8 Ocak 2017 Pazar

Anılar Ağacı//Naşide Gökbudak Kitap Yorumu^^

Selamlar^^ 
Yine ve yeniden kitap yorumlarına devam. Hız kesmeden yazarsam hemen biteceğini düşünüyorum, çünkü halen daha yorumlanacak kitaplar azalmadı. Bu sefer ki kitabım çok sevdiğim bir yazarın kitabı. Naşide Gökbudak'ın bir çok kitabını okumuş, kalemini çok sevmişimdir. Halden daha unutamadığım, tekrar tekrar okumak istediğim kitapları vardır. Ama bu kitap onlardan biri değil ne yazık ki. Bu kitaba ne kadar heyecanla başladıysam o kadar hayal kırıklığı ile bitirdim. 


1945 yılı. Malatya'nın Darende ilçesi. Dönemin en nüfuzlu ve kalabalık ailesi, Köroğlu Ailesi. 
Ailenin reisi Acar Köroğlu, dört çocuk babasıdır. Dördü de erkek olan çocukları büyüyüp evlenirler ancak hiçbirinin oğlu olmaz. Acar Köroğlu, erkek torun hasretiyle yanıp tutuşsa da, kız torunlarına da gözü gibi bakan bir dededir. 


En büyük oğlu İlbars'tan olma torunu Ceren evlilik çağına geldiğinde talipler ailenin kapısını aşındırmaya başlarlar. Torununu evlendirme işi Acar Köroğlu'na kalmıştır, çünkü Ceren'in babası başka bir kadın için ailesini terk etmiştir. Hem babasızlıkla hem de babası gittikten sonra hayata küsen annesinin sıkıntılarıyla boğuşan Ceren, onu istemeye gelecek olan Muallim Turan'a kalpten bağlanır. Onu çok sever.
Turan da geçmişinde yaşadığı onca felaketten sonra ilk kez kendini yeniden mutlu hissetmiş, Ceren'e tüm varlığıyla bağlanmıştır. Ancak bu iki gencin bir araya gelmesini istemeyenler de vardır.
Hem Köroğlu ailesini hem de Muallim Turan'la Ceren'i büyük sınavlar beklemektedir. Umutları bir ağaç gibi köklerini toprağa salarken, hayat onların mutlu günlerini eski birer anı olmaktan kurtaracak mıdır?


Kitabı ilk elime aldığım zaman ilk sayfalarda kitabımızın gerçek bir olaydan esinlendiğini, sadece karakterlerin isimlerinin değiştiğini okudum. Karakterimizin bir kaçı Erzincan'da 1939 yılında gerçekleşen büyük felaketten sonra Malatya Darende ilçesine yerleşen kişilerdir. İşte bunu okuduktan sonra kitabı çok ama çok merak ettim. Hatta ilk 150 sayfaya çok sevmiştim ama sonradan olanlar oldu. Bu konuya spoi olarak değineceğim. Karakterimizi sevdim, hatta çoğu için ne düşünüyordum ne oldu benim için. Şaşırttılar beni kısacası. En çok sevdiğim karakter Acar ağa oldu. Haklıyı gören, eğitime, gelişmeye önem veren bir karakterdi. Muallim Turan'ıda çok sevdim. İnsanlara değer vermesi, eğitim için kendini feda etmesi çok iyiydi ama sonradan kendisi hakkında bir kaç şey nedeniyle çok kızdım. Gerçi bazı şeyleri öğrendikten sonra fikrimi değiştirdim. Ceren ise başta sevdiğim sonradan kızdığım ama en sonda nefret ettiğim bir karakter oldu!!


Burada SPOİ uyarısı veriyorum!

Not: Okumak isteyen olursa bir şey diyemem ama kitabı merak ediyorum okuyacağım diyorsanız spoi kısmını okumayın derim!

Şimdi şöyle ki 150.sayfaya kadar her şey iyiydi hoştu. Eğitim iyi gidiyor, sevenler kavuşuyor vs. Ama kötülük yer yerde. Turan ve Ceren evlendikleri gece çok üzücü bir olay yaşanıyorlar ve suçsuz yere Turan hapse atılıyor. Burası ilk saçma yer. Tamam o zaman adalet yok ama bu adaleti kim sağlayamıyor. Mesela biri rüşvet verir yatmasını sağlar ama Turan'a kötülük yapanda hapiste. Kim rüşvet veriyor da bu adam suçsuz olduğu halde hapiste kalıyor. Suçsuz yere, neden senelerce hapiste yattığını açıklansaydı her şey daha iyi olurdu bence. Tamam gerçek hayattan alınma ama yazarın elindeki bir şeydi. Ekleyebilirdi.
İkinci olay Turan hapisten çıkınca bambaşka biri oluyor ve Ceren çok çekiyor. Peki, Ceren neden Turan bu halde diye bir araştırma yapmıyor. Dedesi sayesinden bir araştırsa her şey ortaya çıkacaktı ama nerdeee! Hep suçlu Turan. Ona da kızdım zaten, açıklaması zor bir şey ama en azından ya azat et Ceren'i ve çocuklarını kendi yoluna bak ya da düzelmeye çalış, doktorlardan yardım al. O da çokça imkanı vardı hani. Tamam anlatması kolay bir şey değil ama imkanda çok. O yüzden kızdım ama sonradan en üzüldüğüm kişi oldu.
En son ve beni nefrete sürükleyecek şey ise Ceren ve yaptıkları. Kendisine çok hak verdim, hatta üzüldüm ama keşke biraz daha gayret etseydi, o zaman belki de hayatı daha güzelleşirdi. Gayret edeceği şey ise Turan'ı anlamak ve nedenleri sorgulamaktı. Sorgulasa Turan'a yardım etmesi daha kolay olurdu ama onun aklı fikri Ömer'di. İşte burada çıldırdım. Tamam Ömer -ki kendisi Acar ağanın konağında bulunan yardımcılarının oğlu ve büyüyünce tıp doktoru oluyor-Ceren ve çocuklara çok yardım etti, hatta fazlaca yardım etti bunu kabul ediyorum ama Ceren ve Ömer'in arasında olan etkileşimi keşke yazar Turan öldükten sonra yazsaydı. Turan hasta, ölüm döşeğinde ama Ceren'nin aklında sadece Ömer ve ona sulanan kızlar var. Bu benim açımdan pek etik olan bir davranış değil. Gerçekte de olsa kabul etmesi zor bir şey. Tamam Turan sana kocalık, çocuklarına babalık yapmamış olabilir ama senin yaptığın daha acımasızcaydı. Turan'ın nedeni var, hapiste çok zorluk çekti, onunda hataları vardı ama Ceren'in kendini haklı çıkaracak hiçbir şeyi yok. Ve Turan'a olan aşkını hepimiz tek tek okurken. 
Tamam gerçekte olan olmuş, Ceren Ömer demiş olabilir ama keşke yazar sonunda Ceren ve Ömer ilişkisini Turan öldükten sonra yazsaydı. Turan'a o kadar üzüldüm ki anlatamam. Hele son variyeti beni bitirdi. Adam halen daha ailesini düşünerek veda etti hayata. 
Not: O kadar sinir oldum ki son sayfaları atlayıp okumuş olabilirim.
Dipnot: Hayal ürünü bir kitap olsaydı -ki bu kadar olmazdı herhalde- yine de bu kadar sinirlenmezdim. 
SPOİ SONU!!

Kitabı bitirdiğim zaman kafama koymuştum içimden geçenleri kesinlikle blog da yazacağım diye. Kitabı okumadan spoi'yi okuyan bir kaç kişi olacağını düşünüyorum. Hatta okuduktan sonra elinin kitaba gitmeyeceğini de düşünüyorum ama sırf meraktan da okuyan olur, işte bunu bilemeyeceğim :)
Kitap hakkında daha fazla şey yazmaya elim varmıyor. Başlarda sevdiğim sonradan tam bir hayal kırıklığı olan kitabı öneremeyeceğimi bilirsiniz ama merak edenlere engel olmak istemem. Belki ben yanlış düşünüyorum, herkesin bakış açısı farklıdır değil mi? :) 
Bir çok kitabını okuyup sevdiğim bir yazardan gerçekten böyle bir kitap beklemiyordum. Bazı konularda da şok olduğumu ifade etmek isterim. Sürekli aynı konunun tekrarlanması gerçekten sıkıcı bir hal almıştı. Tabii bu kadar yorumdan sonra yazarımdan vazgeçecek değilim, yeni çıkan kitaplarını okuyacağım. Kendisi sevdiğim nadir yazarlardan, bir kitap böyle diye hepsini aynı kefeye koyacak değilim ;) Yine benim yazarın, yine kalemini seviyorum ;)



Kitaba puanım 5/2




Alıntılar^^


Yaşlılara sevdiklerini ve istendiklerini söyleyin. Söyleyin ki, size de söyleyenler oldun."


*****

Şartlar ne olursa olsun, okumayı bırakma. Ne bulursan oku. Akıllı bir insan en kötü metinlerden bile iyi şeyler yakalayabilir.


*****

Cahil adamın dostluğundan bir halt çıkmaz ama düşmanlığının sınırı yoktur.





Bir yorumun daha sonuna geldik, başka yorumlarda görüşmek üzere^^




Buralarda da varım^^



2 yorum:

  1. Halbuki bu güzel kapaktan ve fotodan böyle bir kitap beklemiyordum :) Ne kadar iç açıcı ve masum görünüyor.
    Yine de sana nefret duygusunu güzel yansıtmış Esracık :D
    Okumayacaklarıma not ettim ben de sayende ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değil mi? Konu kapak harika, hatta içerik belirli yere kadar çok güzel ama devamı beni gerçekten hayal kırıklığına uğrattı. Yorumuma güveniyorsan okuma, ama zevkler ve renkler belki sen seveceksin. Bunun için önünde engel olmak istemem :*

      Sil

Elinizi korkak alıştırmayın :D