20 Nisan 2019 Cumartesi

Bir Tutan Aşk//Bennu Yar Kitap Yorumu^^

Merhabalar^^
Seneler önce elimize geçen kitaplardan biri oluyor Bir Tutan Aşk. O zaman kitabı incelediğim zaman yazı puntolarına baktıktan sonra okumaktan vazgeçmiştim, şimdi ise bu tarz kitap okuma isteğim olduğu için başlamak istedim. Kitabı sevdim, kalın ve küçük yazılı olmasına rağmen kolay okunan bir kitaptı. Çok çok iyi diyemem ama çok çok kötü bir kitapta değildi. 

Ailesinin dik başlı, haşarı kızı Zeynep… Deniz fenerlerine tutkun, avukatlığı bırakıp hayallerinin peşinden mutfağa giren, iri kahverengi gözlü, kendisi gibi asi olan kıvırcık saçlarıyla acemi bir şef adayı… Amerika'da büyümüş, yakışıklı, dövüş sevdalısı Kerem…
Hareli yeşil gözleri, yanağında gamzesi, işkolik olmasıyla ünlenen usta bir şef… Bir telefon konuşmasıyla başka yerlere savrulan iki farklı hayatın aksi tesadüflerle ortak bir "aşk"ta buluşması…
İşte bu "Bir Tutam Aşk"ın dile gelmiş hali… Kader onları başka ülkelerden, şehirlerden koparıp İstanbul'da, lüks bir restoranın mutfağında birleştiriyor. Bol baharatlı, soslu, tarçınlı, balkabaklı, acılı, ekşili bir romana hoş geldiniz. Şimdi dumanı üstünde tüten sıcak bir kahveyle tarçınlı kurabiyelerinizi alıp koltuğa kıvrılmanın zamanı.
Hepinize keyifli okumalar.

Konuyu da okuduğumuza göre karakterlere bakabiliriz.  Zeynep ailesinin zoruyla hukuk okunduktan sonra kendi isteğinin peşine düşer ve aşçılığa merak salar. Bir sene boyunca para biriktirip, ailesini zor ikna ederek İstanbul'da olan yemek okuluna yazılır. Üniversiteden arkadaşından biri olan Derya ile tuttukları evde oturan Zeynep para sıkıntısı çeker ve hocasının yardımı ve sakatlığı sayesinde çalışacak bir yer bulur. Klasik olacak ama o günden sonra Zeynep'in hayatında büyük değişiklikler baş gösterecektir.
Amerika'da büyüyen ve işine orada devam eden Kerem abisinin ve yengesinin temelli İtalya'ya taşınma kararından sonra İstanbul'daki restoranın başına geçer. Burada işleri yoluna koymaya çalışan Kerem çalışan aramaya başlar ve imdadına yemek okulundan gelen Zeynep yetişir. Böylece çiftimiz bir arada. Doğrusu klişe ama sonradan olanlar çok farklı olduğu için çokta klişe diyemeyeceğim, ya da klavyem yazamıyorum klişeyi. Neyse. :P


Karakterleri sevdim, doğrusu beni yormayan bir kitaptı. Yormayan derken ruhen yormadı ama bedenen pert oldum. Çok ağır bir kitaptır kendisi, 640 sayfa nedir arkadaşlar? Yazar kaç ayda yazdı bunu diye düşündüm yani. Bir de bunun editörden geçmesi, son okuma yapılmadı vs. Doğrusu büyük başarı yani, zaten editöre soracağım nasıl kalktın bunun altından diye, çünkü editör benim çok sevdiğim bir insan ve ablam. Gidip hemen mesaj atayım da kitabın dedikodusu yapalım.  :D 
Nerede kalmıştık, ha ruhen beni yormadı dedim. Şöyle ki 'klişe diyemeyeceğim' dediğimde tam da bu konu hakkında bahsetmiş oluyorum. Çiftimiz arasında saçma kıskançlıklar, saçma kavgalar olmadı. Zaten 400 sayfada anca açıldılar, geri kalan kısımda da bol bol aşklarını okuduk ve doğrusunu isterseniz, ne hikmetse bu kısımları okurken hiç sıkılmadan. Hani şeytan tüyü mü var derler yaa bu kitapta öyleydi. Yani bir 200 sayfa daha olsa okunur diyorum. Bu zamana kadar ilk defa böyle bir şeyle karşı karşıya kaldım, ilginç. Ve okuduğum yorumlara bakacak olursak herkes öyle diyor. Demek ki saçma kavgalar, kıskançlıklar olmadan kitaplar daha güzel oluyor ve sıkmadan okutuyor.


Tabii bunlar yok diye dört dörtlük bir kitaptı da diyemeyeceğim. Beni o kadar rahatsız eden durumlar vardı ki. İlk olarak Kerem Amerika'da büyüyüp, oradan gelmemiş gibi hemen ortama adapte olması ilginç, hatta Türkiye'de büyüyen insanlardan daha Türk'dü. Yani ister istemez yabancı bir ülkede büyüdüysen onun kültürüne alışıyorsun, Zeynep'in sürekli saçma sapan yerlerde Amerika'dan geldiğin  çok belli yorumları olmasaydı kimse demezdi ki bu Amerika'da büyümüş. Kimse alınmasın ama Adana ile Amerika karışmış bence. :/ Bir de Kerem'in sürekli Güzelim demesi. -_- Şu an yazarken bile sinir oldum. Yahu Tatlım, aşkım, hayatım, bir tanem dururken güzelim ne yaaa. Herkese deseymiş ne olurmuş acaba. O kadar itici geldi ki bana bir an bırakasım geldi. :P
Yine mantık hataları vardı ama şu an onları da yazıp sizi yormak istemem. :D Yine de okunabilir bir kitap, yazarda potansiyel var, kısa tutması şartı ile güzel kitaplar çıkaracağına inanıyorum.
Tavsiye kısmına gelecek olursam bu yorumdan sonra size kalmış okuyup okumamak. Kimseye vesile olmak istemem. :D




Kitaba Puanım 5/4^^



Alıntılar^^


"Deniz fenerleri benim için çok özel. Karanlıkta etraf saçtıkları ışıkla kaptanlara nasıl yol gösteriliyorsa; benim için de deniz fenerleri bir yol gösterici, yolumu kaybetmemi engelleyen bir kurtarıcı."


Not: Koskoca kitaptan bir tane alıntı bulmuşum. Ne diyeyim ki şimdi ben. :D 






Bir yorum daha böylece biter, darısı diğerlerinin başına.^^Başka yazılarda görüşmek dileğiyle.^^


Buralarda da varım^^



28 Mart 2019 Perşembe

Alice Cheongdamdong'da//Ahn Jaekyungl Kitap Yorumu^^

Selam^^
Yine bir gece elimde telefon ki en kolayı bu oluyor yorum yazmaya başladım. Pek uzun yorum yapmayacağım. Diziden uyarlama olduğu için yazacak pek bir şey yok. O yüzden ilk olarak buyurun BURADAN dizinin yorumuna bakabilirsiniz.

Moda tasarımından mezun, yarışmalarda pek çok ödül kazanmış, Fransızcayı ileri seviyede konuşabilen Se Kyung,  3 yıl işsiz kaldıktan sonra zar zor bir moda şirketinde çalışmaya başlar.
Fakat Se Kyung’un esas amacı Kore’nin en lüks mağazalarının ve insanlarının bulunduğu Cheongdam-dong’a girmenin ve orada kalıcı olmanın yollarını aramaktır. Bu yolda, Se Kyung’un  en büyük yardımcısı, aslında lisede onun en büyük rakibi olan Yoon Jo olacaktır.
Se Kyung ile Artemis Korea’nın ve aynı zamanda Güney Kore’nin en genç başkanı Seung Jo’nun yolları
Cheongdam-dong’da kesiştiğinde ve aralarında adlandıramadıkları bir bağ kurulmaya başladığında işler daha da karmaşık bir hâle gelir. Çünkü ikisi de birbirinin gerçek kimliğini bilmiyordur.
Acaba Se Kyung, tıpkı Alice gibi kendisini bu Harikalar Diyarı’na sokacak beyaz tavşanı bulabilecek midir?


Diziyi sevmiştim, hele Seung Jo'ya bayılmıştım. Burada da sevdim ama dizi de daha şirindi. Hatta açıp diziye baktığımda özlediğimi fark ettim. :) Kız ise dizide iyiydi ama diziyi götüren yine Seung Jo'ydu. Kitapta ise kızdı. Ne kadar senaryodan alınmış olsa da farklılıklar vardı.
Betimlemeler ile karakterin neler düşündüğünü daha çok okuduk, benimsedik.
Gizli Bahçe'yi okuduğum zaman betimleme sıkıntısı vardı ama sonradan çıkan bu tarz kitaplarda büyük değişiklikler gördüm. Mesela Prensesim kitabını okuduğumda diziyi izlememiştim ve kitabı çok sevmiştim. O yüzden diziyi izlemeyen arkadaşlara tavsiye ederim, diziden uyarlama deyip okumam demeyin ama okursanız da diziyi izlemeyi ihmal etmeyin. ;)



Bu seferlik yorumum bu kadar, gerçekten kısa bir yorum oldu ama dediğim gibi diziden alındığı için diziyle birebir aynı, pek yazacak bir şey bulamadım çünkü. 
Son olarak kitap hediye olarak geldi, bu sebeple Olimpos Yayınlarına teşekkür ediyorum.^^



Blog hayatımda ilk defa bu kadar kısa bir yorum yaptım ama ne yazacağımı bilemedim. :D Siz en iyisi ya ilk kitabı okuyun ya da diziyi izleyip öyle kitaba şans verin. Karar sizin. ;)



Kitaba Puanım 5/4^^




Alıntılar^^


'Olgunlaşmamış aşk, sana ihtiyacım olduğu için seni seviyorum der. Olgunlaşmış aşk ise seni sevdiğim için sana ihtiyacım var der.'



*****


Sonuçta beyaz tavşan da bir insan. Beyaz tavşanı yakalamak onu kullanmak değil, onun kalbini kazanmaktır..."






Bu yorumda bittiğine göre başka yazılara geçebilirim. :) Başka yazılarda görüşmek dileğiyle^^




Buralarda da varım^^




24 Mart 2019 Pazar

İzlediğim Filmler 17//Küçük Prens, Coco Chanel, Vampirin Portresi^^

Merhabalar^^
Film yorumlarım gelmeye devam ediyor. Bu sefer güzel filmler izlemiş olabilirim. Mesela Küçük Prens'e bayıldım. Kesinlikle tekrardan izleyebilirim. Diğerleri içinse yorumlarını okuyun. ;)



Küçük Prens^^
TV+'da gezinirken gördüm bu filmi. Küçük Prens'i sevsemde böyle bir filmi olduğunu bilmiyordum. Denk gelmem iyi ki olmuş. Filme bayıldım. Tam çocuklarınız ile izleyeceğiniz, harika bir film. Yukarıda da dedifim gibi tekrardan izlerim ben bunu. Küçük Prens'in animasyon ve büyük halini çok sevdim. Verdiği ders izlenmeye değer. Ailelerin çocukların üzerinde kurduğu baskılara güzel gönderme yapan nadide filmlerde. İzleyin, izletin. ^_^






Peki Tilki kardeşe ne demeli? ^_^



Bu kısımlar çok iyiydi. KALP






Giflerde çok tatlı. <3






Coco Chanel^^
My Twin izledikten sonra tavsiye ettiği filmlerden biri oluyor kendisi. Dünyaca ünlü marka Chanel'in nasıl piyasaya çıktığı hakkında ve Coco Chanel'in yaşadıklarını konu alan biyografi filmiydi. Marka takıntım yok, Chanel'i bile BTS sayesinde az buçuk öğrendim. Sırf Twin sevdi ve BTS'den Suga'nın sevdiği bir marka olduğunu öğrendikten sonra izlemek istedim. Biyografi filmi olarak güzeldi, beğendim ama bu Chanel'in hayatını onayladığım anlamına gelmez. Zeki ve zevk sahibi biri ama yaşadığı hayat pek iyi değildi ve sonradan yaşananlar daha çok tuz biber oldu. Ne kadar zeki ve başarılı olsa da bu, markasını ortaya çıkarmak için aldığı desteğin iyi yönde olduğunu kanıtlamaz. Kısacası param yok ama olursa eğer bile bile de gidip chanel almam. :D 
Filmi ise merakınız varsa böyle hayat hikayelerine  ve geçmişte yaşanan olaylara izleyebilirsiniz.




















Vampirin Portresi^^
TV+'da film ararken denk geldi, uzun zamandır böyle fantastik filmler izlememiştim merak edip izledin. İlginç bir filmdi, kısa ve ne anlatmak istediğini anlamadığımız filmlerdendi. Ortada sürekli dönen "Seni daha iyi çizmem için kendini anlat" ve reddetme diyalogları döndü durdu. 
Yani izlemiş oldum, merak etmem daha dedim kendisi için. Yansıttığı psikolojik durumlardan dolayı belki siz seversiniz ama pek ahim şahım bir şey değildi. Sevdiğim tek şey afiş oldu. :D









Diğer film yorumlarım için Tık Tık^^

Bir film yorumu daha biter, başka yazılarda görüşmek dileğiyle.^^


Buralarda da varım^^





22 Mart 2019 Cuma

Düşmüş Melekler Şehri//Cassandra Clare Kitap Yorumu^^

Merhabalar^^
Çok yavaş kitap okuduğum için yorumlar hemen gelmeli ama ben bunu yapamıyorum. Neredeyse bu kitabı okuyalı bir ay olacak yeni yorum yazmaya başladım. Çok güzel değil mi?
Neyse...Kitabımız bilmeyenler için Ölümcül Oyuncaklar serisinin dördüncü kitabı. Seriyi yavaş yavaş bitirmeye çalışıyorum, bakalım ne zamana bitecek. :) Ama ondan önce Cehennem Makinaları serisi bitmeli. :D Cassandra Clare'yi severim, her serisi çok güzel, bu seride öyle ama kadının aşkla alıp veremediği bir şey var bence. :D Nedenini birazdan sizlerle paylaşacağım. ;) Ama seriyi okuyanlar için, gerçi bu yorumu okuyorsanız zaten serinin üç kitabını geride bırakmışsınız demektir. ;)


Aşk. Kan. İhanet. İntikam. İşler artık her zamankinden de karışık!
Ölümcül Savaş sona erdi. On altı yaşındaki Clary Fray de nihayet New York'taki evine döndü ve halinden memnun. Gölge Avcısı olmak için eğitiliyor. Annesi hayatının aşkıyla evleniyor ve Aşağı Dünyalılar'la Gölge Avcıları sonunda barış ilan etti. En önemlisi de Jace artık Clary'nin sevgilisi. Ancak her güzelliğin bir bedeli var. İşler tam yoluna girdi derken biri Gölge Avcıları'nı öldürmeye başlıyor. Şimdi, Aşağı Dünyalılar'la Gölge Avcıları arasında yeni bir savaş başlaması an meselesi. Jace de birdenbire uzaklaşmaya başlayınca Clary, büyük bir gizemin içine dalıp en korkunç kabusuyla yüzleşecek. Sevdiği her şeyi, Jace'i bile kaybetmesine yol açabilecek olaylar zincirinin başlamasının ise tek bir nedeni var. Bizzat Clary.

Bu kitapta da yine heyecan devam ediyor. Bu sefer olaylar çok farklı ama. Vampir olan Simon ise artık işlerin daha çok içinde. Her zaman ki gibi daha ilk sayfada olaylar başlıyor, Simon vampirlerin başı ile görüşmek zorunda kalıyor ama onlara katılmak için kararsız. Normalde Simon'ı sevmiyordum, çünkü Jace'e karşı tavrı sinir bozucuydu ama burada sevdim, sadece yazar bu kitapta daha çok yer vermiş kendisine. Onun ağzından olayları okuduk ve kitabın yarısı Simon ve yaşadıkları, düşünceleriyle geçti. Clary'ye gelince seri devam ettikçe kızın aklı başına daha geliyor, ilk kitaplarda beni sinir hastası yapmıştı ama şimdilerde verdiği mantıklı kararlar için onu sadece tebrik ediyorum. ;)


Bilindiği üzere seri üç kitapla sınırlıydı ama yazar devam etmek istemiş. Peki gerek var mıydı? Bu tartışılır. Bir kere kadın çok güzel yazıyor, ne yazsa okuruz diyen bir kitle var ki onlardan biri de benim. Eee seride tuttu neden devam ettirmeyeyim demiş haklı olarak. Bazı kısımlarda saçma, keşke uzatmasaydı bu kadar dedim ama daha yazmış, yeni olaylarda gündemde olduğuna göre yazması iyi olmuş, okuyoruz işte. :D


Bu seriden sonra olaylar daha farklı bir hal alacağa benziyor. Hele o son. :O Cassadra'yı severim ama neden aşka karşı bu kadar karşı anlamış değilim. Seriyi buraya kadar okuyanlar bilir, bir türlü buluşamadı bizim çift. Buluşsa da iki bölüm sonra kanlı bıçaklılar. Neden yani nedeeeeeeen!?
Şöyle ki öyle bir son yazmış ki yazar sonraki kitap için hemen devam etmeye niyetim yok.
Fazla bir şey yazmaya gerek de yok, olaylar, olaylar olaylar... Seri devam ettikçe de böyle olacak gibi, yeni karakterler gelecek, yeni olaylar. Umarım uzattığı için yazara daha fazla kızmayız, çünkü yukarıda da dediğim gibi kendisini pek bir severim.
Bu yorumu okuyorsanız eğer zaten seriye devam etme kararı almışsınız demektir, o yüzden benimle beraber okumaya devam. :D Ve ilk kitaplar kadar sinir olmayacaksınız, gerçekten! ;)




Kitaba Puanım 5/4^^




Alıntılar^^

"Ama birbirlerine aşıklar," diye itiraz etti Clary. "Aşk zor zamanlarda sevdiğin kişinin yanında olmak değil miydi? Ne olursa olsun diğerine destek olman gerekmez mi?"
Luke nehre baktı. Krablık sular ay ışığının altında yavaşça akıp gidiyordu. "Bazen sadece aşk yetmez, Clary."


*****


"Vampirlerden nefret etmiyorum," dedi Kyle. "Ama onun türünü sevdiğim söylenemez." Parmağıyla Jace'i işaret etti. "Kendilerini herkesten üstün görürler."
"Hayır," dedi Jace. "Ben kendimi herkesten üstün görmüyorum, zaten öyleyim. Bunu pek çok kez ispatladım."



Yazarın diğer kitaplarına yaptığım yorumları okumak için Tık Tık!!





Bir yorumun daha sonuna geldik, başka yorumlarda görüşmek üzere^^




Buralarda da varım^^


20 Mart 2019 Çarşamba

İzlediğim Filmler 16//Loving Vincent, Nothing To Hide, Kemiklerine Kadar^^

Selam^^
Bir tane dizi yorumu girdikten sonra film yorumu da gireyim dedim. Zaten bu hemen yazılıp, yayınlananlardan ama işte vakit olmayınca olmuyor. ;)



Loving Vincent^^
My Twin TV+ izleyip çok beğendiğinden söz etti, ben de merak edip izledim. Çok değişik ve güzel bir filmdi. Öldükten sonra eserleri kıymet gören ressamlardan Vincent Van Gogh'un ölümdeki sır perdesini anlatmak istenen bir film. Nasıl öldü? İntihar mı etti yoksa düşmanı vardı o mu yaptı? Bunları öğrenmek için postacının oğlu yollara düşer. Hem önemli bir mektubu teslim edecektir hem de yaşanan hadiseyi öğrenmek için araştırma yapar.
Film Vincent'in resimlerinden ilham alınarak animasyon olarak gösteriliyor. Aşağıdaki fotoğrafları görünce ne demek istediğimi anlayacaksınız. ;)
Merak edenlere varsa izleyebilir, ilginç ve güzel bir filmdi. ;)



















Nothing to Hide^^
Ülkemizde uyarlaması yapılan bir film. Bizde Cebimdeki Yabancı diye geçiyor. Bizim uyarlamayı daha izlemedim, ama en kısa zamanda izlemek istiyorum bakalım bizimkiler ne kadar ileri gidebilmiş. Değişik bir filmdi, merak ediyorsanız bakabilirsiniz. ;)

Not: Bu yorumu yayınlamadan Cebimdeki Yabancı filminin TV+'a geldiğini gördüm ve izledim. Konuyu bilmeme rağmen bakalım bizimkiler ne kadar benzetmişler diyerek izledim. Birebir aynıydı, farklı hiçbir şey yok. Güzel miydi yani, orijinal filmde tepkiler daha iyiydi diye düşünüyorum. Mesela Belçin Bilgin iyi oyunculardan ama nedense çok fazla tepkisiz geldi bana. :/ Siz izlerseniz eğer görüşlerinizi beklerim. ;)













Kemiklerine Kadar^^
My Twin izleyip yine beğendiği bir filmdi ama ben pek beğenemedim. Verdiği mesaj neydi, kızın derdi tam olarak neydi pek anlamadım gitti. Zaten dizi ve filmlere eklenen saçma sapan çift kavramları beni sinir ediyor ama onu listeden çıkarsak bile pek ahım şahım bir film değildi. Sadece Lilly Collins'in verdiği çabayı takdir ettim, bu kadar zayıflama şaşılacak kadar fazla. 











Üç film ile sınır koymak güzel yoksa hem siz sıkılırsınız hem ben uzun olduğu için hemen yazmak istemem, gerçi şimdi çok mu erken ekliyorum. :D Bu aralar çok fazla uğraştıracak şeylere gelemiyorum, belki de o yüzden yorumlar hep kaldı. :/
Bu zamana kadar 16 film izlemişim, eskiye nazaran çok iyi bence, farklı değişik ve kafa dağıtıcı şeyler izlemek güzel. ;) O zaman burada bitirip başka yazılarda görüşmek dileğiyle diyelim. ;)


Not: Diğer filmlerin yorumları için Tık Tık^^




Buralarda da varım^^