15 Ağustos 2015 Cumartesi

Paris'te Balayı-Ardında Bıraktığın Kadın//Jojo Moyes Kitap Yorumu^^

Herkese merhaba^^
N.ablamın ısrarı ve benim merakımla sonun da bu kitapları okudum. Yazarın ilk olarak Senden Önce Ben kitabını okumuş ve bazı eksikler olsa da çok sevmiştim. Şu an Willlll  diyorum başka bir şey demiyorum <3 N.ablamın değimiyle Will manyağı olarak Will'den daha bahsetmeyelim. Beklentimi karşıladı kitap. Ablam Sarah Jio tarzında deyince tabii daha çok merak ettim ve dediği kadar varmış dedim ama Sarah Jio'nun yerini kimse tutamaz <3 

Paris'te Balayı yapan iki çiftimizin de hayatları sonradan çok ama çok değişir. Yüz yıllar önce yaşayan Sophie Almanların Fransa'yı işgal ettiği savaşta eşini de savaşa gönderir. Fransa'nın kasabasın da aileden kalma otelde ablası ve yeğenleriyle geçinmeye çalışan Sophie zorla otellerin de yemek yiyen Alman askerlere yemek yapmak zorunda kalırlar. Otelin duvarına astığı ve Ressam olan eşinin yaptığı tablo ise Alman komutanın ilgisini çeker ve o dakikadan sonra hayatı değişir.
Olivia kısa zaman da tanışıp evlendiği eşini acı bir şekilde kaybeder. Zorlu geçen hayatın da yeni kişiler ve hayatını alt üst edecek olaylar yaşayınca bir çıkmaza girer. Bunlara yıllar önce eşiyle beraber aldığı tablo sebep olunca geçmişi araştırıp ortaya çıkarmak ister.

Konumuz böyle.
İkili hikayeleri çoğu kez okudum, bu da aynı onlar gibiydi. Başka kitaplar da konular da sıkıntı yapabilir ama Jojo Moyes bunun üstesinden gelmiş. Hikaye, karakterler ve yazarın kalemi kitabı okunulası ve sevilesi yapmış. Sevdim kitabı. Sadece ilk kitap gereksiz olmuş yani, kitaba ekte olabilirmiş. Neden ayrı çıkarıldı bilmiyorum, fazla bir olay göremedim orada çünkü :D

Sophie karakterini hem ilkinde hemde Ardında Bıraktığın Kadın'da çok sevdim. Zorlukların üstesinden sivri zekasıyla kolaylıkla baş gelen nadide karakterlerden biriydi. Bazen keşke yapmasa, neler yapıyor bu dediğim oldu, sizlerin de olmuştur. Sonun da neler olacağını okuyun öğrenin derim. İlk defa tahminlerim tutmadı, başka şeyler düşünüyordum ama bambaşka şeyler oldu. Eşine olan aşkı, kardeşlerine olan sadakati çok sevilen bir karaktere dönüştürmüş kenidisini.


Olivia bu karakteri de çok sevdiğimi söylemeliyim. Haa kızdığım yerler olmadı değil. İki karakter arasında hangisi derseniz tabii ki de Olivia derim. Normalde kitapta Liv diye geçiyor ama benim kafam karışıyor :P Neyse çektiği sıkıntılar okuduğumuz da bir hiç uğruna denecek kadar ama Olivia için öyle değil, her şeyini o tablo ve onun ardında olan sırlar için feda edebilecek bir karakter. Bu sırada tanıştığı kişi ise hayatına renk katıyor ama ne anlamda. Okuyunca öğreneceksiniz. O karakter hakkında da uzun şeyler yazmak isterim ama sizin fikrinizi de değiştirmek istemem. Sadece çok sevdiğim bir karakter oldu bunu bilin.

Başta dediğim gibi yazarın sadece bir kitabını okudum, yazarın bulduğu konular, yarattığı karakterler harika. Yılın konusu, karakterleri seçilebilir ama ne yazık ki kalemin de duygu eksikliği var. Bazı şeyler tam değil gibi. Jojo Moyes'i okuyunca bu hisse kapılıyorum. Kitabı bittiği zaman eksik bir duygu yer ediyor içimde ama bulamadım gitti. Diğer kitaplarını okuyunca belki bu duygunun ne olduğunu öğrenebilirim.


Genellikle hüzünlü olan kitabımız gerek geçmiş zaman da nelerin yaşandığı, şimdi ki zaman da ise nelere mal olduğu ince bir detayla anlatmış. Sophie ve Olivia araların da yüz yıllar olsa da birbirlerine çok benzeyen iki karakter. Her ikisi de kendini feda edip bazı şeyleri düzeltmeye gönüllü insanlar. Gerek aşkı, gerek yokluğu bir arada yaşayan aşık kadınlar. Kısacası bu iki karakteri de çok sevdim. Sona doğru hem üzüldüğüm, hem şok olduğum hemde çok sevindiğim taraflar oldu. Lafı fazla uzatmaya gerek yok, yazar güzel yazmış ve okunulası. Bu tarz kitapları sevenlere kesinlikle tavsiye ediyorum. Son olarak Senden Önce Ben'in film olmasından cesaret alarak kesinlikle bu kitabın da film olmasını istiyorum^^


Kitaba Puanım 5/5


Alıntılar^^

Ben de Edouard gibi yaşamak istiyordum. Neşeli, her anın tadını çıkararak ve şarkı söyleyerek... Çünkü bu güzel bir şeydi.

*****

Kaderini, öfkesini diğer çiftlere nasıl baktığını ve tekrar denemenin anlamsız olduğunu anlattı. Çünkü hiç kimse gerçekten, tam anlamıyla mutlu değildi. Hemde hiç kimse.

*****

Bazen hayat, adım atarken önümüze çıkan engellerden ibaret olabiliyordu. Bazen de körü körüne bir şeyin peşinde gitmekti.


Yorumumun sonuna geldim, başka yorumlarda görüşmek üzere^^





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Elinizi korkak alıştırmayın :D