8 Mart 2015 Pazar

Tersyüz//Amy Harmon Kitap Yorumu^^

Selam^^

Herkes tarafından okunup sevilen kitabı sonunda bende okudum. Gerçekten dendiği kadar bir kitaptı, tek kelimeyle bayıldım. Gerek karakterler gerek yazarın kalemi okunasıydı. İlk kapağa baktığınız da kafanızda başka duygular belirebilir ama öyle değildi. Ön ve arka kapak yazısıyla uyumlu bir kitaptı.

Kasabanın en sevilen ve popüleri olan Ambrose Young yakışıklı yüzüyle herkesin kalbini çalar ama kendisinden bu kadar beklentiye dayanamaz ve bir gün arkadaşlarıyla savaşa gitmeye karar verir. Arkadaşlarıyla savaşa giden Ambrose döndüğünde ne arkadaşları yanında olur nede gittiği zaman ki yüzünün hali. Fern Taylor ne kadar zeki olsa da diğer popüler kızlar kadar güzel değildir ve kasabanın yakışıklısı Ambrose Young'a aşıktır. Savaştan sonra bambaşka birine dönüşen Ambrose'a yardımcı olmak için elinden geleni yapar. Ambrose bu yakınlıktan başta çekinse de Fern'nin gerçek aşkını gördükçe hayatı değişmeye başlar. 

Kitabın bütün karakterlerini sevdim. Hepsi kendine özgü hayatları vardı. Normalde bir kitapta kesin birine kızarım ama cıks burada yoktu. Sadece kötü biri vardı, o çok fenaydı ona kızmamak ise imkansız. İlk konuyu okurken Ambrose'un ergen tavırlı, kendini beğenmiş, bütün ilgi benim üstümde olsun edalarında olan birini bekliyordum ama karşıma bambaşka, düşünceli, içine azda olsa kapanık, kelime oyunu seven biriyle karşılaştım. O içine kapanıklığı ise çok tatlıydı. Şimdi diyeceksiniz neresi tatlı ama içinden geçirdikleri yok mu neyse :P Arkadaşlarına olan düşkünlüğü de kendi kadar tatlıydı,çok sevdim o yönünü de.


Fern ise Ambrose gibi içine kapanık, kendi halinde, kitapları ve kitap yazmayı seven biri. Kendisini de çok sevdim. Umutsuz gibi görünse de bazı şeyleri istiyorsak çabalamak gerektiğini öğretiyor. Ambrose'a ise belli bir nedenden ötürü mektup yazıyor orada geçen yazışmalar ve Fern'nin düşünceleri beni benden aldı. Hele tekerlekli sandalye de olan kuzenine olan düşkünlüğü ise takdire şayan. Gerçi Allah korusun öyle bir tanıdığımız olsa ve öyle bir ruh haline sahip olsa sevilmez mi? Kitapta ne kadar Ambrose ve Fern sevdim dediysem Bailey'e olan sevgim onlara olan sevgimi geçer. bir insan bu kadar mı tatlı ve açık sözlü olur arkadaş. Bu tamda onlardan biriydi, fiziksel haline bakınca ruh halini tahmin ederiz ama en sevilen karakter oldu bence. Hayata bakış açısı, sakat olsa da bunu kabullenişi ve esprili olarak dalga geçmesi harika bir karakter olmasına yeter.


Güzel-çirkin hikayelerini hepimiz biliriz, bu kitapta da tam o konuya değinilmiş ama çok, çok farklı. Acayip bir duygu yoğunluğu var kitapta. Her duyguyu tadıyorsunuz. Aşkı, sevgiyi, arkadaşlığı, kaybetmeyi ve acıyı. Kitabı okuduktan sonra az da olsa hayata bakış açısı değişiyor insanın.
Yazarın kalemini gerçekten sevdim, o kadar güzel anlatmış ki konuyu ve duyguları kendimiz de yaşıyoruz o sırada. Kitap beklentinizin üzerinde çıkıyor, sadece aşkı değil savaşı, savaştan sonra insanların bakış acısına değinmiş en ince detayıyla.

Kitabı okuduğum zaman N.ablamla kitap üzerine sürekli bir konuşma yaptık, ben ağladım dedi, doğrusu bende bekliyordum ağlamayı çünkü acı üstüne acı var kitapta. Ama ağlamadım, nedeni ise kitap fazla elimde kaldı ve tam dramın olduğu yeri öyle bir serin kanlılıkla okudum ki bunda ağlamadıysam bu kitap beni daha da ağlatmaz dedim. Doğru da çıktı hani.

Yazarın kalemini sevdiğimi bir daha söylüyorum, her kitabı bu kadar bilgi verici ve duygusalsa hemen çıkmalı, her bir karakteri farklı ve bir o kadar sevilesi. Son zamanlar da okunması gereken kitaplar arasına giren, Çirkin ve Güzel'in modern çağını anlatan bu kitabı kesinlikle okuyun. Herkes kendinden bir şey bulur diye düşünüyorum.


Kitaba Puanım 5/5


Alıntılar^^

Seni sevmeyen birine ait olabilir misin? Fern bunun mümkün olduğuna karar vermişti, çünkü kalbi ona aitti ve o istese de istemese de fark edecek gibi görünmüyordu.

*****

"...Arabalı sinemada arka arkaya film izlemek için Seely'e gidiyoruz. Fern, katlanır sandalye ve abur cubur getirecek getirecek; ben de dünya tatlısı kendimi. Ne dersin?"

Alıntıya not: Evet dünya tatlısısın Bailey <3 <3

*****

Fern, on üç yaşından beri aşk romanları okuyordu. Yeşilin Kızı Anne'deki Gilbert Blythe'ye aşık olmuştu ve benzer bir aşkı tekrar tekrar yaşamak için yanıp tutuşuyordu. Ardından Harlequin'i keşfetti. Annesi sekizinci sınıfa gelene kadar Fern'in kaç tane yasak aşk romanı tükettiğini ve o günden bugüne milyonlarca erkek arkadaşı olduğunu bilse sürekli içtiği bitki çayına kafasını sokup boğardı onu. 



Bir yorumun sonuna daha geldik^^ 
Başka yorumlarda görüşene kadar, sevgiyle kalın^^ 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Elinizi korkak alıştırmayın :D