30 Aralık 2025 Salı

Hiç Bitmeyen Masal//Stephanie Garber Kitap Yorumu^^

 Merhabalar^^
Yılın son ayında nasıl ve ne kadar kitap okuyacağımı şaşırdım. Hedefi arşa(bana göre) çıkardığım için hedefi tamamlama derdindeyim. :D Uzun zamandır fantastik okumuyordum, bu seriden de azıcık korkuyordum açıkçası. Sonu kötü bitme ihtimali var gibi sanki, tabii olmayabilir ama olabilirde. :D O yüzdendir okumak için acele etmedim ama kitap öyle bir sonla bitti ki şok oldum.
Kitap harika, harikaaaa^^
Tamam halen daha korkuyorum ama öyle bir kitap yazmış ki yazar hemen üçüncü gelebilir mi lütfen dedim. 1000 Kitap'ta yorum yapanlar daha erken okuduğu için henüz üç çıkmamış, nasıl bekliyorlar anlatamam. Ben şanslıyım, kitap elimde. :D
Birinci kitabı okumadıysanız devam etmemenizi öneririm, birinci kitaptan spoiler var çünkü.



Caraval serisinin sihirli evreninde geçen lanetli bir aşk masalı Kupa Prensi’nin ihanetine uğradığında Evangeline Fox, bir daha ona asla güvenmeyeceğine yemin etmişti. Hem artık kendi büyüsünü de keşfetmişti, Prens’in ondan çaldığı mutluluğu kendi bulabilirdi. Fakat ne yazık ki, işler hiçbir zaman sizin planladığınız gibi gitmez. Şimdi Evangeline, korkunç bir lanet yüzünden yine Kupa Prensi ile ortak olmak zorunda. Hatta bu sefer güvenebileceği tek kişi de o. Yeni düşmanlar, eski arkadaşlar ve hem akıllarla hem kalplerle oynayan sihirlerle dolu muhteşem bir macera. Her zaman kalbinin sesine güvenebilir misin?


Eva kocasının büyü yüzünden baygın yatmasını Kupa Prensinin onu kandırmasından sonra olduğunu öğrenir. O yüzden Kupa Prensinden nefret etmeye başlar ve güvenmez. Kocasının uyanması ve krallığı başa geçmesi gerekmektedir. Bu yüzden büyüyü bozmak için her yolu dener ama tek çaresi Kupa Prensidir.
Eva'nın şu mutlu son zırvasından usandım. Bu yüzden sürekli Jacks'e güvenmemesi, her şeye bir kulp bulması baydı gerçekten. Tamam kendince haklı, adam bunu kandırıyor ama sürekli mutlu son demesinden gına geldi yani. Al senin olsun o sondan sonra mutlu son, çok mutlu olursun şimdi. Yılın en sinir olduğum karakteri sen olabilirdin eğer bazı yerlerde mantıklı şeyler yapmasaydın.


Jacks hakkında ne yazsam ki bilemiyorum. Herkes Tella’yı unutmadı diyor ama bir sahnede öyle bir şey söylüyor ki, okuyanlar hep yanlış anlamış. Bence olması gereken kişi olmadığından onu yapmak istiyordu ama tabii onu yüzden de Eva’nın yaptıkları işleri sarpa sarıyor.
Kısacası Jacks ne çekiyorsa Eva’nın akılsızlığından dolayı çekiyor.
Devam kitabından neler olacak bu yüzden merak ediyorum.
Doğrusu ben seriye Jacks yüzünden başladım ama maşallah adamı hiç okuyamadık iki kitaptır. Şöyle her yerden çıkan bir Jacks bütün saralarımızı sarabilirdi ama biz oturduk Eva’nın mutlu sonuna nasıl gideceğini okuduk.


Kitapta hiç ummadığımız kişilerden yardım alıp, ihanete uğruyoruz. Tabii ki isim vermiyorum ama şaşırttı mı? Hayır, fantastik kitaplarda farklı bir şeyy beklemiyorum açıkçacı. O yüzden yapılanları, yardımları vs haklı buldum.
Spoiler olmasın diye çok şey yazamıyorum ne yazık ki.
Sadece Eva bir yere gidiyor, orası o kadar güzeldi ki sonranda olanları yaparken hiç mi kalbiniz kırılmadı beee dedim.
Tabii yine bununda altından Eva çıkıyor. Bu ne zaman adam gibi yardım edecek kitaba yaa, hep dert ya hep dertttt asdfghjklş
Onun dışından Eva’nın o çok koruduğu kocasının başına gelenler. Bıraksaydınız kendisine yaa, sonradan yaptıklarının hiçbir izahı yok arkadaş. Nalet gitsin böyle karaktere. :D


Şöyle ufaktan bir spoiler verip sonra yorumu sonlandırayım. Kitabı ne kadar sevsemde diyorum ya ne desem spoiler olacak. Aklımda kalan son 20-30 sayfada kitap uçtu zaten, aklımda kalanlarda onlar olunca diyorum yaa yazacak bir şey bulamadım.



-spoiler başlangıcı-

Şimdi bu Eva olacak karı sürekli mutlu son dedi durdu gitti mutlu sonunu resmen çöp etti. Jacks diyor yaa geçmişe gidip değiştireceğim şet Tella’nın gerçke aşkım olmasını engellemek. Bunu neden istiyor? Tella’dan önce Eva’yı bulmak ya da kendini Eva’ya saklamak için. Çünkü yaşananları Jacks hatırlayacaktı. Ama Jacks gitti Eva için kullandı, kocası olacak o boyu posu devrilesi adamda geldi hafızasını sildi gitti. Şuraya güzel bir özlü söz yakışırdı ama yakışmaz bana. O bütün güzel sözleri! Hak ediyor!
Hemen üçüncü kitabın konusuna ve başlangıcına baktım, bu akıllı Eva kocasının yanında uyandı diye çok mutlu. Offf aşırı merak ediyorum ama mutsuz sonsa(Tella mevzusu bitmediği sürece) ne yaparım bilmiyorum. Jacks her türlü mutlu sonu hak ediyor.


-spoiler sonu-


Kitapta bazı sırları öğrendik sayılır ama halen daha ortaya çıkmamış bir sürü şey var. Yazarın kalemi çok akıcı, seviyorum hem kitaplarını hem kalemlerini. Ama bu kavuşturmama ya da çiftlerin sahneleri az yazmasına aşırı kıl oluyorum. Caraval serisinde de aynısını yapmıştı. Yazarımızın erkek karakterle bir alıp veremediği var bence.
O yüzdendir Jacks kesinlikle mutlu sonu hak ediyor.
Kitabı okumaya başladığımda kısa sürede bitiririm dedim ama birkaç güne biter diye düşünmedim ki yeri geldi bir günde sadece 10 sayfa falan okudum. Gece azıcık okuyup yatarım dedim, baktım az kaldı bitmesine, heyecanlı da devam ediyor hop bitirdim. Bu kadar akıcı işte kitap. :)
O yüzden kesinlikle öneriyorum ve her yaştan okuyabilirsiniz. Yetişkin içerik yoktur. ;)




Kitaba Puanım 5/4^^



Alıntılar^^



Evangeline genelde, Sonsuza dek mutlu yaşarlar, derdi. Onca badire atlattıktan sonra çoğu karakterin bunu hak ettiğine inanıyordu.


*****


Kupa Prensi'ni hiç öpmemişti ama onunla pazarlık yapmanın da ölümcül öpücüğünden farksız olduğunu öğrenmişti; sihirli ve son derece yıkıcı.


*****

Oysa şimdi aşkın sürekli yeni düşmanların ortaya çıktığı ve bitmeyen çatışmaların yaşandığı bir savaşa benzeyip benzemediğini düşünüyordu.


*****


"Beni hala sadece bir araç olarak mı düşünüyorsun?"
"Seni hiç düşünmemeye çalışıyorum."


*****


"O zamandan beri, öptüğüm her kız öldü, biri hariç. Ve o kız sen değilsin."


*****


Ama Evangeline aşkın mantıklı olanını değil, hissedebildiği, içinde mücadele etme isteği uyandıran ve imkansızı oldurma umudu yeşertenini istiyordu.







Diğer yazılarımda görüşmek üzere, sevgiyle ve sağlıcakla kalın^^











Tek Dileğim Sensin//Lauren Asher Kitap Yorumu^^

 Selamlar^^
Geçenlerde BCP yazısından 2025 yılının enlerini yazdım, onu yazarken okuduğum kitapları bakınca çokta ahım şahım kitap bulamadım, bu da beni üzdü açıkçası. Sonra şöyle tam zamanına uygun, kısa bir kitap ararken buna denk geldim. İlk çıktığından okuduğum bir yorumda çokta güzel olmadığı söylenmişti ama ilk satırları okurken neden olmasın dedim ve o gece başladım. Kitap 220 sayfa ve ben o gecesi tam tamına 110 sayfa okudum. :D Buna mı övünüyorsun diyebilirsiniz. Arkadaşlar ben günde elli sayfa kitap okuyorsam öüpü başıma koyuyorum, bu benim için çok güzel bir gelişme. :D
O yüzden konamayalım lütfen :D
Çok fazla geç olunca bıraktım ama kitapta aklım. İkinci gece kitabı direkt bitirdim ve bayıldımmm


Eski sevgilimle evleniyor olsa bile kız kardeşimin nedimesi rolüne bürünmek kolaydı.

Ama sağdıcıyla iyi geçinmek? Geçmişimizi düşününce bu neredeyse imkânsız görünüyordu.

Elbette, Luke Darling inanılmaz derecede yakışıklı, inadı inat biriydi ama onun kibar ve yardımsever hâlleri bende şüphe uyandırıyordu.

Her ne kadar beni aksine inandırmak için elinden geleni yapsa da buna kanmayacaktım.

Ona, eski sevgilimin yakın arkadaşı olduğunu hatırlatmak gerekiyordu.
Kendime de içten içe onunla ilk tanışan kişi olmayı dilediğimi…
Luke
Sağdıç olarak görevim epey basitti.

Fakat küçük bir sorun vardı.

Gelinin nedimesi Catalina Martinez’den köşe bucak kaçarken bir anda onun yanında olmayı isteyeceğimi hiç düşünmemiştim.

Kardeşinin düğünü sebebiyle bir aylığına Wisteria’daydı ve yeni yılla beraber buradan gidecek olması onu elde etme planlarıma taş koyuyordu.

Onu benimle çıkmaya ikna etmek için bir Noel mucizesi gerekse de benim hedefim daha büyüktü.

Onu kendime âşık etmeye kararlıydım.

Noel âşık olma mevsimiydi… Bu konuda risk girmeyi göze alan tek kişi ben olsam bile.


Catalina, kısacası Cat gezgin hemşiredir. Kasabasına kardeşinin düğünü için gelince bir süreliğine de burada çalışmak durumunda kalır. Aslında düğüne katılmak ona zor gelecektir, çünkü kardeşinin müstakbel nişanlısı Cat'in eski sevgilisidir. Kardeşi ile aralarında ne yazık ki soğukluk vardır ve Cat'i üzmektedir.
Düğün için hazırlıklar yaparken bir de damadın en yakın arkadaşı Luke ile uğramak zorunda da kalacaktır. Cat'in mizacı sert olduğu için kimse yanına yaklaşmaz ve sürekli yalnızdır. Buna rağmen Luke'un tavırları onun o sert halini yumuşatırken beraber bir yola girebilecek midir?
Cat yazdığım gibi çok soğuk bir karakter ve eski sevgilisi yüzünden nasıl davranırlar diye sürekli diken üstünde olması beni üzdü. Annesi de destek olmayınca tek kalan Cat bu yüzden gezici hemşire olmuş mesela. Bu arada bu eski sevgili mevzusu çok abartacak bir şey değil. Sadece ufak bir flörtleşmeden ileri gidilmemiş bir şey olduğunu zaten arada söylüyor yazar. Bu yüzden bu tarz tabularınız varsa bu kitap çok abartacak kadar değil, o yüzden rahatlıkla okuyabilirsiniz. :)


Luke arkadaşının sağdıcı olduğunda her şeyin rahat geçeceğini hiç düşünmemiştir, çünkü ona sürekli sert davranan, onunla atışan Cat gelinin ablasıdır.
Ne zaman onunla konuşsa iş atışmalara kadar gitmektedir, bu seferde işi ne kadar zor olsa da yine de Cat'in büyüsüne kapılmaya devam eder.
Luke çok tatlı bir karakterdi, hem arkadaşını düşünüp hem de Cat ile nasıl randevulaşır onu çözmeye çalışırken ki çabaları çok tatlıydı. En çok şu lego mevzusu beni benden aldı.
Sırf Cat ile beraber lego yapmak için çok pahalı ve büyük bir lego alır.
Yani arkadaşlar seven insan her türlü çabalayıp, sevdiği belli ediyor.
Sonrasında da zaten Cat için çok fazla şey yaptı. Bir de sırf görüşmek için dinlenme odasına kahve makinesi olması>>>>>
Daha ne olsun arkadaşlar, DAHA NE OLSUNNN!!!! <3


Kitaba ilk başladığım zaman dedim kız kardeşi sevmeyecek gibiyiz belli ki. Çünkü konuyu okuyunca sanki ablasından sevgilisini çalmış gibi geldi, neyse ki öyle değildi. Yukarıda da dediğim gibi tam adam tam kız kardeşle olacakken tesadüfler derken Cat ile oluyor ve yine dediğim gibi aralarındaki ilişki uzun boyutluda değil zaten. Bu yüzden kız kardeş ve nişanlı beyi çok sevdim. Zaten Cat'in sürekli tetikte kalması ve onları gözlemesi ve sonunda onların aslından birbirlerini nasıl sevdiğini görmesi hem kendisini hem de bizim içimizi rahatlattı. :D
Bu yüzden önyargılı başlamamanızı öneririm^^

Yazarın diğer serilerini ve diğer serinin ilk kitabını okudum. Milyarder serisini severim, kalemi o kadar akıcı ki düşünün 500 küsurluk sayfası kısa sürede okumuştum. O yüzden bu kitabı da iki günde bitirmiş olabilirim. Zaten geç olmasaydı zaten bir günde bile biterdi kitap, o derece akıcı aa dostlar. :D
Tabii yazarın diğer serisini sevmediğim. Dedim F1 kitabı, güzel olur falan ama yok ya beğenmedim.
Ama Dreamland Milyarderleri serisi güzeldir. :)
Burada da ilk defa bu tarz bit kitap yazmış, smut falan yazmayacakmış ama yine yazmış. Yazmasaydı daha tatlı olurdu ama azıcık var işte. Ona göre okuyun derim. :)


Tam puanlık bir kitap değildi ama çok sevdim. İlk kötü yorum okudum dedim ya, gittim 1000 kitaptan yorumlara baktım, çoğu okuyan hiç sevmemiş. Pardonda ne bekliyordunuz? :D Yaa tamam yılbaşı kitabı ama kitapta o tarz yok, ondan sevmediniz ama adamın aşkı için yaptıkları, hiç olmasın o lego mevzusuna var yaa bayıldımmm. Neden sevmediklerini cidden anlamayacağım. :D
Bu kadar yorumdan sonra alırsınız artık. Ve itiraf ediyorum, kitabı ilk e kitap olarak okudum, sonra hemen ikinci elde uyguna bulup aldım. :) Sonra gittim bir takipçime sıfırını aldım ve hediye ettim. :D Canı sağ olsun, keyifle okusun^^
Not: Neden bir puan kırdım diye sorabilirsiniz. Sebebi çiftimizi daha fazla yazabilirdi, ben onları daha böyle lego yaparken, beraber randevuya çıkarken okumak isterdim. Çok çabuk o kısımlar geçti. :/




Kitaba Puanım 5/4^^




Alıntılar^^


“Bana hayranlık duyduğunu tahmin etmiştim.”
“Öyle olmayan biri var mı ki?”
Evet. Sen.


*****


Bu gece Catalina Martinez’i sadece bir kez değil iki kez gülümsetmiştim ve bunu tekrar yapabileceğim zamanı iple çekmeye başladığıma göre hapı yutmuşum demekti.


*****


“Bu kötü bir fikir mi?”
“İlk buluşma için yedi yüz dolarlık bir LEGO seti mi aldın?”


*****


Hiç tereddüt etmeden, “Ben de katılabilir m iyim ?” diye sordum. Bu parranda denilen şey Catalina’yı böylesine mutlu ediyorsa sırf onun için bunun bir parçası olmak isterdim.







Başka yazılarımda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^








23 Aralık 2025 Salı

Deli Divane//Nehir Erdem Kitap Yorumu^^

 Merhabalar^^
Bu yaz sonu arkada ses olsun diye izlediğim Türkçe yaz dizisi sayesinde aldığım kitabı sonunda okudum. Evet, evet o dizi İnadına Aşk. Yıllar önce yayınlanan ama kıymeti bilinmediği için kısa sürede yayından kaldırılan güzel dizi. İşte o diziyi izlemeye başladıktan sonra bir yerde kitabın aynı İnadına Aşk'a benziyor dedi. Hemen sepete ekleyip aldım, uygundu da o zaman. Hatta ben dayanamadım gittim yazarın diğer serilerini de aldım. Meğer bunlar bağlantılıymış, gittim ikinci el başka kitabını aldım. Kısacası aldım da aldım. :D Ama gittim Deli Divane kitabından başladım, meğer asıl kitap Huysuz ve Ruhsuz kitabıymış. Onu da sonra okuruz artık, azıcık spoiler yedik ama idare ederiz artık. :D



"Susmadığın her an, seni öperek susturacağımı söylemiştim Yeliz! Ve bunu yapmaktan asla çekinmeyeceğimi biliyorsun, aksine bu bir zevk olacak..." Bir yanda Karadeniz gibi bir adam: Hırçın, öfkeli, mert… Diğer tarafta başına buyruk bir deli kız: İnatçı, sevimli, çenebaz… "Benim ilk aşkım sensin Memet... Kalbim ilk defa sana attı ve Allah şahidimdir en son yine sana atacak..." Ve doludizgin giden bir aşk: Karadeniz kadar hırçın, yaylalar kadar özgür, İstanbul kadar tutkulu…


Yeliz yeni ayrıldığı işinden sonra ailesi ile vakit geçirmek isterken bir anda abileri kendisini gaza getirip önemli bir anlaşma için il dışına gönderir. Orada işleri halledip hemen dönmeyi düşünürken bir anda odun patronlar denk düşünce işler karmakarışık olur.
Yeliz tam bir Defne'ydi. Onun gibi çok konuşuyoruz, onun gibi çok güzel seviyor ve dibine kadar gururlu. Hemen gaza gelip başka bir ile gitmesi ve hemen her şeye inanması aşırı komik ve bazen saç baş yolduruyordu.
Ama Yeliz'e çok üzüldüm, en çokta çooooook sinir olduğum yerde.
Sonradan çektiriyor birilerine ama istediği kadar çektirsin umurumda bile değil. O hiçbir şeyi hak etmiyordu.


Mehmet, Trabzon'un en iyi otellerini işleten Mehmet yakın zamanda yapacağı yeni yer için bir inşaat şirketiyle çalışması için yetkililerle görüşmek zorundadır.
Sürekli bozulan arabasıyla yolda kaldığında, oraların halkından olmayan, sinirli bir kızla tanışır. Baştan onunla eğlenmek isterken bir anda kendini ona kaptırmış olarak bulur.
Keşke kaptırmasaydı.
Malakas Mehmet, yaptıklarından sonra ne yaparsa yapsın hiçbir şeyi hak etmiyordu. Salak sadece özür dileyecekti ama halen daha beni anla, ben özür dilemem ama seni anlıyorum falan filan dedi durdu. Yani kitap romantik olduğundan illa ki mutlu sonla bitmesi gerek ya bir yerden sonra işler düzeldi ama, amaaaa yeminle sinirim tepeme çıktı da çıktı.
O yüzden Mehmet hakkında güzel bir şey yazamayacağım.

Diğer karakterlerden Yeliz'in yaylada tanıştığı arkadaşının kitabı yok, onunda ilişkisini okumak isterdik am yazar gösterdi ama okutmadı. :D Onlar daha iyiydi sanki. Yazarın kitapları çok karışık, o yüzden hangi kitap neyi anlatıyor bilmiyorum.
Yeliz'in abileri İnadına Aşk dizisindeki Toprak ve Çınar gibi ama değil de. Çünkü burada Yeliz İstanbul'lu, Mehmet Trabzon'lu.
O yüzden abiler daha açık fikirliydi ki zaten bazı şeylerde yapılmış gibi gibi. Orası aşırı saçmaydı yaa, ne gerek vardı? :D

İlk olarak yazar watty'nin o en meşhur zamanında yazdığı o kadar belliydi ki, yani argodan geçilmiyordu kitap. Tamam bir yere kadar dayanılırdı ama her yerde de olmaz arkadaşlar. Bir de bu karadeniz yaylasında kalan nenelerin hepsinin mi ağzı bozuk olur be?
Hem çok komikti hem de aşırı rahatsız ediciydi. Bir de aşırı rahattı yaa, o kadar çok açık seçik konuşuyordu ki yeter dedim be yeteeeer -_-
Zaten nenemize çok kızdım, torunundan bir farkı yoktu, başta dedim tamam nenede bizden ama sonra bir şey dedi beni benden aldı.
Torununun kime çektiği belli.


Kitabı o hatayı bir şekilde daha güzel şeye bağlayıp, en azından özür dileseydi tamam der kitaptan aşırı keyif alırdım ama o kısımdan sonra cidden kitap istediği kadar baş yapıt olsun ama yok yani o olay beni kitaptan aşırı soğuttu?
Peki neden yarım bırakmadım?
Çünkü malakas Mehmet sonlara doğru özür dilemedim, zaten kitabın bitmesine az kalmıştı.
Yani bakın o mevzuyu halen daha atlatamadığım için kitabın güzel olan yerlerini yazmıyorum bile.
İnadına Aşk'a benzemesi çok güzeldi mesela, tamam onun gibi değildi ama okuduğunuzda aa bak burası diziye benziyor diyorsunuz. Bu çok güzeldi. Eğer malakas Mehmet malakaslık yapmasaydı kesin kitaba tam puandan bir eksik verebilirdim bile, sonradan güzel sevdi mesela.
Evlenme olayları da çok güzeldi.

Kitaba genel yorumum böyle, o kısma kadar sevdim derken kitap tam tersi oldu. Yani bu ahlaka bile tersken yazarın böyle yazması aşırı saçma geldi bana. Neden yani neden böyle bir sahne yazıp sonunu saçmalığa bağlarsın. Bir de bir kadının bu kadar argo yazması hiç hoş değildi.
İnşallah diğer kitapları bunun gibi değildir.
Ve yazara aldanmayın, kitapta smut sahneler vardı. Ona ayrı şaşırdım. Tamam İnadına Aşk'a baktığımızda kitap normal geliyor ama o zaman çok nadirdi böyle yazmak.
Şimdi yazmazsan kitabın çıkmaz.




Kitaba Puanım 5/3^^




Alıntılar^^


“Harika…”
“Güzel…”
“Kapa kapıyı…”
“Çıkarsan kapı’ycam…”
“Bırakırsan çıkıcam…”
“Tutan mı var?”
“Var…”
“Kim?”
“Gözlerin…”


*****


"He he yaladım yuttun, birak birak... Şimdi sakun ağlama...
Ben tek başina bir bombayum. Sen tek başina bir bombasun. Şimdi bi düşün... Senlan ben bir olursak n'olur?" Kıkırdayan Yeliz yanaklarını kaşındıran yaşlan silerek sordu.
"Ne olur benim tontişim?"
"Deli misun kızum? Ortalukda toz duman kalmaz, savrulur. Sonra bi bakmişuk bizum uşak uçayi havada fir fir tir..."




Başka yorumlarda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^








22 Aralık 2025 Pazartesi

Zehr-i Bal//Sezgin Irmak Kitap Yorumu^^

 Selamlar^^
Bundan yıllar yıllar önce ilk çıktığından konusundan, kapaklarından dolayı çok almak istemiştim.
Aradan yıllar, yıllaaar geçti ve sonunda çok iyi indirimden aldım.
Kitapların tanesini 40-45₺'ye aldığımı düşünün, ha işte öyle bir indirdi. Şu an indirim devam ediyor mu bilmiyorum ama linki eklerim^^
Kitap beklediğim gibi güzeldi, heyecanlıydı, akıcıydı ama kitabın bazı yerleri çok şaşırttı beni. Bu kadar beklemiyordum açıkçası ve keşke olmasaydı dedim.



Aşk... Tarih... Polisiye...
1870 yılında başlayan çarpıcı ve sürükleyici bir aşk hikâyesi...
Dönemin Üsküdar Kadısı Rauf Efendi'nin güzeller güzeli biricik kızı Gülpare ile ailesini çocuk yaşta kaybetmiş, bıçkın bir delikanlı olan Kalaycı Hamza'nın yolları bir adakla kesişir. Aşkın zehri ilk görüşte onları sararken hesaba katmadıkları bir şeyler vardır: Sultan karşıtı bir isyan, gizli bir aşk ve acı kayıplar.
Sultan'a sadakatiyle bilindiği için başı belada olan Rauf Efendi'nin hayatını şans eseri kurtaran Hamza da artık topun ağzındadır. Kadı'nın gözüne girmeyi başaran Hamza, yanına aldığı yeni dostu Rıfkı, Gazi Berber Selim ve Turşucu Bekir ile bu olayı gün ışığına çıkarmaya çalışacak ve Kor Cevat ile adamlarını alaşağı etmek için savaş verecektir.
Bir yanda yüreğini kuşatan Gülpare'nin aşkı; diğer yanda ortasında kaldığı bir isyan...
Ancak kader zaten en başından yazılmıştır.


Karakteri ayrı ayrı yazmayı düşünüyorum, çok fazla detay yok çünkü. O yüzden toplu halde, kısacık yorum yapmayı düşünüyorum. :)
İlk olarak Gülpare. Evin tek çocuğu olduğundan annesi, babası ve teyzesi sayesinden el bebek gül bebek büyütülmüştür.
Bir gün yapmak istediği şeyin olması dolaysıyla bahçesindeki bütün güllerden gül şerbeti yapar ve Cuma namazından sonra dağıtacağını söyler.
Güzel bir adak olması için içecekleri bardakları da özel yaptırmak isteyen Gülpare çarşıda gittikleri kalaycıda gördüğü delikanlıya il görüşte aşık olur.
Annesi ve babasını bir yangından kaybeden Hamza kulakları duymayan çırağıyla beraber kalaycıda yatıp, kalkar. Bir gün hiç ummadığı bir güzellikten sipariş alınca sırf onunla daha fazla vakit geçirmek isterken bir anda kendini sorguda bulur.
İlçesini ve sultanının seven Rauf Efendi nereye gitse orayı güzelleştiren kadıdır. İyi işler yaptığı için sürekli hedef halindedir ama bu sefer işler daha da karışacaktır.


Esas karakterlerimiz bu üçlü ama başka karakterlerde vardı. Yine de olaylar bu karakterlerin etrafında geçince sadece onlardan bahsetmek istedim.
Tabii bazı karakterimizin de çok önemli yerlerde, çok önemli olayları oldu. Onları şimdi yazmayayım, spoiler olur falan. Sadece bazısında çok şaşırıp, bazısında olmaz olsaydı diyeceksiniz. :D


Kitabımız hem aksiyonu bol tutmuş, hem sevdayı. Ama Hamza'nın önceki zamanlarda yaptığı şeyi çok onaylamadım açıkçası. Tamam o zamanın babayiğitleri, uçarı delikanlıları ama bu da bir kitap, hayal ürünü. Hamza'yı bazı şeylere bulaştırmasaydı yazar Gülpare olan sevdaları daha güzel işlenebilirdi.
Haa yine çok güzel işlendi ama o kısımları düşününce gereksiz buldum açıkçası.
Bir de Gülpare'nin pimpirikli ailesi kitabı çok boğdu ya. Tamam o zaman yaşananlar şimdi ki gibi değil, çok sıkılıyormuş kız çocukları ama bunlara sırf aşık oldu diye karalar bağladılar. Aşırı gereksiz tepkilerdi. Bir de Gülpare'ye yaptıkları(falcı vs) Tam annesi ve teyzesinden çektik derken bazı yerlerde Rauf Beyin saçmalaması ise komikti. Hamza ikide bir suçlanır konuma geldi, yazık. :D
Yani bu kısımları atarsak kitap gerçekten güzeldi.


Klasik kitap okurum, az çok nasıl kitaplar ya da olaylar olduğunu bilirim ve kitapların tam o zamanda yazılması da ayrıca bu kitaplardan farklı ama bu kitapta sanki o zaman yazılmışta, günümüze gelmiş gibiydi. Ben çok sevdim bu olayı, keşke nasıl yabancılar hsitorical tarzda çıkarıyor, biz de Osmanlı zamanlarında geçen kitapları çıkarsak. Yani azıcım bilgim olsa ben yazarım :D
Şaka bir yana cidden sektörde olması gereken konular bunlar. Ve bu tarz bildiğiniz varsa öneri olarak bekliyorumm
Kitabımızın sonu fena bitti, arayı fazla açmadan devam etmek istiyorum inşallah^^




Kitaba Puanım 5/4^^



Alıntılar^^


"...Müslüman kadının zevcesine verebileceği en büyük armağan, kimseye lütfetmediği samimi gülüşüdür."


*****


"Nimetlerin üzerinde her faninin adı yazar ve sadece o kişi nimetten faydalanır,"


*****


"Sana tek söyleyeceğim söz şudur ki bir kovada sadece tek bir kraliçe arı olur. Yürekte ikincisine yer yoktur," dedi Halim Efendi.
"yoksa..."
"Yoksa bal olmaz değil mi?"
"Bal zehirlenir evlat!"







Diğer yeni yorumlarda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^

















17 Aralık 2025 Çarşamba

Çikolataca Konuşur Musun?//Cas Lester Kitap Yorumu^^

Merhabalar^^
Normalde böyle kısa, çocuk ya da klasik kitaplara yorum yapmıyorum. Bunları Instrada paylaşıyorum ama bu kitaba özellikle, kısada olsa bir yorum yapayım dedim.
Yıllardır, kimden aldığımı bilemediğim kitap kitaplıkta duruyordu, konusu hoşuma gidiyordu ama sırası gelmiyordu. Sonunda, Bülbül Kapanının yanında okuyayım dedim. Hızlı okunan, çocuklar ve gençler için on numara kitaptı.



Jaz, okulun yeni öğrencisi Nadima sınıflarına geldiğinde çok sevinmişti. En sonunda bir sıra arkadaşı olacaktı. Tek sorun Nadima’nın tek kelime bile İngilizce konuşamamasıydı. Nadima Suriye göçmeniydi. Jaz kısa sürede Nadima ile iletişim kurmanın bir yolunu bulur: Çikolata!  
Jaz, arkadaşları ve ailesiyle ilişkilerinde; disleksi olduğu için de bazı derslerinde zorluklar yaşayıp hatalar yapsa da bu durumu düzeltmek için daima çaba gösteriyor. Nadima ile arkadaşlıklarında onları farklı kılan değil birleştiren şeyler üzerine yöneliyor.  
Ailesiyle birlikte Suriye’deki iç savaştan botlarla kaçıp İngiltere’de bombalardan ve silahlardan uzakta yeni hayatına uyum sağlamaya çalışan Nadima ve Jaz’ın çok özel dostlukları okuyucuları gülümsetirken bazen de savaş ve mültecilik gibi hassas konular üzerine düşündürecek.  
Çikolataca Konuşur Musun? arkadaşlığın dilinin kelimeler değil anlamlar olduğunu ve farklı diller konuşmanın, farklı kültürlerden gelmenin arkadaşlığın önünde engel olmadığını gösteren sımsıcak bir arkadaşlık hikâyesi. 


Çocuk kitabı olduğu için çok fazla karakter detayı vermeyeceğim. Yani klasik yorumlarım gibi olmayacak.  Jaz tam yaşına göre okul hayatı ve arkadaş dertleriyle uğraşırken sınıfa yeni öğrenciye yardım etmek ister. Çünkü yeni öğrenci İngilizce bilmiyordur. Jaz’de bir şekilde iletişim kuramaya çalışır ama hem sınıftaki arkadaşların söyledikleri yüzünden bocalar hem de nasıl iletişim kuracağını bilemez. O yüzden o da çikolata vererek arada bir arkadaşlık başlatır. Nadima ise bilmediği bir ülkeye, okula ve sınıfa girince bocalar ama Jaz ile tanıştıktan sonra bir şekilde yeni yaşamına adapte olur.
Ama başlarına neler gelir neler.
Burada bazı kısımlarda Jaz’i o kadar iyi anladım ki ona yapılan haksızlıkta bile onun kadar sinir oldum.
Mesela bir stand açıyorlar, hemen gelip ceza veriyorlar. Ya bi uyar, bir de ki yapamazsınız. Yazar böyle bir müdüre yazmayı neden istemiş anlamadım.
Bu sadece tek vukuat değildi, sonrasında soy ağacı mevzusunda da Jaz haklı olmasına rağmen yine uyarısı çok saçmaydı. Bu yüzden Jaz’in yalnız kalmasını o kadar iyi anladım ki okurken cidden delirdim.
Sonra iyi göstermeleri çokta umurumda değil açıkçası.


Jaz disleksi, bunun üzerinde durması ve iyi taraftını göstermesi çok güzeldi. Bu konuda sıkıntı çeken herkesin bu kitabı okumasını öneririm.
Bir diğer şey ise Nadime’nin göç etmesi ve yaşadıkları.
Şu an dünyada olan o kadar olaylardan sonra o kadar anlamlı geldi ki kitap iyi ki şimdi okumuşum dedim. Bu yüzden de herkese öneriyorum.

Kitapta geçen Türk lokumu, onun yapılışı ve sonda onunda tarifini vermesi çok tatlıydı. Dostlukları çikolata ile başlayıp, Türk okumu ile mühürlenmiş oldu.
Sadece biraz daha Nadime’ye ne oldu öğrenmek isterdim. Devamındaki gelişmeleri merak etmedim değil.
Kısacası severek okuduğum, bazı yerlere kızdığım ama genel olarak anlamlı bulup, sevdiğim bir kitap oldu. Ve iyi ki şimdi okumuşum. :)



Kitaba Puanım 5/4^^




Alıntılar^^


Arabada cadde  oyunca giderken diğer evlere baktım ve bunun garip olduğunu düşündüğümü hatırladım. Onlar da herkes gibi sıradan bir caddede, sıradan bir evde yaşayan sıradan insanlardı. Ama herkes gibi değillerdi, değil mi? Nadima'nın hikayesi sıradan değildi, değil mi?
Ve kimse bilmiyordu.







Yeni yorumlarımda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^









13 Aralık 2025 Cumartesi

A Hundred Memories//Kore Dizi Yorumu^^

Selamlar^^
Yine ve yeniden güzel bir dizi yorumuyla sizlerleyim. İlk çıkacağı zaman merak ettiğim diziyi bitirdim. Güncel izlememek için beklerken bol bol spoilerda yemiş bulundum, gerçi kendi hür ve irademle o spoilerı yedim ama olsun. Yine de diziyi etkileyecek bir şeyler değildi. :)
Haa aksi olsaydı izler miydim, çok bilemedim. İçeriği bilmediğim için izlemezdim gibi. Neyse ki başladım ve bitirdim.
Nostalji dizileri seviyorum, Kdramada olanları daha çok seviyorum çünkü daha çok bizden gibi davranıyorlar. Reply serisi gibi. 
Bunuda o yüzden çok izlemek istedim.
Konusu aslında çok farklı değil, bazı kısımları klişe ama yaşananlar diğer dizilere göre farklıydı.
 


Konusu;

1980'lerde geçen A Hundred Memories, kaderlerindeki kişiymiş gibi görünen bir adamla iç içe geçen iki kadın otobüs şoförünün dostluğunu konu alıyor.


Güney Kore Sineması sitesinden alıntıdır.




Kim Da Mi//Koh Young Rye^^
Ailesinin yaşadığı zorluklar yüzünden okumadan iş hayatına karışan Young Rye otobüs muavinliği yapmaktadır. Evinde değil, iş yerinin verdiği yerde kalan Young Rye tek odada bir sürü iş arkadaşlarıyla kalır. Bir gün otobüste başına gelen olayladan sonra en iyi arkadaşı ile tanışır.
Aynı iş yerinde en iyi arkadaşıyla çalışan Young Rye onunla beraber geceleri liseyi bitirmek için okula giderler. İşte bu zamanda tanıştıkları yeni arkadaşlar sayesinde hayatları daha da değişir.
Kim Da Mi her rolü en iyi şekilde oynayan iyi oyunculardan biri olduğunu bu dizide gösterdi. İlk izlediğim dizisi Our Beloved Summer. Henüz final yapmaladığım için ne yazık ki yorumu blogda yok, en kısa zamanda onuda bitireyim inşallah.
Orada çok sert mizaclı bir karakteri oynuyordu, onu izledikten sonra buradaki rolüne o kadar şaşırdım ki dedim işte bu oyunculuk. O yüzden daha da hayran kaldım ama bir daha bu tarz bir rolü kabul etmesin lütfen. Karakter o kadar mıymıydı ki sinir uçlarımla oynadı. :D
Şöyle anlıyoruz, iyi olan herkes mıymıydır. :D
Şaka bir yana böyle karakterleri çok sevmem, tamam cadı gibi ol diyen kimse yok ama bu kadarda olma yani. Yine de bu kadar mıymıy oluşuna rağmen itirafları falan güzeldi. :) Ve arkadaşı için bir sürü şeyden vazgeçmesi daha da güzeldi, zaten dizinin amacı arkadaşlık üzerine olduğundan bunun için yaptıkları daha anlamlıydı.




Shin Ye Eun//Seo Jong Hee^^
Geçmişini arkasında bırakıp yeni hayatı için yeni iş ararken ilk durağı otobüs muavinliği olur. Burada ailesinden görmediği sevgiyi gören Jong Hee’nin ne yazık ki geçmişi peşini bırakmaz.
Bu sürede hayallerine kavuşmak için gece okuluna giden Jong Hee bu sebeple tanıştığı kişiyle ilk aşkını yaşamış olur.
Hayatları tam yolunda giderken bir anda yaşanan trajediden sonra başka bir yere savrulan Jong Hee ne yapacağını bilemez.
Kendisini ilk Yumi’s Cells ikinci sezonda izlemişim ama kız çok değişmiş. O yüzde hiç hatırlamadım, zaten o dizide çok sinir olmuştum. Sonradan Rookie Cops’da izlemişim, orada da hatırlamadım ama kız çok tanıdık geliyor. Bir de kız çok güzel. Yani her dizide oynama olasılığı var gibi.
Burada da dedim bir yerden sonra kötü bir karakter olacak, ona da müsait açıkçası. Neyse ki olmadı, evet bu spoiler olabilir ama sırf bu düşünce yüzünden diziyi bırakmamanızı öneririm. :)



Heo Nam Jun//Han Jae Pil^^
Ailesi zengin olmasına rağmen yine de zorluklar yaşayan Jae Pil kendi halinde, derslerle çok ilgilenmeyen ama boksta sürekli antreman yapıp, bokslara katılır öğrencidir. Lisede okuyan Jae Pil ve arkadaşı bir gün kör randevuya çıktığı an hayatına girecek olan insanlardan bir haberdir.
Şöyle ki kendisi lise öğrencisi için baya yaşlı durmuş. Yani bütün kdrama oyuncularının öğrenci olma potansiyeli var ama bazısı olmuyor, çok zorlamaya gerek yokturdur bence.
Yine de dizimizdeki bir partneriyle o kadar yakışmıştı ki acilen başka bir dizi daha istiyorum, basın tanıtımındaki o halleri neydi. Alev aldı oralaaaar. :D
Sert tipiyle bir çok mafya dizilerinde oynayabilir ama bence romcom dizilerinde daha iyi olur gibi. Böyle ceolu, başkanlı dizilerde oynaması güzel olurdu. :D
İlk defa burada izledim, oyunculuk olarak nasıl olduğunu pek anlamadım. Karakteri çok donuktu, belki de o yüzden pek anlamadım.



Kim Jung Hyun//Jung Hyun^^
Sen neden bu dizide vardın yaaaa, resmen ikinci erkek sendromu yaşadım arkadaşlar. Çok kırdılar, hem benim kalbimi, hem bu arkadaşın kalbini. Bence kendisi hak etmişti.
Kendisi Young Rye’nin abisinin en yakın arkadaşı. Öyle düşünün ki abisinin zor zamanlarda bulunması gerekirken bir anda kendisi yardıma koşuyordu.
Bu yüzden ben senciydim kardeş. Bir de adamı o kadar gözden çıkarmışlar ki ismini değiştirmeye bile tenezzül etmemişler.
Bu adam ne zaman hak ettiği rolü oynayacak…




Lee Won Jung//Ma Sang Chul^^
Jae Pil’in en yakın arkadaşı olan Sang Chul en iyi arkadaş ödülünü alabilir. Hem neşeli, hem her türlü desteğini gösteren ve ilerleyen zamanda fedakarlık yapan tam bir iyi kalpli yakın arkadaştı.
Çok tatlıydı, çok eğlenceliydi. Son kısımda olana şaşırdım açıkçası, keşke başta olsaydı. Bence olmamıştı onlar ya.
İlk defa burada izlemişim, önceden izlediğim bir dizide oynamamış. Ama bu yeteneğini ve yakışıklılığını gizlememeli. :D



Jeon Sung Woo//Koh Young Shik^^
Young Rye’nn abisi olan Young Shik hukuk okumaktadır. Okul masrafları yüzünden ailesine destek olamayan Young Shik ne yazık ki istemese de ailesi tarafından ayrımcılık yapılır. Kız kardeşi hayallerinden vazgeçip, çalışırken kendisi okumuştur ve annesi sırf okusun diye oğlunu el üstünde tutar.
Bence daha çok ekran süresi almalıydı, hele olma olasılığı olacak kişiyle olsaydı daha güzel olurdu ama senarist neden saçmaladı bilemiyorum cidden.
İlk defa bu dizide izledim ama sanki tanıdık geliyor ya. Baktım dizi geçmişine hiç tanıdık gelmedi. :D



Park Ji Hwan//No Sang Shik^^
Yani dizi hayal ürünü ve kendisi oyuncu olduğu için ismini yazdım yoksa hak etmiyordu bence. Zaten kötüsün, otur oturduğun yerde, ne diye ortalığı karıştırdın herif???




Otobüste çalışan diğer muavinler. Yani Young Rye ve Jonh Hee ile oda arkadaşı kendileri. O kadar çoklarki isimlerini yazmadım, siz gidin Asianwiki’den bakınız. :D
Başlarda illa ki odada patron vs vardı ama zamanla bunun değişmesi, yardım etmeleri o kadar güzeldi ki. Ama iki arkadaşa çok üzüldüm. Birinin başına gelen, diğerinin ise yapmaması gerekeni yapması ve sonucunda olanlar daha da üzdü ya. Bence o onu yapmamalıydı. :/
Baştaki ablamız dışından diğerlerini ilk defa izledim. O da Reply 1988’de oynamıştı, oradan hatırlıyorum.




Resimler^^



Kim Da Mi dizi gereği saçlarını böyle kesmiş ama aradan yıllar geçince saçı uzamıştı. Öyle bir kaynak yapmışlardı ki hiç güzel olmamıştı. Düşünsene dünyanın en iyi kozmetik ülkesinin ama kuaför becerin sıfır. :D



O hiyerarşi mevzusu beni sinir etti ama bu arkadaşların takmaması güzeldi sdfghjkl



Üvey kardeşi olsa da ona olan sevgisi çok güzeldi. 


Baya yakışıklı kendisi sdfghjklş





Şu sahnelerin hep editlerini gördüm, her editte Young Rye’i birileri ile shipliyordum. :D



Bu azıcık bir spoiler olabilir.
Ve sizde anlamışsınızdır zaten.





İşte o aşk üçgeni fotoğrafı.
Ama oğlan hangisini seçecek?



Bu sahne çok kalp kırdı, baştada bizim…




Şu kaynağa bakın ne olur, o kadar kötü ki izlerken gözlerim kanadı dfghjklşi


Sen ve ben bunları hak etmedik Jung Hyun… :/





Nasıl yakışıyorlar ama^^
Kesin bir romcom gelmeli bunlardan, ben bayıldım bu çifte <3
Ay bir de kamerala bir oynuyorlar, sanırsın sevgililerde naz yapıyorlar. Bir gif vardı, spoiler olur diye eklemedim ama o kısmı kaç kere izkedim saymıyorum bile. :D 







Gifler^^




Lise olmamış iste, şu hale bakın. Tam karakteri bu işte sdfghjkl


Bakın şimdi Kim Da Mi’de güzel kız ama bu kız daha da güzel. Hatta son kısımdaki bazı sahnelerde hak ettiğini aldı. Spoiler olmasın diye söyleyemiyorum ama bence her şeyiyle hak etti.



Bu sahne çok güzeldi ya, Young Rye’nin neden aşık olduğunu anlıyoruz.



Yukarıdaki gençliği, aşağıdaki jeton düşen yetişkin Jae Pil. :D


Sen daha güzellerini hak ediyordun, yani beniii sdfghjkl










Anlayana çok anlamlı bir sahne ama bazıları kör asdfghjkl













Hey maşallah, dizi dizi değil mankenlik ajansı gibi asdfghjk





-Spoiler Alarmı-


Şimdi arkadaşlar iki dostun arasına aşk girmedi çok şükür, girseydi dizi saçmalardı. Aralarına birbirleri için yaptıkları fedakarlık açtı. Bu yüzden araya aşk girmemesine sevindim.
Yıllar geçtikten sonra Young Rye’in Jae Pil ile arkadaş kalması, aileleri arasındaki her şeyin değişmesi ve birbirlerine destek olması çok güzeldi.
Tabii duygular unutulmuyor ama Young Rye aradan yıllar geçmesine rağmen Jae Pil’e açılmaması ve ondan beklemesi çok güzeldi. Çünkü kendileri yıllar önce Jong Hee’ye bir şeyler hissediyordu.
İşte burada keşke oğlan ikisinide seçmeseydi, kız abisinin arkadaşı ile olsaydı, Jonh Hee’de Young Rye’nin abisiyle olsaydı ki zaten öyle oluyor gibide işte keşke Jae Pil dımdızlak kalsaydı. Tam dostlar kavuştu derken aralarına duyguların girmesi üzdü açıkçası. Ben dostluklarını izlemek daha çok isterdim. Tabii benim ikinci erkek sendromuda buna sebep olmuştur bilemiyorum ama o son kısımda üçü takılıp sahile gitmesi ne alakaydı ya???
Güzelim nostalji dizisi böyle aşk üçgeni ile saçmalamamalıydı.
Hadi diyelim zaten esas çift bu olacaktı ne diye Jae Pil’i o kadar aşık yaptınız. Bari Young Rye için ilk tanıştıkları zaman biraz bir şeyler hissetseydi, yani o trajediden sonra. Çok yapmacık geldi Jae Pil’in aşkı ama adam güzel rol yapıyor. :D
Bunun yanında yıllar sonra keşke Jong Hee geldiğinde Jae Pil’e karşı bir şeyler hissetmeseydi. Çok gerek yoktu bu şeylere bence.


-Spoiler Sonu-





Ve Son^^

Dizi gerçekten çok güzeldi, ben sevdim ama aşk mevzuları olmasaydı ya da olsaydı bile daha iyi bir şekilde bağlayabilselerdi yılın dizisi bile olabilirdi.
Ama akıcıydı, bir anda çok iyi arkadaşken sonrasında ayrı kalan ve bir anda rakip olan güzel bir dostluk hikayesiydi.
Oyuncu seçimleride güzeldi, dolu dolu, aile, aşk, dostluk hislerini çokça yaşadık.
Son kısımlarda en çok üzüldüğüm karakter Jong Hee oldu, aşk konusundan değil. Henüz oğlan kimi seçti söylemeyeceğim ama Jong Hee’nin tam iyi derken daha fazla şey yaşaması kötüydü ya. Ve keşke onun için önemli olan birinin ne ve kim olduğunu da görseydik.

Dizi bir saat, 12 bölüm.
Ben telegramda izledim, bu ara dizileri hızlandırmadan izleyemiyorum ama bundan çok fazla gerek görmedim. Öyle sevdim diyebilirim.
Sizlerde kısa olsun, çerezlik ama anlamlı bir dizi izlemek istiyorum derseniz aradığınız diziyi buldunuz^^









Başka yorumlarda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^