27 Şubat 2026 Cuma

Can This Love Be Translated?//Kore Dizi Yorumu^^

Selamlar^^
Yeni yılda çok güzel diziler geleceğini her yerden duyduk, çokta heyecanlandık. İkinci bir 2016 yılı mı dendi hatta. Evet güzel diziler var ama o zaman ki diziler gibi olacağını zannetmiyorum. Bu dizide o poüper ve merak edilen dizilerden biriydi. Çekileli yıllar oldu ve ne zaman yayınlanacağı muamaydı. Sonunda yayınlandı ve bayaaa ünlendi.
Çünkü diziye verilen emek çok büyük. Mesela dizide gidilen ülkeler yeşil ekranda çekilmedi, hepsi gerçekti. İşte diziyi asıl güzel yapan buydu.
Tabii bir de kadın karakter. Buna birazdan değineceğim.
Şimdi yıllar sonra romantik bir diziyle geri gelen Kim Seon Ho'yu neden demedin diyebilirsiniz, haklısınız da. Onunda sebebi de devamında. :)
Dizi 12 bölüm, bence yeterli. Çok uzatmaya gerek yok, konusu vs olması gereken gibi bitti. Sonu da ne ucu açıktı ne de çok iyiydi. Orta düzeyde bir sondu, kdrama senaristlerinden farklı bir şey beklemek mi? Allah korusun yaparlar falan sdfghjklş
Dizide gidilen ülkeler Japonya, Kanada, İtalya. En çok Japonya'yı sevdim ama İtalya'da geçen olaylarda başlaydı. Mesela farklı şeyler oluyor, burada olanları yapan kişi, olan olaylar ve kadın karakterin oyunculuğu harikaydı.


 

Konusu;

Küresel süperstar Cha Mu Hee (Go Youn Jung) ile onun tercümanı olan çok dilli tercüman Joo Ho Jin (Kim Seon Ho) arasındaki hikayeyi anlatıyor.


Güney Kore Sineması sitesinden alıntıdır^^




Go Yoon Jung//Cha Moo Hee^^
Ufak rollerde yer olan Moo Hee kendisini kandıran sevgilisini bulmak için Japonya'ya gider. Hiçbir dil bilmeyen Moo Hee gittiği yemek dükkanında Koreli bir çevirmenle karşılaşır. Eski sevgili mevzusu yüzünden üzülmüş olsa da çevirmen sayesinden geldiği ülkeyi az da olsa gezme fırsatı bulur.
Bir daha görmeyeceği çevirmenle ise baya bir dertleşen Moo Hee Kore'ye döndükten sonra izlenme olasılığı düşük olan bir filmde oynar. Çok tehlikeli bir rolü kabul eden Moo Hee o sırada korktuğu başına gelir ve çok kötü düşer.
Aylarca komada kaldıktan sonra uyandığında eskisinden çok ünlü biri olduğunu öğrenir. Çektiği film vizyonda gişe yapar ve herkes artık onu tanır.
Bir anda kendini yoğun bir programda bulan Moo Hee Japonya'da tanıdığı çevirmenden de haberler alır ama hiç karşılaşmazlar.
Go Yoon Jung'u ilk defa burada izledim, aslından çok fazla popüler dizide oynamış ama benim merak ettiklerimde değil.
Ama çok beğendim, hem oyunculuğu hem tatlılığı diziye renk katmıştı. Ve inanın dizini alıp götürende kendisiydi. Dizide ikinci bir rolü daha oynadı, ona ayrıca bayıldımm :)



Kim Seon Ho//Joo Ho Jin^^
Kore'de kendince ünlü bir çevirmen olan Ho Jin birçok dil bildiğinde çok fazla yerde çevirmenlik yapmaktadır. Bir iş için gittiği Japonya'da tanıştığı az ünlü olan kadını Kore'de karşılaşınca hayatı hepten değişir.
Kim Seon Ho'yu en son Start Up'da bırakmıştım, adam oradaki ikinci erkek mevzusunu hak etmemişti ama en sevdiğim oyunculuğu olabilirdi. Burada gözüme aşırı battı, yani karakteri.
Yav kardeşim kız zaten zor zamanlar geçiriyor, bir de sen neden böyle davranıyorsun(şimdi bir şey diyeceğim olmayacak ama tam olarak öyle davranıyordu :D)
Yani kendisini ve o belediye çukuru gamzesini sevsem de yok arkadaş buradaki karakteri azıcık karaktersizdi. :D
Daha güzel ve çok romantik ya da romcom diziler çekmeli, tabii yine skandalları çıkmazsa. :/ :D



Fukushi Sota//Kurosava Hiro^^
Moo Hee ile aynı projede yer alan Hiro hedefi iyi bir oyuncu olmaktır. İki ülke arasındaki bu projeyide hem Moo Hee'nin popülerliğinden hem de daha fazla tanınmak için kabul eder(ben öyle düşünüyorum) :D
İlk başlarda Moo Hee'ye gıcık olsa da(sebebi var) sonradan onunla vakit geçirdikçe ona aşık olur.
Bakın bu arkadaşta Moo Hee'ye çok kötü davrandı ama bunun sebebi cidden vardı, kız tanımadı ama kızda haklı. Neyse bilmediği için ister istemez soğuk davranıyor. Sonradan aşık olması çok tatlıydı.
Ve kendisinin maşallahı vardı ya, siz bir de spor yaparken izleyin kendisi. :D
Şaka bir yana böyle ortak diziler çeksinler, ben tamamım. :D
Ve karakteri o kadar tatlıydı ki, sırf sevdiği kadın için Korece öğrenmişti. İkinci erkek sendromu çekilecek işte o karakter ve dizi...


Not: Bir sürü oyuncu vardı ama karakter anlatımında yer alacak kadar değiller ne yazık ki. Birini eklesem diğerini de ekleme durumda kalacaktım, o yüzden bu üç karakter yeterli bence. :)
Zaten gerekli görselleri de bulamadım. :/





Resimler^^


İlk tanışma.


Kendisi Moo Hee'nin filmde oynadığı Do Re Mi karakteri.
Kendisini bol bol göreceğiz ve favori karakterim olur. :D



Tamam Ho Jin kıza sert davranıyordu ama kızda sürekli onunla karşılaşınca devreleri yanıyordu ve davranışları çok şapşikti. :D Gurursuz diyemeyeceğim, zor zamanlar yaşıyordu.



Bunlar ayrı bir dizi çekse yaaa <3






Kadın çok güzel ya, duru bir güzelliği var.


Kitaplar ve o...





Tamam dizi çok farklı ülkelerde geçti ama ilk bölümlerde Kore dizisi mi başka ülkenin dizisi mi anlam veremedim. Bu baaşlarda beni rahatsız etti açıkçası. Neyse ki sonradan Kore'yi daha çok hissettik. :D



Do Re Mi bir de güzel giyiniyordu. :D




İlişkileri çok inişli çıkışlı(iş arkadaşlıkları da dahil) olunca çok fazla kimyadan falan bahsedemiyoruz. :D


Aşırı güzel ve bana göre anlamlı bir fotoğraf.



Gifler^^




Yani arkadaş şu kulaklık olmuş mu? Tamam marka sponsoru fala filan ama bu ne?
O kadar çok gözüme batıyordu ki anlatamam :D Kim alıyor böyle saçma ürünleri ya. :D



Bence bunlar doğaçlama, başka türlü bu kadar tatlı olamaz. :D Zaten bu kafa sallama yerinde Ho Jin'in tepkisi de güzel. :D


Dediğim bakış, adam nasıl güleceğini unutmuş. :D





Do Re Mi'yi neden sevdiğimin gifi sdfghjkl
Bu kısımdaki insanlara ağızlarının payının verilmemesi, Moo Hee'nin çektiklerine bu kadar az değinilmesi(sonradan) olmamıştı bence. Bir bölüm daha eklenip az da olsa detayları öğrenseydik ne güzel olurdu.



İnsanın Japonya'ya gidesi geliyor beee. Çok güzel yerlerde sahneler çekmişler.





Dizi popüler olmasına oldu ama düzgün gif yoktu yaa, üzdü. :/




Osl'lar^^



Uzun zaman sonra bir diziden ost ekliyorum. :D Kutlamalar başlasınnn!!!! :D

Kim Min Seok - Love Lnagueage^^

Wendy - Daydream^^

Wonstein - Promise^^



Ve Son^^

Dizinin yıllardır beklenilmesi ardından daha güzel, farklı ve beklentinin üstünde bir şey bekliyor ama o kadar abartılacak bir şey değildi bence. Diziyi farklı yapan şey konusu, çevirmen adamın olması, farklı ülkeden oyuncu olması falan.
Yani çevirmen değilde farklı bir besleği olan biri olsaydı Kore'deki adalar, farklı şehirlerde bile çekilebilirdi. Haa izlendi mi, evet ama onu da platforma bağlayabiliriz. İyi reklamı yapıldı, bu yüzden izlenilmesi çok normal. Gzüel olup, sırf en çok izlenen platformda olmayan ne güzel diziler var.
Peki kötü müydü?
Tabii ki hayır, ben çok beğendim. Sadece bu kadar senedir adı olan dizinin böyle olması. Dizi afişleri bile uyduruk yaaa. :D
Do Re Mi mevzusu diziyi toparlamıştı mesela, hiç ummadığınız şeyler oluyor. O kısımlardan korkmuştum ama güzel şeye bağlanması iyiydi.
Daha fazla detay verip spoiler olmasın, çünkü aklımda birkaç şey daha var. Onları yazarsam spoiler olur dediğim gibi. :)
Kısa, hem eğlenceli hem de duygusal, çift uyumu olan, ikinci erkeğe bile üzüldüğünüz bu diziyi tabii ki öneriyorum. :)
 





Yeni yazılarımda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^
Hayırlı Ramazanlar^^












26 Şubat 2026 Perşembe

Karanlığın Durduğu Yer//A.B. Apotek Kitap Yorumu^^

 Selamlar^^
Geçen sene çok fazla fantastik okumamıştım, bu senede ona inat daha ikinci ayda ikinci fantastik kitabımı bitirdim bile. Şimdi ise üçüncü fantastik kitabımı okuyorum. Normalde üst üstte hem aynı yayınevi okumam hem de aynı tarz okumazdım ama şu an okuduğum kitap aşırı ilgimi çekti ve kısa sürede okumam lazım. :D Yani kısacası prdan geldiğinden okumam gerek. :)
Bu kitabımız bir sürü periler, vampirler ve büyülerle alakalı. Ama hepsi yasak ya da tehlikeli. Böylece başlıyor kitabımız.
Farklı bir mitolojiyi barındırıyor ve yazarın ilk kitabı olmasına rağmen hem akıcıydı hem de açıklayıcı yazmış. Ama yazarın ve kitabın büyük bir sıkıntısı vardı.



Liska büyünün korkunç bir şey olduğuna inanır ve büyücülerin canavardan farkı yoktur.Kendi içindeki büyü yeteneğini bastırmak için elinden gelen her şeyi yapmıştır fakat bu çabası felaketle sonuçlanmıştır. Artık tek isteği vardır: Büyü yeteneğinden sonsuza dek kurtulmak. Büyü yeteneğinden tamamen kurtulmak isteyen Liska, küçük köyünden kaçarak tehlikeli ve iblislerle dolu ruh ormanına girmiştir. Amacı; efsanevi eğreltiotu çiçeğini çalmaktır. Eğer eğreltiotu çiçeğini koparabilirse dileğini kullanarak büyü yeteneğinden sonsuza dek kurtulacaktır. Fakat çiçeğe ulaşamadan, ormanın kadim muhafızı Leszy tarafından yakalanır. Ölüm yerine, tehlikeli bir anlaşma yapar: Eğreltiotu çiçeği karşılığında bir yıl boyunca Leszy’ye hizmet edecektir. Ancak Liska kısa sürede bu anlaşmayı yapan ilk kişi olmadığını, ondan önce gelenlerin tüm büyücü gizeminde ortadan kaybolduğunu öğrenir. Eğer bir yıl dayanıp kurtulmak istiyorsa Leszy’nin lanetli malikânesinin karanlık sırlarını çözmek zorundadır. Çünkü ormanın derinliklerinde bir şey uyanmıştır.


Liska sürekli dışlanan ailesi ve kasabasında yaşadı büyük olaydan sonra içindeki büyüyü yok etmek için ormandaki yılda bir kere açan çiçeği bulmayı kafaya koyar. 
Bulduğu anda ortaya çıkan garip geyiğin teklifini duyunca kabul eder ve öğrenirki kendisi orman koruyucu iblis Leszy’dir.
Bir yıl boyunca onun çırağı teklifini kabul eden Liska gittikleri evinde sihirli olduğu gördükten sonra Leszy’yi daha iyi tanımak ister.
Başlarda büyüsünü kullanamayan Liska leszy’nin yardımıyla bir şekilde büyüsüne ulaşır ama onunla beraber gelen tehlikede yakındır.
Liska’yı sevdim, cesur oluşu, baskılara rağmen elinden geleni yapıp, çevresine yardım etmesi çok güzeldi tabii yakalanmamak şartıyla. Bu bile ne kadar cesur olduğunu gösterir. Sadece bazı şeyleri öğrendikten sonra o saf kızı sorgulamaması aşırı komikti. Demek ki yazar o kadar olağan yapmaya çalışmış ki karakter sorgulamıyor bile. -_-



Leszy hakkında çok bir şey yazmak istemiyorum, zaten çok fazla okumuyoruz kitapta. Sadece herkes tarafından korkulan biri olsa da aslında insanlar için kendini feda eden biri olmasını okumak çok güzeldi. Bu konuda karakteri çok sevdim ama Liska ile olan sahneleri daha fazla olabilirdi. Sonuçta kız sürekli senin yanında, senin çırağın ama neredeyse yan yan gelmeleri sadece bazen. Ve başlarda o kadar sertken bir anda yemek yapan, kıza iyi davranan birine dönmesi çok inandırıcı değildi. Yine de okurken takdir edip, sevdiğim bir karakter oldu.

Kitapta daha fazla karakter yoktu, sadece evlerde olan ev cinleri vardı. Bu evde de kedi kılığında olan bir ev cini vardı. Leszy’nın hakkından gelen bir karakterdi, severiz böyle karakterleri. Liska’ya da iyi davranıyordu. Sonradan gelen bir karakter daha vardı, onu tam anlayamadım ve neden kitaba dahil oldu onuda anlamadım. En azında son kısımda bir işe yarasaydı diyorsun. :D
Kasaba halkına aşırı kıl oldum ama geçmişten bu güne herkes kötülerse eğer ne diyeceklerdi ki başka?
Ama bunu sonuçta başlarındaki din adamları da yapıyor, bilmesine rağmen yapıyor. Bu kısımda Liska’nın annesine dediklerine katılıyorum. Dışlamak yerine sahip çıkabilirlerdi.

Şimdi gelelim kitabın en sevmediğim kısmına.
Bakın kitabın fantastik olayı, yazarın bunu duru bir dille ve yormadan yazması çok güzeldi En azından bu bu neydi demiyorsunuz okurken ama yazarın sapkın zevkleri ne yazık ki güzelim kitabın içine etmiş.
Şimdi leszy’nin belli zamanlarda yine çırakları olmuş ve bu çıraklarla bazı duygusal anlar olmuş. Çoğu kızken biri erkek. Burada baştan yanlış anladığımı düşünerek okudum ama sonradan bu karakter bir şekilde ortaya çıkıyor ve Liska’ya yardım ediyor. Ama bu olayın güzellemesi yapılacak ya nasıl iyi, melek, yakışıklı diye yazmış yazar anlatamam.
O saniyeden sonra kitabın sonu hakkından tahmin ettiğim şey olursa hiç üzülmem dedim ve oldu. Hiçte üzülmedim, bu kitap her şeyi hak etmiş bir kitap olarak hafızamda kalacak.
Eğer bu sapkın düşünce olmasaydı kitaba tam puan vermezdim ama düşük puanda vermezdim.
Artık yan karakterlerin, karakterin arkadaşının, kardeşinin abuk subuk oluşlarına bir yere kadar katlanabiliyoruz ama erkek karakteri her yollu yapmak nedir ya. Şey gibi, yüz yıllardır yaşadığı için her çiçekten bal almış.
Ve bunu öğrenen Liska’nın hiç umurunda bile değil. Sonra gittim yazarın kitaplarını inceledim, zaten görünce şaşırmıyorsunuz. Eeee daha böyle yazacaksın ne diye bu kitabı neden yarı normal yazdın?
Artık kendiside mi bunlardan, yoksa koyu destekçisi mi bilemiyorum ama iğrendim.


Öneriyi es geçiyorum, fantastik yönü olarak cidden güzelken, akıcıyken böyle abuk subuk şeyler inanın bütün güzelliğini alıp götürdü. Ya ben bir kitapta kadın karakterin kız kardeşi ve onun karısı! biz çocuk istiyoruz ama senin patronunun genleri iyi(detayları anladınız) git ondan iste diyen kitabı bıraktım. Bu kadar iğrençleşemezlerdi ki o isteme şekillerini görseniz daha da kötü. Dayatmaya yönelik bir isteme. Yani bunların hiçbiri iyi değil, sadece aile yapısını bozma derdindeler.
Bu yüzden, Allah rızası için çocuklarınıza gerekli ahlakı, terbiyeyi, dini eğitimi verin. Ne okuması gerektiğini, neyin yanlış olduğunu öğrenmeli. Bunlar normal şeyler değil ve bunu eğer müslümanım diyen biri de desteklerse hiç şansları kalmaz, çok kötü yollara giderler toparlayamazsınız.
O yüzden aklı selim olmayan, neyin ne olduğunu bilmeyen çocuğunuzun ne okuduğuna, izlediğine dikkat edin olur mu?



Kitaba Puanım 5/3,5^^



Alıntılar^^


Bunlar, çocukluğunun hayat bulmuş, kabuslardan gerçekliğe dönüşmüş hikayelerdi.


*****

"Etkilendim mi?" diye sordu, eğlenerek.
"Sanırım şoka girmek üzereyim."
"Kadınlar üzerinde öyle bir etkim var,"


*****


İblis acı acı güldü. "Evet önemsiyorum. Bu seni şaşırttı mı tilki? Ben, zalim, canavar iblis; insan krallığını önemsiyorum."
"Neden?"
"Çünkü birinin önemsemesi gerekiyor."


*****

"Eğer oraya ait değilsem, o zaman ben nereye aidim?"



*****


"Neden aslında insan değilmiş gibi yapıyorsun?"
"Eğer bir canavar gibi görünürsem,"
"O zaman korkunç şeyler yaptığımda hiç kimse şaşırmaz."


*****


"Şunu söylemem gerekir ki, sevgili tilkim," dedi Leszy.
"Benden çok daha iyi birini hak ediyorsun. Ama yine de..."
"Yine de ve yine de ben bencil bir yaratığım ve seni bırakmak istemiyorum."








Bir yorum daha biter, yeni yorumlarımda görüşmek üzere^^
Sevgiyle kalın, Hayırlı Ramazanlar^^











25 Şubat 2026 Çarşamba

Kese Kağıdı Kun Aşık Oldu 1-2//Riko Amaebi Manga Yorumu^^

 Selamlar^^
Manga okumalarımı biliyorsunuz, sürekli bir araştırma içindeyim. Hem uzun olmayan hem de kısa olan. İşte bu seride öylece önüme çıktı. Hem fiyatı uygundu hem de iki ciltlik bir seri diye hemen aldım.
Maga güzeldi, eğlenceliydi ve iki tane olması konunun hemen sonuçlanmasına sebep olmuştu ama keşke üçüncü cildi çıkarsaydı ama bu iki ciltteki hikaye devam edecekse çıkmalıydı bence.
Yine de hikayeye çok sevdim, neden kese kağıdı taktığını öğrendiğimde daha da sevdim. Hem kalp kırıcıydı hem de çok tatlıydı.



Konusundan bahsetmeyeceğim, ben de pek bir şey bilmeden okumaya başladım. O yüzden okumak isterseniz eğer okuduğunuzda öğrenin derim ama kitabın çok tatlı olduğunu, okuduğunuzda yüzünüzde güzel bir gülümseme olacağını bilin. :)


Konuyu anlatmadığım üzere karakterlerden de bahsedemiyoruz ama şöyle kısacık yazabilirim.
Umi üniversiteye giden bir genç kız, bir anda güzel sürprizlerle ortaya çıkan kese kağıtlı oğlandan başta korksa da bir gün onu olduğu kötü durumdan kurtarınca onun aslından iyi bir insan olduğunu anlar. Zaman sonra daha çok yan yana gelen Umi ve Kun birbirlerini tanır.
Şimdi konuyu anlatmış gibi oldum ama hayır, asıl olay bence Kun'un neden kese kağıdı taktığı bence.


Yorum çok uzun olmadığı için birkaç fotoğraf atıyorum^^
Kendisi kadar tatlı kapakları var mangaların^^



Yazarın mangayı neden yazdığı, çizdiğini ve son kısımdaki açıklaması o kadar güzeldi ki. Kalbimi bu seriye bırakmış olabilirim. :)



Kısa ama öz bir yorum yapmak istedim, dediğim gibi çok güzel ve tatlış bir seri. Üçüncü olmasının sebebini seriyi okuyanlar anlar gibime geliyor. :)
Manga severlere tavsiyemdir, ben manga okumak istiyorum diyorsanız başlangıç olarak yine önerebileceğim bir seri. :)





Mangalara Puanım 5/5^^








Diğer yorumlarımda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^
Hayırlı Ramazanlar^^