8 Nisan 2016 Cuma

Ada//Lynne Matson Kitap Yorumu^^

Herkse merhaba^^

Yine Cuma ve ben yine yazı yazıyorum :D Neden yazmadığımın mazeretini diğer yazılarım da söylediğim için şu an kafanızı şişirmek istemiyorum :D Ve hemen Ada kitabımızın yorumuna başlıyorum ;)
Yağmur Yağarken kitabı bitirdikten sonra kitaplıkta uzun bir kitap araması yaptım. En sonun da My Twin'in bazı nedenlerden dolayı yarım bıraktığı Ada'yı aldım ve iyi ki de almışım dedim. Biraz daha uzatmam pişman olmama neden olabilirdi. Hazır ikinci kitap da çıkmışken uzatmaya gerek yok dedim ve Ada serüvenine kendimi bıraktım.



Gizemli Nil Adası'nda kurallar belliydi. Bir yılınız vardı. Kaçmak ya da hayatta kalmak için tam 365 gün.
On yedi yaşındaki Charley kuralları bilmiyordu. Hatta nerede olduğundan bile haberi yoktu. Hatırladığı son şey sıcak hava ve kendinden geçtiğiydi. Uyandığındaysa kayalık bir arazide çırılçıplaktı. Kaybolmuş ve yalnız hisseden Charley, adada uzun süre hiçbir insana rastlamamıştı, ta ki gençlerin lideri Thad ile karşılaşana kadar. Artık, adadan kaçmanın ne kadar zor olduğunu öğrenmişti… ve tabii bir de âşık olmanın. Thad'in zamanı doluyordu ve Charley, geleceklerini kurtarabilmek için önce Thad'i kurtarması gerektiğini fark etmişti. Ancak tehlikelerle dolu bu adada en büyük tehdit zamandı!




Karakter analizine başlamadan önce hiç bir karaktere kızmadığımı belirtmek isterim^^ Charley sıcak bir Ağustos günün de alışveriş merkezi önünde işlerini halletmek için giderken bir ısı dalgasına kapılır ve kendini ıssız bir bir adada çırılçıplak bulur. İlk olarak rüya, hayal ve bayıldığını düşünür ama Nil adası gerçektir ve hemen kalkıp ortamı analiz etmek zorundadır. Burada Charley'in cesaretine hayran kaldım. Hem cinsim olarak korkar, ne yapacağını bilemez hale gelir diyordum ama Charley gerçekten cesaretli çıktı. On iki gün boyunca korkmasına rağmen hayatta kalan Charley'i Nil adasının Köy'ünün lideri olan Thad bulur. Bundan sonra Nil Adası hakkında detaylıca her şeyi öğrenir ama en önemli olan 365 gün sonra buradan gitmezse öleceğini öğrenmesi ondan soğuk duş etkisi yaratır. Zaman sonra Thad'in ise sadece sadece 87 gününün kalmasını öğrendiğin de ise diğerlerinin bir hiç olduğunu acı şekilde anlar.
Başta dediğim gibi Charley çok cesaretli ve herkese de yardım eden bir karakterdi. Sevdim kendisini^^


Aynı hazin sonla adaya düşen Thad ise çok uzun süredir kalmasının sebebiyeti ile Köy'ün ve gençlerin lideridir. Nil'i anlayan ve sürekli kendisiyle dalga geçtiğini düşünen Thad Charley'i görene kadar bazı şeyleri umursamaz ama onun tanıdıktan sonra artık bu adadan kurtulmak ister. Bir çok acı, sevinç ve hayal kırıklığı yaşayan Thad verdiği kararla azimle kurtulmaya bakar ama acaba şansı yaver gidecek midir?
Thad karakterini tabii ki de sevdim, sevmeyene şaşarım :D Öyle düzgün, sevecen ve aşık bir karakter ki gel de sevme. Chaley'de ballı hani, neyse bunun nedenini kitabı okuyup öğrenin^^


Diğer karakterlerden Natalie, Rives, Jason'u ve iyi olan diğerlerini çok sevdim. Hele Natalie, Charley gibi hemen kanım kaynadı kendisine. Jason ise daha küçük ama iyi gözlemci. İkinci kitapta ve ya üçüncü kitapta iyi haberlerini bekliyorum^^ Ama yazar bu belli olmaz :/


Kitabımıza az biraz bahsetmek istiyorum. Şimdi adaya düşenler 365 gün sonra bir tane hava dalgasından geçemezlerse ölüyorlar. Kitap da dayanışma, yardımlaşma süper tabii arada kötüler de çıkıyor ama Nil Adası zalim. Nil adası nasıl bir yer, Açlık Oyunları'ndaki gibi birileri tarafından yönetiliyor mu? Yoksa doğanın bir olayı mı bunu bilmiyorlar. Tabii bizde bilmiyoruz. Bunu da diğer kitaplar da öğrenmek dileğiyle. Çünkü acayip merak ediyorum. Daha fazla detaya girmek çok isterdim ama bazı şeyleri de siz kitap da okuyup öğrenin derim. Çünkü her sayfa da o kadar büyük sürprizler bizi bekliyor ki anlatamam. Ben ki kitap sonralarına arada bakıp acaba neler olacak diye merak eden kişi, zerre arkaya bakmadım ki bana yazardan bir sürpriz olsun. Sonun da neler mi oluyor. Okuyup öğrenin. 


Yazarın kalemini, hayal gücünü sevdim. Doğrusu yabancı bir ülke de çok satılmamış bir kitap olsaydı acaba Türk bir yazar mı yazdı derdim. Çünkü bazı diyaloglar, konuşmalar hatta ve hatta küfürler o kadar yakındı ki bizim yazarların kalemlerine ne yalan bu sorular aklıma gelmedi değil. Ama çevirmende olabilir. Yine de eğer çevirmense bence yapmasın böyle şeyler, direk çevirsin kitabı derim :) Kitabımızı hem Charley hemde Thad tarafından okuduk. Bu yönlü kitapları seviyorum. Kitabı okuyanlar ya Lost'a ya da Survivor'a ve en son olarak da Labirent serisinden benzetmiş gibi söylentiler duydum. İlk olarak Lost'u çok ama çok az izledim ve yorumsuzum bu konu da ama Survivor olabilir de olmayabilir de çünkü Charley arada ben Suvivor'da mıyım deyip durdu. Yazar buradan esinlenmiş olabilir. En son olarak Labirent serisi deniyor ama ben o seriyi ne okudum ne de filmini izledim o yüzden bu konu hakkın da yine yorumsuzum ;) 


Her bir satırına hayran kaldığım, vay be ne kitaptı, devamı olsa da hemen okusam dediğim bu kitabı tabii ki de öneriyorum. Distopya severler hayran kalacak. Serinin devamını alıp, yeni kitabın çıkmasını bekleyecekler aynı benim gibi. Gerçi ben daha yeni kitabı almadım ama en kısa zaman da alacağım inşAllah. Konusunu okuyunca çok merak ettim çünkü^^ Gerçi sonundan dolayı da merak etmedim değil. Bakalım yazar bizi yine ve yeniden şaşırtacak mı ki kesinlikle ağzımız açık kalacak :D İkinci kitapta bazı ümitlerim var, bakalım olacak mı^^


Serimiz hakkında^^


Şimdilik seri böyle, yazar devam eder mi son kitaptan belli olur. Nil On Fire yurt dışında yeni çıktı. Ve bizde de ikinci kitap daha yeni çıktığı için bir kaç aya üçüncü kitabı elimiz de görebiliriz^^
Kitap konusu ve kurgusu kadar kapaklarını da konuşturuyor^^
Ama favorim tabii ki de mavi olan ilk kapak^^


Kitaba puanım 5/5



Alıntılar^^

Gerçek şuydu ki zalimdi bu ada. Kalpsizdi. Siz arkanızı dönünce en yakın arkadaşınızla yatan türden bir kızdı. Maskesi düştüğü anda, ışıltısını da yitiriyordu. Nil Adası bir ceviz kabuğuyla kalplı halde buydu işte. Aklınızı başınızdan alacak kadar alımlı, ta ki dış yüzeyini soyup altındakini görene kadar.


*****

Nil'in piyonlarıydık, onun elinde oyuncaktık. Burası onun kum havuzuydu ve biz oynamayı kessek de önemi yoktu.


*****

İki kaşımı da kaldırdım, keşke tekini kaldırabilseydim diye düşündüm.

Alıntıya Not: Bu karakterlerin tek kaşı kaldırma ile ilgi hayalleri ne olacak acaba :P





Bir yorumun daha sonuna geldik^^ Başka yazılarda görüşmek üzere, bol kitaplı günler^^



Buralarda da varım^^





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Elinizi korkak alıştırmayın :D