19 Eylül 2016 Pazartesi

Ölüm Adası//John Dixon Kitap Yorumu^^

Herkese merhaba^^
Bu sefer ki yorumum Bayram öncesinde okuduğum, bitirmeye niyetlendiğim ama bitmesini Bayramın sonuna yetiştirdiğim Ölüm Adası kitabı^^ Kitap daha çıktığı zaman okuyan kişiler tarafından çok dikkat çekici yorumlar gelmişti bu sebeple hemen başlamak istedim. Başladım da, biraz hasta zamanıma geldiği için okuyamadım ve elimde uzun süre kaldı. Ama hızlı, akıcı ve heyecanlı bir kitap olduğundan son sayfaları bir çırpıda okudum. 

Telefon yok. Mesaj yok. E-posta yok. Televizyon yok. İnternet yok. Kaçış yok.
On altı yaşındaki boks şampiyonu Carl Freeman, güçsüzleri yumruklarıyla savunmayı alışkanlık haline getirdiği için bir türlü beladan uzak duramaz. Kimsesi olmadığı için hayatı koruyucu aileler ile ıslahevleri arasında mekik dokuyarak geçen Carl, girdiği son kavgada rakiplerinin hepsini hastanelik edince çıkarıldığı mahkeme tarafından cezasını çekmek üzere dış dünyayla bağlantısı olmayan bir adaya gönderilir.
Burası bir evi, bir ailesi ve bir geleceği olmayan çocuk suçluların son durağıdır. Ülkenin uzak bir köşesine kurulmuş olan bu kamp kimsesiz çocuklara merhamet göstermeyen sadist eğitim çavuşları tarafından yönetilmektedir. On sekiz yaşına kadar burada kalmaya mahkûm edilen Carl kurallara uyup cezasını çektikten sonra hayatında yeni bir sayfa açmayı planlar, hatta burada yeni arkadaşlar edinip Octavia adındaki gizemli bir kıza âşık olur. Ama acımasız çavuşlar, yorucu eğitimler, ağır cezalar buz dağının yalnızca görünen kısmıdır. Burası aslında gidenin bir daha geri dönmediği, çocukların avlanarak ya da idam edilerek öldürüldüğü, kesimhane denilen gizli bir devlet laboratuvarında denek olarak kullanıldığı bir ölüm kampıdır. Carl diğer çocuklar tarafından avlanmadan ya da kesimhaneye gönderilmeden önce buradan kaçıp dış dünyayı bu adanın varlığından haberdar etmek ve sevdiklerini kurtarmak zorundadır.


Konusunu okuyanlar vaaay be diyordur kesin. Gerçekten öyle bir kitap, her bir sayfası olay ve heyecanlı olan kitap hakkında ne desem, neler yazsam boş. Yazarın hayal gücüne ve zekasına hayran kaldım. Kitabımıza bir çok karakter var, kızdığım, tekme tokat girişmek istediğim ve üzülüp ne olacak bunun hali dediğim karakter. Ama kitabımız daha çok Carl ve Octavie'nin çevresinde gelişti.
Carl'nin hakkında bir şey yazmama gerek yok. Zaten geçmişi konuda yazıyor. Kendini savunamayanlara karşı duyduğu empati ile zorbalık yapanlara karşı çıkması ile bu hale gelen Carl'nin aslında hiç bir suçu yok. Sadece biraz fazla iyi yürekli. İşte bu başına iş açıyor. 
Sevdiğim ve üzüldüğüm bir karakter oldu. Zaten çok iyi bir hikaye, geçmiş beklemeyin ama bunların başlarına gelenler de kimsenin başına gelmez denecek kadar açıklı.



Octavie var bir de. Carl gibi kalbi yumuşak, düşünceli biri ama geçmişi ve halen daha pişman olmadığı şeyler yüzünden kendini bir anda Feniks adasında bulur. Carl kadar kendisine üzüldüm. Sona doğru yapacakları için kendisini takdir ettim ama burası Feniks adası ve bütün zorbalar buraya toplanmış tabii kızın yapacağı başka bir şey kalmıyor. 
Devamında kendisini neler bekliyor ve hali ne olacak merak ediyorum doğrusu.


Bundan sonra yazacağım karakterler çok çok kızdığım kişiler olduğundan kimseden bahsetmeyi düşünmüyorum. Zaten kitapta olan oluyor onlara ama...aması var işte -_-
Doğrusu sevdiğim diğer iki karakter içinde bir şey diyemeyeceğim. İsimde vermeyeyim en iyisi. Sadece... :(



Çok etkileyici, insanı şoka sokan  daha sonra neler olacak diye merak ettiren bir kitaptı. Sevdim mi sevdim. Çok fazla gerilim romanı okumasam da arada böyle istisnaları seviyorum. Kitabı okuyunca acaba yazar bunu nereden esinlendi çok merak ettim. Gerçekte de var mı acaba? Var ise kesinlikle müdahale edilmeli. Gerçi bu kadar cani olunmaz ama belli de olmaz hani. Kitabımız iki kitaptan oluşuyor. Buna çok sevindim çünkü 5-6 kitaplık bir seri olsaydı bu kadar adrenaline yüreğim ve aklım dayanmazdı.  Neler oluyor neler. Sona doğru bir heyecan anlatamam. Carl'den beklenen performansı gördüm, şahane bir karakter olmuş ama yaşı yaptıklarına pek uymadı gibi. 16 değilde daha büyük olsaydı ama yazarın hem bir bildiği vardır hemde Amerika da 16 yaşındaki gençleri görüyoruz, 16 değil de 25 yaşında gibiler :D
Bu tarz kitap bu yaş ile ülkemizde yazılsaydı çok fazla kafayı takardım ama bu kitapta üstünde fazla durmayacağım bir detay oldu^^

Kitap gerçekten kendisine yapılan olumlu yorumları sonuna kadar hak ediyor. Belki bir kaç hata olabilir ama beni rahatsız eden yazım hataları, konu işleyişi falan olmadı. Sadece beni rahatsız eden kitapta geçen olaylar ve davranışlardı. Çok ağır şeylerdi çünkü. :( Okuyanlar anlamıştır. Tabii üzüldüğümüz yerler olduğu kadarıyla şok geçirip, sevindiğimiz yerler de oldu. Kitapta değilde bende ki hata ise hemen bitirememem. Bu kadar heyecanlı ve akıcı bir kitap için gerçekten uzun bir süre elimde kaldı. Neyse geç olsun güç olmasın. Bitti mi bitti, sevdim mi sevdim^^ Devamını 4444 gözle bekliyorum :D


Gerilim romanı severler için kesinlikle tavsiyemdir. Hiç hız düşmüyor ve daha sonradan neler olacak diye Carl ve diğerleri gibi tetikte kalıyorsunuz. Çok ilginç ve alışılagelmişin dışında bir kitap olmuş. Go Kitap nasıl kitap çıkaracağını iyi biliyor. Kesinlikle alıp okuyun^^



Seri bilgisi^^


Yukarıda da dediğim gibi serimiz iki kitaptan oluşuyor. Bu kanıya da ikinci kitabın geçen sene Ağustos ayında çıkmış olması. Sanırsam 3.kitap olsaydı illa ki ismi geçerdi. Ama ikinci okunmadan bilinmez.
Kapak olarak Go Kitap orijinal kapağı kullanmış. Güzel kapak.
İkinci ne zaman çıkar bilinmez ama o son ile çabuk çıksa süper olur diyorum ;)



Kitaba puanım 5/5



Alıntılar^^

Dünyanın gözünde, anne babalarımız gibi, bizlerde öldük, diye geçirdi içinden. Bu adamlar bize istediklerini yaparlar.


*****

Bazen, diye düşündü Octavie, gerçeği bilmemek daha iyi.


*****


Bana arkadan vurabilir. Yere düştüğümde dövüp bu kafese kapatabilirler ama kim olduğuma onlar karar veremez. Beni aç ve susuz bırakabilirler ama beni değiştiremezler.




Bir yorumun daha sonuna geldik, başka yorumlarda görüşmek üzere^^


Buralarda da varım^^





2 yorum:

Elinizi korkak alıştırmayın :D