26 Aralık 2017 Salı

Aşk Tatili//Ekin Atalar Kitap yorumu^^

Merhabalar^^
Geçen Aşk Tatili kitabını bitirdim ve hemen yorumunu yazmaya karar verdim. Normalde son zamanlarda 10 güne anca yorumu giriyorum. :/ Bu zaman zarfında ise kitabı unutuyorum. Aşk Tatili kitabını yazın almıştık ama okumak şimdi kısmet oldu. Kışın ortasında yaz kitabı. İçerik olarak pek yazı hissettiren bir kitap değildi ama yazarın kalemi iyiydi. Tabii bir kaç hatası vardı, kim kusursuz ki zaten.

Hiç mi yüzü gülmeyecek bu kızın? Talihi hiç mi dönmeyecek? Hiç mi umut yok, doktor bey? Olmaz mı?! Tabii ki de var. Çok sevdiği anneannesi ne güne duruyor? Onun sayesinde Azra gemiyle Yunan Adaları’nı gezecek.
Tatil gibi tatil be! Tek sorun, gemideki yolcuların yaş ortalamasının seksen civarında olması. Neyse ki henüz üç dakikadır tanıdığı bir Yunan teyzenin lafına inanıp da gemiden inebilecek şuursuzlukta biri değil Azra. Hayatta yapmaz öyle şeyler. Yoksa yapar mı?
Belki de elinde bir telefon numarasıyla Selanik’te gemiden iner ve hayatının aşkıyla karşılaşır kim bilir? 

Azra isminin anlamından muzdarip bir Türk kızıdır. 29.5 yaşından olmasına rağmen evlenmemiş ve sevgilisi bile yoktur. İsmini değiştirip talihini değiştirmeye kafaya koyan Azra bir gün Anneannesinin ayağını kırmasıyla gemi gezisine gider ve oradan hayatının en büyük heyecanını yaşamak istediği için Selanik'te gemiden iner. Konu buradan sonra başlıyor. İlk başlarda ki anne ve kız kardeşler arasındaki anlaşmazlıklar, konuşmalar çok komikti. Ana karakterimiz Azra zaten olaydı. Sevdim kendisini. Ne çok kızacak ne de alıp bağrıma basacak bir karakterdi ama yine de sevdim kendisini. Kumar mevzusu olaydı, Azra isminden dolayı evlenmemiş olabilir ama kumarda iyi para kazanıyor. O kısmı okuyunca ne demek istediğimi anlayacaksınız. ;)




Diğer karakterlerden Yunan aileyi çok sevdim ama kim kimin ablası, kuzeni kardeşi vs. onları anlamadım gitti. Okuduğum zaman ismi okuyup geçtim, o derece pek dikkat etmedim gerisini siz düşünün. :D Azra'nın anne ve kardeşleri zaten olay. Bu tarz kitaplarda bu kadar absürt olayların olması olağan ama bazıları çok saçma. Mesela kız kardeşinin hamilelik olayı vs. Yani hiç mi mantıklı bir karakter olmaz. Acaba yazar şunu mu demek istiyor; karakterin çatlak olması ailesinden geliyor falan ama zaten karakteri normal aile ile de çatlak yapabilirsiniz. Neyse. İşin sırrı belki de budur, bilemiyoruz. 
Kitap güzeldi, zaten kalemini sevdiğim bir yazar ama böyle güzel bir konuyu bu kadar sadeleştirmesi olmamış. Yazar kalemi konuşturmuş ama konuyu sadeleştirip konuşturamamış. Mantıksız bir cümle oldu ama düşününce iyi uydu bence. Ülkemizin yerli sophie Kinsella'sı diyebilirim ama bu kitabı biraz hayal kırıklığı yaşattı bana. Konuyu biraz daha uzatıp, bizi daha fazla güldürebilirdi. Çok eksiği var ama bence bu kitabın devamı olur, olmalı da zaten. Sonradan neler olacağını çok merak ettim. Düşününce mesela iki ailenin yan yana gelmeleri vs. :D Süper olmaz mı? 
Aşk konusuna gelecek olursak o da çok fazla dışarıda kalmış, aşk tatili değil de Delice Kaçış, Aile Tatili, Büyük Kaçış :P gibi isimler olabilirdi. :D Yunanistan hakkında bir kaç bilgi ediniyoruz, bunları okuyunca yazarın kitap için ne kadar çalıştığını görüyoruz ama, bence konunun bir tık daha fazla üstünde durmalıydı.



Kitap çerezlik olarak çok iyiydi. Konu üzerinde biraz daha uğraşsaydı yılın kitabı da seçilebilirdi ama benim için biraz vasat bir kitaptı. Yine de yazarın kalemine hayranım, son çıkan kitabı haricinde diğer çıkan kitaplarını alır, eskiden çıkanları da listeye alır en kısa zamanda alıp, okurum. Ama Ekin Atalar ile tanışmak istiyorsanız ilk olarak Selindrella kitabı okuyun derim. :) Ama ben Ekin Atalar'ın bir kitabı okudum bunu merak ediyorum derseniz öneririm. Bir günde bitecek, akıcı olarak kesinlikle tavsiyemdir.



Kitaba Puanım 4/5^^



Alıntılar^^

"Azracığım," diyor anneannem asansörü beklerken, "Seninle biraz yalnız kalmak istedim."
Ayla dese daha iyi olurdu ama neyse, şimdi düzeltmeyeyim, ayıp olur. Hastaneden çıkınca kafasına kakarım nasıl olsa.


*****


Ben daha farklı bir şey istiyorum. Enteresan bir tanışma. Taksim Beşiktaş otobüsünde biriyle tanışmak pek de enteresan değil yani şimdi. Adamın biri beni dürtüp "Fazla biletiniz var mı?" diyecek sonra da şahane bir aşk mı yaşayacağız? Ayol adam otobüse biniyor, otobüse! Parası olsa niye binsin?


*****


"Vallahi hakime hanım..." diyor annem içini çekerek.
"Ay rica ederim lütfen Müjde deyin bana..."
"Ay o zaman siz de Nesrin deyin bana..."
"Ay o zaman ikiniz de Ayla deyin bana," diyorum hemen araya girerken.


******


"Dünyada dört şey geri dönmüyor. Yaşadığın zamanlar, yaptığın şeyler, söylediğin sözler ve kaybettiğin şanslar,"




Bir yorumun daha sonuna geldik. Başka yorumlarda görüşmek dileğiyle.^^



 Buralarda da varım^^








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Elinizi korkak alıştırmayın :D