarını izlerken başımla onayladım.
Sonunda, “Sensin,” dedi.
Bunu söylemesini ummuştum.
Ama sırf teyit etmek için sordum: “Ben miyim?”
Son zam anlarda dünyayı okumak iyice zorlaşmıştı. Hani sanki kahve dükkânındaki Hazel bile diyebilirmiş gibi geliyordu.
Ama benmişim.


*****


İkimiz için bir umut varsa şayet, bu çaresizliğimi, ona gerçekten ne kadar çok ihtiyaç duyduğumu hisseder ve beni son bir kez kurtarırdı.


*****


“Benim de sana hayatımı kurtardığın için içtenlikle teşekkür etmem gerek.”





Alıntılara not: Aslında çok güzel alıntılarım vardı ama spoiler olmasın diye yazamadımm :(








Yeni yazarımda görüşmek üzere^^
Sevgiyle kalın^^





30 Aralık 2025 Salı

Hiç Bitmeyen Masal//Stephanie Garber Kitap Yorumu^^

 Merhabalar^^
Yılın son ayında nasıl ve ne kadar kitap okuyacağımı şaşırdım. Hedefi arşa(bana göre) çıkardığım için hedefi tamamlama derdindeyim. :D Uzun zamandır fantastik okumuyordum, bu seriden de azıcık korkuyordum açıkçası. Sonu kötü bitme ihtimali var gibi sanki, tabii olmayabilir ama olabilirde. :D O yüzdendir okumak için acele etmedim ama kitap öyle bir sonla bitti ki şok oldum.
Kitap harika, harikaaaa^^
Tamam halen daha korkuyorum ama öyle bir kitap yazmış ki yazar hemen üçüncü gelebilir mi lütfen dedim. 1000 Kitap'ta yorum yapanlar daha erken okuduğu için henüz üç çıkmamış, nasıl bekliyorlar anlatamam. Ben şanslıyım, kitap elimde. :D
Birinci kitabı okumadıysanız devam etmemenizi öneririm, birinci kitaptan spoiler var çünkü.



Caraval serisinin sihirli evreninde geçen lanetli bir aşk masalı Kupa Prensi’nin ihanetine uğradığında Evangeline Fox, bir daha ona asla güvenmeyeceğine yemin etmişti. Hem artık kendi büyüsünü de keşfetmişti, Prens’in ondan çaldığı mutluluğu kendi bulabilirdi. Fakat ne yazık ki, işler hiçbir zaman sizin planladığınız gibi gitmez. Şimdi Evangeline, korkunç bir lanet yüzünden yine Kupa Prensi ile ortak olmak zorunda. Hatta bu sefer güvenebileceği tek kişi de o. Yeni düşmanlar, eski arkadaşlar ve hem akıllarla hem kalplerle oynayan sihirlerle dolu muhteşem bir macera. Her zaman kalbinin sesine güvenebilir misin?


Eva kocasının büyü yüzünden baygın yatmasını Kupa Prensinin onu kandırmasından sonra olduğunu öğrenir. O yüzden Kupa Prensinden nefret etmeye başlar ve güvenmez. Kocasının uyanması ve krallığı başa geçmesi gerekmektedir. Bu yüzden büyüyü bozmak için her yolu dener ama tek çaresi Kupa Prensidir.
Eva'nın şu mutlu son zırvasından usandım. Bu yüzden sürekli Jacks'e güvenmemesi, her şeye bir kulp bulması baydı gerçekten. Tamam kendince haklı, adam bunu kandırıyor ama sürekli mutlu son demesinden gına geldi yani. Al senin olsun o sondan sonra mutlu son, çok mutlu olursun şimdi. Yılın en sinir olduğum karakteri sen olabilirdin eğer bazı yerlerde mantıklı şeyler yapmasaydın.


Jacks hakkında ne yazsam ki bilemiyorum. Herkes Tella’yı unutmadı diyor ama bir sahnede öyle bir şey söylüyor ki, okuyanlar hep yanlış anlamış. Bence olması gereken kişi olmadığından onu yapmak istiyordu ama tabii onu yüzden de Eva’nın yaptıkları işleri sarpa sarıyor.
Kısacası Jacks ne çekiyorsa Eva’nın akılsızlığından dolayı çekiyor.
Devam kitabından neler olacak bu yüzden merak ediyorum.
Doğrusu ben seriye Jacks yüzünden başladım ama maşallah adamı hiç okuyamadık iki kitaptır. Şöyle her yerden çıkan bir Jacks bütün saralarımızı sarabilirdi ama biz oturduk Eva’nın mutlu sonuna nasıl gideceğini okuduk.


Kitapta hiç ummadığımız kişilerden yardım alıp, ihanete uğruyoruz. Tabii ki isim vermiyorum ama şaşırttı mı? Hayır, fantastik kitaplarda farklı bir şeyy beklemiyorum açıkçacı. O yüzden yapılanları, yardımları vs haklı buldum.
Spoiler olmasın diye çok şey yazamıyorum ne yazık ki.
Sadece Eva bir yere gidiyor, orası o kadar güzeldi ki sonranda olanları yaparken hiç mi kalbiniz kırılmadı beee dedim.
Tabii yine bununda altından Eva çıkıyor. Bu ne zaman adam gibi yardım edecek kitaba yaa, hep dert ya hep dertttt asdfghjklş
Onun dışından Eva’nın o çok koruduğu kocasının başına gelenler. Bıraksaydınız kendisine yaa, sonradan yaptıklarının hiçbir izahı yok arkadaş. Nalet gitsin böyle karaktere. :D


Şöyle ufaktan bir spoiler verip sonra yorumu sonlandırayım. Kitabı ne kadar sevsemde diyorum ya ne desem spoiler olacak. Aklımda kalan son 20-30 sayfada kitap uçtu zaten, aklımda kalanlarda onlar olunca diyorum yaa yazacak bir şey bulamadım.



-spoiler başlangıcı-

Şimdi bu Eva olacak karı sürekli mutlu son dedi durdu gitti mutlu sonunu resmen çöp etti. Jacks diyor yaa geçmişe gidip değiştireceğim şet Tella’nın gerçke aşkım olmasını engellemek. Bunu neden istiyor? Tella’dan önce Eva’yı bulmak ya da kendini Eva’ya saklamak için. Çünkü yaşananları Jacks hatırlayacaktı. Ama Jacks gitti Eva için kullandı, kocası olacak o boyu posu devrilesi adamda geldi hafızasını sildi gitti. Şuraya güzel bir özlü söz yakışırdı ama yakışmaz bana. O bütün güzel sözleri! Hak ediyor!
Hemen üçüncü kitabın konusuna ve başlangıcına baktım, bu akıllı Eva kocasının yanında uyandı diye çok mutlu. Offf aşırı merak ediyorum ama mutsuz sonsa(Tella mevzusu bitmediği sürece) ne yaparım bilmiyorum. Jacks her türlü mutlu sonu hak ediyor.


-spoiler sonu-


Kitapta bazı sırları öğrendik sayılır ama halen daha ortaya çıkmamış bir sürü şey var. Yazarın kalemi çok akıcı, seviyorum hem kitaplarını hem kalemlerini. Ama bu kavuşturmama ya da çiftlerin sahneleri az yazmasına aşırı kıl oluyorum. Caraval serisinde de aynısını yapmıştı. Yazarımızın erkek karakterle bir alıp veremediği var bence.
O yüzdendir Jacks kesinlikle mutlu sonu hak ediyor.
Kitabı okumaya başladığımda kısa sürede bitiririm dedim ama birkaç güne biter diye düşünmedim ki yeri geldi bir günde sadece 10 sayfa falan okudum. Gece azıcık okuyup yatarım dedim, baktım az kaldı bitmesine, heyecanlı da devam ediyor hop bitirdim. Bu kadar akıcı işte kitap. :)
O yüzden kesinlikle öneriyorum ve her yaştan okuyabilirsiniz. Yetişkin içerik yoktur. ;)




Kitaba Puanım 5/4^^



Alıntılar^^



Evangeline genelde, Sonsuza dek mutlu yaşarlar, derdi. Onca badire atlattıktan sonra çoğu karakterin bunu hak ettiğine inanıyordu.


*****


Kupa Prensi'ni hiç öpmemişti ama onunla pazarlık yapmanın da ölümcül öpücüğünden farksız olduğunu öğrenmişti; sihirli ve son derece yıkıcı.


*****

Oysa şimdi aşkın sürekli yeni düşmanların ortaya çıktığı ve bitmeyen çatışmaların yaşandığı bir savaşa benzeyip benzemediğini düşünüyordu.


*****


"Beni hala sadece bir araç olarak mı düşünüyorsun?"
"Seni hiç düşünmemeye çalışıyorum."


*****


"O zamandan beri, öptüğüm her kız öldü, biri hariç. Ve o kız sen değilsin."


*****


Ama Evangeline aşkın mantıklı olanını değil, hissedebildiği, içinde mücadele etme isteği uyandıran ve imkansızı oldurma umudu yeşertenini istiyordu.







Diğer yazılarımda görüşmek üzere, sevgiyle ve sağlıcakla kalın^^











Tek Dileğim Sensin//Lauren Asher Kitap Yorumu^^

 Selamlar^^
Geçenlerde BCP yazısından 2025 yılının enlerini yazdım, onu yazarken okuduğum kitapları bakınca çokta ahım şahım kitap bulamadım, bu da beni üzdü açıkçası. Sonra şöyle tam zamanına uygun, kısa bir kitap ararken buna denk geldim. İlk çıktığından okuduğum bir yorumda çokta güzel olmadığı söylenmişti ama ilk satırları okurken neden olmasın dedim ve o gece başladım. Kitap 220 sayfa ve ben o gecesi tam tamına 110 sayfa okudum. :D Buna mı övünüyorsun diyebilirsiniz. Arkadaşlar ben günde elli sayfa kitap okuyorsam öüpü başıma koyuyorum, bu benim için çok güzel bir gelişme. :D
O yüzden konamayalım lütfen :D
Çok fazla geç olunca bıraktım ama kitapta aklım. İkinci gece kitabı direkt bitirdim ve bayıldımmm


Eski sevgilimle evleniyor olsa bile kız kardeşimin nedimesi rolüne bürünmek kolaydı.

Ama sağdıcıyla iyi geçinmek? Geçmişimizi düşününce bu neredeyse imkânsız görünüyordu.

Elbette, Luke Darling inanılmaz derecede yakışıklı, inadı inat biriydi ama onun kibar ve yardımsever hâlleri bende şüphe uyandırıyordu.

Her ne kadar beni aksine inandırmak için elinden geleni yapsa da buna kanmayacaktım.

Ona, eski sevgilimin yakın arkadaşı olduğunu hatırlatmak gerekiyordu.
Kendime de içten içe onunla ilk tanışan kişi olmayı dilediğimi…
Luke
Sağdıç olarak görevim epey basitti.

Fakat küçük bir sorun vardı.

Gelinin nedimesi Catalina Martinez’den köşe bucak kaçarken bir anda onun yanında olmayı isteyeceğimi hiç düşünmemiştim.

Kardeşinin düğünü sebebiyle bir aylığına Wisteria’daydı ve yeni yılla beraber buradan gidecek olması onu elde etme planlarıma taş koyuyordu.

Onu benimle çıkmaya ikna etmek için bir Noel mucizesi gerekse de benim hedefim daha büyüktü.

Onu kendime âşık etmeye kararlıydım.

Noel âşık olma mevsimiydi… Bu konuda risk girmeyi göze alan tek kişi ben olsam bile.


Catalina, kısacası Cat gezgin hemşiredir. Kasabasına kardeşinin düğünü için gelince bir süreliğine de burada çalışmak durumunda kalır. Aslında düğüne katılmak ona zor gelecektir, çünkü kardeşinin müstakbel nişanlısı Cat'in eski sevgilisidir. Kardeşi ile aralarında ne yazık ki soğukluk vardır ve Cat'i üzmektedir.
Düğün için hazırlıklar yaparken bir de damadın en yakın arkadaşı Luke ile uğramak zorunda da kalacaktır. Cat'in mizacı sert olduğu için kimse yanına yaklaşmaz ve sürekli yalnızdır. Buna rağmen Luke'un tavırları onun o sert halini yumuşatırken beraber bir yola girebilecek midir?
Cat yazdığım gibi çok soğuk bir karakter ve eski sevgilisi yüzünden nasıl davranırlar diye sürekli diken üstünde olması beni üzdü. Annesi de destek olmayınca tek kalan Cat bu yüzden gezici hemşire olmuş mesela. Bu arada bu eski sevgili mevzusu çok abartacak bir şey değil. Sadece ufak bir flörtleşmeden ileri gidilmemiş bir şey olduğunu zaten arada söylüyor yazar. Bu yüzden bu tarz tabularınız varsa bu kitap çok abartacak kadar değil, o yüzden rahatlıkla okuyabilirsiniz. :)


Luke arkadaşının sağdıcı olduğunda her şeyin rahat geçeceğini hiç düşünmemiştir, çünkü ona sürekli sert davranan, onunla atışan Cat gelinin ablasıdır.
Ne zaman onunla konuşsa iş atışmalara kadar gitmektedir, bu seferde işi ne kadar zor olsa da yine de Cat'in büyüsüne kapılmaya devam eder.
Luke çok tatlı bir karakterdi, hem arkadaşını düşünüp hem de Cat ile nasıl randevulaşır onu çözmeye çalışırken ki çabaları çok tatlıydı. En çok şu lego mevzusu beni benden aldı.
Sırf Cat ile beraber lego yapmak için çok pahalı ve büyük bir lego alır.
Yani arkadaşlar seven insan her türlü çabalayıp, sevdiği belli ediyor.
Sonrasında da zaten Cat için çok fazla şey yaptı. Bir de sırf görüşmek için dinlenme odasına kahve makinesi olması>>>>>
Daha ne olsun arkadaşlar, DAHA NE OLSUNNN!!!! <3


Kitaba ilk başladığım zaman dedim kız kardeşi sevmeyecek gibiyiz belli ki. Çünkü konuyu okuyunca sanki ablasından sevgilisini çalmış gibi geldi, neyse ki öyle değildi. Yukarıda da dediğim gibi tam adam tam kız kardeşle olacakken tesadüfler derken Cat ile oluyor ve yine dediğim gibi aralarındaki ilişki uzun boyutluda değil zaten. Bu yüzden kız kardeş ve nişanlı beyi çok sevdim. Zaten Cat'in sürekli tetikte kalması ve onları gözlemesi ve sonunda onların aslından birbirlerini nasıl sevdiğini görmesi hem kendisini hem de bizim içimizi rahatlattı. :D
Bu yüzden önyargılı başlamamanızı öneririm^^

Yazarın diğer serilerini ve diğer serinin ilk kitabını okudum. Milyarder serisini severim, kalemi o kadar akıcı ki düşünün 500 küsurluk sayfası kısa sürede okumuştum. O yüzden bu kitabı da iki günde bitirmiş olabilirim. Zaten geç olmasaydı zaten bir günde bile biterdi kitap, o derece akıcı aa dostlar. :D
Tabii yazarın diğer serisini sevmediğim. Dedim F1 kitabı, güzel olur falan ama yok ya beğenmedim.
Ama Dreamland Milyarderleri serisi güzeldir. :)
Burada da ilk defa bu tarz bit kitap yazmış, smut falan yazmayacakmış ama yine yazmış. Yazmasaydı daha tatlı olurdu ama azıcık var işte. Ona göre okuyun derim. :)


Tam puanlık bir kitap değildi ama çok sevdim. İlk kötü yorum okudum dedim ya, gittim 1000 kitaptan yorumlara baktım, çoğu okuyan hiç sevmemiş. Pardonda ne bekliyordunuz? :D Yaa tamam yılbaşı kitabı ama kitapta o tarz yok, ondan sevmediniz ama adamın aşkı için yaptıkları, hiç olmasın o lego mevzusuna var yaa bayıldımmm. Neden sevmediklerini cidden anlamayacağım. :D
Bu kadar yorumdan sonra alırsınız artık. Ve itiraf ediyorum, kitabı ilk e kitap olarak okudum, sonra hemen ikinci elde uyguna bulup aldım. :) Sonra gittim bir takipçime sıfırını aldım ve hediye ettim. :D Canı sağ olsun, keyifle okusun^^
Not: Neden bir puan kırdım diye sorabilirsiniz. Sebebi çiftimizi daha fazla yazabilirdi, ben onları daha böyle lego yaparken, beraber randevuya çıkarken okumak isterdim. Çok çabuk o kısımlar geçti. :/




Kitaba Puanım 5/4^^




Alıntılar^^


“Bana hayranlık duyduğunu tahmin etmiştim.”
“Öyle olmayan biri var mı ki?”
Evet. Sen.


*****


Bu gece Catalina Martinez’i sadece bir kez değil iki kez gülümsetmiştim ve bunu tekrar yapabileceğim zamanı iple çekmeye başladığıma göre hapı yutmuşum demekti.


*****


“Bu kötü bir fikir mi?”
“İlk buluşma için yedi yüz dolarlık bir LEGO seti mi aldın?”


*****


Hiç tereddüt etmeden, “Ben de katılabilir m iyim ?” diye sordum. Bu parranda denilen şey Catalina’yı böylesine mutlu ediyorsa sırf onun için bunun bir parçası olmak isterdim.







Başka yazılarımda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^








23 Aralık 2025 Salı

Deli Divane//Nehir Erdem Kitap Yorumu^^

 Merhabalar^^
Bu yaz sonu arkada ses olsun diye izlediğim Türkçe yaz dizisi sayesinde aldığım kitabı sonunda okudum. Evet, evet o dizi İnadına Aşk. Yıllar önce yayınlanan ama kıymeti bilinmediği için kısa sürede yayından kaldırılan güzel dizi. İşte o diziyi izlemeye başladıktan sonra bir yerde kitabın aynı İnadına Aşk'a benziyor dedi. Hemen sepete ekleyip aldım, uygundu da o zaman. Hatta ben dayanamadım gittim yazarın diğer serilerini de aldım. Meğer bunlar bağlantılıymış, gittim ikinci el başka kitabını aldım. Kısacası aldım da aldım. :D Ama gittim Deli Divane kitabından başladım, meğer asıl kitap Huysuz ve Ruhsuz kitabıymış. Onu da sonra okuruz artık, azıcık spoiler yedik ama idare ederiz artık. :D



"Susmadığın her an, seni öperek susturacağımı söylemiştim Yeliz! Ve bunu yapmaktan asla çekinmeyeceğimi biliyorsun, aksine bu bir zevk olacak..." Bir yanda Karadeniz gibi bir adam: Hırçın, öfkeli, mert… Diğer tarafta başına buyruk bir deli kız: İnatçı, sevimli, çenebaz… "Benim ilk aşkım sensin Memet... Kalbim ilk defa sana attı ve Allah şahidimdir en son yine sana atacak..." Ve doludizgin giden bir aşk: Karadeniz kadar hırçın, yaylalar kadar özgür, İstanbul kadar tutkulu…


Yeliz yeni ayrıldığı işinden sonra ailesi ile vakit geçirmek isterken bir anda abileri kendisini gaza getirip önemli bir anlaşma için il dışına gönderir. Orada işleri halledip hemen dönmeyi düşünürken bir anda odun patronlar denk düşünce işler karmakarışık olur.
Yeliz tam bir Defne'ydi. Onun gibi çok konuşuyoruz, onun gibi çok güzel seviyor ve dibine kadar gururlu. Hemen gaza gelip başka bir ile gitmesi ve hemen her şeye inanması aşırı komik ve bazen saç baş yolduruyordu.
Ama Yeliz'e çok üzüldüm, en çokta çooooook sinir olduğum yerde.
Sonradan çektiriyor birilerine ama istediği kadar çektirsin umurumda bile değil. O hiçbir şeyi hak etmiyordu.


Mehmet, Trabzon'un en iyi otellerini işleten Mehmet yakın zamanda yapacağı yeni yer için bir inşaat şirketiyle çalışması için yetkililerle görüşmek zorundadır.
Sürekli bozulan arabasıyla yolda kaldığında, oraların halkından olmayan, sinirli bir kızla tanışır. Baştan onunla eğlenmek isterken bir anda kendini ona kaptırmış olarak bulur.
Keşke kaptırmasaydı.
Malakas Mehmet, yaptıklarından sonra ne yaparsa yapsın hiçbir şeyi hak etmiyordu. Salak sadece özür dileyecekti ama halen daha beni anla, ben özür dilemem ama seni anlıyorum falan filan dedi durdu. Yani kitap romantik olduğundan illa ki mutlu sonla bitmesi gerek ya bir yerden sonra işler düzeldi ama, amaaaa yeminle sinirim tepeme çıktı da çıktı.
O yüzden Mehmet hakkında güzel bir şey yazamayacağım.

Diğer karakterlerden Yeliz'in yaylada tanıştığı arkadaşının kitabı yok, onunda ilişkisini okumak isterdik am yazar gösterdi ama okutmadı. :D Onlar daha iyiydi sanki. Yazarın kitapları çok karışık, o yüzden hangi kitap neyi anlatıyor bilmiyorum.
Yeliz'in abileri İnadına Aşk dizisindeki Toprak ve Çınar gibi ama değil de. Çünkü burada Yeliz İstanbul'lu, Mehmet Trabzon'lu.
O yüzden abiler daha açık fikirliydi ki zaten bazı şeylerde yapılmış gibi gibi. Orası aşırı saçmaydı yaa, ne gerek vardı? :D

İlk olarak yazar watty'nin o en meşhur zamanında yazdığı o kadar belliydi ki, yani argodan geçilmiyordu kitap. Tamam bir yere kadar dayanılırdı ama her yerde de olmaz arkadaşlar. Bir de bu karadeniz yaylasında kalan nenelerin hepsinin mi ağzı bozuk olur be?
Hem çok komikti hem de aşırı rahatsız ediciydi. Bir de aşırı rahattı yaa, o kadar çok açık seçik konuşuyordu ki yeter dedim be yeteeeer -_-
Zaten nenemize çok kızdım, torunundan bir farkı yoktu, başta dedim tamam nenede bizden ama sonra bir şey dedi beni benden aldı.
Torununun kime çektiği belli.


Kitabı o hatayı bir şekilde daha güzel şeye bağlayıp, en azından özür dileseydi tamam der kitaptan aşırı keyif alırdım ama o kısımdan sonra cidden kitap istediği kadar baş yapıt olsun ama yok yani o olay beni kitaptan aşırı soğuttu?
Peki neden yarım bırakmadım?
Çünkü malakas Mehmet sonlara doğru özür dilemedim, zaten kitabın bitmesine az kalmıştı.
Yani bakın o mevzuyu halen daha atlatamadığım için kitabın güzel olan yerlerini yazmıyorum bile.
İnadına Aşk'a benzemesi çok güzeldi mesela, tamam onun gibi değildi ama okuduğunuzda aa bak burası diziye benziyor diyorsunuz. Bu çok güzeldi. Eğer malakas Mehmet malakaslık yapmasaydı kesin kitaba tam puandan bir eksik verebilirdim bile, sonradan güzel sevdi mesela.
Evlenme olayları da çok güzeldi.

Kitaba genel yorumum böyle, o kısma kadar sevdim derken kitap tam tersi oldu. Yani bu ahlaka bile tersken yazarın böyle yazması aşırı saçma geldi bana. Neden yani neden böyle bir sahne yazıp sonunu saçmalığa bağlarsın. Bir de bir kadının bu kadar argo yazması hiç hoş değildi.
İnşallah diğer kitapları bunun gibi değildir.
Ve yazara aldanmayın, kitapta smut sahneler vardı. Ona ayrı şaşırdım. Tamam İnadına Aşk'a baktığımızda kitap normal geliyor ama o zaman çok nadirdi böyle yazmak.
Şimdi yazmazsan kitabın çıkmaz.




Kitaba Puanım 5/3^^




Alıntılar^^


“Harika…”
“Güzel…”
“Kapa kapıyı…”
“Çıkarsan kapı’ycam…”
“Bırakırsan çıkıcam…”
“Tutan mı var?”
“Var…”
“Kim?”
“Gözlerin…”


*****


"He he yaladım yuttun, birak birak... Şimdi sakun ağlama...
Ben tek başina bir bombayum. Sen tek başina bir bombasun. Şimdi bi düşün... Senlan ben bir olursak n'olur?" Kıkırdayan Yeliz yanaklarını kaşındıran yaşlan silerek sordu.
"Ne olur benim tontişim?"
"Deli misun kızum? Ortalukda toz duman kalmaz, savrulur. Sonra bi bakmişuk bizum uşak uçayi havada fir fir tir..."




Başka yorumlarda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^