12 Ağustos 2014 Salı

OKK 33.Blog Turu Milyonluk Kirli Sır//C.L. Parker Ön okuma ve Kitaba Genel Bakış^^


Herkese turumuzun 2.gününden merhaba^^

Bugün sizlere kitabımız hakkında bir kaç şey paylaşacağım :) İlk olarak kitabımızın Ön okuması sonrasın da ise kitabımızın dış ve iç özelliği ve genel bakış ;) 

İlk olarak işte sizlere ÖN OKUMA^^

Milyonlarca Kirli Sır
C. L. Parker


Bu kitabı kız kardeşim Jessica Neidlinger’a ithaf ediyorum. Akıma yazma fikrini sokan, bu fikri besleyen ve şimdi olduğum yazara dönüşmemi sağlayan kişi kendisidir. O olmasaydı, yazıyor olmazdım. Tüm başarılarım için sana borçluyum Jess. Yani, mecazi anlamda elbette. Hah! Seni seviyorum; böyle olduğun ve beni olduğum kişiye dönüştürdüğün için.


Giriş

Ben bir seks kölesiyim. Yani, bir kişinin malı olarak ona hizmet eden, onun hâkimiyetine tam anlamıyla itaatkâr biri. Temel olarak, sanırım “fahişe” sözcüğü olduğum şeyi tanımlamak açısından daha uygun olacaktır. Anlayacağınız, ben para karşılığında kendimi bir adama (bu sadece tek bir kişi olsa da) sattım. Sadık ve ağzı sıkı olmam, bedenimi onun istekleri doğrultusunda, istediği her şekilde ve pozisyonda ona sunmam gerekiyor ama görevim sadece bunlarla sınırlı değil.
İşin ilginç yanı, ben bu hayata itilmedim; bu hayatı seçtim. Yani, o sırada daha iyi bir fırsat karşıma çıkmadığı için başka seçeneğim yoktu ama yine de, ne olursa olsun, bu hayatı seçtim. O, beni buna zorlamadı. Beni bir yerlerden bulup buluşturmadı. Kaçırılıp feci şekilde dayak yiyerek itaat etmeye zorlanmadım. Kendi ayağımla gittim ona.
Ve her şeyi birinin hayatını kurtarmak için yaptım.
Benim adım Delaine Talbot ama bana Lanie diyebilirsiniz. Bu benim hikâyem.


1
Yaptığımız Fedakârlıklar



Lanie
Tam bir seks tanrıçası olan arkadaşım, çalıştığı (ve takıldığı) gece kulübünün kapılarından girdiğimden beri resmen milyonuncu kez şu soruyu sordu: “Bunu yapmak istediğine emin misin?”
      Dez benim dayanağımdı. Hayat fazla zorlaştığında beni ayakta tutardı ve hayat o sıralar aşırı derecede zordu. Dez, kabaca “şeytana ait” olarak tercüme edilebilecek Desdemona isminin kısaltılmışıydı. Anne babası daha önce izin vermediğinden, ismini on sekizine bastığı gün değiştirmişti. Gerçekten. Annesiyle babası, dünyaya geldiğinde ona Prenses ismini vermişler fakat onlar dışında biri kalkıp ona bu isimle hitap etmeye kalkıştığında, az sonra kopacak yaygaraya hazırlıklı olmalıydı. Dez inanılmaz güzeldi, o romans kitaplarında okuduğunuz iri göğüslü dilberlere benziyordu: Uzun, ipeksi siyah saçlar, kıvrımlı vücut hatları, uzun mu uzun bacaklar ve bir tanrıçanın yüzü. Tek sorun, motorcu hatun imajını benimsemiş olmasıydı. Yeni motosiklet markalarını deneme sürüşüne çıkarmaktan hoşlanırdı. Daha önce söylediğim gibi, fahişe işte. Gelgelelim, onu ailemden biriymiş gibi seviyordum. Ve ailemden biri için yapmaya kalktığım şey göz önünde bulundurulursa, bunu söyleyebilmek önemliydi.
“Hayır, emin değilim Dez ama bunu yapmalıyım. O yüzden, sayende fikrimden cayıp özüme dönerek buradan tırsak bir kedi gibi kaçmadan önce şunu sormayı bırak artık,” diye parladım.
Parlamalarımı hiçbir zaman kişisel algılamazdı çünkü ona göre her şey göze göz dişe dişti. Hem de nasıl. Üstelik karşılık verirken bir nebze bile utanmazdı.
“Yani bekâretini yabancının tekine vermeyi dert etmiyor musun gerçekten? Romantizm olmadan? Şarap yok, yemek yok, altmış dokuz yapmak yok?” Ardı arkası kesilmeyen soruları en sonunda bardağı taşırdı; bir yandan da beni sevdiği ve her şeyi enine boyuna düşündüğümden emin olmak istediği için böyle yaptığını biliyordum. İnce eleyip sık dokuyarak bütün artıları, eksileri düşünmüştük ve herhangi bir şeyi atladığımızı hiç sanmıyordum. Fakat beni en çok endişelendiren şey bilinmezlikti.
Çalıştığı kulüp olan Foreplay’in tekinsiz bölgesine uzanan karanlık koridorda onu takip ederken, “Mesele annemin hayatıysa mı? Hiç tereddütsüz,” dedim. Foreplay: Hayatımın değişeceği yer işte burasıydı. Dönüşü olmayan nokta.
Annem Faye, ölümcül bir hastalığın pençesindeydi. Kalbi oldum olası güçsüzdü ve yıllar geçtikçe daha da kötüleşti. Beni doğururken ölümün kıyısından dönmüş ama tıpkı sonradan geçirdiği sayısız ameliyat ve operasyonda olduğu gibi, sağ salim çıkmayı başarmıştı. Şimdi ise sağ salim çıkma şansı yoktu. Hayat ışığı aşırı büyük bir hızla sönüyordu.

NOT: Ön Okumayı yüklediğim Issuu sayfası engellendiği için ön okumanın başlangıcı burada devamı ise BURADA!!!

Şimdi de sıra kitabımızın iç ve dış güzelliğine ;)

İlk olarak kapağını çoook beğendiğimi söylemek isterim :) Bu rengi zaten beğeniyordum, yayıncı da orijinal kullanmaktan vazgeçip böyle bir kapak yayınladıkları için mutlu olmalıyız çünkü bizim kapak daha güzel ;)


&


Sizce hangisi?? Ben başta söyledim neyi daha çok sevdiğimi ;)

Kitabımızın kapağı hafif bir kadifemsi hava veriyor bize, bu kitaplarda nadir olur o yüzden bu özelliğini de sevdim :)


Kitabımız açtığımız zaman seri ile ilgili bilgi veriyor bize ;)
Milyonluk Günahkar Düet kitabı ise Ekim de bizlerle olacak ;) 

Kitapla ilgili daha fazla detay desen Novella Yayınlarının kapakların da kitaba özel ayraç bulunmakta ;) 
Not: Kitaplar da en sevdiğim özellik :*
Sonrasında kitap için övgüler kısaca yazılmış. Buradan da bilgi edinebilirsiniz ;)


Kitabımız hakkında bu kadar bilgi veriyorum, daha çok bilgi için alıp inceleyin ve okuyun :*

Turumuz devam ediyor :)

12.08.2014
Pudra Tozu-Alışveriş Çılgınlığına Ceo Bakışı.
Pudra Tozu- Hayattaki Seçimler ve Kader.
Kitap Tutkusu-Yurtdışında Kitabın Popülerliği.
Kütüphanemden Kitap Manzaraları-Kitap Manzaraları – Anlaşmalı İlişkiler&Evlilikler ve Bu Konulu Kitaplar.
Fighting!!-Ön okuma ve Kitaba Genel Bakış.
13..08.2014

ÇEKİLİŞ^^

Kitabımızı kazanmak isteyenleri BURAYA!! alalım :)
Şansı 2 kişi aranmakta :)




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Elinizi korkak alıştırmayın :D