11 Mayıs 2016 Çarşamba

Sırılsıklam Aşk//Jessica Park Kitap Yorumu^^

Selaaamm^^
Kitap yorumlarım gelmeye devam ediyor. Bu sefer ki kitabım, sosyal medya da gözüme çok çarptığı ve taa İstanbullardan aldığım Sırılsıklam Aşk kitabı. Kitap hakkında çok ama çok olumlu yorumlar gelmişti. Tabii merak tavan oldu ve aldık. D&R'dan 9.90 TL'lik bir miktara aldık, iyi fiyata da aldık hani :D Nette 16.22 TL (D&R sitesinden) şu an için, ama indirime girer belki :) 
Kitabımıza gelecek olursak, yazarın okuduğum ilk kitabı, kalemini sevdim, konu güzel ve şaşırtıcı :)
 Sevdim kısacası ama detaylı yorumun devamı konudan sonra^^

Uzun boylu, en azından bir seksen olmalı. Alnına düşen kum rengi saçları onu daha da cazibeli kılıyor… Tişörtünün üstünde "Kankam Nietzsche'dir" yazıyor. Bu Matt'ti... Julie'den hoşlanıyordu. Bir de Finn var; Julie'nin âşık olduğu. Karmaşık mı? Tuhaf mı? Kesinlikle öyle.
Boston'a okumak için gelen Julie Seagle, hayatının böylesine altüst olacağını bilemezdi. Her şey onun için tam bir hayal kırıklığı olmuştu; dolandırılmış, ortada kalakalmıştı. Bu zor durumda sığınabileceği bir yer ararken yardımına Watkins ailesi yetişir. Ne var ki Julie, sığındığı bu ailenin biraz tuhaf olduğunu ve büyük sırlar taşıdığını düşünmeye başlar. Genç kadın, burada kalıp kalmaması gerektiğine karar vermeye çalışırken, ansızın kapısını çalan duygu onu şaşkına çevirir.
Bu aşktır; virajlı, engebeli ve heyecanlı bir yolculuk… Ve böylesi bir yolculukta kimsenin yara almadan kurtulması mümkün değildir.


Kitabımızın baş karakteri Julie, Boston'a okumak için giden Julie daha ilk dakika da dolandırıldığını anlar ve sıcak Ağustos günün de ne yapacağını karar verene kadar annesinin Üniversite arkadaşı Erin'lerin evinde bir süreliğine misafir olarak kalır. Julie aileyle ilk tanışmasında çok garip bir aile olduklarını anlar ama bozuntuya vermez. Ta ki sırlar ve ilginçlikler zamanla ortaya çıkana kadar.
Julie karakterini, sevdim ama ortalar da bir olay oluyor. Bunu sizinle paylaşamam ama onu pek sevemedim. Gerçi okudukça anlıyoruz ama ne bileyim, o dakika da bana olumsuz geldi Julie'nin o durumu. Doğrusu sadece bu olayla değil, baştan sona Julie karakterini sevmediğimi söyleyebilirim. Sürekli Matt'e karışması beni baya sinirlendi. Herkes kendi hayatını yaşar ama bu kızın diğerlerine değil sadece Matt'e öyle davranması beni çileden çıkardığı doğrudur :D


Matt'in ailenin ortanca oğlu olsa da evin ebeveyn gibidir. Kız kardeşi Celeste'ye anne, babası gibi davranması Julie'yi biraz gerse de ailenin yanında yaşadıkça Matt'i daha iyi anlar.
Matt karakterini sevdim, zaten baştan beri sevdiğim tek karakterdi ama yazar fazla kendisine yer vermemiş ne yazık ki. Kendisi zeka küpü ve zekasını yansıtan t-shirt'ler giymesi asosyal biri olduğunu kanıtlıyor, ee öyle de zaten :D Ama kitabı okudukça Matt'in durumunu da öğreniyor ve hak veriyoruz :) Ve Matt'in hakkında vereceğim son bilgi ise kendisi sarışın^^ <3

Kitabımız da anneler,babalar haricin de kız kardeş ve abide bulunuyor. Celeste içine kapanık ama bir o kadar bilgili olan liseli bir kızdır. Julie onu ilk gördüğün de içindeki cevheri görür ama karşısında bunu izin vermeyen aile üyeleri vardır.
Birde Finn var^^ Julie onu çok güzel anlatıyor, hele fotoğraflarını tarif edişi var, kesinlikle okumalısınız :D 


Karakterlerimiz bu kadar^^

Kitap konu bakımında güzeldi, Julie'nin tanımadığı bir şehre gelmesi, ona yardım edilip evlerinin kapılarını açmaları harika bir konu yaratmış. Zaten yazarın da kalemi akıcı. Sevdim doğrusu.
Kitabı okumaya başladığım zaman çok farklı bir konu bekliyordum, arka kapak yazısını tam olarak içeriği yansıtmıyor. Evet aile ilginç, sırlar çok ama ne bileyim ilk okuyunca insan bir şey anlamayıp aklında bir kurgu oluşturuyor. Gerçi kitapta geçen sırları yazar o kadar iyi bir şekilde yazmış ki başta hiç bir şey anlamıyor insan ama benim detaylı beynim yine önceden tahmin etti. Sizler de tahmin edebilirsiniz :) Yazar sonlara doğru bir kaç ipucu vermiş olabilir. 

Kitap ne yazık ki elimde son yılların en uzun bekleyişini yaptı. Zamanım olmadı bir, okumak için de can atmadığım doğrudur bu da iki :D Belki çok fazla övülmesi kitaptan beni soğutmuştur ama sanmıyorum, Cinder kitabı da çok övüldü ama şu an harika gidiyor. Uzun kalmasında tek sebep hemen okumamış olmam, yoksa kitap akıcı, yazarın kalemi iyi ve konu merak edilesi.
Neyse uzun kalmasının sebebi bu ama doğrusu kitabı pek öyle ahım şahım bulamadım. Belki karakteri sevmemem vesiledir ama gerçekten Julie itici bir tipti. Yukarıda dediğim gibi Matt'e olan davranışlarını pek sevemedim. Matt'de az değildi ama Julie'nin ona karşı söylemleri, itirazları beni gerçekten gerdi :/
Haa kitap kötü müydü? Hayır, bilakis güzeldi ama benim için ahım şahım bir şey değildi. :) Sonu da çok oldu bittiye geldi ama kitabın Matt ve Celeste karakterleri ile devam ettiğinden buna bir şey diyemem :) İlla orada olaylar olacak :D


Zamanınızı dolduracak, akıcı, ilginç bir kitap istiyorsanız kesinlikle tavsiyemdir. Devam kitapları çıkarsa eğer almayı düşünüyorum. Celeste ve Matt'in anlatımını çok merak ediyorum çünkü ;) Okuyunca sizlerde benim gibi düşüneceğini inanıyorum :)
Kitabımızın film olmasını çok isterim. Bu yönüne bayıldım, Holywood'cular bir düşünse iyi olur, harika bir iş çıkar bence ;)



 Serimiz ise ilk kitap Julie'yi anlattı, ikinci kitap ise Matt'in tarafında anlatılan, son kitap ise yukarıda da deiğim gibi Celeste'nin kitabı^^
Matt'in kitabı çoook merak ediyorum^^ Altın Kitap çıkarırsa çok sevinirim :)
Kapakları baştan anlamayabilirsiniz aynı benim gibi ama kitabı bitirince bir ön kapağı inceleyip anlıyorsunuz :D
Yani kapakların bir anlamı var ;)



Kitaba puanım 5/4


Alıntılar^^


"Yassı Finn Facebook'ta var mı?"
Durum güncellerimelerini görmeyi çok isterdim. Bugün Starbucks'a giderken beni arabanın tavanına bağladılar. Karamelli Mocha içmeyi çok isterdim ama kollarımı oynatamadığımdan hasretle bakmakla yetindim. Bu işkence ne zaman sona erecek?

Alıntıya Not: Yassı Finn'in ne olduğunu kitabı okuyunca öğrenin, benden size hayır yok :D 


*****

 ...., masanın ortasındaki sü amaçlı kağıt hindiye çarptı, hindi muma doğru yamulup anında alev aldı. "Ayy, kahretsin!" diye bağırdı Kate.
Herkes aynı anda sandalyesini geri itip 911'i arayın çığlıkları ve dualar arasında kaçışırken Pete dayı, su bardağını alevlerin üstüne bova ediverdi. "Söndü gitti, şükürler olsun," diye bağırdı. "Gördünüz mü, tam gününde şükredecek bir şey çıktı!"


Alıntıya Not: Yazarın espri anlayışı çoğu yerde güzeldi, ama gereksiz olduğunu düşündüğüm yerlerde oldu :D 


Bir yorumun daha sonuna geldik... Başka yorumlarda görüşmek üzere^^


Buralarda da varım^^
Facebook
Twitter
Instagram



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Elinizi korkak alıştırmayın :D