25 Aralık 2014 Perşembe

Çilek Mevsimi//Burcu Büyükyıldız Kitap Yorumu^^

Herkese Merhaba^^
Bugün sizlere çok sevdiğim bir kitabın yorumunu yapacağım. Son zamanlar da burnunuza harika bir Çilek kokusu geliyorsa bunun sebebi her bir sayfası çilek kokulu olan Çilek Mevsimi kitabıdır. Harika değil mi??
Kitabı alalı çok zaman olmuştu. Ankara yolculuğumuz da ise yanıma eğlenceli, aşk kokan bir kitap almak istedim. Buna da en uygun olan Çilek Mevsim'i kitabında karar kıldım. Gerçi ilk defa otobüs yolculuğuna çıktığım için doğru düzgün kitabımı okuyamadım :/ Yine de sonradan severek ve beğenerek okudum <3

Mira ve Yağız daha ilk bakışta birbirlerinden hoşlanmışlardır. Zaman sonra artık birbirlerinden kopamayan Mira ve Yağız evliliğe ve daha çok mutluluğa adımlarını atmışlardır. Ama geçmişin sırları, gizemleri ve korkuları aralarına girer. Yağız istemeyerek Mira'dan ayrılmak zorunda kalır. Ne kadar hasret ve özlemle kavrulsa da işlerini halledip, Mira'nın karşısına bütün gerçekliğiyle çıkmak ister. Her şey düzeldi dedikten sonra Mira dan daha fazla ayrı kalmak istemez ve soluğu onun yanında alır. Karşılaştığı manzara ise umduğu gibi değildir.

Konumuz böyle^^

Kitap başlangıçtan sonuna kadar çok güzeldi. Gerek konu, gerek karakterler olsun okunulası tatlı bir kitaptı. Yerli yazarlarımıza karşı duyduğum sempatiyi bilirsiniz. Destek amaçlı okumak lazım. Hani derler yaa Evinin içi dururken dışı haram diye, tamam yabancı yazar çok ama çok severim bir sürüde yabancı favori yazarım var ama Türk yazarlarımıza da onlara verdiğimiz kadar değer vermeliyiz. Sonuçta ülkemiz de okuma oranının düşük olduğu bir gerçek, okuyanlarda okumazsa bu kitapları yazarlarımız nasıl güvenip yazacak ve çıkaracak. Sakın yanlış anlamayın bırakın yabancıları Türk yazarları okuyun demiyorum ama desteğinizi de esirgemeyin ;) Son zamanlar da her önüne gelen yazar oluyor diye laflar dolaşıyor. Bunu diyenler ya yazdıklarını kimseye beğendiremeyip çekemeyenler yada bu kadar Türk yazarı görüp hoşlanmayanlar. Evet çıkabilir ne olmuş, çıksın da her zaman önlerini açmak lazım ;) Ben yine desteklemeye devam edeceğim, yeri gelecek eleştireceğim yeri gelecek öve öve bitiremeyeceğim vs. :))
Neyse bu konu uzar gider ama yazdıklarımı inşallah bir düşünürsünüz ;)


Neyse kitabımıza gelecek olursak, karakterlerin hepsi birbirinden güzeldi ama tek geçerim dediğim karakter Erim'di. <3 Yazarımız öyle bir anlatıyor ki tatlı, tombiş Erim'i keşke gerçek olsa diye iç çekiyorsunuz :D Şahsen yapmışlığım var. Normal de bu yazılar daha çok Erkek karakter için olur ama ben bu yazıları kitabımızın biricik bebeği Erim'e yazıyorum^^


Hayalimdeki Erim der ve yorumuma devam ederim ;)

Yağız, ben böyle aşık, sadık, kıskanç ve harika bir baba görmedim^^ Uzun zamandır böyle harika bir erkek karakter okumamıştım. Gerçi okumuşluğum var ama bu kadarı yoktu :D Bir kere o Erim'e duyduğu sevgi beni benden aldı.


 Bunda yazarımızın rolü büyük o yazmasa nasıl okuyacağız :D
Tabii sinir ettiği durumlar da oldu mesela Mira'yı kıskanması. Tamam seven insan kıskanır ama sende güven bee canım ;P



Mira ise harika bir anne ve aşıktı. Zarif, sevecen ve şefkatli Mira'ya az sinir olduğumu söylemek isterim, bu bende kalsın ama :D Erim'e ve Yağız duyduğu sevgi mükemmeldi. Ve o kadar ağır yükün altından kalkması ise övgüleri hak ediyor. :)

Diğer karakterlerimizden Sarp ve Ela'yı çok merak ediyorum. Zaten yakın zamanda kitap olacak. Olaylarını kitapta pek çözemedim, neden böyleler diye düşündüm ama cevabını anca onların hikayesini okuyunca öğreneceğim ;) Artı birde başta sinir olduğumuz, sonradan ise hak verdiğimiz Berzan ve Bengi var. Onlarda geçiyor kitapta.Onların aşkı ayrıca bir kitap olur mu yada var mı bilmiyorum ama burada bu çifte süperdi :)


Kitabımız da olaylar ise okudukça açığa çıkıyor. Yağız'ın neden böyle bir şey yaptığı, sonradan neler olduğu falan. Yani yazarımız hem geçmişi hemde şimdi ki zaman üzerinden bize anlatıyor. Lakin bir şeye değinmek istiyorum. Eski zamana gidildiği zaman yazı puntosu eğik yazıyla yazılmış ve ne yazık ki okumakta zorlandım. Bir yerden sonra gözlerimi yordu. Doğrusu ne zaman günümüze gelecek diye hemen okumak istedim :D Zaten az rahatsız olan gözlerim bu netice ile biraz daha zorlandı. Ama bu kitap bitene kadar devam etmiyor. Bir yere kadar öyle devam ediyor, sona doğru daha çok şimdiki zamanı yazmış yazar.


Bir başka konu ise yazarımızın ilk kitabı biliyorsunuz, kalemi ve hayal gücü güzel ama biraz daha kendini geliştirdiği zaman daha güzel eserler yazacağını düşünüyorum ;) Ama ilk kitabına göre ben beğendim ;) Yeni yerli favori yazarlarım arasında ve bir kaç eksiğini de zamanla düzelteceğine inanıyorum :))

Daha okumamış olanlara, buram buram çilek kokusu duymak isteyenlere kesinlikle tavsiye ettiğim bir kitap. Sizde Erim'i çok sevip Mira ve Yağız aşkına hayran kalarak okuyacaksınız ;)

Kitaba Puanım 5/4



Alıntılar^^

"Onu hiç üzmeyeceğim diyemem... Bu çok büyük ve imkansız bir söz Sarp... Ben sadece... Bunun olmaması için her şeyi yapacağımı biliyorum." derken aslında yakın bir geleceği görür gibi konuştuğundan habersizdı. "Ancak bir gün... Onun gözünden akan yaşların nedeni olursam, bunu isteyerek yapmadığımı ve onun akıttığı her damla da azar azar öldüğümü bil."

******

Asi, söz dinlemez bir damla kayıp gitti ela gözlerinden. Gururunun canı cehennemeydi. Sevdiği kadın için gözyaşı dökmek, adama fazlasıyla olağan geliyordu. İstediği çok daha fazlasıyken, deliler gibi isyan etmeyi arzu ediyorken, acısını içinde yaşamanın, belki de gözyaşlarını içine akıtmanın doğruluğuna inanıyordu.

******

Bir kaç saat önce yaşadıkları o kavgadan sonra bu halde olmaları mucizeden çok başka bir şeydi. Bu Mira'nın büyüklüğü, Yağız'ın şansı, aşklarının büyüsüydü.

******

"Oğlum..." diye seslendi ona minik bedenini kollarına alırken. 'işte bu koku...' diye düşündü içinden. Eşsizdi. Mutluluktu. Cennetti. Ve onun boynuna vuran tatlı nefesi, omzuna yasladığı minik başı Yağız'ın hissettiği şefkatle gözlerine yummasına neden oldu.


Başka bir yorumda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Elinizi korkak alıştırmayın :D