6 Şubat 2018 Salı

Kül ve Diken// Sarah Prineas Kitap Yorumu^^

Herkese Merhaba^^
 Yeni ve güzel bir kitap hakkında yorumda bulunacağım bugün. Kitap Yabancı Yayınlarının yeni Fantastik-Distopya türüne sahip kitabı, ilk olarak kapağı ile insanın kalbini fethediyor ama ondan önce konusu geliyor. Son zamanlarda yazarların masallardan ilham alıp, masallara uygun ama çok farklı bir şekilde yazması moda, Sarah Prineas'da masallardan ilham alarak bu kitabı yazmış. Şahsen ben çok beğendim. Ne bir eksiği ne bir fazlası vardı.

Karanlık Bir Hisar. Kayıp Bir Hafıza. Hizmet Etmekle Geçecek Bir Ömür…
Pin, sadece bir terzi olduğunu ve peri masallarına layık elbiseler yapmak için gece gündüz demeden çalıştığını biliyordu. Kaçmak isteyince kunduracı da onunla geldi. Ancak bir diken yüzünden, özgürlüğü fazla sürmedi. Analık tarafından yakalandı ve anılarını tekrar kaybetti.
Analık onu yeni bir masalın içine bırakmıştı. Yakışıklı prensin ve mutlu sonun da olduğu bir masala… Ancak kunduracı hâlâ onu aramaktaydı ve onun kendisini masalın içinde kaybetmemek için elinden geleni yapmaya hazırdı.
Zaten Pin de cam ayakkabılar yerine bir kılıcı ve kendi mutlu sonunu bulmayı tercih ediyordu. Herkesi Analık’ın zalim hükümdarlığından kurtarmaya kararlıydı. Kunduracı’yla beraber kendi kaderlerini çizmek için zorlu bir mücadeleye atılacaktı. Fakat Masal’ın onlar için başka planları vardı…


Konumuz böyle.
Her masalda olan cadı, üvey anne ve Kötü kraliçe bu kitapta yerini Analık'a bırakmış. İsim gerçekten ilginç ama kitabı okuyunca ismin konuya tam olarak uyduğunu görüyor okur. Kitabımızın kahramanları Pin ve Shoe. Her ikisi de Analık'ın gazamına uğramıştır ama Pin'in elinde çok önemli olduğunu anladığı yüksüğü ve içindeki bu hükmetmeye karşı isyan çıkarma istediği kaleden kaçmalarına olanak sağlayacaktır. Kendini diğer kölelerden farklı gören Pin bir kaç köleden ve en önemlisi Shoe'dan desten aldıktan sonra hazırlık yapmaya başlar, konuda da olduğu gibi çiftimiz bir şekilde kaçıyor -ki burası acayip heyecanlıydı- ama olaylar bu zamandan sonra başlıyor. Kısacası Masal konusuna uyumlu olmayan çiftimiz Analık'a karşı gelmeyi ve köleleri özgür bırakmaya çalışacaktır. Pin ve Shoe karakterini gerçekten sevdim. Pin'in azmi, Shoe'nun vazgeçmemesi olayları çok farklı bir boyuta getirmiş. 
Masal konusu ise bildiğimiz külkedisi masalını içeriyor. Masal hakkında detay vermeye gerek yok, hepimiz biliyoruz ama kitapta geçen masalımsı olay inanılmaz sürekleyici.
Diğer karakterlerden Prens Corn ve Shoe'a yardım eden kunduracı ve karısını çok sevdim. İkinci kitapta olur mu bilmem ama onlarında değişen hayatlarına göz atmak isterim. 


Kitabın başlangıcı çok değişikti ama daha ilk sayfada insanı kendine çekiyor. Başlangıç sanki bu devam kitapmış edasıyla başlasa da devamında yavaş yavaş olanları öğreniyoruz. Belki okumaya başlayanlar başlarda bocalama yaşayabilir ama bırakmadan devam edin derim.
En çok ilgimi çeken Avcı, izci vb. oldu. Çünkü yazar avcıyı, izcileri ve fare avcısını hem insan hem hayvan niteliğinden yazmış. Yani Analık fareyi alıyor ve fare izi sürebilecek, konuşan bir insana çeviriyor. Aynı Külkedisinde olan Balkabağı, fareler vs. vs. gibi. Şunu anlıyoruz ki yazar masalın her bir detayından yararlanmış. Kitabımızı hem Pin hem de Shoe tarafından okuyoruz aman Pin'i tekil şahıstan okurken Shoe'yu üçüncü tekil şahısta okuduk. Böyle olması bazen kafamı karıştırdı. Yeni bölüme geçerken bir sayfa bittikten sonra anca Shoe'ya geçtiğinm anlıyordum. :P


Yazarın kalemini sevdim, içeriği gerçekten çok güzel yazmış. Genel anlamda da gerçekten güzel ve ikinci kitabı çok merak ediyorum. Kitabın, başta da dediğim gibi ne bir eksiği ne bir fazlasını var. Elimde uzun süreli durmasından kaynaklı bir duraksama oldu ama yine de güzeldi. Sadece yazarın Pin'in ikinci hayatında, yani külkedisi olduğu zaman bu kadar inat yazması gözüme battı. Ve bazı yerlerde, bazı olaylar çok çabuk oldu bittiye geldi. Bunları daha heyecanlı yazabilirmiş. Yine de, bu kadar kusur olabilir deyip konuyu kapatıyorum.

Masal, fantastik ve distopya karışımı bir şey okumak isteyenlere kesinlikle tavsiye ediyorum. Akıcı, sizi daha ilk sayfada içine çeken(Kişiye göre değişir. ;) ) ve merak ettiren bu kitabı okuyun derim. Bu tarza yeni başlayacak olanlar için öncelik olmayabilir ama sevenler gönül rahatlığıyla başlayabilir. :)


Seri bilgisi^^



Serimiz şimdilik iki kitaptan oluşuyor. İkinci kitap 2016'da çıkmış. Belki 2 kitaptan oluşur, bunu bilemiyoruz. Yine de belli olmaz devam gelebilir de. :)
Kapaklar ise harika, bizimki de güzel ama ben orijinal kapağı tercih ederim. ^_^





Kitaba puanım 5/4^^


Alıntılar^^

Yeşil. Gözleri yeşildi. Nasıl oldu da daha önce fark edememiştim bunu? Gözleri, Analık'ın hisarının çirkin, gri duvarlarının dışında gerçekten bir şey olduğunu vaat ediyordu: Bir ormanın yeşilliğini, kurtuluşu.



*****


Halat, ipek balo elbiselerinden kalan artık parçalardan yapılmıştı ve örümcek ipeği kadar sağlam bir iple dikilmişti. Benim arzumsa bu halattan da güçlüydü.



*****

Güzel bir ayakkabıydı bu. İyi yapılmıştı ve ayağıma tam uyuyordu.
Ne var ki bir ayakkabı teki beni kurtaramazdı.



*****


sadece bir kunduracıydı ama aynı zamanda bundan çok daha fazlasıydı. Her şeydi o.



*****


... çok iyi biliyorum ki kendi seçimlerini yaptığın gerçek bir hayatın içinde yaşamak, bazı açılardan masalın içinde yaşamaktan daha zordu.





Bir yorumun daha sonuna geldik, başka yazılarda görüşmek dileğiyle.^^



 Buralarda da varım^^








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Elinizi korkak alıştırmayın :D