27 Temmuz 2014 Pazar

Bela//Sally Green Kitap Yorumu^^


Herkse Merhaba^^

İlk çıktığı günlerden itibaren herkes tarafından sevilen ve ilginç bulunan kitabı sonun da okudum. Ne zamandır okumayı düşünüyordum, konusu cidden merak uyandırıyor. Ama, lakin beklediğim gibi çıkmadı kitap. Başta güzel başladı, yazar sanki biz yaşıyormuşuz gibi anlattı, iyiydi. Ama sonra açılır diye bekledim cıks hem aynı tek düzey de gitti.

Nathan'ın annesi Ak cadı ama babası Kara Cadıların en kötüsü diye başlıyor konu. Annesinin ölümünden sonra ninesinin yanında kalan Nathan üvey kardeşleri bitişi hariç tarafından sevilen biridir. Sürekli kontrole giden Nathan hem Ak hemde kara cadı genlerini taşıyınca tam olarak nr olduğu çözmeler. Her cadının 17 yaşında büyükleri tarafından güçleri özel bir törenle verilir ama Nathan belirli biri olmadığı için meclis vermek istemez ve onu nasıl biri olduğunu öğrenmek için uzak bir yerde kafese koyarlar. Nathan üç armağanını alabilecek mi? 




Peki zorla konulan kafeste kaçabilecek midir?? 
Soruların cevabı kitapta. 

Her ne kadar kitap olsa da bir kişinin kafeste tutulması insanı kötü hissettiriyor. Gerek bu insan suçsuz biri ise. Yazar gerçekten karakterin yaşadığı sıkıntıyı bizim de yaşamamızı istemiş. Okudukça olmayan meclisi basmak istedim. O derece sinir bozucu :/


Yine de bu kadar gerçekçi anlattığı halde bir eksiklik vardı kitapta. Belki bu tür kitap ilk defa okuduğumdan dır ama benlik değildi. Şimdi atak gelecek, kitap tek düzelikten çıkacak diyorum yine bir hayal kırıklığı. Ama olaylar için de olaylar olarak bitirdim kitabı. 
Sonun da beklenen oldu mu okuyun öğrenin derim.  Kitabın sonun da yine Nathan'ın çilesi bitmiyor. Ne istiyorlar şu çocuktan anlamış değilim ama ikinci kitapta ortalığı yıkıp geçecek bence ;)


Kitapta geçen karakterler de en sevdiğim Nathan'ın üvey kardeşi Arran'dı. Bir çok karakter var kitapta, yardım eden düşmanlık eden ve gerektiği yeri bulan karakterler. Kitaba başlamadan önce aklımda bir şey vardı kitap ve karakter ile ama sonra aslında düşündüğüm gibi olmadığını, benim yanlış anladığım dank etti kafama. Sonradan ona göre okusam da kitabı bu da kitaba dair başka bir anı  :) 
Ne olduğunu tabii ki de söylemeyeceğim, sır bende  :)


 Yazarın anlatımı bazen kafamı karıştırsa da iyiydi. İkinci kitapta daha çok atak ve olay bekliyoruz kendinden.  Ben okuyana kadar bir çok kişi okumuştur kitabı, bazısı sevmiştir bazısı benim gibi pek ısınmamıştır, yine de konusu dikkat çekici ve okuması diyorsanız okuyun derim  Belki hata bende herkes seviyor ben sevmediğime göre :)
 İkinci kitabı belki okurum, çünkü sonu "neler olacak şimdi?" der gibi bitti.


Kitaba puanım 5/3.5 

Not:ilk defa buçuk kullandım o da değişik bir konusu olduğu için ;)


Alıntılar^^

"Ne dediğini biliyorum. Ne yapmak istediğimi de."
"Daha on iki yaşındasın Nathan. Anlamıyorsun..."
"Nine, anlıyorum. Her şey anlıyorum."

*****

Ninem bardakları doldurmak için çaydanlığı eline aldı. "O kafayı yemiş yaşlı cadının teki," dedim. "Aileden başka kimse davet edilmemiş. Onu tanımıyorum ve Meclis'in izni olmadan da hiç bir yere gidemem." Arran'a sırıttım. "Yani, tabii ki gidiyorum."

*****

Gerçekten kendimi kaybetmiştim. Avcılardan kaçan, Ak cadıların çekindiği Kara Cadılardık...ve burada bulaşık yıkayıp şiirden konuşuyorduk. Öylesine gülüyordum ki eğilip kalmıştım. Karnıma ağrılar saplanmıştı.


Başka bir yorum da görüşmek, bol kitaplı günler ve İyi Bayramlar^^


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Elinizi korkak alıştırmayın :D