27 Temmuz 2016 Çarşamba

Silber//Kerstin Gier Kitap Yorumu^^

Herkese Merhaba^^
Yine ve yeniden kitap yorumları. Bu sefer ki kitabım ise uzun zamandır beklettiğim, yeni kitap çıksın da okuyayım dediğim Silber kitabı. Doğrusu beklettiğime değer bir kitap oldu. Üçüncü kitabı Pegasus hemen çıkarsa iyi olur, yoksa ikinci kitabı okuyup son kitap için gözüm yollarda kalacak :D



Rüyaların gizemli ülkesine, merak uyandıran bir yolculuk…
Kertenkele tokmaklı, gizemli kapılar; konuşan taş heykeller ve elinde baltasıyla, delirmiş bir bakıcı… Liv Silber'ın rüyaları son zamanlarda epey tuhaflaşmıştır ve içlerinden biri fazlasıyla kafasını kurcalamaktadır. Bu rüyada geceyarısı dört çocuğun gizemli ve karanlık bir ayin gerçekleştirdiği bir mezarlıktadır. Üstelik Liv bu dört genci normal yaşamında tanımaktadır çünkü Grayson ve üç arkadaşı gerçekten vardır. 
Liv kısa süre önce bu dört gencin okuduğu okula kaydolmuştur ve aslında hepsi iyi çocuklardır. Mezarlıktaki geceden daha korkutucu olan, arkadaşlarının Liv'in rüyada söylediği ancak gerçek hayatta hiçbir şekilde sözünü etmediği şeyleri bilmesidir. Çocukların bunu nasıl öğrendiğini çözmek ise, bilmeceleri çok seven Liv'in uzak duramayacağı kadar çekici bir gizemdir… 


Konumuz böyle. Seri adından anlaşıldığı üzere (Rüyalar Kitabı) rüyalarla ilgili. Konusu çoook ama çook farklı bir kitaptı. Böylesini zaten ancak bu yazar yazabilirdi.
Liv ve kardeşi annesi ve babası boşandıktan sonra öğretim görevlisi olan annesi ile bir çok ülkeye gitmek zorunda kalırlar. En sonunda annesinin çok istediği Oxford'a öğrenim görevlisi hayali gerçek olur ve küçük kardeşi Mia, Bakıcıları Lottie ve Köpekleri ile Londra'ya taşınırlar. Bambaşka hayaller ve heyecanla gelen Liv ve Mia daha ilk dakika da hayal kırıklığı yaşarlar. Ama bunların artı yönleri de vardır. Daha fazla tüyo vermek istemiyorum. Başlarsam ipin ucu kaçacak gibi :D Liv karakterini çok sevdim, kızdığım tek bir yer olmadığını belirtmek isterim. Bazı konular da ise bu yazarla alakalı, ona biraz sonra değineceğim :)


Konu da geçen dört çocuk ise okulun en, en, en popüler çocukları. Hepsi birbirinden yakışıklı ve sarışın :D Sarışın cenneti gibiydi :D Sarışınlık en sevdiğim olduğundan kitap bana daha bir sevimli geldi. Hepsinden bir tane istesek acaba gelir mi? Yani bi şansımızı denesek? :D

Bu dört sarışın, yakışıklının adı ise Arthur, Henry, Jarper ve Grayson. Hepsinin farklı farklı özellikleri var, bunları My Twin'in yorumundan öğrenebilirsiniz, aman resimlere dikkat! :D Yorum için Tık Tık!
Hepsini sevdim ama Jasper daha sempatik geldi bana, patavatsız konuşmaları, Liv'e olan yaklaşımı falan çok eğlenceliydi. Bunları okudukça keşke hepsinin ayrı ayrı kitapları olsa dedim.


Kitapta geçen bütün karakter hem sevilesi, hemde dövülesiydi. Ama çoğu zararsız kişilerdi, tabii bir kişi hariç. Doğrusu o kısımları okuyunca ağzım bir karış açık kaldı, yok artık dedim. Yazar iyi tongaya düşürdü bizi. Olaylar akıcı, heyecan verici ve merak edilesiydi. Zaten başta dediğim gibi konu başlıbaşına bir olay. Yazarı bu konuda tebrik ediyor ve acımasız bir şekilde hatalarına geçiyoruz.

Evet ne kadar harika, mükemmel ve sıra dışı bir kitap olsa da hataları vardı. İlk olarak bu dört arkadaşa biraz daha değinebilirdi, ne bileyim 400 sayfalık kitabı 350 sayfası kadar bahsedebilirdi. Şaka bir yana gerçekten çok az bahsediyor. İkinci kitapta atak bekliyoruz. İkincisi ise olayları çok çabuk atlaması, mesela bir olay oluyor, bölüm bitiyor. Diğer bölüme geçince sanki bir önce ki bölümde böyle bir olay yaşanmamış gibi. Bu geçişler benim aklımı çok bulandırdı. Bu yönü ile bir eksi aldın yazarcığım. Aşk Bütün Zamanların İçinden Geçer de böyle bir sıkıntı yoktu, neyse belki ilk kitaptır diye konuyu kapatıyorum :D


Yazarın kalemi akıcı, sevilesi. Şiddetle bu kitabını okuyun derim. Zaten Aşk Bütün Zamanların İçinden Geçer harika bir seriydi, bu da onlardan biri olma potansiyeli taşıyor, bir kaç kusur dışında tabii. Bu kadar yorumdan sonra tabii ki de TAVSİYE EDİYORUM! Bazı okuyan arkadaşlar çocukça kitap demiş ama ben öyle bir izlenim göremedim. Belki bizden büyük bir okurdur, bilemeyiz ki ;) 



Seri hakkında^^


Şimdilik 3 kitaptan oluşuyor. Belli ki yazar 3 kitapla bitiriyor. Ve bununla kalbimize taht kuruyor^^
İkinci kitap çıkıt, hatta kısa zaman içinde aldık. 3.kitap içinde Pegasus'a pek güvenim yok açıkçası. İkincisi o kadar beklenmesine rağmen kaç ayda çıktı -_- O yüzden ikinciyi okumak için ağırdan alsam iyi olur ;)


Alıntılar^^


Henry silkindi. "Oysa sen çok daha hoş görünüyorsun. Yine de...git şimdi, burada ne aradığını bilmiyorum. Yok ol!" Can sıkıcı bir sineği kovalarmış gibi elini yelpazeledi. "Yok ol, dedim, Peynirkız! Git!" Yerimden kıpırdamayınca oldukça şaşırdı. "Neden yok olmuyor?"



******

"Liz adını hatırladığım için oldukça şaşırdı, doğru mu, Liz?"
"Evet, özellikle yanlış isim olduğu için," diyerek kıskacından kurtuldum. "Adım, Olivia."
"O da güzel! Çok tatlı bir kız için, çok tatlı bir isim,"dedi Jasper hi. istifini bozmadan. Gerçek Ken'in plastik kafasındaki beyni bile onunkinden büyük olmalıydı.


*****

Her şey düzelir. Başka annelerin de güzel kızları var.


Alıntıya Not: Kitabımız da bir de Dedikodu Blogu var. Kendini sır gibi saklamış biri. Kim olduğu sonuncu kitapta çıkacak gibi ama benim tahmin ettiğim biri var.



Bir yorumun daha sonuna geldik, başka yorumlarda görüşmek üzere^^
Sevgiler, saygılar^^



Buralarda da varım^^


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Elinizi korkak alıştırmayın :D